• Reklam
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir Balaban_Pasa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-11-2005
    Mesajlar
    2,824
    Karizma Gücü
    0

    Abd ekonomisi çökerken dolar neden yükseliyor?

    “Şimdi dolara gelirsek, kamuoyunun en çok anlamakta zorlandığı şey şu; Amerika’nın ekonomisi çökerken Dolar neden yükseliyor? Amerikan ekonomisi, dünyadaki Amerikan sermayesi, dünya sermayesinin köken olarak % 75’ini oluşturuyor. Bunların % 40’ı Amerika dışında. Amerika dışında olanlar, örneğin Türkiye’ye gelen Amerikalılar, yabancılar, Türk Lirasına dönerek yatırım yapıyorlar, devlete kağıt satıyorlar. Dünya faizinin iki katını ödüyoruz çünkü. Borsaya giriyorlar. Şimdi Amerika’da kriz çıkınca, yani sermayenin kendi karargahında, kendi evinde yangın çıkınca, o yangını söndürmek için gereken “su”; en öncelikle Amerika dışındaki sermayesini geri çekmektir. Bazı iktisatçılar sanırım Türkiye’de edebiyat okuyorlar iktisat yerine; televizyonlarda saçmalamalarının nedeni de bu.



    Türkiye’de ki Amerikan sermayesi Amerika’ya geri dönmeye karar verince, o zaman Türkiye piyasasında dolara talep oluyor. Dolara talep olunca doların fiyatı; piyasa mantığıyla talep çok yükselince fiyat yükseliyor. Şimdi burada çok büyük bir emme basma tulumba oluşuyor. Bundan 15 gün önce dolar 1.700’lere çıktığında Merkez Bankası müdahalelerine rağmen - Merkez Bankası bence bu işi yönetemedi- bizim Türk halkı bir daha bu fiyatları bulamayız dedi. Medya bunu “manipüle” etti. En acı yanı Türk halkı 2, 3 yıldır dolar almış 1.100’ler 1.195’lerde sürünüyor, kendilerini psikolojik olarak çok rahatsız hissederken, yabancılara hizmet eden bir medya pompaladı, tüm Türk Halkı ki; resmi rakam, Türklerin o iki-üç günde 7,5 milyar dolar sattığını gösteriyor. 15 gün önceki 1.650, 1.700 bandını yakaladığında. Peki şimdi bugün ne oluyor?



    Dünyada yabancılar çıkmaya başladı geçen haftadan beri, çok nettir bu. Çıkış artarak devam edecek. Kasım sonunun, yılbaşının çok tehlikeli olduğunu düşünüyorum. Yabancıların büyük bir kısmı vadeli işlemlerle çıkışlarını da garanti altına aldılar. Bu çıkış başladığında dolar yükseldi, yani yabancı doları talep ettiğinde. Birilerinin dolar satması lazım ki yüksek fiyattan dolar satın almasınlar. Şu anda bugün sabah dolar 1.665’lere geçerken, Türk halkının ki sizle röportaj yapmadan önce araştırdığım için söylüyorum, oluk gibi dolar sattığının göstergesi. Şimdi bizim elimizdeki dolarlar devede diştir. Hazinenin elindeki de devede bir diş gibidir. Hazinenin Merkez Bankasının rezervi 76 milyar, Türkiye’deki dış borcu özel sektörün sadece 191 milyar. Birileri gitmeye kalkar ve Türkiye’yi terk ederse, bizim bütün Türkiye’deki varlıkları çevirseniz bir anlam ifade etmez.



    Gelecekte neler olacak?



    Ben kısa süreler üzerine spekülatif şeyleri konuşamam. Neden konuşamam?



