tek tek basamakları çıkmak bir bilinmezliğin ardındaki ışığa kapılıp gitmek ardından.
gözlerinin bir ışıltısına hayaller kurmuş nicelerinden sonra elinle tersine tersine itmek geçmişi,yok saymak diğerlerini.
gözlerini kapatıp bir buhrana ters düşen hayallerinin arkasından yok olmuş ateşinin küllerine damlaları harcamak.
ne sen'i vardı ne de ben'i.
üçüncü tekil şahısa yazılan bir oyunun tek satırından ibaretti cümleler. bir o kadar oyun arayan çocuk edasıyla salıncağa doğru koşan daha sonra zincirinin kırıldığını farkedip boynunu büken.kafasını kaldırdığında kan kırmızı gözlerinin ardından o yumuk ellerinin içinde duran kalbini hırsla canlandırma sevdasıydı içinde tüten közler.
damladı yaşlar gözlerinden,ters dönüp yatağında sarıldığı an yastığına bir bir dua gibi adını ezberlediği isimlerdi sanrılarında sayıkladığı.
unutulmamazlıktı,her gece köşe başında duran kocaman bir karabasanın,saniye farkıyla boynunu kirli ellerinden kurtardığı nefesi.
ağlamaklı iniltilerinin arasından bir fısıltı gibi gelmesiydi dışardakine sesi.
bir rüyaya konuk oluşuydu,kapkara bakan gözlerinin ardından yanında duran küçük çocuğa " kızım " diye sarılması.
sanrıları çoktu,diken üstünde alev misali kör bir yangınla oynuyordu kazanın içinde fokurdayan günahlarını tek tek alıyordu parmak uçlarıyla.
bir çok anlamsızlığın içinde yine gülümsemesiydi ona, en zor olan... yine de gülümseyebiliyordu.
bir ip üzerinde sessizce yürürken,sağına soluna bakmadan doğrusunu yanlışını ayırt ediyordu.
sağ tarafta dört mevsim,sol tarafta beş duygu hali....
anlamsızlıkların içinde kayboluşuydu,son defa duyarken "korkuyorum " sözlerini,gözlerinden aktı yine bir kin seli.
olmuşa değil,olacak olana isyanıydı şimdiden.
kimseye yakıştıramadı ölümleri,bir kitaba takıldı gözleri ;
ölürsem beni,seninle ararlar şimdi
( ... )


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla


