SUÇLULARIN HAKİMİ YARGILADIĞI GÖRÜLMEMİŞTİR
Ben, ermenilerin böyle bir yola sapmalarını, düşüne taşına " suç işlemeye " karar verdiklerine bağlıyorum. hesap vereceklerine, hesap soruyorlar!
"SOYKIRIM!..." Ha?...
Suçluların, "Hakim"leri duruşmaya çektikerli nerede görülmüştür!
Bugün ermenilerin dünyada kopardıkları gürültü o kadar yüksek seviyeye ulaşmıştır ki birbiri peşinden diplomatlarımızı şehit etmeleri bile, bir "soykırım intikamı" biçimine sokularak arkalanabilmekte; HİTLER Almanya'sının soykırımı ile Osmanlı Devleti'nin " Nefis müdafaası" bir tutulmak istenmektedir.
En sade bir vatandaş bile, "Bir soyu yok etme" suçuna imza koyamaz !...
Bence, Alman milleti başka, soykırım kararı veren Hitler başkadır! Ben eminim ki, bugün dünyada soykırım faciasını en iyi kavrayan, Alman milletidir.
Ne demek soykırım?...
Bir soyun ortadan kaldırılması!...
Bir mahşer ortamı!...
Bir kişiye değil, bir aileye değil, bir yerleşim bölgesindeki insanlara değil, geçmişi ve geleceği kapsayan savaş!... Bir "soy"u, ortadan kaldıracaksınız!...
Dünyadan sileceksiniz!....
Böyle bir şey, mümkünmüdür bir kere?...
İşte önümüzde tarih... Böyle bir olay kaydediyor mu geçmişte?
Orta Asya tarihinde rastladığımız CENGİZ VE MOĞOL bencilliği var!
Ama bu da soykırım değil. Savaşın merhametsizi, insanlıktan soyunmuşu bencil ve gaddar versiyonu !
Moğol, Asya ve Avrupa kıtalarını merhametsiz kılıcına boyun eğdirmişti ama, sadece kendi üstünlüğünü pekiştiriyor, kendisine direneni kırıyor, baş eğeni ardına takıyordu!
Hiçbir "soy"a karşı değildi?...
İspanya'da müslüman arapların başına gelenler vardır ama, bu da bir soykırım değil, bir merhametsiz kültür savaşı!
Rus yahudilerine yapılan " progromlar", rus halkının "ekmek kavgası" dır.
Hitler'in yahudi ırkına uyguladığı sistemli imha hareketi, kuşkusuz bir soykırım yapısıdır.
Ancak, içinde, " nefs müdafaası" mazeretini taşır. Çünkü yahudiler, almanya'nın ekonomisini ele geçirip iktidarı belirliyorlar, almanya da alman'a nefes aldırmıyorlardı! Ancak almanlar, Osmanlılar gibi sabırlı, merhametli değildiler. Fırına attığı yahudinin yağından sabun yapacak kadar rezil bir beceri gösterdiler!
Osmanlıya gelince...
Osmanlı da ermenilerden hiç şikayet yoktu!
tersine, Babıali'nin can damarı TERCÜME ODASI ermenilere bırakılmıştı.
Buradan dünya ve ülke izleniyor, politikalar üretiliyor,uygulanıyor, bütün devlet adamları, önce burada hizmet verdikten sonra, Sadrazamlığa kadar bütün Devlet kademelerinde görev alıyorlardı !
ermeniler, padişaha suikast düzenler, bankalar basar, silahlı tecavüzlerle istanbul'u cehenneme çevirirken, Osmanlı, silaha silahla karşılık vermiyor, sopa ile nefs müdafaası yapıyordu!...
Bu mu SOYKIRIM!...
ermeniler, padilaha suikast düzenlediler...
Padişah İkinci Abdülhamit'i arabası ile birlikte dinamitleyecekler, havaya uçuracaklar, sonra Osmanlı ülkesinin bir bölümünde sözde "Bağımsız Ermenistan" kuracaklardı ! ...