    Türkiye’de 50 milyon doları olan bir insan emme basma tulumba gibi, manipülasyon yaparak, kısa dönemde fiyatı indirip, çıkarabilir. Evvelki hafta 1.700leri gördü sonra 1.500’lere indi, şimdi tekrar 1.665’lerde seyreden bir dolarla karşı karşıyayız. Şunu söyleyebilirim; gelişecek trendleri. Yerel seçimlere kadar eğer Hükümet hala uyumaya devam ederse; dolar 2 milyon liraya çıkacak gibi gözüküyor ve dolardaki artış bundan sonra, kısmi iniş çıkışlar dışında geri dönüşü mümkün olmayan bir süreçte ilerleyecek. Siz cari açığınızı düşürtüp, dış borçlarınızı azaltana kadar devam edecek. Hükümetin cari açığı düzeltebilmesi de mümkün değil.



    Cari açık küçüldü diye seviniyorlar bu hafta için. Ona da sevinmesinler. Zira cari açığın küçülmesi elbette, bu kadar büyük bir krizle ilgili tüketim düştüğü için, ithalat azaldığı için ve dolar yükseldiği için. Ama cari açıkla beraber, bizim ekonomimiz de küçülecek. Önemli olan gayri safi milli hasıla içindeki cari açığın oranıdır. Bir yıl sonra baktığımızda rakamsal açığı küçülmüş olarak görebiliriz. Gayri Safi Milli Hasıla içindeki oranında küçülmeye rağmen, aynı kaldığını veya arttığını görebiliriz. Bunlar çok tehlikeli trendlerdir. Ekonomide % 2’lik % 3’lük cari açıklar kontrol edilebilir, kriz dönemlerinde. Olağan dönemlerde % 6’lık % 7’lik -bizdeki 7.4’e ulaştı- açık o da yüksek faizle borçlanılarak kontrol edildi bu güne kadar. Ama bir kriz ortamında % 7’lik bir açık asla kabul edilemez. Bu da bu ekonominin en tehlikeli yanıdır. AKP bu krizi anlamadı ve yönetemedi, bunu defalarca konuştum. İktidarın en önemli gazetesi dün manşetten “Öldüren Faize Karşı Son Çığlık - Dünyada faizler sıfıra indi, bizde neden otuz” diye soruyor. Anlayamadıkları için bari ben anlatayım: Bu kadar büyük cari açığı, dışarıdan yüksek faize gelen “sıcak para” ile kapatıyorsun. Eğer bu krizde faizleri düşürürsen para geri gider, senin iktidarın da şapa oturur. Bu kadar basit.



    Bana göre; “AKP, 2001 kriziyle geldi, 2009 kriziyle gidecek.”





    Obama’yı Amerikan devleti kamuoyunu yıllarca hazırlayarak seçtirtti



    “Obama’nın dışı siyah, içi beyaz. Obama, uzun süredir Amerika’daki küresel sermayenin medya gücü diye tanımladığım Hollywood Etkisi’yle- bütün görsel medyayı ve Hollywood’u kastediyorum- uzun süredir Amerika’da bir siyah başkan hazırlanıyor. Saat 24:00 dizisinin başkanı siyahtı, öldürüldü yerine gelen siyah. Oscar’lar siyahlara verilmeye başlandı. Filmlere bakın; Zenciler eskiden hep kötü işleri yapanlardı. Şimdi de hep polisler zenci.



    Amerika, bu savaş politikalarını uygulamak i l;in göbek adı Hüseyin olan, babası Müslüman olan, üstelik de zenci ırkından birisinin, daha radikal kararlar alması için getirdi. Obama ile alınacak kararlar Amerika’nın daha kolay alabileceği kararlardır. Amerikan Devleti bir süreklilik gösterir. Amerikan Devleti’nin bugünkü zor şartlardan çıkışı, bu krizden çıkabilmesi, yeni savaşlar çıkarabilmesi, ancak Obama ile mümkündür. McCain’le mümkün olsaydı, zaten Amerika devleti McCain’i seçtirirdi.



