Bismihi Subhanehu
Ahiretin olmaması için hiçbir sebep yoktur.
Bazılarını aklının alamadığı Ahiretin varlığına dilimin döndüğü kadar deliller getireceğim
Öncelikle Ahiretin varlığına inanmak için Allah’ı tanımak lazım.(Bu konu hakkında isteyene ayrıca bilgi verebilirm)
Allah ayetinde:
“Gökler ve yeri yaratan (Allah’ın), Onlar gibisini yaşatmaya gücü yetmez mi? Elbette buna gücü yeter. O, her şeyi yaratandır, her şeyi bilendir.”(Yasin/81)
Dünyanın var olduğu ve müthiş bir nizam taşıdığı malumdur. Bu müthiş düzen elbette ki müthiş bir ustayı gösterir. Her bir canlı onun sanat eseri. Ve onun eseri beşer sanatına benzemiyor.
Ana karnındaki bir çocuğa: “Buradan sonra bir Âleme gideceksin öyle bir âlem ki burası oraya nazaran çok âdidir ve harikulade şeylerle (eşyalar ile) donatılmıştır. Rahatça gezebilir, değişik renkleri seyredebilir, başka mahlûkatla tanışabilirsin. Hepsinin kendisine ait lisanı vardır.” denilse sonra o ahmak çocuk dili olsa akılda ona geçici verilse ve sonra “Hayır inanmam oraya gidip gelen var mı? Bana oranın resmini göstermezseniz inanmam” dese ne kadar ahmakça ve sadece gördüğüne inanan biri olduğunu buradan görebiliriz. Çünkü biz şuan bu âlemdeyiz ve varlığını biliyoruz.
Nasıl ki Anne rahminden evvel toprakta idi ve elementlerine ayrılmıştı o dahi bir âlemdir. Başka âlemden geldiğini inkâr edemeyen kişiler bu dünyadan sonra başka âlemlerin olmadığını nasıl iddia edebilir ki.
Ahiretin olması kaçınılmazdır. Olmazsa olmaz. Aşağıda bunlara yer vereceğiz
Allaha zül celal Kendini bize tanıtırken “Sadıgul Vaad” diye tanıtır. Yani vaadinden dönmez. Allah bize Ahiretin olduğunu ayetinde söylüyor
“Habibim sen bizim zikrimize arka dönen, dünya hayatından başkasını arzu etmeyen kimselerden yüz çevir.” Necm–29
“ Allah’ın sana verdiği (maldan harcayıp) Ahiret yurdunu ara. Dünyadan nasibini de unutma! Allah’ın sana ihsanda bulunduğu gibi sen de ihsanda bulun. Yeryüzünde fesat arama. Çünkü Allah fesatçıları sevmez.” Kasas- 77
Ahiretin olmadığını iddia eden kişi farkında olsa ya da olmasa bazı şeyleri de iddia ediyor
Birincisi: Allah’ı Hâşâ yalancılıkla ittiham ediyor. Kendisine “yalan söylüyorsun” denildiği zaman öfkelenen ve kızan ve kendisi kâinatta karınca gibi iken yalancılığı gururuna yediremeyen biri onun kendi kalbine (kendisince) dürüstlüğü nakşeden Allaha nasıl yalancılık itham edebilir ki. Allah haşa yalan konuşacak kadar aciz mi? Çünkü yalan ya acizlikten ya da güçsüzlükten kaynaklanır.
İkincisi: Allah’ı Adaletsizlikle suçluyorlar.Allaha Teala bize kendini tanıtırken “Adl” ismi ile tanıtıyor yani Adaletliyim diyor.
Hâlbuki bakıyoruz ki bu dünyada zalim izzetinde mazlum zilletinde ölüp gidiyor. Ahiret olmasa Adalet nerde? Allah zalimden mazlumun öcünü alamayacak kadar aciz mi? Yarattığı kullarını bu denli zelil eder mi ebedi olarak kendine küstürür mü? ( şabra ve şatilla gibi bir kabileyi tek gecede katleden bir lanetli ceza görmeden ölmüştür 3500 kişinin hakkını alıp gitmiştir.) Eğer ki Ahiret olmasa dahi (farzı muhal) Allah sırf o mazlumların haklarını almak için ahireti yaratacaktır yoksa Allah bizi “Adl” ismi ile yanlış tanıtmış olacaktır. Bu ise Allahın şanına yakışmaz.
Ayette:
“Biz göğü, yeri ve bu ikisi arasında olanları oyun olsun diye yaratmadık.”
(Enbiya suresi, 16)
Bundan Anlaşılıyor ki Allah madem kâinatı yarattı elbette ki bir istediği vardır. Yoksa bize ne istediğini belirtmezse ve bir aracı ile bizi uyarmazsa (hâşâ) kendisini yalancı konumuna düşürecektir. Yalancılığı adi bir insan bile gururuna yediremiyorsa Allah gibi bir zatı mukaddes yalana tenezzül eder mi? Bu gibi çirkin iddialar ile ortaya atılan zevatlar daha inandırıcı deliller sunmalıdır yoksa “gidip gelen var mı” gibi basit laflarla Allaha yalancılık ittiham etmek akıllıların işi değildir.
