Biletin satışa sunulduğu anda bileti ilk satın alanlardanım.
Eşim Mustafa adlı filmin 29 Ekim tarihi itibarı ile gösterime gireceğini söylemiş bilet almayı unutmamamı tembih etmişti.
Malum zor günler yaşıyoruz…
Bir yanımızda dindar görünüp en büyük dinsizliği yapan Hüseyin Üzmezler, öbür yanda muhafazakar kimlik altında vatan hainlerinden taraf olanlar…
Bir yanda yiyecek ekmek bulmakta zorlanan ve sesleri duyulmayan milyonlar, öte yanda “Allah nasip ederse…” söylemi altında danışmanları ile evlilik hesabı yapan milletin vekilleri…
Bir yanda düz ovada siyaset yapmaya kalkan PKK uzantıları, öte yanda bu pisliklerle birlikte yemek dahi yemekten çekinmeyen AKP kurmayları…
Bir yanda hükümeti zor kullanarak yıkmak istiyorlar iddiası ile süren Ergenekon davası, bir yanda ise hükümetin nedense ses çıkaramadığı; devlete açık açık savaş ilan edip ortalığı yakıp yıkan bir avuç serseri takımı…
Böylesi bir ortamda üstelik cumhuriyetimin 85. yıldönümü akşamı ilaç gibi gelecekti Can Dündar’ın “Mustafa” adlı filmi.
İşte bu duygularla eşimin sözünü dinlemiş ve heyecanla almıştım biletleri.
Eşim ve biricik çocuklarımla birlikte bu filmi izlemenin heyecanı tarif edilemezdi benim için.
Filmi izlemeye başladıktan sonra geçen süreyle paralel olarak beklentilerimin sinir bozukluğu ile yer değiştirmeye başladığını hissettim.
Gördüklerimin, görmek istediğim, daha doğrusu Türk Milletinin “Mustafası” ile bir ilgisi yoktu.
Özetle;
Askeri okula gidinceye kadar sorunlu bir aile ortamında büyüyen ve askeri okulu kazandıktan sonra kapıyı çarpıp çıkan
İsmi madam bilmem ne olan sevgiliye her fırsatta mektuplar yazmayı ihmal etmeyen
Sık aralıklarla içki içen ve arkadaşlarını fırsat buldukça ya idam ettiren ya da ceza evlerine tıkan
Komünist olmakla itham edilen
Çıkarlarını düşünerek dini kullanan ve sonrasında ise din karşıtı olan
Şeklinde tarif edilebilecek birisi anlatılıyordu filmde.
Yani anlayacağınız;
Vatan ve Milleti için kurtuluş meşalesini yakarak yedi düvele meydan okuyan ve teslim olmuş bir imparatorluğun küllerinden yeni bir Türk Cumhuriyeti kurmuş Mustafa’dan eser yoktu !
Bu filmi izledikten sonra yukarıda yazdıklarıma ilave olarak;
Bir yanda böyle soysuz filmlere katkı sağlayan Sabancı grubu, öte yanda söz verdiği halde gerçeği önceden görerek sponsorluğu red eden TURKCELL grubu diyerek teselli bulmak istiyorum.
Ancak çözemediğim ya da çözdüğüm halde yakıştırmak istemediğim bir hususu Can Dündar adlı yazara sormak istiyorum; Sahi sen hangi yandasın !..
Alp Ergenekon
http://www.haberdokuz.com/alp-ergene...an-dundar.html
Belki benzeri birçok yazı okumuşsunuzdur. İzlemediğim belgeseli Ahmet Altan gibi sorunlu kişiler gibi değerlendirmemiş bir yazı...
Mustafa Kemal'in zaafları olabilir. Ama onun zaaflarını ortaya sunarak karalamaya tabi tutmanın anlamı nedir? Devrimci geçinen küçük beyinlerin haaa, tam bizim adamımız demesi için mi, yoksa çocukluğumdan beri gördüğüm Atatürk düşmanlarının kendi ellerine geçirmiş oldukları malzemeyi belgeleyen, belgeselleyen bir yapıta sahiplenmesi mi?


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