    Amerika’da -belki bir başka röportaj konusu- 302 milyon insanın 130 milyonu seçmen. Seçmen kartı alanların yarısı sandığa gidiyor. O yarısının yarısını alan seçiliyor. Neredeyse ülke nüfusunun 8 de 9 da biri insan tarafından bir başkan seçiliyor. Amerikan sistemi bunun üzerine kuruludur. Şimdi bugün, gelir gelmez Obama’nın söylediği çok net bir şey var. O net şey şudur; Obama ilk demecinde “Üç milyar dolar olan İsrail’e yardımı 30 milyar dolara çıkaracağım.” dedi. Bizim Türk basınında tek satır bunun alıntısı bile olmadı. Zaten 3 milyar dolar olan İsrail’e yardımı, 30 milyar dolara çıkarmanın kendisi bile Ortadoğu da bir savaş nedenidir.



    Şimdi Beyaz Saray ekibine ve kabinesindeki muhtemel bakanlarına baktığımızda göreceğiz ki, Demokrat olmakla birlikte, tıpkı geçmişteki Amerikan tarihinde görülmediği gibi, Cumhuriyetçiler de yer alacak gözüküyor. Amerika’nın Dünyadaki yapısal düzenlemelerinde büyük adımlar hep demokratlarla olmuştur. Size bir anekdot vereyim. Türkiye’deki üç darbe ve 28 Şubat demokratlar iktidardayken olmuştur. Cumhuriyetçiler değil. Clinton zamanında 28 Şubat oldu. Bunların Amerika’dan bağlantısız olduğunu düşünmek abesle iştigaldir. Ama biz hepimiz Clinton’ı çok demokrat Amerika’nın parlak yüzü diye görüyoruz çünkü bu bir imajdır. Gerçekler değil imaj önemlidir.



    Amerika’nın bu krizden çıkması için ülke kamuoyunda güven sağlayacak bir unsura ihtiyacı vardı. Onun sağcı değil, solcu görünen bir adam tarafından uygulanması daha kolaydır. Müslümanlara yönelik bir hareket olursa, Afrika ülkelerine yönelik veya radikal Cumhuriyetçiler’in cesaret edemeyecekleri çıkışları Demokratlar yaparsa, daha az tepki çekerler; bu siyasetin doğasında vardır.



    Obama çok net bir açıklama daha yaptı; görevi devralana kadar ekonominin sorumluluğu Bush’da olacak diye. Bugüne kadarki her kriz döneminde -sadece ekonomi değil, Amerika’da yeni başkan gelir gelmez yaşanan krizle ilgili- bakanlarını açıklar, krizle ilgili kurmaylarını açıklar. Örneğin Clinton geldiğinde, Körfez krizini devralmıştı. Amerika savaştan yeni çıkmıştı. On danışmanının dördü Ortadoğu uzmanıydı ve hemen belli oldu bunlar seçildiği hafta.



    Şimdi yaşanan bir ekonomik kriz. Hazine bakanının ekonomiye yönetecek olan kurmaylarının adının açıklanması gerekirdi. Obama -necip Türk basınının atladığı bir şey, zaten bu işi bilenleri, piyasaları o yüzden de tedirgin etti- görevi devralana kadar Bush’un bu işi yöneteceğini söyledi. Bütün Amerikan kamuoyunun beklentisi , Obama’nın yönetmese bile kabinesi ile bir güven vereceğiydi ki, 15inde Amerika’da Washington’da biliyorsunuz krizle ilgili büyük bir toplantı oldu, Devlet Başkanlarının katılımıyla. Obama, bu toplantılara ağırlığının düşmesini istese çok mümkündü. Tamamen “lakayt” kalacağını da önceden deklare etti.





    Türkiye’yi bekleyen “en büyük” ve “en yakın” risk:



    Türkiye’yi yakın dönemde bekleyen en büyük risk, bence bankacılık sektörünün dış borçları, dövize endeksli borçlarıdır. Hükümetin ve BDDK’nın, hatta Bankaların kendi açıklamalarının tam tersine; dünyada yaşanan “Küresel finans krizi”, Türk Bankacılık sistemini “direkt” olarak tetikleyecektir. Bu tetikleme de dolaylı olarak üretim sektörünü vuracaktır. Ülkedeki çoğu ekonomi yazarı ve hocası “bizim bankacılık sistemi çok sağlam” diye ahkam keserek önce kendilerini, sonra da maalesef Hükümeti ve bankaları kandırmaktadırlar.