Bazı filozoflar: “Ahiret’in varlığı naklidir akıl buna yol bulamaz” demiş aklı bazı noktalarda kilitlenmiştir.
Halbuki Allah:
78- Yaratılışını unutarak bize bir de mesel fırlattı: “Kim diriltecekmiş o çürümüş kemikleri?” dedi.
79- De ki: “Onları ilk defa yaratan diriltecek ve o her yaratmayı bilir.”
(Yasin Suresi)
ve
“De ki: Yeryüzünde gezip dolaşın da, Allah ilk baştan nasıl yaratmış bakın. İşte Allah bundan sonra (aynı şekilde) ahiret hayatını da yaratacaktır.” Gerçekten Allah her şeye kadirdir. (Ankebut 20)
Hâlbuki o gibi filozoflar her baharda kurumuş ağaçların yeniden yeşerdiğini ve binlerce bitkilerin bir önceki baharda olduğu gibi yemyeşil ya da rengârenk yeniden dirildiğini göremiyor. Bu misalleri gören ehli dalalet “Önceki baharda ölen bitkileri kim diriltebilir” gibi bir iddia ile ortaya atılsa çok gülünç olur. İlk yaratma ikinci yaratmadan daha zordur.
Ahiret‘e gidip gelen var mı diye bir soru yöneltilirse buna cevabımız “Evet“ tir.
Resulullah Miraç gecesinde gidip ahiret’i seyretmiş ve görmüş ve haber vermiştir. Döndüğünde bize:
“Hazırlanınız başka bir daimi memlekete gideceksiniz. Öyle bir memleket ki burası oraya nispeten zindan hükmündedir” demiştir. Ve sonra “Öyle bir yer ki ne göz görmüş, ne kulak işitmiş, nede kalbi insana hatırlatılmıştır” demiştir. Hz Muhammed ömrü boyunca yalan konuşmamıştır Ebu Cehil-i lâin dahi aşağıdaki örnekte verdiğim gibi inkar edemiyor:
Müşriklerin ileri gelenlerinden Ahnes bin Serik, Bedir yolunda kimsenin olmadığı bir sırada Ebû Cehil’e yaklaşarak: “Ey Ebü’l Hakem, burada senden ve benden başka konuşmalarımızı işitecek kimse yok. Muhammed hakkında kanaatini söyler misin? O doğru sözlü müdür; yoksa yalancı mıdır?” diye sordu.
Ebû Cehil yemin ederek, “Vallahi, Muhammed muhakkak doğru sözlüdür. Hiçbir zaman yalan söylememiştir” demekten kendisini alamamıştır.
Peygamberimize zaman zaman diliyle eziyet eden ve hakarette bulunanlardan Nadr bin Haris, bir seferinde müşriklerin ileri gelenlerini toplamış, onlara söyle seslenmişti:
“Ey Kureyş, basımıza gelen felaketi hâlâ uzaklaştıramadınız. Muhammed gözlerinizin önünde büyüdü. Hepinizin en doğrusu, en iyi huylusu ve güvenilir kişisiydi. Simdi saçları kırlaştığı zaman size yeni bir şey getirdiği için, siz ona sihirbaz, şair, deli, büyülenmiş demeye başladınız. Hâlbuki Muhammed ne şair, ne sihirbaz, ne delidir, ne de büyülenmiştir.” (Peygamberimizin örnek hayatı)
Eğer ki Resulullaha yalancılık ittiham ediyorlarsa; ona muasır olan ve inatçılığı ile şeytanın bir numaralı adamı olan Ebu cehil gibi zatlar “o doğru sözlüdür” diyorsa şimdiki şarlatanlar (peygamberimize hakaret edenler) onlardan daha aşağı bir derecede bulunmaz mı? Ebu cehil onun yalan konuşmadığını biliyordu ben varken neden ona geldi diye enaniyetine yediremiyordu.
“Oysa düna hayatı ahiret hayatının yanında bir yol azığından ibarettir. “(Ra’d 26)
“Sabrettiğiniz için size selam olsun. Ahiret yurdu ne güzeldir!” (Ra’d 24)
bunlar benim kanaatlerim paylaşmak istediğiniz yada eklemek istediğiniz yerler olursa yorumlarınızı bekliyorum.Makale bana aid elbet kusurlarım olacaktır bakmamanınızı rica ederim.zaten benim verdiklerim milyıoda bir..Ahiretin vucudu dünyanın vucudu gibi kesindir.Allahu Tealayı her türlü acizlikten munezzeh bilip canu gönülden önünde eğliyoruz.
her bir müslümanın "Alamazlar imanımı (vucuduma&zerrelerime) perçinlemiş yaradan" diyerek diyerek imanlarını teslimiyet ile muhafazaya davet ediyorum..
yinede;
Allahu A'lem
NuruLikA


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

