• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
10 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    KUKLALARIN EFENDİSİ (: umudun_guncesi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2006
    Mesajlar
    10,233
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8

    Tarihin vicdanını sızlatan,soykırım efsanesi ( U.M.P. adına )

    Celal Bayar'la bir soykırım sohbeti ;

    16 Ağustos 1980
    Celal Bayar'la baş başa....

    Hava güzeldi... bahçede,şenzloglarımıza gömülmüş,konuşuyorduk. o sıralar, ermeni anarşistleri yine bir politikacımızı öldürmüştü. söz, dönüp dolaşıp bu ermeni cinayetlerine gelip dayandı. sayın Bayar'a sordum :

    - ne istiyor ermeniler bizden? bir " soykırım"dır tutturmuşlar. Osmanlı Devleti'nin savaş güvenliğini sağlamak için, cephe gerisi önlemlerini, " SOYKIRIM siyasi cinayeti " haline dönüştürmeye mi çalışıyorlar ? siz, bu olayların içinde yaşadınız...
    Bayar yüzümü araştırarak sordu :

    - Yazacakmısın ?
    - Şu anda sadece merak ediyorum. Ama uygun görürseniz yayınlarım.

    Bayar yzümü inceledikten sonra :

    - politikada " sözünün ardında durmak " diye bir şey vardır. bazı politikacılar , buna pek önem vermezler ! oysa devlet adamlığı bu çizgide belirlenir.. evimizde geçen bir olayı bile, heryerde, aynı biçimde anlatamayız ! onun için sana " yazacakmısın? " diye sordum. eğer yazacaksan daha dikkatli olacağım...
    - eğer bir gün, kamuoyunun, fikrinizi öğrenmesinde yarar olduğunu görürsem, izninizi ister ve yayınlarım.

    - size güveniyorum. olay şöyle :

    ermeniler, yaşamları bakımından en çok bize benzeyen bir millettir ! ... dini inançlarından başka, Türklerden ayrıldıkları bir yer yok gibidir. aile hayatları, yedikleri, içtikleri, sosyal münasebetleri, bizimkilerle sıcak ilişki içindedir diyebilirim.

    özellikle Osmanlı mimarisine imzalarını atmışlardır. bir çok camii, medrese ve konakta imzaları vardır. tek bahtsızlıkları vatan edindikleri toprakların, büyük göçlerin ve fetihlerin oluştuğu bir noktada bulunmalarından ibarettir.
    Avrupa'dan Asya'ya Asya'dan Avrupa'ya geçen bütün yollar ermenistan üzerinden geçer. Türkler, araplar , iranlılar, makedonyalılar, bizans ve en sonra osmanlılar ermenistan toprakları üstünden aşmak zorunda kalmışlardır.

    Böyle bir ayakaltı ülkede küçük bir toplum, bağımsızlığını uzun süre sürdüremez! nitekim sürdürememiştir de. kendi ülkelerinde çok az gün görmüşler, çok az bağımsız yaşamışlar. ermenilerin tarihi hep başka milletlerin yönetiminde geçmiş olaylarla doludur.
    Orta Asya'dan gelen göç ve akınların geçit yeri, ermenistandır.
    İskender, makedonya merkezli bir "Dünya Devleti" kurmak hevesi ile, taa hindistana kadar gittiği zaman geçtiği yerlerden biri ermenistandı.

    İran imparatoru Dara, yunandan intikam almak için birkaç yüz binlik ordusunu avrpa kıtasın geçirmek istediği zaman, ayağının altına dşen ilk devlet, yine ermenistan.

    Bizans devleti, imparatorluk biçimine dönüşmek hevesine düşünce, en yakın komşu devlet yine ermenistan olmuştur !
    İslamiyeti dünyaya yaymak için yollara düşen araplar, asya içlerine sızmak zorundaydılar ; yine yollarının üstünde ermenistan vardır.
    Moğol belasındn usanan ALPARSLAN , bahtını batıda aramaya karar verince, bizans toprakları haline dönüşmüş ermenistan, Türk atlarının nasl sesleri ile uğuldadı.

    SON EFENDİ

    uzatmayayım, velhasıl ; kimin aklına ne yapmak düşmüş olursa olsun, ermeniler tedirgin oldular. bu yüzden yönetimleri altına girdikleri bütün toplumlardan edindikleri deneyim ve görgülerden yararlandırlar; ve böylece "başkaları ile iyi geçinmesini bilen" bir sosyal yapıyı oluşturdular.

    İşte Osmanlı, ermenilerin son " Efdendisi"dir !
    ermeniler bu son "Efendi" ye dört yüz yıl hizmet verdikten sonra, yabancı devletlerin fısıltılarına kandılar ve 700 yıl önce yitirdikleri devleti, ele geçirmek için, " Teba-i sadıka " olan ermenilerin bir bölümü , "teba-i habise" olmaya koşullandılar !

    - pekü bu nasıl oldu,beyefendi? ikinci mahmud'un ve daha sonra oğlu Abdülmecid'in aldığı kararlar ve uygulamalar bu sadık halkı, bir başına devlet kurmaya götürdü ?

    _ Türkçe'de bir söz vardır : " Damlaya damlaya göl olur." derler. doğrudur. osmanlı ülkesi, " kan değişimi"ni geçiriyordu. Doğu'nun digergam ahlakından, Batı'nın egoist ahlakına geçiyorduk!

    Bütün değer yargıları değişiyordu. değer yargılarındaki bu değişiklik, aileden devlet'e kadar bütün toplum katlarında etksini göstermişti.
    Tutalım : Osmanlı'da "Toprak mülkiyeti" yoktu. toprak mülkiyetinin kabulü, özellikle doğu'nun bir bölümünde ve birçok dinsel ve toplumsal nedenlerle oluşmuş geleneklerle yönetilen toplum parçalarında bir ihtimal yarattı. 350 yıldan beri devlete sadık ve onun emrinde olan Kürt beyleri ayaklandılar !
    ithalat ve ihracatı devlet gözetiminde tutan yedd-i vahitlerin kaldırılması ; iç alım ve dış alım politikalarının işlemesini, temeline kadar aleyhimize dönüştürmüştü!
    burada saymakta fayda ummadığım daha birçok yenilik ve değişiklik,toplumu sarsıyordu,sallıyordu. devlet,bu yeni oluşmulara hazır değildi. eski toplumun yürümesi için düşünülmüş önlemler, yeni toplumu, temel huzursuzluklara sürüklüyordu.

    KÜRTLER VE ERMENİLER

    bir toplumda huzursuzluk oldumu, o toplumda dost düşman bütün toplumlar ve ecnebi devletler, kendi çıkarlarının peşine düşerler. burada konu, ermeniler olduğu için, konuya o açıdan yaklaşıyorum.
    tutalım, Osmanlı'nın başka bir parçası olan kürtlere, özel mülkiyet açısından yaklaşarak, kürt beylerini devlet aleyhine çevirmek olası iken ; başka bir parçası olan ermenilere, hristiyan-müslüman açısından yaklaşıp, mezhepleri kullanarak devlete düşman etmenin yolu açıktı! nitekim, ruslar ortodoks ermenileri, ingilizler protestan ermenileri, fransızlar katolik ermenileri kolayca güdümlerine alabildiler!

    Yahudiler, hiç kimsenin yanında değildi. onlar çıkarlarını gözetiyorlar, çoğu zaman çıkarları da müslümanlarla çatışmamak olduğu için, devletin yanıbaşında idiler.
    Bayar, burada durdu, yüzünde muzip bir gülümseme vardı.
    şimdi, sorduğun sorunun karşılığını doğruca verebilmek için, bu güzel havada, içeriye geçip çalışma odamdaki notlara bakarak konuşmam gerekiyor. çünkü konu çok önemlidir.
    olayların üzerinden bu kadar yıl geçtikten sonra, konunun yeniden diriltilmesi ve Devlet'i, Milleti ile birlikte, tedirgiin etmesinin ardında bir şeyler olmalıdır !

    Bakalım kimler ve neler çıkacak? ...

    İsmet Bozdağ'ın ;
    "soykırım efsanesi" kitabını sizlere sunmaya karar verdik. daha önce geçmişten bugüne ermenistan adlı çalışmamızın ve araştırmalarımızın ne denli yararlı olduğunun çoğu kişi farkına varamasa da,yine arşivlerle ve görmüş geçirmiş gözlerin size sunduğu belgelerle olayı tekrar ele almaya karar verdik.
    yazmış olduğum yazı kitabın ilk bölümünü oluşturmaktadır, daha sonraları ise birer birer belgelere geçiş yapacağım.
    bu çalışmadan umarım çok şeyler kazanabiliriz.
    şimdilik burada bırakıyor ve sonraki bölümde görüşmek üzere diyorum

    ULLUSAL MÜCADE PARTİSİ adına ;
    ulusal mücadele parti başkanı : umudun_guncesi

    En basit yalanları gözümün içine bakarak söyleyen aptallar tanıdım; inandığımı Sandılar...Bense onların kuş kadar akılları ve cahil cesaretlerine hayrandım...