    Türk Bankacılık sisteminin tonla dışarıdan alınmış sendikasyon kredisi, döviz borcu vardır. Döviz rezervlerinin yabancılara ait olanları da hızla dışarı hareket edecektir. Kullanılan bu kredilerin vadesi geldiğinde yabancılar yenileyemeyecektir. Bu durumda da kendisini kurtarmak için borç riski taşıyan bankalar, kullandırdıkları kredileri geri çağıracaklardır. Hem de iktidarın baskılarına rağmen, hem de bağıra bağıra. Bu durum tüm üretim sektörü ve piyasaları sarsacak, ama asıl bankaları, onların geçim kaynağı olan verdikleri kredilerden elde ettikleri faizden mahrum edecek; böylece bankalar istemeyerek de olsa bir anlamda intihara sürüklenecektir.”


    Erhan göksel krizi anlamak adına yine önemli açıklamlarda bulunmuş.

  2. #2
    TruckTurkey adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-12-2007
    Mesajlar
    2,102
    Karizma Gücü
    5
    Erhan Göksel'in tesbitlerine kimsenin tek kelime edebileceğini sanmıyorum.
    ''Akp'nin krizi anlamadı'' dışındaki tüm söyledikleri doğru.Akp bu krizi daha önce anlamıştı.Ama anlaması demek bunu söylemeye yada buna yönelik önlemler almaya cesareti olduğu anlamına gelmiyor.
    Akp hükümeti zokayı yıllar önce yutmuş bir torik durumundadır. Zokanın ucunda ne kadar çırpınıp ne kadar yüksek faiz verebilir ise o kadar oltanın sahibi misineyi gevşetiyordu.
    Ta kii bugünlere kadar.Neyse bu konuya tekrar döneceğim.Bu krizi ve sonuçlarını çok acı şekilde yaşayacağız ve gelecekler nesiller Akp ismini hep bilecekler.

    Bizim için önemli olan Abd politikalarının kısa ve uzun vadede neler olacağı.

    İlk önce Abd durup duruken asla bu boyutta bir finansal krize girmez.Öncelikle bunu anlamalıyız.Bu suni yaratıldığı düşünülen finansal kriz aslında Amerika'da yakın yıllarda yaşanması muhtemel ekonomik krizin habercisi yada Abd nin bu yaklaşan ekonomik krize karşı bir savaş ekonomisi ile bu krizi aşacağının bir habercisidir.

    ''Peki ne diye Amerikan ekonomisi ekonomik bir kriz yaşayacaktır ki?'' diye sorabilirsiniz.Nedeni gayet basit.Çünkü yıllık 800-900 milyar dolar arasında cari açık veriyorlar.Amerika için bu rakam çok ölümcül olmayabilir diyebilirsiniz. Ama Amerikan ekonomisinde mamul madde ihracatından daha çok yatırımlar-yurt dışındaki çok uluslu ortaklıkları(petrol şirketleri gibi) büyük gelir getiren kalemlerdir. Yani Amerika enerji kaynaklarını ve yatırımlarını hakim kılabildiği sürece ithalat değerlerini dengeleyebilir.
    Peki Şangai konvensiyonu varken bunu yapabilmek mümkün müdür?

    İşte Erhan Göksel'in bahsettiği savaş ekonomosi üzerine Abd nin yapılanma sürecinin nedeni de budur.
    Obama'da bu sürec için Abd imagemaker'ları tarafından hazırlanmış bir liderdir.Obama'nın imajı ''Dünyaya Barış getirmeyi amaçlayan afrika kökenli Amerikan Başkanı'' dır.

    Şimdi biraz komplo teoriside ben yapayım.

    Ne demiştik Abd nin bu krizle ilgili savaş politikasına? Enerji kaynaklarını ya da nakil hatlarını kontrol edebilmeliydi.

    Hatırlarsanız bir harita vardı , Abd de önümüze konan.Haritaya bir bakalım şimdi tekrar.



    Biz bu haritanın sözde ''Kürdistan'' kısmıyla uğraşıp haritanın İran-Hindistan ve Çin kısmıyla fazlaca ilgilenmemiştik.

    Halbuki Şangai konvensiyonunun Abd için en tehlikeli kısmı İran-Hindistan ve Çin .

    Üretim çılgınlığı yaşayan Çin ve onu takip eden Hindistan'a Abd nin kontrol edemediği bir petrol ve ürünlerinin İran tarafından İhracatı , Abd için ölümcül.

    İran için Çin ve Hindistan'a petrol ihracatının en ekonomik ve güvenli yolu ya deniz yoluyla yada direkt boru hattıyla gerçekleşebilir.(Deniz yolu daha iyi bir seçenek gibi gözüküyor.)

    Şimdi haritaya tekrar bakın.

    Afganistan'da Abd var mı? Var.
    Harita'da İran Körfezini kontrol eden Özgür Belucistan(FreeBelucistan) kurulmuş mu? Kurulmuş.

    Şöle haritaya iyice baktığınızda , İran'ı kuşatan ülkelere başka kimler var diye...
    Azerbaycan'a özellikle dikkat edin.Avrupa merkezli olarak geçen bir iki yılda hiç Cenubi (Batı) Azerbaycan'ın zikredildiğini duymuşmuydunuz?
    Duymadıysanız haritaya iyi bakın.Çünkü İran'da bazı Azeri hareketleri şu sıralar kışkırtılıyor.
    Başka kim var?Ermenistan var.Ermenistan üzerine çok şey yazdım. takip etmeyenler için tekrar söylemeliyim.Enson ermenistan seçimleri Abd yanlısı Ter Petrosyan ile Rusya yanlısı Serj Sarkisyan arasında geçti ve bir şekilde Rus yanlısı Serj Sarkisyan iktidarı ele geçirdi ve bu durum Abd deki ermeniler arasında infial yarattı.
    Kuzey Irak'taki Talabani ve Barzani ikilisine hiç değinmiyorum.
    Ama özellikle Pkk terörüne karşı Akp iktidarının Kuzey Irak yönetimi ile bugünlerde anlaşma yaptığını hatırlatmalıyım.
    Biz Kuzey ırak'ta Kürt Devletinin kurulmasına izin verdiğimizde de eminimki pkk terörü tamamen sona erecek.
    Başka kim var diye bir bakalım.
    Türkmenistan var.Enson Türkmenistan'da Fettullah okullarını cia ajanları gerekçesiyle kapattıklarını ve Türkmenistan devlet başkanı Tükmenbaşına suikast düzenlendiğine ilişkin haberler gelmişti.

    Daha bu haritadan çok detay çıkar.Ama genel yapısıyla Abd nin yeni savaş politikasını gösterdiğimi sanıyorum.

    Her zamanki gibi Abd nin çok uzaktan yönetttiği bu mücadele başladı ve ilerde de daha da şiddetlenecek.

    Ve biz bu projenin ''ekonomik ve askeri olarak neresindeyiz'' diye soracak olursanız, konunun başında bahsettiğim ''Akp iktidarının bu krizi anladığını'' söylediğim kısmına geri dönmem gerek.

    6 yıllık Akp iktidarı ülkenin izlediği enflasyon ekonomisini bir tarafa bırakıp deflasyon ekonomisine geçmiştir.Kısaca piyasadaki talebi daraltarak fiyatları dizginlerken, Ab ve Imf normlarına uygun olarak desteklemeleri kesmiş ya da azaltmıştır.Buna dayalı olarak yerli üretim tarım ve sanayi ürünleri imalatı gerilerken , yurt dışından ihraç olunan ara mamule dayanan üretim ve ihracatı hızla artmıştır. Doğal olarak
    bu üretim ve ihracat politikası ithalatı da artırmış ve sonuç olarak 2008 yılın sonunda yıllık 80 milyar dolarlık bir dış ticaret açığıyla karşı karşıya kalmamıza neden olmuştur.

    Bazı ekonomi bölümlerinde bu dış ticaret açığının nasıl kapatıldığı sormuştum ''ekonominin doğru yolda gittiğini'' iddia edenlere.Tabiki cevap alamadım.
    Ben söyliyeyim.
    İhracat yapan firmalar bankalara borçlandılar,bankalarda da yabancı sermaye kuruluşlarına borçlandılar.
    Bunun anlamıda şudur. Abd deki finansal krizle birlikte bankalar
    borç para bulamayacak, bulamayınca üretimi ve ihracatı dışa bağımlı firmaların borçlarını ödemesi için kredi temin edemeyecek, bu firmalarda kredi temin edemeyince işçi çıkaracak ya da kapıya kilit vuracak.


    İşte ekonomisi Abd nin iki dudağının arasında olan bir ülke olarak ilerdeki Abd nin bölgeye yönelik planlarına siyasi ve askeri olarak tavrımız ne olacak diye sorarsanız buna da bu millet gelecek seçimlerde karar verecek.

    Ama her ne karar verirlerse versinler geçen 6 yıllık sürecin bedelini bu Millet çok ağır ödeyecek.

    Bunu da herkes çok iyi görmeli.
    Bu mesaj en son " 21.11.08 " tarihinde saat 04:15 itibariyle TruckTurkey tarafından düzenlenmiştir...


    Soykırım Propagandacılarına Kriz Geçirten Site
    Linke Tıklayın
    Armenian Genocide Photos

  3. #3
    sankekur adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-09-2004
    Mesajlar
    3,237
    Karizma Gücü
    0
    Yazı için teşekkürler yeterince yalın bilgilendirici bir yazı olmuş fakat anlayabilene.

    Bunca zaman hep pembe tablolarla millet uyutuluyor dendi fakat dinleyen olmadı. Devletçilik yok edildi ve ülkenin ekonomisi tamamen sıcak paraya bağımlı hale getirildi. Bunun bu şekilde olası bir durumda faturasının ağır olacağını çocuklar bile biliyordu. Ama ısrarla bu yalan, pembe tabloyu savundular. Onlar çıksınlar şimdi de savunsunlar.

    Akp hükümeti geçici pembe tablo yaratmak uğruna ülkeyi soktuğu bu durumdan elbetteki sorumludur. Sorumluluk ülkeyi yönetende değilde kimdedir? Yani kimse iyi günde "sayemde ekonomi tıkırında" deyip kötü günde "kriz tüm dünya gibi bizi de vuruyor" diyerek işin içinden sıyrılmayı düşünmesin. Sebebi ise ülke ekonomisini sıcak paraya bağımlı hale getirip borcu cari açığı bu kadar açana kadar ekonominin temeli sağlamlaştırılmalıydı. Olmayan temele binlerce ton yük bindirmeye benziyor bunlarınkisi. Kısacası bu iş sat gitsin, vereyim faizi paralar gelsinle olmuyormuş bunu somut olarak göreceğiz.

    İşte burada da hükümetin şu saatten sonra cari açığı düzeltmesinin mükün olmadığı söyleniyor. Fakat bu cari açığı, bu borcu yapmasını iyi bildiler.

    Tatlı tatlı yemenin acı acı çıkarması vardır sözü duruma uygun bir söz. Acı acı çıkaranın kim olacağı malum: bu millet. Dileriz tüm yanlışlara rağmen bu durum en hafif(en hafifi ne kadar olacaksa) zararla atlatılır.

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •