2010'da 80 milyon kişi ölebilir!
Çağın hastalığı AIDS... İlk kez 80'li yıllarda görülen hastalık hızla yayıldı ve tüm dünyayı tehdit eder bir hale geldi. 2000'li yıllarda bu hastalığa yakalanan 100 milyon kişi olduğunu hesaba katarsak hiç de hafife alınmayacak bir olgu olduğunu düşünebiliriz.
Günümüze kadar 25 milyon kişinin AIDS'ten öldüğü, dünyada ise şu sıralar 40 milyon kişinin HIV virüsünü taşıdığı yapılan son araştırma sonuçları. Yine araştırmalar sonucunda tahminlere göre 2010 yılı AIDS açısından kara bir yıl olacak. Çünkü 80 milyon kişinin AIDS olacağı tahmin ediliyor. Bu rakamın Türkiye'de ise 2 bine çıkacağı öne sürülüyor.
Konuyla ilgili olarak HABERTURK.COM'a bilgi veren International Hospital Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Hande Aygün, AIDS'e yakalanan kişinin bağışıklık sisteminin zayıfladığını, çeşitli fırsatçı enfeksiyonlar ve kanserlerle mücadele edilen bir duruma yok açtığını belirtti.
Bağışıklık sisteminin çalışmaması halinde, mikropların daha kolay hastalığa neden olduğunu anlatan Dr. Aygün, “HIV pozitif kişiler yaklaşık olarak 3-15 yıl içinde AIDS olurlar.” bilgisini verdi.
VÜCUDUN SAVUNMASINI ÇÖKERTEN HASTALIK
Bir HIV virüs taşıyıcısı, hastaymış gibi görünmeyebilir veya kendini hasta hissetmeyebilir. Çünkü taşıyıcılarda, semptomların ortaya çıkmasına veya ölüme yol açan şey HIV virüsünün kendisi değil, vücudun bağışıklık sisteminin çökmesiyle tamamen savunmasız kaldığı diğer enfeksiyonlardır.
PEKİ BELİRTİLER NELER?
* HIV bulaşan bir kişide virüs alındıktan yaklaşık 3-4 hafta içinde, soğuk algınlığı benzeri ateş, yorgunluk, halsizlik gibi belirtiler olur.
* Birkaç gün süren bu klinik tablodan sonar, HIV ile enfekte olan kişiler herhangi bir belirti olmadan, yıllarca normal, sağlıklı görünümde yaşamlarını sürdürebilirler. Fakat ömür boyu virusu taşır ve bulaştırır.
* İlerlemiş dönmelerde ise, uzamış ishaller, kilo kaybı, lenf bezlerinde büyüme ve aralıklı ateş yükseklikleri görülebilir.
ERKEN TEŞHİS ÇOK ÖNEMLİ
Bu hastalıkta erken tanı ve tedavinin oldukça önem taşıdığını, şüpheli durumlarda kişilerin mutlaka HIV testi yaptırmalarını öneren Dr. Aygün, “Anti-HIV pozitif olan kişilerin bu sonucu başka yöntemlerle de doğrulatmaları önerilir. Erken teşhis HIV virusunun başkalarına bulaşmasını önler ve AIDS hastalığına gidişi geciktirir.” dedi.
Anti-HIV antikorların “elisa” yöntemiyle ölçülebilecek düzeye ulaşması için en az 3 aylık bir süreye ihtiyaç vardır. Bu nedenle test, bulaşma olduktan 3 ay sonra yapılmalıdır. “PCR” yönteminde ise bu süre 3 haftaya kadar düşmektedir.
HIV virüsü dış ortama oldukça dayanıksızdır. Spermdeki ve vajina salgısındaki HIV, dış ortamda birkaç saatte, kuru ortamda ise yarım saatte ölür. HIV kurumuş kanda da kısa zamanda ölür. HIV virüsü dezenfektanlara oldukça duyarlıdır. Sulandırılmış çamaşır suyu HIV virüsünü 10 dakika içinde öldürür. HIV’den korunma konusunda eğitim, güvenli seks ve kondom kullanımı oldukça önemlidir. Ayrıca delici, kesici, batıcı hiçbir alet (tıbbi alet veya özel eşya) kişiler arasında paylaşılmamalıdır.
İŞTE YANLIŞ BİLDİKLERİNİZ
* AIDS dokunma, öpüşme, solunum gibi dış kontaklarla bulaşan bir hastalık değildir.
* AIDS'li bir hastaya dokunarak veya yanında bulunarak AIDS'e yakalanmanız mümkün değildir.
* AIDS evcil hayvanlardan, tuvaletlerden, yüzme havuzlarından, tabak ya da bardaklardan bulaşmaz.
NASIL BULAŞIYOR?
* AIDS'in ana bulaşma yolu seksüel birleşme, uyuşturucu kullanıcılarının enjektörlerini paylaşması ve çok da az olsa kan transferidir.
* AIDS hastalığına yakalanmış hamile bir kadının doğmamış bebeğine de bu hastalığı bulaştırma olasılığı oldukça yüksektir.
* HIV virüsü hem erkekten hem de kadından bulaşabilir.
* Kişide herhangi bir cinsel hastalığın varlığı, HIV virüsünün bulaşma ihtimalini daha da yükseltir.
* HIV virüsünün Tip I ve Tip II adı verilen iki tipi mevcuttur.
* Afrika'da Tip II, Avrupa ve Amerika'da ise Tip I daha sık görülmektedir.
DEVLET ÖDEME YAPIYOR
HIV'in henüz kesin bir tedavisi veya korunmak için kullanılabilecek bir aşısı yok. Fakat, virüsün etkilerine engel olan, kişinin yaşam kalitesini artıran bir takım ilaçlar geliştirilmiştir. İlaç tedavisinin doktor kontrolünde ve kesintisiz olarak yaşam boyu sürdürülmesi gerektiğini belirten Dr. Hande Aygün, bu ilaçların oldukça pahalı olduğunu, ancak şu anda devletin Türkiye'de hastalık sağlık kurulu tarafından belgelendirildiği taktirde, sağlık güvencesi bulunan kişilerin tedavi masraflarının büyük bir bölümünü karşıladığını belirttti.
Kaynak


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla