Rusya'nın etkili gazetelerinden İzvestiya'nın Genel Yayın Yönetmeni Vladimir Mamontov, Rusya ile Türkiye arasında başlayan halk diplomasisinin artık yöneticilere de yansıdığını söyledi.


Mamontov, bu çerçevede Türk müteşebbislerin Rusya'da açtığı okulların iki ülke ilişkilerine önemli katkı sağlayacağını vurguladı. Zaman'ı ziyaret eden İzvestiya'nın Yayın Yönetmeni, Türkiye'nin Gürcistan krizinde uyguladığı siyaseti 'bilgece' olarak niteledi. Vladimir Mamontov'a göre, Türkiye'nin gündeme getirdiği Kafkas İstikrar ve İşbirliği Platformu projesi önemli bir açılım. Başbakan Putin'e Kremlin yolunu açmak için anayasada değişiklik yapıldığı yorumlarını da değerlendiren Mamontov, "Bu doğru değil. Ancak Putin'in gönüllerdeki yerini Medvedev de biliyor." dedi.

Rusya'nın etkili gazetelerinden İzvestiya'nın Genel Yayın Yönetmeni Vladimir Mamontov, Rusya ile Türkiye arasında başlayan halk diplomasisinin artık yöneticilere de yansıdığını ve iki ülke ilişkilerinin daha da gelişeceğini söyledi. Bu çerçevede, Rusya'daki Türk okullarının önemli katkı sağlayacağını vurgulayan Mamontov, Türkiye'nin Gürcistan krizindeki siyasetini ise bilgece olarak niteledi. Vladimir Mamontov'a göre Türkiye'nin gündeme getirdiği Kafkas İstikrar ve İşbirliği Platformu projesi de üzerinde durulması gereken bir açılım. Zaman'a özel bir mülakat veren İzvestiya'nın Genel Yayın Yönetmeni, ABD başkanlık seçimlerini kazanan Barack Obama konusunda ise temkinli: "Rusya-ABD ilişkilerinin geleceği açısından Obama için en önemli sınav füze kalkanı olacak." Vladimir Mamontov, Zaman'ın gündeme ilişkin sorularını cevaplandırdı.

Türkiye-Rusya ilişkileri, 1990'lardaki "rekabet eden ülkeler'' öngörüsünün aksine rekabet ve işbirliğinin aynı anda yaşandığı bir hal aldı. Sizce ilişkiler nereye doğru gidiyor?

İlişkiler tabii ki iyiye gidiyor ve gidecek. Aslında bu işin özünde halk diplomasisi var. İki ülke halkının teması, yakınlaşmayı üst katmanlara taşıdı. 1990'lı yıllarda başlayan bavul ticareti ve turizmin ivme kazandırdığı ilişkiler, iki ülkenin de değiştiğini gösteriyor. Şöyle ki, halkın birbiriyle teması 'aslında ortak bir sürü noktamız var' gerçeğinin görülmesini sağladı. Halk tabanında başlayan bu iş artık üst katmanlara da yansıyor. Bölgedeki ve dünyadaki meselelere paralel yaklaşımlarda artış var. Sadece siyasi değil, kültürel ve sosyolojik bir etkileşimden söz ediyoruz.

Türkiye ile ilişkilerin sosyal ve kültürel yönüne vurgu yaparken, evlilikler ve Rusya'da faaliyet gösteren Türk okulları var. Sizce bunlar ilişkileri nasıl etkiliyor?

Son dönemde halkın birbiriyle yakınlaşması sosyal yönden bazı ilişkileri geliştirdi. Bana göre burada önemli olan Türk halkının iyi niyetli olması. Bu iyi niyet ileride ilişkileri daha da geliştirecek. Bakın, İngiltere ile ilişkilerimizde bazı sorunlar yaşıyoruz. Bunun nedeni İngiliz tarafının iyi niyet konusundaki eksikliği. Bana göre Türk eğitimcilerin Rusya'daki yatırımları iki ülke ilişkilerine önemli katkı sağlayacak.

İlişkilerde sizce eksik olan noktalar neler? Rekabet alanlarının ortadan kalktığını söylemek doğru mu?

Türkiye'nin Doğu ve Karadeniz'deki etkisi çok büyük ve önemli. Bu, Rusya için de önemli. Üstelik Türkiye'nin değişen bir yüzü var. Bunu iyi görmek gerekiyor. Rusya da benzer bir değişim yaşıyor. İki ülke de kendi değerlerinden kopmadan modernleşiyor. Bence iki ülke de birbirini bu değişen yüzleriyle anlamaya başladı. Rekabet konusuna gelince, tabii ki ekonomi ve bazı alanlar dışında rekabetin söz konusu olacağını düşünmüyorum. Ekonomik rekabet, bütün devletler arasında olur. Önemli olan, rekabetin birbirinin önünü kesecek bir noktaya gitmemesi.

Gürcistan meselesi ve Hazar gazını Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşıyacak olan Nabucco projesi bu rekabet alanlarından biri değil mi?

Bana göre Türkiye, Gürcistan krizinde çok bilgece bir

politika takip etti. İki tarafı da incitmedi. Gürcistan yönetimi hata yaptığını anladı. Rusya açısından, mesele kendi vatandaşlarını korumanın yanı sıra kendini göstermekti. Çünkü tabiri caiz ise birileri başımıza çıkmıştı.

Nabucco projesine gelince, her şey uygun ve paranız varsa bunu yapabilirsiniz. Ben bu meseleye pragmatik bakıyorum. Bu proje her halükârda hayata geçirilecekse, tartışmanın ve ilişkileri bozmanın bir anlamı yok.

Türkiye'nin gündeme getirdiği Kafkasya İstikrar ve İşbirliği Platformu Rusya tarafından gerçekten destekleniyor mu?

Türkiye'nin Karadeniz'deki rolünden bahsederken bunu da vurgulamaya çalışıyordum. Evet. Bence, bu proje çok değerli ve üzerinde durulması gerekiyor.

Barack Obama'nın başkan seçilmesi tüm dünyada olumlu yankılandı. Obama, Rusya-ABD ilişkilerini nasıl etkileyecek?

Öncelikle şunu söylemeliyim ki, George Bush'un gidiyor olmasından dolayı çok mutluyum. Ancak Obama'nın nasıl birisi olduğunu ise zaman gösterecek. Bana göre ABD'nin Çek Cumhuriyeti ve Polonya'ya yerleştirmeyi planladığı füze kalkanı bu açıdan önemli bir test olacak. Obama burada bir geri adım atarsa, Rusya da Kaliningrad'a yerleştirmeyi düşündüğü füzeler konusunda geri adım atmaya hazır. Bu, diğer silahsızlanma anlaşmaları için de geçerli. Amerikan tarafı daha az silah olan yaşanabilir bir dünya isteyip istemediğine karar vermeli. Bu konuda Rusya'nın bir teklifi var. Ancak şimdiye kadar cevap olumsuz. Neden? İran'dan gelecek tehdide göre yapıyoruz diyorlar, oysa herkes bunun Rusya'ya karşı olduğunu biliyor. Bence iki taraf pozisyonlarında geri adım atıp ortak noktada buluşabilir. Bu durum, eski Avrupa için de rahatlatıcı olur. Rusya, Obama'ya temkinli yaklaşıyor. Bazı aydınlarımızın sevinci de Obama'nın gelmesinden değil, Bush' tan kurtulmuş olmaktan kaynaklanıyor.

Rusya Meclisi'nde cuma günü onaylanan ve devlet başkanının görev süresinin 4 yıldan 6 yıla çıkarılmasını öngören anayasa değişikliği, Başbakan Vladimir Putin'in Kremlin'e dönüş hazırlığı olarak yorumlandı. Öyle mi?

Bana göre bu kişisel bir hareketten ziyade, siyasette yakalanan istikrarın devamı yönünde bir adım. Putin ile Devlet Başkanı Dmitri Medvedev aynı düşünceye sahip; ancak stil farkı var. Fakat, benim için 3,5 yıl sonra kimin başa geleceği değil, aynı istikrarın devam edip etmeyeceği önemli. Bildiğiniz gibi bu değişiklik zaten bir sonraki başkan için geçerli olacak. Bu arada, Medvedev'in görevinin yarısında bırakıp istifa edeceğini sanmıyorum. Şunu da unutmamak lazım, Putin eğer istese, Medvedev gelmeden anayasayı değiştirir ve başkan olarak görevini sürdürebilirdi. Çoğu kişi bunu istiyordu; ama o, bunun demokratik olmayacağını düşünerek reddetti.

Putin'in halkın gönlünde yeri başka

Rusya'da Medvedev, devlet başkanı olmasına rağmen gerçek liderin Putin olduğu yönünde dünyada genel bir algılama var. Bu doğru mu?

İki dönem başkanlık yapmış ve halk tarafından bu kadar sevilen birisinin tabii ki siyasi arenadan çıkması kolay olmaz. Bu nedenle de Putin siyasi arenada devam ediyor. Üstelik başbakanın konumunda devlet başkanını zorlayan bir güç var. Ve öncekilerden farklı olarak Putin bunu kullanıyor.

İki lider de Putin'in sembolleştiğini biliyor. Medvedev kendisini gösterirse bir sonraki seçimde tabii ki seçilebilir. Ama dediğim gibi, iki lider de Putin'in gönüllerdeki rolünün farkında.

ANLAŞMA İSTANBUL'DA İMZALANDI

Rusya'nın en önemli gazetelerinden İzvestiya ile Zaman Gazetesi işbirliği yapacak. Bu konudaki anlaşma Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı ile İzvestiya'nın Genel Yayın Yönetmeni Vladimir Mamontov tarafından imzalandı. Zaman Gazetesi'nin İstanbul'daki merkezinde imzalanan anlaşma, iki gazetenin haber, yorum, analiz ve gazeteci değişim programları konusunda işbirliğini öngörüyor. Mamontov, imza töreninin ardından yaptığı açıklamada, "Bu anlaşma Rusya ile Türkiye arasında her alanda gelişen ilişkilerin medyaya yansımasıdır. Anlaşmayı çok değerli görüyoruz. Hayata geçirmek için çok önemli bir adım attık." ifadelerini kullandı. Zaman'ın binasını da gezen Mamontov'a İzvestiya'nın St. Petersburg baskısının Genel Yayın Yönetmeni Boris Klementiyev de eşlik etti.

Kaynak

Ne diyelim hayırlı olsun.