Damarlarında Türk kanı olsa da, Cem Özdemir “bizden biri” değildir. Ancak, tam manasıyla “öteki” de değildir. Bu bakımdan, Özdemir’e çok büyük umutlar bağlamak yanlıştır. Ancak, Alman siyasetinde “öteki”lerin haklarının korunması bakımından Özdemir’e destek vermek gerekmektedir.
Avrupa Parlamentosu üyesi olan 42 yaşındaki Cem Özdemir, Alman Birlik 90/Yeşiller Partisinin delegelerin yüzde 79,2'sinin oyunu alarak eş başkanlığı görevine seçilince, Federal Almanya Cumhuriyeti tarihindeki ilk yabancı kökenli parti lideri oldu.
617 delege Özdemir için "evet" oyu kullanırken, 107 delege "hayır" oyu, 46 delege de çekimser oy kullandı. Partinin diğer eş başkanı olan Claudia Roth da, delegelerin yüzde 82,7'sinin oyunu alarak yeniden bu göreve seçildi.
Eş başkanlık görevlerine seçilen Roth ve Özdemir, daha sonra nükleer atık bidonunu temsil eden bir bidonla “davul çaldı”lar!
Almanya'nın Baden-Württemberg eyaletindeki Bad Urach kentinde bir Türk göçmen ailenin oğlu olarak 1965 yılında doğan Özdemir, orta öğrenimini tamamladıktan sonra eğitimci olmak amacıyla sosyal pedagoji okudu.
Özdemir, 1987 yılından itibaren bağımsız gazeteci olarak da çalıştı ve Arjantin kökenli Alman gazeteci Pia Castro'yla evlendi. Özdemir eşi ve kızı Mia Raşa'yla birlikte Berlin'in Kreuzberg semtinde yaşıyor.
Siyasi kariyerine 1981 yılında Birlik 90/Yeşiller Partisine üye olarak başlayan Özdemir, 1989-1994 yılları arasında Baden-Württemberg eyaleti Yeşiller Partisi teşkilatının yönetim kurulu üyeliğinde bulundu. 1994-2002 yılları arasında Alman meclisi üyeliği yaptı ve 1998 yılından itibaren partisinin meclis grubu iç politika sözcüsü olarak çalıştı.
Görev nedeniyle yaptığı uçuşlar sırasında topladığı mil puanlarını, izin verilmemesine rağmen özel uçuş için kullandığı yolunda haberler yayımlanması üzerine Özdemir, 2002 yılında yapılan genel seçimlerde yeniden milletvekili seçilmesine rağmen, bu görevi üstlenmeyi reddetti.
Avrupa Parlamentosuna 2004 yılından bu yana üye olan Özdemir, burada Yeşiller grubunun dış politika sözcüsü olarak görev yapıyor. Özdemir, ayrıca Avrupa Parlamentosu AB-Türkiye Heyeti ve "Kuzey Kıbrıs Temas Grubu" üyesi.
Cem Özdemir’in, Alman Birlik 90/Yeşiller Partisinin eş başkanlığına seçilmesinin Almanya, göçmen gençler ve uyum çalışmaları açısından bir değişimin başlangıcı olabileceği yolunda büyük umutlar yaratılıyor. Bu umutlara bağlı olarak, Cem Özdemir’e “Türk Obama” yakıştırmasında bulunuluyor!
Varsayımlarla yola çıkarsak Cem Özdemir için şu gelecek çizgisini çizmemiz mümkün:
Partisinin yeniden koalisyon ortağı olması halinde Cem Özdemir’in, Alman siyasetinde tırmanışı devam edecek. Partisinin başarısı Cem Özdemir’i bakanlık koltuğuna taşıyabilecek
Genç ve azimli bir siyaset adamı olan Cem Özdemir 1994 yılında ilk kez milletvekili seçildiğinde, bir “misafir işçi” çocuğunun Federal Meclis’e seçilmesi başarısını yakalamıştı.
Alman kamuoyu, bir en yumuşak ifadesiyle “misafir işçi”, gerçek tanımıyla “yabancı”nın çocuğunun Federal Meclis’e girmesine çok fazla hazırlıklı değildi. Ancak, futbol sahalarından ve iş dünyasından sonra siyaset sahnesinde de yabancı isimli Almanların yükselmesi, Alman kamuoyunda tartışılmaya başlandı!
Her ne kadar, Cem Özdemir’in seçilmesinden bu yana 15 yıla yakın bir süre geçse de, Alman kamuoyunun “yabancı”ların Federal Meclis’e girmelerinden çok fazla memnun olduklarını söyleyebilmek mümkün değil!
Partisinin Sol Parti’ye, Hür Demokrat Parti’ye, Sosyal Demokratlar’a ve Hıristiyan Demokratlara karşı sınırlarını kesin bir şekilde belirleyen Cem Özdemir’i gelecek yıl bir olağan genel seçim maratonu bekliyor. Ayrıca, iki ay içinde erken seçime gitmek zorunda kalan Hessen Eyaleti’nde de zor bir sınav verecek. Almanya’nın Hessen Eyaleti’nde Yeşiller’in başında Tarık El Vezir isimli bir başka yabancı kökenli Alman siyasetçi var.
Hessen Eyaleti’nde muhafazakar partiye başkanlık yapan ancak söylemleriyle ırkçıları geride bırakan Eyalet Başbakanı Roland Koch, son seçimlerde özellikle yabancı düşmanlığını körükleyerek oy toplamıştı!
Hal böyle olunca, Hessen Eyaleti’ndeki seçimlerin Özdemir açısından bambaşka anlamları var!
Nükleer enerji ve çevre koruma, iklim politikaları ve uluslararası ekonomik krizin boyutlarını sınırlamak gibi zor alanlarda Yeşiller’den alternatif stratejiler bekleyen seçmenler, Roth/Özdemir ikilisinin icraatını merakla izleyecekler.
Bu arada, Yeşiller Partisi’nde Roth’un mu, Özdemir’in mi ön plana çıkacağını önümüzdeki günler gösterecek.
1963 yılında Anadolu’nun bağrından gelen ve Almanya’nın yeniden yapılanmasına önemli katkı sağlayan Birinci Nesil’den olan anne ve babasına seçildikten sonra yaptığı teşekkür konuşmasında değinen Cem Özdemir’in kariyeri, diğer yabancı kökenli Alman gençlerine bir örnek teşkil etmeli.
Kökleri dünyanın çeşitli bölgelerinde ve çeşitli kültürlerde ve dinlerde olan Almanlar da Almanya’da başarılı olabilirler. Bunun için vermeleri gereken karar, bu ülkenin kanunlarına ve düzenine uyum sağlamak ve aynı zamanda Avrupa menşeli demokrasiyi özümsemek isteyip istemedikleriyle ilgilidir.
Cem Özdemir, partisinde “tek adam” değil. Ayrıca, Almanya siyaseti genellikle “tek adam” zihniyetine dayanmıyor. Cem Özdemir, Almanya siyasetinde ancak dördüncü sırada sayılabilecek Yeşiller Partisi’nde sadece “ikinci başkan” oldu. Bu elbette bir başarı. Ancak, bu başarıyı ABD’deki Obama’nın başarısıyla kıyaslamak hiç de gerçekçi değil.
Cem Özdemir, 1963 yılında Anadolu’nun bağrından gelen ve Almanya’nın yeniden yapılanmasına önemli katkı sağlayan Birinci Nesil’den olan bir Türk ailesinin çocuğu. Cem Özdemir’in damarlarında “Türk kanı” var. Ancak, kendisine seçtiği yaşam biçimi ve savunduğu görüşler bakımından “öncelikle Türk milletinin çıkarı” diyebilecek bir konumda değil. Çünkü, Almanya Federal Meclisi’ne seçildiğinde “Federal Almanya’nın çıkarlarını korumak” üzerine yemin etti! Bu bakımdan, Cem Özdemir’in seçilmesini “çok büyük bir olay” olarak görmemek gerekiyor.
Kaldı ki, Almanya siyasetinde hangi görüşten olursa olsun herkes “Almanya’nın çıkarları” için çalışmak zorundadır. Almanya’daki medya, aydınlar, araştırma kuruluşları ve benzerleri Türkiye’de olduğu gibi lafı eveleyip geveleyenleri; Almanya’nın aleynine sonuçlar verebilecek fikirleri sanki Almanya’nın lehine olacakmış gibi “satmaya” çalışan siyasetçilere yaşam hakkı tanımaz!
Özdemir, “Türk kökenli” olduğu için, Türkleri ilgilendiren konularda “daha hassas” tavır sergileyebilir. Ancak, bu hassasiyette bıçak sırtı bir denge tutturamazsa, “Türk kökenli olduğu için” suçlamasına maruz kalacaktır.
Partideki katı çevreci kanadın, reel politika kanadında yer alan Özdemir'i pragmatik olmakla eleştirdiği de sır değil. Örneğin Özdemir'in, yeni nükleer enerji santralleri kurulmasına koşullu destek olarak algılanan sözleri partide rahatsızlık yaratmış, Özdemir ardından yanlış anlaşıldığını belirtmişti. Yeterince ‘çevreci' olmamakla eleştirilmesine rağmen Cem Özdemir, iç politika, hukuk ve yabancılar politikası alanlarında güçlü bir isim olarak görülüyor.
Şu an Yeşiller partisinin Avrupa Parlamentosu milletvekili olan Özdemir, parti eş başkanı seçilse bile 2009 seçimlerine milletvekili adayı olarak giremeyecek. Bağlı bulunduğu Yeşiller Baden-Württemberg eyalet teşkilatı, geçtiğimiz ay yapılan kongrede Özdemir'i milletvekili listesine seçmedi! Özdemir parti tabanının kendisine yönelik tavrını şu sözlerle eleştirmişti:
“Bence verilen vaazların uygulanması da gerek. Buna yönetim kadrosuna yapılan muamele de dahil. Yönetim kadrosunun el üstünde tutulması gerektiğini kastetmiyorum. Sadece belli bazı davranış şekilleri gerekli. Bu kişilere rakip ya da savaşılacak kişi muamelesi yapılmamalı…”
Özdemir’in yabancı bir eş seçmesi eleştirilecek bir durum sayılmasa bile, çocuğuna verdiği ismin ne Türk, ne de İslami nitelik taşımaması, Özdemir’in hayat felsefesi açısından çok ciddi ipuçları içeriyor.
Türkiye’nin gerek Avrupa Birliği ile ilgili yaşadığı sorunlarda, gerekse Almanya ile yaşadığı sorunlarda cem Özdemir’in “Türkiye’nin yanında” olacağını düşünmek hayal kırıklığı olacaktır.
Cem Özdemir futbolcu olsaydı Türk Milli Takımı’na davet edilmesi ihtimali olabilirdi. Damarlarında Türk kanı olsa da, Cem Özdemir “bizden biri” değildir. Ancak, tam manasıyla “öteki” de değildir. Bu bakımdan, Özdemir’e çok büyük umutlar bağlamak yanlıştır. Ancak, Alman siyasetinde “öteki”lerin haklarının korunması bakımından Özdemir’e destek vermek gerekmektedir.
http://www.ulkucu.org/makale.php?PHP...66&mak_id=2453


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