PADİŞAHA,CANAKIYIM!...
Bunun için planlar hazırlandı. Viyana da bombaların yerleştirilip havaya uçurulacağı fayton hazırlandı. Belli olmaması için İstanbul'a parça parça getirildi. Burada çatıldı ve diğer dinamitler yerleştirildi. Padişah, Yıldız Camisi'nde cuma namazını kılıp çıkacakken kendi arabasına değil, tıpkısı olan bu arabaya bindirilecek, saat ayarlı dinamitler, kendiliğinden ğatlayıp Padişah Abdülhamit ile birlikte havaya uçacak, yerine geçecek Padişah Murad'dan istediklerini alacaklar !
Ama Padişah Abdülhamit, camiden bir buçuk dakika geç çıkıyor. Araba, arabacısı ve atları ile birlikte havaya uçuyor!
Gözleri önünde olup biten olayı gören padişah Abdülhamit, şaşılacak bir soğukkanlılıkla, başka birinin arabasına atlayıp, atları kamçılayarak cehenneme dönmüş cami avlusundan uzaklaşıyor!
Bu "cana kıyım" planını yapan, uygulayan ermeni, hemen bulunuyor ve yakalanıp mahkemeye veriliyor. Mahkemenin kararı, suçlunun idamıdır!
Ama ne oluyor biliyormusunuz?...
Padişah, kendi canına kıyan adamı affediyor!...
Cebine para koyup avrupaya gönderiyor. Çünkü padişah, cana kıyacak kadar karakter yoksunu birinin, her çeşit aşağılık hizmete can atacağını çok iyi biliyor ve kullanıyor!
Avrupaya gidecek ve orada Sultanın istediği bilgileri toplayıp İstanbul'a ulaştıracaktır.
Bu mu zulüm? Bu mu adaletsizlik?
Utama yeteneğini kaybetmeden hiç kimse bu kadar sefil iddiaların arkasında duramaz.
Benim, eski bir ittihatçı olarak, Abdülhamit'ten yana konuşmam mümkün değildir ama "gerçeği" çarpıtamam!
ermeniler, Osmanlıdan yaptıkları bütün şikayetleri, abartarak ve katlayarak kendileri, Osmanlı idaresine karşı yapmışlar utanmadan devletten şikayetçi olmuşlardır!
Dün, Hınçakların yaptıkları suçlamaları, bugün DİYASPORA benimsemiştir.
Dün ülke içinde yarattıkları kan denizlerini, bugün yurt dışında yaratmayı marifet haline getirmişlerdir.
Dün, yurtta Sultanların canına kastediyorlardı, bugün Elçilerimizi, Elçilik görevlilerimizi kurşunluyorlar!
Türkiye, yeni bir Türkiye oldu ama, ermeni vatandaşlarımızın diyasporası, kendilerine yakıştırdıkları kanlı elbiselerini bir türlü sırtlarından çıkaramadılar! Hala kanlı.. Hala insanlık dışı...
Osmanlı büyük şehirlerinin çarşıları, ermeni sarrafları,tüccarları, esnafları ile dolup taşıyordu. Sarayın ve özellikle Harem'in bütün ihtiyaçlarını ermeni tüccarları temin ederlerdi. Bürokrasi de itibarlı yerleri işgal etmişlerdi.
Bir çok ermeni kökenli "paşa" vardır.
Sarayda hizmet eden ermeniler de az değildir!
Osmanlıya baş kaldırmaya hazırlandıkları sırada bile, birçok saray, cami, sebil ermeni mimarlar ve mühendisleri tarafından inşa edildiler!
Bayar'a veda ettiğim zaman, baktım akşam olmuştu.
Dört saat, tarihin içinde yaşamışız!...
bir daha ki bölümde ;
NAkil ve Akıl
saygılarımla...