    Dedim: Çok yalnızım.
    Dedin: ... Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186


  2. #2
    Misafir Balaban_Pasa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-11-2005
    Mesajlar
    2,824
    Karizma Gücü
    0
    Bir solukta okudum yazıyı.

    Güzel bir analiz yapmış Celal Bayar.

    Devamını merakla bekliyorum.

    Böyle bir çalışmayı bizimle paylaştığınız için çok teşekkürler.

  3. #3
    atmaca03 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-06-2007
    Mesajlar
    578
    Karizma Gücü
    0
    Güzel bir alıntı idi devamını bekliyoruz
    Dün yaptığın iş hala gözüne iyi görünüyorsa yetersizsin demekdir



    Ne Mutlu Türk'üm Diyene



    Atmaca03 & Gizmo
    iki kafadar...

  4. #4
    KUKLALARIN EFENDİSİ (: umudun_guncesi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2006
    Mesajlar
    10,233
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    devamı gelecek efenim
    En basit yalanları gözümün içine bakarak söyleyen aptallar tanıdım; inandığımı Sandılar...Bense onların kuş kadar akılları ve cahil cesaretlerine hayrandım...

    Dedim: Çok yalnızım.
    Dedin: ... Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186


  5. #5
    TruckTurkey adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-12-2007
    Mesajlar
    2,102
    Karizma Gücü
    5
    Aslında Celal Bayar bilinmeyen şeyler söylememiş.
    Ama beyanında bazı görmek istemediğimiz noktalar var.

    En önemli nokta Osmanlı'nın özellikle 19 yy dan itibaren kendi vatandaşını koruyamadığıdır.
    Bu durum sadece Müslüman ahalisi için değil , Gayrimüslim ahalisi içinde geçerlidir.
    Avrupa sanayi devriminin dişlileri sürekli tüketime dayalı dişlilerdir.Bu dişlilerin karşı16 yy toplum ruhuna dayalı sosyo-ekonomik bakışla mücadele edemezsiniz.Çünkü Avrupa 16 yy da bıraktığınız Avrupa değildir.Bütün dünyanın ekonomik kaynaklarını sömürmeye yönelmiş bir Avrupa'dır.Doğru ya da yanlış bu bizi ilgilendiren bir durum değil. Bizi ilgilendiren bu dişlilere karşı Osmanlı'nın geleceğe yönelik öngörü ve planlamayı gerçekleştirememesidir. Kısaca Osmanlı'nın yıkılacağı aşikardır.
    Kendi vatandaşını koruyamadığın yerde de vatandaşlarının başka kanallara yönelmesi olağan bir süreçtir.

    Peki bu kadar basit midir? Dananın kuyruğu nasıl ve neden kopmuştur?

    Balkan savaşlarını ve sonuçlarını düşündüğünüzde, balkanlardaki Müslüman ahalinin katli ve sürülmesini hatırladığınızda maceraperest Ermenilerin nerde ve nasıl bir akıl yürütme yaptığınıda anlarsınız.

    Herşeyden önce 20. yy a gelindiğinde Anadolu'daki İslam kimliği 12-13 yüzyıllık bir kimliktir.
    Osmanlı İslam ahalisinin nüfusu Ermenilerin yoğun olarak yaşadığı illere oranla kat ve kat fazladır.
    Peki buna nazaran 1915 ten önce Çarlık Rusyası ve İngiliz destekli Ermeni Çeteleri nasıl olacakta Doğu Anadolu'da ''Bağımsız Ermenistan'ı kuracaklardır?
    Yöntem bellidir. ''Etnik Temizlik,yıldırma ve göç''

    İşte Ermenilerin yaptığı en büyük hata budur .

    Keza Kafkaslar da bu etnik temizliği yapmış,bugünki Ermenistan'ı özellikle 1918 den sonra Azeri izlerinden temizlemişlerdir.




    H.F.B. Lynch'in 1901 deki Ermenistan Seyahati ve Araştırmaları adlı kitabında , Erivan'ın yarıya yakın nüfusu Azeri(Tartar diye anılır o yıllarda Azeriler) dir.

    Ve bizzat dönemin hem Ermeni ileri gelenleri ve hemde birtakım Rus askeri arşivlerinde bu etnik temizlik açıkça ifade edilir.

    Hepsinin arşiv bilgileri mevcut.

    Ama belkide Ermenilerin bir türlü ders çıkaramadıkları tarihsel olgu , Sykes-Picot gizli antlaşmasıyla , Sözde Büyük Ermenistan'ın Çarlık Rusyası kontrolünde kalacağı , çok önceden İtilaf Devletleri arasında belirlenmiş olmasıdır.

    Ve bundan sonra Rusya'nın ya da Amerika'nın güdümünden çıkıp kendi iradeleri üzerine bir egemenlik kurmaları da nerdeyse imkansız gibi.

    Umudun Güncesi , İsmet Bozdağ'ın kitabının bölümlerini burdan takip etmek keyifli olacak.
    Bu mesaj en son " 20.11.08 " tarihinde saat 17:03 itibariyle TruckTurkey tarafından düzenlenmiştir...


    Soykırım Propagandacılarına Kriz Geçirten Site
    Linke Tıklayın
    Armenian Genocide Photos

  6. #6
    TF Bölüm Sorumlusu <span style='color: #006400'><span class='glow_FFA500'>_WOLF_</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-12-2007
    Mesajlar
    22,290
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    9
    guzel paylasim tesekurler kardes

    halkimizinda bu olaylari en ince detayina kadar bilmesi lazim diye dusunuyorum




    Uzaklık deyip dert ettiğin nedir ki sevgili..?..Biz, yaradanı görmeden sevmedik mi..?((MEVLANA))

  7. #7
    KUKLALARIN EFENDİSİ (: umudun_guncesi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2006
    Mesajlar
    10,233
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    "HINÇAK" KURULUYOR

    içi, ince yazılarlar doldurulmuş çeşitli boyda defterlerin arasından bir tanesini seçti ve gözlüklerini değiştirerek okumaya başladı. buna okumaktan çok "mırıldanmak" demek daha doğrudur.
    - galiba- dedi, buradaki alıntılar işimize yarayacak... (okuyarak )

    ilk ihtilalci ermeni teşkilatı, 1887'de rus vatandaşı olan kafkasya ermenilerinden Avedis Nazarbekin öncülüğünde, kafkasyalı ermeniler tarafından kurulan, HINÇAK derneğidir. bu derneğin amacı; önce, Türkiye'deki ermenilerin bağımsızlığını sağlamak; sonra bunları, rusya ve iran daki ermenilerle birleştirerek "SOSYALİST bir ERMENİ DEVLETİ " kurmaktır. " sosyalist devlet" hevesi , rusyadan önce ermeniler arasında uyandı. ama MARKSİST devleti ilk kuran ruslar olmuştur.
    işte, bu marksist kişilikli hınçak derneği, Türkiye'de örgütlenmek için Kahn Azat adlı bir üyesini istanbul'a yolladı ( 1889 )
    khan, istanbul da Kriminan adlı bir sosyalist ile görüştü. kriminan delegeye : "yabancı devletlerin arkalaması olmadan amaca ulaşmanın olasılığı kuşkuldur." dedi.
    adam, doğru söylüyordu. ama, bir kez yola çıkmışlardı.
    "ölmek var dönmek yoktu ! " Trabzon, Erzurum, Harput, Halep ve İzmir de teşkilatlandılar!
    1890 da hınçakta çıkan bir anlaşmazlık, derneği böldü.
    kafkasya da TAŞNAK teşkilatı kuruldu.
    DOĞU ANADOLU da bir ERMENİSTAN DEVLETİ kuracaklardı!
    işte işin aslı budur!

    Aynı amacı paylaşan bu iki ihtilalci kuruluş, zamanla birbirleri ile de kapışarak çalışmalarını sürdürdüler. kullandıkları metod, bulgar ihtilalcilerinin kullandıkları metottu.
    ortada hiç bir sebep yokken, kışkırtmalar yapılıyor, Türklerle - Ermenileri kapıştırıyorlar sonra hınçaklar avrupa nın ; taşaklar, rusyanın müdahalesini sağlayarak amaca ulaşmaya çalışıyorlar. Amaç : Bağımsız Ermenistan !

    bu derneklere, mezhepleri farklı insanlar giriyor, kendi aralarında çarpışarak ölüyorlar. sonra mezheplerine göre ; ingiliz, fransız, rus büyükelçileri, Babıali'yi sıkıştırıyor ; Devleti " Beceriksizlikle " suçlayıp kendi çıkarlarına göre önlemler alınmasında direniyor; daha doğrusu, direnebiliyorlardı!

    DRAMDAKİ OSMANLI


    bu yüzden Osmanlı devletin de yüz binlerce insan, hayatını hiç uğruna kaybetmiş ; aileler yok olmuş, kadınlar, çocuklar ezilmiş, Tarihin Vicdanı sızlamıştı !
    Osmanlı devletinin Birinci Dünya savaşına girmesi, bu atmosfer içinde gerçekleşti.
    Artık, savaş yasaları işliyordu.
    Oysa 1918-1920 arasında iki milyondan fazla kafkasyalı müslüman, - ruslar tarafından- sürüldü; bir çoğu da yok edildi.
    kaçabilenler, Osmanlı topraklarına sığındılar. şimdi yeni bir süreç başlamıştı.
    Artık, kırım'a, kafkaslara, steplere hristiyanların yerleştirilmesi kolaylaşmıştı.
    yerleştirdiler, yerleştirdiler.

    ERMENİLERE :
    GÜNEY KAFKASYA


    Özetlersek:
    iki milyondan fazla kafkasyalı müslüman sürüldü. bu insanların bir çoğu yok oldular. kurtulup kaçabilenler Osmanlı topraklarına sığındılar.

    Rus sömürge politikasının dayandığı bir başka önemli nokta ise : kırım'a , steplere, kafkaslara hristiyan ahalinin yerleştirilmesi idi ! bu politikanın uygulama alanı olarak "kafkasya " seçilmişti. Slav hristiyanları kırım'a, steplere ve kafkaslara yerleştiriliyordu. ermenilere, başka bir bölge uygun görülmüştü : Güney Kafkasya !
    işte, bu bölgeye yerleştirilen ermeniler, fırsat buldukça osmanlı topraklarına sarkmaya başladı. çetecilik, bozgunculuk yapıyorlar ; müslüman halk arasında fitne sokmaya çalışıyorlardı.

    Benim, " çalışıyorlar" dediğime bakmayınız!
    Ülkeyi kana buluyorlar, bu bölge insanlarına hayatı yaşanmaz hale dönüştürüyorlardı. Osmanlı bölgesinde yaşayan ne kadar ermeni varsa, artık silahlanmış, misyon sahibi olmuştu. ayaklanacaklar, osmanlı yönetimini devirecekler, yüz yıllarca kardeş sıcaklığı içinde yaşadıkları Türk komşularını vurup doğrayacaklar ve ellerindeki tüm varlıkları paylaşacaklar ve bir zamanlar olduğu gibi yeniden DEVLET olacaklardı !
    Sayın Bayar, bunları konuşurken, bazı kitap ve " çalışmalar" dan parçalar okuyor, böylece, yalnız kendi düşüncelerini değil, bir çağı dile getirmekte olduğunu anlatmaya çalışıyordu. Birden, bir anlatım yumuşaklığından çıkıp ciddileşti ...

    diğer bölümde buluşmak üzere
    En basit yalanları gözümün içine bakarak söyleyen aptallar tanıdım; inandığımı Sandılar...Bense onların kuş kadar akılları ve cahil cesaretlerine hayrandım...

    Dedim: Çok yalnızım.
    Dedin: ... Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186


  8. #8
    ÇaĞaTaY adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-05-2007
    Mesajlar
    7,653
    Karizma Gücü
    7
    Sevgili umudun_guncesi ;

    Paylaşımını en kısa zamanda okuyacağım.
    Eminim ki , çok değerli bilgiler vardır.
    http://www.yenicaggazetesi.com.tr/logoyeni2.gif

    TEK ÖLÜMSÜZ BİZ ,
    SİZ İSE GEÇİCİSİNİZ !


  9. #9
    KUKLALARIN EFENDİSİ (: umudun_guncesi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2006
    Mesajlar
    10,233
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    TEHCİR KARARI ALINIYOR

    Artık, tarihin içindeyiz dedi. Şimdi o günleri yeniden yaşıyor gibiyim. Her gün, yeni bir haberle, ya üzüntüye kapılıyor, ya umutlu bir geleceğin rüyasını yaşıyorduk. işte o günlerin birinde, Tarihe : " TEHCİR KARARI" olarak geçen Hükümet kararını gazetelerden öğrendik. şimdi size , bu kararın alınmasını gerektiren tarihi koşulların bazılarını aktarayım :

    Ermenilerin yaşadıkları bölgeler, adeta devltin elinden çıkmış, ermeni komitacıların kontrolü altına girmişti.
    yabancı devletler sürekli, ermenieri tahrik ediyor, sonra kendi eserleri olan olaylardan şikayet ederek, devleti bunaltıyolardı. özellikle doğu sınır boylarında yaşayan ermeniler, sınırın öbür yakasında yaşayan ermeni ordusu ile fikirde ve harekette bütünleşiyorlar, yaşadıkları bölgeyi cehenneme çeviriyorlardı !
    Türk köyleri, her gün yeni bir baskınla yüz yüze yaşıyordu.
    korkunç bir canakıyım sürmekteydi !

    Türk ordusunun bütün hareketleri izleniyor, silahları çalınıyor, insanlar tedirgin yaşatılıyordu. savaşan rus ordusunda " gönüllü ermeniler" olduğu gibi, bu ermenileri ordularının başında " rus generaller" hizmet vermekteydi.
    velhasıl osmanlının doğu sınırları, rus ordusu ve ermeni çetelerin cebi gibiydi. Osmanlı ordusu, karşısındaki ordudan değil, gerisinde bıraktığı ermeni düşmanlığından çekinir hale gelmişti.
    Artık TEHCİR'den başka çare yoktu!

    TEHCİR KOŞULLARI

    Ve hükümet rus sınırındaki köy ve kasabalarda yaşayan ermenilerin, güneye - uygun imkanlarla- götürülüp yerleştirilmesi kararını aldı!
    Bu kararda, yaşadıkları bölgelerden alınıp güneye götürelecek olan ermenilerin, gerek konaklama yerlerinde ve gerek yol boylarında Türk silahlı kuvvetleri tarafından korunacakları, kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirtilmişti:
    24 nisan 1915.
    Bu tarihte, osmanlı sınırları içinde yaşayan ve devletin aleyhinde çalışmaktan sakınmayan ermenilerin tutuklanması gerekirken, hükümet, bir yıl bu kararı yürürlüğe koymadı ve ermenilerin durumlarını idrak ederek düzelmelerini bekledi.
    Fakat ermeni vatandaşlar, durumlarını düzelteceklerine, durumu daha vahim biçimlere sokacak girişimlerde bulunmaktan çekinmediler!
    bunun üzerine 24 nisan 1915 tarihli karar sonunda uygulandı. 80.000' e yakın ermeninin yaşadığı istanbulda 2345 ermeni tutuklandı !

    Eğer bir soykırım söz konusu olsaydı, bu kararın muhattabının 80.000 ermeni olması gerekmezmiydi?...
    Hükümet aldığı bu kararın üstünden bir yıl geçtiği halde, hiç bir ermeninin kılına bile dokunmadığına, hatta, devletteki hizmetlerine bile ilişmeden yönetimi sürdürdüğüne göre, bir "soykırım"dan söz etmek, aklın sınırlarını zorlamaktır!
    " soykırım" kavramı üzerinde biraz durmak istiyorum:

    Bayar durdu, bir süre yüzüme anlamlı, anlamlı baktıkan sonra :

    - Düşünsenize İsmetbey, bu nasıl bir " soykırım"dır ki, senin ve benim doğum yerim Bursa'da 69.00 ermeni yaşadığı halde, bunların içinden sadece 231 kişi seçilmiş ve sürgün edilmiştir!...

    Ne demektir bu?..

    Şu ya da bu ölçüde suça bulaşmış 231 insan tespit edilmiştir.
    Bunların hepsi suçlumu, bunu bilemeyiz ama, devletin "ermeni" değil "suçlu" arıyor ve bunları kapalı hapishane yerine bir açık hapishanede toplamayı amaçlıyorsa, bizim devlete söyleyecek bir sözümüz olamaz. çünkü dünyanın hiç bir yerinde ve hiç bir zaman suçlular, cezalarını nerede çekeceklerini belirleme hakkına sahip olamamışlardır!
    Sadece bu tespitimiz; soykırım iftirasının hiçbir gerçeğe dayanmadığını, karalamaların, devlet ihanetini, gölgeye çekmek telaşından ibaret bulunduğunu ortaya koyar.
    Suçlu, dünyanın her tarafında ve her zaman suçlu statüsünde tutulur.
    Bizim ermeniler, suçsuz olduklarını savunamayacak kadar suça batmış olduklarından, kendileri bile suçsuz olduklarını ileri süremiyorlar.
    En basit yalanları gözümün içine bakarak söyleyen aptallar tanıdım; inandığımı Sandılar...Bense onların kuş kadar akılları ve cahil cesaretlerine hayrandım...

    Dedim: Çok yalnızım.
    Dedin: ... Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186


  10. #10
    KUKLALARIN EFENDİSİ (: umudun_guncesi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2006
    Mesajlar
    10,233
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    SUÇLULARIN HAKİMİ YARGILADIĞI GÖRÜLMEMİŞTİR

    Ben, ermenilerin böyle bir yola sapmalarını, düşüne taşına " suç işlemeye " karar verdiklerine bağlıyorum. hesap vereceklerine, hesap soruyorlar!
    "SOYKIRIM!..." Ha?...
    Suçluların, "Hakim"leri duruşmaya çektikerli nerede görülmüştür!
    Bugün ermenilerin dünyada kopardıkları gürültü o kadar yüksek seviyeye ulaşmıştır ki birbiri peşinden diplomatlarımızı şehit etmeleri bile, bir "soykırım intikamı" biçimine sokularak arkalanabilmekte; HİTLER Almanya'sının soykırımı ile Osmanlı Devleti'nin " Nefis müdafaası" bir tutulmak istenmektedir.
    En sade bir vatandaş bile, "Bir soyu yok etme" suçuna imza koyamaz !...
    Bence, Alman milleti başka, soykırım kararı veren Hitler başkadır! Ben eminim ki, bugün dünyada soykırım faciasını en iyi kavrayan, Alman milletidir.
    Ne demek soykırım?...
    Bir soyun ortadan kaldırılması!...
    Bir mahşer ortamı!...
    Bir kişiye değil, bir aileye değil, bir yerleşim bölgesindeki insanlara değil, geçmişi ve geleceği kapsayan savaş!... Bir "soy"u, ortadan kaldıracaksınız!...
    Dünyadan sileceksiniz!....
    Böyle bir şey, mümkünmüdür bir kere?...
    İşte önümüzde tarih... Böyle bir olay kaydediyor mu geçmişte?
    Orta Asya tarihinde rastladığımız CENGİZ VE MOĞOL bencilliği var!
    Ama bu da soykırım değil. Savaşın merhametsizi, insanlıktan soyunmuşu bencil ve gaddar versiyonu !
    Moğol, Asya ve Avrupa kıtalarını merhametsiz kılıcına boyun eğdirmişti ama, sadece kendi üstünlüğünü pekiştiriyor, kendisine direneni kırıyor, baş eğeni ardına takıyordu!
    Hiçbir "soy"a karşı değildi?...
    İspanya'da müslüman arapların başına gelenler vardır ama, bu da bir soykırım değil, bir merhametsiz kültür savaşı!
    Rus yahudilerine yapılan " progromlar", rus halkının "ekmek kavgası" dır.
    Hitler'in yahudi ırkına uyguladığı sistemli imha hareketi, kuşkusuz bir soykırım yapısıdır.
    Ancak, içinde, " nefs müdafaası" mazeretini taşır. Çünkü yahudiler, almanya'nın ekonomisini ele geçirip iktidarı belirliyorlar, almanya da alman'a nefes aldırmıyorlardı! Ancak almanlar, Osmanlılar gibi sabırlı, merhametli değildiler. Fırına attığı yahudinin yağından sabun yapacak kadar rezil bir beceri gösterdiler!
    Osmanlıya gelince...
    Osmanlı da ermenilerden hiç şikayet yoktu!
    tersine, Babıali'nin can damarı TERCÜME ODASI ermenilere bırakılmıştı.
    Buradan dünya ve ülke izleniyor, politikalar üretiliyor,uygulanıyor, bütün devlet adamları, önce burada hizmet verdikten sonra, Sadrazamlığa kadar bütün Devlet kademelerinde görev alıyorlardı !
    ermeniler, padişaha suikast düzenler, bankalar basar, silahlı tecavüzlerle istanbul'u cehenneme çevirirken, Osmanlı, silaha silahla karşılık vermiyor, sopa ile nefs müdafaası yapıyordu!...
    Bu mu SOYKIRIM!...
    ermeniler, padilaha suikast düzenlediler...
    Padişah İkinci Abdülhamit'i arabası ile birlikte dinamitleyecekler, havaya uçuracaklar, sonra Osmanlı ülkesinin bir bölümünde sözde "Bağımsız Ermenistan" kuracaklardı ! ...

    PADİŞAHA,CANAKIYIM!...

    Bunun için planlar hazırlandı. Viyana da bombaların yerleştirilip havaya uçurulacağı fayton hazırlandı. Belli olmaması için İstanbul'a parça parça getirildi. Burada çatıldı ve diğer dinamitler yerleştirildi. Padişah, Yıldız Camisi'nde cuma namazını kılıp çıkacakken kendi arabasına değil, tıpkısı olan bu arabaya bindirilecek, saat ayarlı dinamitler, kendiliğinden ğatlayıp Padişah Abdülhamit ile birlikte havaya uçacak, yerine geçecek Padişah Murad'dan istediklerini alacaklar !
    Ama Padişah Abdülhamit, camiden bir buçuk dakika geç çıkıyor. Araba, arabacısı ve atları ile birlikte havaya uçuyor!
    Gözleri önünde olup biten olayı gören padişah Abdülhamit, şaşılacak bir soğukkanlılıkla, başka birinin arabasına atlayıp, atları kamçılayarak cehenneme dönmüş cami avlusundan uzaklaşıyor!
    Bu "cana kıyım" planını yapan, uygulayan ermeni, hemen bulunuyor ve yakalanıp mahkemeye veriliyor. Mahkemenin kararı, suçlunun idamıdır!
    Ama ne oluyor biliyormusunuz?...
    Padişah, kendi canına kıyan adamı affediyor!...
    Cebine para koyup avrupaya gönderiyor. Çünkü padişah, cana kıyacak kadar karakter yoksunu birinin, her çeşit aşağılık hizmete can atacağını çok iyi biliyor ve kullanıyor!
    Avrupaya gidecek ve orada Sultanın istediği bilgileri toplayıp İstanbul'a ulaştıracaktır.
    Bu mu zulüm? Bu mu adaletsizlik?
    Utama yeteneğini kaybetmeden hiç kimse bu kadar sefil iddiaların arkasında duramaz.
    Benim, eski bir ittihatçı olarak, Abdülhamit'ten yana konuşmam mümkün değildir ama "gerçeği" çarpıtamam!
    ermeniler, Osmanlıdan yaptıkları bütün şikayetleri, abartarak ve katlayarak kendileri, Osmanlı idaresine karşı yapmışlar utanmadan devletten şikayetçi olmuşlardır!
    Dün, Hınçakların yaptıkları suçlamaları, bugün DİYASPORA benimsemiştir.
    Dün ülke içinde yarattıkları kan denizlerini, bugün yurt dışında yaratmayı marifet haline getirmişlerdir.
    Dün, yurtta Sultanların canına kastediyorlardı, bugün Elçilerimizi, Elçilik görevlilerimizi kurşunluyorlar!
    Türkiye, yeni bir Türkiye oldu ama, ermeni vatandaşlarımızın diyasporası, kendilerine yakıştırdıkları kanlı elbiselerini bir türlü sırtlarından çıkaramadılar! Hala kanlı.. Hala insanlık dışı...
    Osmanlı büyük şehirlerinin çarşıları, ermeni sarrafları,tüccarları, esnafları ile dolup taşıyordu. Sarayın ve özellikle Harem'in bütün ihtiyaçlarını ermeni tüccarları temin ederlerdi. Bürokrasi de itibarlı yerleri işgal etmişlerdi.
    Bir çok ermeni kökenli "paşa" vardır.
    Sarayda hizmet eden ermeniler de az değildir!
    Osmanlıya baş kaldırmaya hazırlandıkları sırada bile, birçok saray, cami, sebil ermeni mimarlar ve mühendisleri tarafından inşa edildiler!
    Bayar'a veda ettiğim zaman, baktım akşam olmuştu.
    Dört saat, tarihin içinde yaşamışız!...

    bir daha ki bölümde ;
    NAkil ve Akıl

    saygılarımla...

    En basit yalanları gözümün içine bakarak söyleyen aptallar tanıdım; inandığımı Sandılar...Bense onların kuş kadar akılları ve cahil cesaretlerine hayrandım...

    Dedim: Çok yalnızım.
    Dedin: ... Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186


 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. İçinizi sızım sızım sızlatan bir aşkınız oldu mu?
    Ben-Sen-O & Kim? bölümünde mayahanım tarafından açılmış
    Yanıt: 10
    Son Mesaj: 09.01.12, 10:45
  2. dostluk adına
    Soru Sor, Cevap Ver - Ne? Nasıl? Niçin? Nerde? Ne Zaman? Kim? bölümünde erdal44 tarafından açılmış
    Yanıt: 7
    Son Mesaj: 12.10.11, 21:21

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •