yerçekimi tarafından gönderildi.
Dünya petrol yataklarına belki de bu İslam ülkeleri sahip olabilirler ve müstemleke olarak yönetiliyor olabilirler. Bunlar onların dinleri yüzünden geri kaldığı için değil milli bilinçlerinden uzak olduklarının kanıtıdır.
Dünya doğalgaz ve zenginleştirilmiş nükleer yeraltı zenginlikleri açısından Türkiye'nin kuzeyinde bulunan doğu bloğu ülkelerde de bugün bahsettiğiniz müstemleke siyasetler ile yönetilmekteler. Ya da İslam ülkesi olmayan Afrika'da ki bir çok ülkede bırakın tüm yeraltı zenginliklerinin teslimini artık dillerini, kültürlerini, benliklerini tamamen batının değerleri ile değiştirmiş onlarca kabile mevcut olduğuna göre ve dünyada sömürülmekte olan Latin Amerika'nın yeraltı zenginliklerine baktığınız zaman sömürgeleşmenin dil, din, ırk tanımadan batılı Siyonist güçlerce gerçekleştirildiğini görebiliriz. Yani Sömürge devletleri için din ayrılacağı yok.
El-Kaide örgütünün tam anlamıyla neye ve kime hizmet ettiğini çözebilen henüz mevcut değil. Farkındaysanız 11 Eylül saldırılarının arkasından yapılan belgesellerden de anlaşılacağı üzere olayda EL-Kaide ve Pentagon parmağının olduğuna dair sağlam delilleri seyrettik. Yani Amerika'nın Afganistan'a girmesi için, Irak'a girmesi için, Lübnan'a girmesi için bir bahanesi olması gerekiyor. Bu bahaneleri de kendisi oluşturuyor. Afganistan'a Taliban için girdi, Irak'a El-Kaide ve nükleerler için girdi, Lübnan'a Hizbullah için girdi.
Yani kendilerinin çalıp kendilerinin söylediği bir düzende bu tip örgütlerin bırakın İslam'ı temsil etmesini bir halk kitlesini bile temsil edebilecek yetiye sahip olamadıklarını görebilirsiniz. Düzmece senaryolara ancak kendi saflarına çektikleri batıcı liberal kesimi inandırabilirler.
bu soruyu bende çok düşünüyorum. Henüz mantıklı bir cevabını bulamadım. Cemaatin alt ve üst kademesi arasında ülkenin birliği ve bütünlüğü adına farklı düşünceler beslendiği kanısındayım. Bu yüzden cemaatin üst fikirlerinin alt kesimde teoride çok önemsendiğini, itibar gösterildiğini ama işin gerçek boyutuna dönüldüğün de çarkın ters tepeceğini düşünüyorum.
Çünkü İran gerçekten büyük bir medeniyet. Bin yılın medeniyet savaşlarının verildiği bir coğrafyanın ortasında hüküm sürüyor. Türkiye gibi onlarda bağımsızlık mücadelelerini batıya karşı onurlu bir şekilde verdiler. İran ve Türk tarihi İslam öncesinde de büyük bir uygarlık olarak günümüze gelmiştir. İran ve Türk dünyası belki birçok kere karşı karşıya gelmiş büyük savaşlar verilmiş olabilir ama İran kültürü Türklere, Türk kültürü de İran kültürüne karışmış olması münasebetiyle Türklerde bulunan bağımsızlık aşkının onlarda da aynı şekilde bulunduğuna inanıyorum. Bu iş dini değil tamamen tarihten gelen bir durum olduğu kanısındayım.
Irak 3 parçaya bölünmek isteniyor. Şii, Sünni ve Kürt bölgesi olarak. Bugün Şii Arapların anti-emperyalist bir tutum sergileyerek(İran destekli) Amerika karşıtı eylem ve gösteriler düzenlediğini biliyoruz. Amerika’nın Irak’ta asıl kukla olarak kullandığı kesim Kürtler. Yani Iraklı Arap’lar da belki de müstemleke olarak yaşamayı kabullenmiş olabilirler ama dünyanın gözünün kulağının Irak’ta olduğu süreçte adı en çok anılan isimler Talabani ve Barzani’dir. Amerika ile ilişkileri en sıkı fıkı olan yöneticiler bu ikisidir.
Yapılmıyor değil. Elbette o zamanki gibi yine illegal yollardan, el altından yardımlar yapılıyor. Afganistan’daki Rus işgalinde Amerika yine devredeydi ve Rusya’ya karşı bölgedeki piyonlarını devreye sokarak Sovyetlere karşı mücadele verdirtiyordu. Zaten bahsettiğin yardımların sonucu TALİBAN gibi örgütlerin oluşmasına vesile olmuştur. Yani bu tip örgütler yine batının eseri olarak türemiştir.
Bugün Filistin için Irak için kılını kıpırdatmayanlar zaten onlarca yıldır kapitalizmin türlü nimetlerinin kendilerine sunulmasıyla bırakın dinini satmayı, haysiyetini, namusunu, şerefini tüm kişiliğini sattığını çok iyi gözlemledik. Konumuz İslam üzerinden değerlendirme ama Irak’taki zulme dünya hangi dilden, hangi dinden, hangi ırktan olursa olsun gözünü yumarak bakmıştır. Suçlu dünyanın kendisidir.
İslam dini sömürgecilere hizmet etmek için elbette ki indirilmedi ama sonuçta insanlara doğru yolu göstermek adına tebliğ edildiği kesin. Bugün sömürge düzenine Latin Amerika’dan tutun, Afrika’ya, Avrupa’nın doğusundan Ortadoğu ve Asya’ya kadar geniş bir yelpazede hizmet edildiğini görüyoruz. Burada İslam var, Hıristiyanlık var, Budizm var, Konfüçyüs var Mecusilik var, Dürzîlik var, her çeşit inanıştan benliğini, insanlığını, şerefini kaybetmiş insanlardan milyonlarcası sayesinde sömürgeciler ülkelerinde huzurlu hayat yaşamaktalar.
Maalesef bu dinlerle alakalı değil insanların psikolojileri ile alakalı bir durum bence. Düşünün bir İsrail gerçeği var. İsrail’i tutsan çevirsen tüm Yahudileri toplasan 15-20 milyon nüfusu bir araya getiremezsin. Ama bu bir elin avucu kadar insandan milyarlarca nüfuslu İslam’da korkuyor, Hıristiyanlıkta korkuyor. Budizm’de korkuyor, 1,5 milyarlık Konfüçyüs ve Budizm karışımı Çin’de korkuyor. Demek ki dinin pek bir etkisi yok. İnsanlar nasıl alıştırılırsa ve nasıl yetiştirilirse öyle davranır. Bizim yetiştiricilerimizde özenle, başarıyla bunu bize dikte ettirdiler ve korku imparatorluğunu üzerimize inşa ettiler.