• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 14 1234567891011 ... SonSon
135 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    NuruLikA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2008
    Mesajlar
    939
    Karizma Gücü
    5

    Canlının yapı taşları Allahtan başka yaratıcıyı (Evrim vs) reddediyor..

    Bir zamanlar bir yazı okumuştum o yazıda birine çevresindeki her varlık hişşt diyordu. Kuşlar, ağaçlar, gökyüzü… O yaştayken ne denilmek istendiğini anlamamıştım ama şimdi anlıyorum ve herşey bana da hişşt diyor. Sizde bu sese kulak verin.


    Birşeyin olmadığını kanıtlamak; varlığını kanıtlamaktan zordur. O şeyin var olmadığını kanıtlamak istiyorsanız tüm kainatı dolaşmak ve onun var olamadığına bakmak zorundasınız ki bu bile yeterli değildir çünkü, hep onun bir yerlerde var olma ihtimali olduğu için yokluğunu kanıtlayamazsınız.


    Biri çıkıp "dünyada süt konserveleri hükmünde olan meyveler (Hindistan cevizi) vardır" dese sadece bir ceviz gösterse davasını ispat eder.



    **Allah’ın Varlığının Delilleri**



    BenAllahıseviyoruminanıyorumodabeniseviyor



    Yukarıda 44 harften meydana gelen bir cümle görüyorsunuz. Benim iddam şu:


    Ben bu 44 harfi bir torbaya doldurdum ve her defasında torbadan gözlerimi kapatarak bir harf çektim, harfleri çıkan sıraya göre dizdim ve bu yukarıdaki cümle meydana geldi.desem Bu iddaya kimse inanmayacaktır.


    vuaiBeoıyrrmnomaeneiysouinıyrodbisvenAhall

    Eğer harfler bu şekilde sıralansaydı bana inanırdınız çünkü harfler bir anlam oluşturacak şekilde sıralanmamıştır.

    Peki bu nedir dersiniz?


    AACACATGCA AGTCGAACGA GTGGCGGACG GGTGAGTAAC GCGTGAGAAT
    AACACATGCA AGTCGAACGA GTGGCGGACG GGTGAGTAAC GCGTAAGAAC
    AACACATGCA AGTCGAACGA GTGGCGAACG GGTGAGGAAC ACGTAAGAAC
    AACACATGCA AGTCGAACTG GTGGCGGACG GGTGAGGAAC ACGTAAGAAC

    Yukarıdakiler bir genetik kod aynen bizim 29 harfli alfabemiz gibi bu alfabe de dört harften oluşur. Her ne kadar bizim için anlamsız görünsede hücrelerimiz için anlamsız değildir ve DNA dediğimiz yapı bu kodları okuyarak hücreyi yönetir ve canlının inşası bu kodların doğru yorumlanması sonucu bir düzen içinde meydana gelir. Siz bu kodları torbadan gözünüz kapalı çekerek oluşturamazsınız.

    Her canlı kendine özgü kompleks bir yapıdadır yani, en küçük hücreden devasa canlılara kadar tüm canlılar basit yapıların rasgele bir araya gelmesiyle oluşmaz; tam tersine bir biriyle uyumlu ve herbiri de kendi arasında kompleks olan bir çok yapının belli ölçüler sonucunda bir araya gelmesiyle çalışır. Darwinizm bu bileşenlerin nasıl çalıştığını anlatmaya çalışır ama bu bileşenlerin neden bir araya geldiğini açıklamaz. Onlar DNA kodlarının rasgele toplanmasıyla faklı özelliklere sahip canlının meydana geldiğini idda ederler ama bunu değil resgele mutasyonlar akıl sahibi insanlar bile başaramamıştır!






    Darwin zamanında canlılar hakkında yeterli bilgiye sahip değildi insanlar. Sonraları hücrenin basit bir balon joje olduğunu idda eden bilimadaları için basit hücreyi! oluşturmak zor değildi ama şimdi hücrenin sanılandan daha karmaşık olduğu biliniyor. İnsan bile bir hücreyi oluşturamazken, bunun kendi kendine meydana geldiğine inanması gerçekten hayret verici.
    Birbiriyle uyum içinde çalışan bir hücrenin tesadüfler sonucu oluşamayacağını BEN APTAL DEĞİLİM diyen herkes anlayacaktır.

    Bediüzzaman Hazretleri Risale-i Nur’da bu gereçeği şöyle açıklar:
    Hem, meselâ, nasıl bir hârika fabrika ki, binler çeşit çeşit kumaşları basit bir maddeden dokuyor; şeksiz,(şüphesiz) bir fabrikatörü ve maharetli bir makinisti tanıttırır. Öyle de, küre-i arz denilen yüz binler başlı, her başında yüz binler mükemmel fabrika bulunan bu seyyar makine-i Rabbâniye,(her şey bir makine gibidir) ne derece bu insan fabrikasından büyükse, mükemmelse, o derecede, okuduğunuz fenn-i makine mikyâsıyla, küre-i arzın ustasını ve sahibini bildirir ve tanıttırır. (13. Söz)
    Bu tıpkı şuna benzer;





    Nasıl ki Asimo kendisini oluşturan bilimadamlarını hatiırlatıyorsa onunla kıyaslanamayacak kadar harika olan insan Rabbini yani Yaratıcısını hatırlatmalıdır. İnsan ile kıyaslandığında çok ilkel olan Asimo’yu akıl sahibi bilimadamlarından bilip, insanı akılsız mutasyonlar eseri bilmek en büyük aptallıktır.

    Evrim, başta verdiğim torbadan rasgele harf çekme örneğinden daha büyük bir hata yaparak hayat alfabesinin tamamen tesadüfen bir araya geldiğini idda etmektedir ama neden böyle bir şeye ihtiyaç duyulduğunu açıklamaktan kaçınmaktadır.

    Sonuç olarak böylesine kompleks bir yapı olan canlıların yada kainatın tesadüfen oluşması imkan dahilinde değildir, akisini idda edenlerin tek yöntemi hikaye anlatmaktır.


    yinede;
    Allahu A'lem


    Makale bana aiddir kusur varsa bendendir..





    Evrimcilerin "CCR5-Delta 32" geni üzerindeki sahte beyanları hakkında yazdığımız makale ise:






    NuruLikA
    Bu mesaj en son " 07.12.08 " tarihinde saat 22:49 itibariyle HaYaL tarafından düzenlenmiştir... Neden: reklam yapmadan lütfen
    Maahazâ Cenab-ı Hak da dünyayı (Allah'ta alıkoyan) terk etmeye dâvet ediyor ki, senelerce dostlarınla beraber rahat edesin. Öyle ise kayıtlı ve kelepçeli olarak sevkedilmezden evvel, Allah’ın dâvetine icâbet et.

    Biri de sen burada misafirsin. Ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse beraberce getiremediği bir şeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza bu fani dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise aziz olarak çıkmaya çalış, Vücudunu Mucidine (c.c) feda et, Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın. Çünkü feda etmediğin takdirde ya bâd-i heva zail olur, gider, veya Onun malı olduğundan yine Ona döner.

  2. #2
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    15-10-2008
    Mesajlar
    1,647
    Karizma Gücü
    0
    bizde hikayeci çok

  3. #3
    HAMZA... adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-02-2007
    Mesajlar
    5,134
    Karizma Gücü
    7
    Allah Razı olsun kardeşim, Mükemmeliyet için önce bakmak sonra görmek lazım. Kimi sadece bakar, kimi görmek için kendini kandırır, ama Allah'ın düzeni hala işliyor taki, Alemlerin Rabbı ona dur diyene kadar.
    HAMZA...


    Son Ağaç yıkıldığında, Son Nehir kuruduğunda, Son Balık öldüğünde,son Çiçek solduğunda paranın yenmeyeceğini öğreneceksiniz (Kızılderili Atasözü)



    TÜRKYAŞAM
    FENERBAHÇELİLE

    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!




    NE KADAR BİLİRSEN BİL, SÖYLEDİKLERİN KARŞINDAKİ KİŞİNİN ANLADIĞI KADARDIR. (HZ. MEVLANA)

  4. #4
    NuruLikA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2008
    Mesajlar
    939
    Karizma Gücü
    5
    yorumlarınız için teşekkür ediyorum.
    Maahazâ Cenab-ı Hak da dünyayı (Allah'ta alıkoyan) terk etmeye dâvet ediyor ki, senelerce dostlarınla beraber rahat edesin. Öyle ise kayıtlı ve kelepçeli olarak sevkedilmezden evvel, Allah’ın dâvetine icâbet et.

    Biri de sen burada misafirsin. Ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse beraberce getiremediği bir şeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza bu fani dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise aziz olarak çıkmaya çalış, Vücudunu Mucidine (c.c) feda et, Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın. Çünkü feda etmediğin takdirde ya bâd-i heva zail olur, gider, veya Onun malı olduğundan yine Ona döner.

  5. #5

    Kayıt Tarihi
    06-09-2008
    Mesajlar
    1,726
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Ben şahsen bu yazıyı yakıştıramadım size. İnsanların önüne APTALSAN EVRİME İNAN gibi şeyleri koyarak mı kendinizi haklı çıkarıyorsunuz? Hani kral çıplak diyen aptaldır hikayesindeki gibi. İşin püf noktası bu mu yoksa?

    HIV virüsü hakkında kısıtlı bilgiye sahipsiniz. Öyle ki, bu konuda sınırlı bilgiye sahip benden bile sınırlı. HIV virüsü ilk ortaya çıktığında hastalarını kısa süre içerisinde öldürüyordu. Bu virüsün evrim geçirmesindeki etkenleri şöyle sıralayacak olursak;

    1) Virüs kaynaklarını hızla tüketiyor, yayılmaya zaman bulamadan içinde bulunduğu kaynağı öldürüyordu. (Buda virüsün çıktığı gibi yokolması demektir.)

    2) HIV virüsünü ortadan kaldırmak için bilimadamları, bu virüsün viral genlerine müdahale eden bir ilaç geliştirildi. Buda kısaca HIV için öldürücü oldu ve hastalar taburcu edilecek düzeye erişti. Ancak taburcu edilen hastalarda kısa sürede gene AIDS hastalığı görüldü ve anlaşıldı ki, HIV virüsü bu sefer kendisine verilen ilaca dirençli olarak ve hastalarını yıllarca yaşatacak düzeyde geri döndü.

    Burada verilen ilaç doğal seçilim görevi gördü ve virüsü neredeyse yokedecek kadar eledi ancak bu seçilime uygun olan virüsler hayatta kaldı ve evrim geçirerek geri döndü. Öyle ki, şuan kayıt edilmiş bu virüse ait lokal ve genel alt türler vardır.

    Hastalık 1959 yılında ilk olarak görüldü ve ismini 1982 yılında aldı. Eğer yazınızda belirttiğiniz keşifden kastınız bu ise, iki şekilde de yanlış.
    Bu mesaj en son " 02.12.08 " tarihinde saat 01:19 itibariyle Tartarus tarafından düzenlenmiştir...

  6. #6
    XLEONX adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-10-2005
    Mesajlar
    1,513
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Allah razı olsun kardeşim gerçekten çok güzel bir yazı olmuş umarım bazı insanların fikri değişir

  7. #7
    XLEONX adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-10-2005
    Mesajlar
    1,513
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı Tartarus tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Ben şahsen bu yazıyı yakıştıramadım size. İnsanların önüne APTALSAN EVRİME İNAN gibi şeyleri koyarak mı kendinizi haklı çıkarıyorsunuz? Hani kral çıplak diyen aptaldır hikayesindeki gibi. İşin püf noktası bu mu yoksa?

    HIV virüsü hakkında kısıtlı bilgiye sahipsiniz. Öyle ki, bu konuda sınırlı bilgiye sahip benden bile sınırlı. HIV virüsü ilk ortaya çıktığında hastalarını kısa süre içerisinde öldürüyordu. Bu virüsün evrim geçirmesindeki etkenleri şöyle sıralayacak olursak;

    1) Virüs kaynaklarını hızla tüketiyor, yayılmaya zaman bulamadan içinde bulunduğu kaynağı öldürüyordu. (Buda virüsün çıktığı gibi yokolması demektir.)

    2) HIV virüsünü ortadan kaldırmak için bilimadamları, bu virüsün viral genlerine müdahale eden bir ilaç geliştirildi. Buda kısaca HIV için öldürücü oldu ve hastalar taburcu edilecek düzeye erişti. Ancak taburcu edilen hastalarda kısa sürede gene AIDS hastalığı görüldü ve anlaşıldı ki, HIV virüsü bu sefer kendisine verilen ilaca dirençli olarak ve hastalarını yıllarca yaşatacak düzeyde geri döndü.

    Burada verilen ilaç doğal seçilim görevi gördü ve virüsü neredeyse yokedecek kadar eledi ancak bu seçilime uygun olan virüsler hayatta kaldı ve evrim geçirerek geri döndü. Öyle ki, şuan kayıt edilmiş bu virüse ait lokal ve genel alt türler vardır.

    Hastalık 1959 yılında ilk olarak görüldü ve ismini 1982 yılında aldı. Eğer yazınızda belirttiğiniz keşifden kastınız bu ise, iki şekilde de yanlış.

    bence virüsler evrimleşmiyor mutasyona uğruyolar zaten bi çok bilim adamının bahsettiğin konu hakkındaki görüşü budur, ancak bilimin böyle demesine rağmen o bilimi çok seven evrimcilerin neden bu konuda ısrar ettiklerini anlayabilmiş değilim

    alıntıladığım şu yazıya bi göz at istersen

    Tıp doktoru Carl Wieland ise "Has AIDS Evolved?" (AIDS Evrimleşti mi?) başlıklı makalesini şöyle bitirmektedir:

    Bu makalenin başlığında sorulan sorunun cevabı şudur: virüsler çok fazla değişebilirler ve AIDS virüsü bulaşıcılığını değiştirmiş olabilir, ancak bu tür değişikliklerin, nitelik veya yön olarak, virüsü tamamen yeni ve daha kompleks bir organizmaya dönüştürecek değişiklikler olmadığı kesindir. Bu anlamda, AIDS evrimleşmemiştir.

  8. #8
    NuruLikA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2008
    Mesajlar
    939
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı Tartarus tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Ben şahsen bu yazıyı yakıştıramadım size.İnsanların önüne APTALSAN EVRİME İNAN gibi şeyleri koyarak mı kendinizi haklı çıkarıyorsunuz? Hani kral çıplak diyen aptaldır hikayesindeki gibi. İşin püf noktası bu mu yoksa?

    HIV virüsü hakkında kısıtlı bilgiye sahipsiniz. Öyle ki, bu konuda sınırlı bilgiye sahip benden bile sınırlı. HIV virüsü ilk ortaya çıktığında hastalarını kısa süre içerisinde öldürüyordu. Bu virüsün evrim geçirmesindeki etkenleri şöyle sıralayacak olursak;

    1) Virüs kaynaklarını hızla tüketiyor, yayılmaya zaman bulamadan içinde bulunduğu kaynağı öldürüyordu. (Buda virüsün çıktığı gibi yokolması demektir.)

    2) HIV virüsünü ortadan kaldırmak için bilimadamları, bu virüsün viral genlerine müdahale eden bir ilaç geliştirildi. Buda kısaca HIV için öldürücü oldu ve hastalar taburcu edilecek düzeye erişti. Ancak taburcu edilen hastalarda kısa sürede gene AIDS hastalığı görüldü ve anlaşıldı ki, HIV virüsü bu sefer kendisine verilen ilaca dirençli olarak ve hastalarını yıllarca yaşatacak düzeyde geri döndü.

    Burada verilen ilaç doğal seçilim görevi gördü ve virüsü neredeyse yokedecek kadar eledi ancak bu seçilime uygun olan virüsler hayatta kaldı ve evrim geçirerek geri döndü. Öyle ki, şuan kayıt edilmiş bu virüse ait lokal ve genel alt türler vardır.

    Hastalık 1959 yılında ilk olarak görüldü ve ismini 1982 yılında aldı. Eğer yazınızda belirttiğiniz keşifden kastınız bu ise, iki şekilde de yanlış.

    Tartarus>>>>

    Ben şahsen bu yazıyı yakıştıramadım size. İnsanların önüne APTALSAN EVRİME İNAN gibi şeyleri koyarak mı kendinizi haklı çıkarıyorsunuz? Hani kral çıplak diyen aptaldır hikayesindeki gibi. İşin püf noktası bu mu yoksa?
    Azizim bunu bak bizzat evrimcilerin bir numaralı adamı söyluyor.Ben deyince neden yanlış olsun ki sadece adamların itiraflarını sergiledim

    Türlerin Kökeni'nin yayınlanmasının ardından o kadar çok şey yayınlandı ki, bu bilgileri değerlendirip bir bütün haline dönüştürme gücüne ve akıl yeteneğine sahip olduğumdan şüphe ediyorum.18

    Bana kitabımı soruyorsun, sana söyleyebileceğim tek şey intihar etmeye hazır olduğum; kitabın çok makul bir şekilde kaleme alındığını düşünüyordum, fakat şimdi tekrar yazılması gerektiğini anladım.17

    Bu çalışmaların (Türlerin Kökeni için kullandığı çalışmaları), bunları yaparken harcadığım zamana değip değmediğinden şüphe ediyorum

    Görüşlerimin, sayısız miktarda zorluklarla dolu olduğunu göremeyecek kadar kör olduğumu sanma.

    Tamamen yanlış bir inancın içinde olduğumu düşünmeye başladım. Bana bu konunun on sene içinde tamamen unutulacağını söylediğinde haklıydı.16

    Darwin'in yaşı ilerledikçe din konusundaki görüşleri de değişti. Gençliğinde özel yaratılış fikrini hiç tartışmasız kabul ediyordu. Life and Letters adlı kitabında ise "insan uzak gelecekte şimdikinden çok daha mükemmel bir varlık olacaktır" diyordu. Sonra şu fikirleri de ilave ediyordu:

    "Allah'ın varlığı hakkında hislere değil de akla bağlı bir başka nokta da, çok önemli bir konu olarak beni etkiliyor. Bu muazzam ve harikulade evreni, çok geriye ve çok ileriye bakabilme kabiliyeti bulunan insan da dahil olmak üzere, kör tesadüf veya zaruretin eseri olarak görmek çok güç, hatta imkansızdır. Böyle düşününce bir dereceye kadar insanınkine benzeyen zihin sahibi bir "İlk Sebep" aramak zorunda kalıyorum; bu bakımdan teist sayılabilecek bir insanım. Hatırladığıma göre, Türlerin Kökeni'ni yazdığım zaman bu inanç bende çok kuvvetliydi. O tarihten beri yavaş yavaş ve birçok dalgalanmalarla zayıfladı. Ama o zaman da şu şüphe ortaya çıkıyor: Benim inandığıma göre en aşağı hayvanlarınki kadar basit bir zihinden çıkmış olan bir akla, böyle büyük bir sonuç çıkardığı zaman güvenilir mi?" 20

    16. Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, Cilt.II, s.117
    17. Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, Cilt.II, s.501
    18. Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, Cilt.II, s. 388
    19. Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, Cilt.II, s. 25
    20. Robert B. Downs, Dünyayı Değiştiren Kitaplar, Tur Yayınları, İstanbul 1980, s. 289

    yani adam kendi dili ile aklından şüphe ettiğini aklının kabul etmediğini itiraf ediyorsa bizde bu yolun aklın haricinde olduğunu söylesek yanlış olmaz sanırım.farzet onun dediğini ikrar ediyorum.

    Tartarus>>>

    HIV virüsünü ortadan kaldırmak için bilimadamları, bu virüsün viral genlerine müdahale eden bir ilaç geliştirildi. Buda kısaca HIV için öldürücü oldu ve hastalar taburcu edilecek düzeye erişti. Ancak taburcu edilen hastalarda kısa sürede gene AIDS hastalığı görüldü ve anlaşıldı ki, HIV virüsü bu sefer kendisine verilen ilaca dirençli olarak ve hastalarını yıllarca yaşatacak düzeyde geri döndü.
    HIV virusu epey karmaşık bir yapıya sahiptir.bu virus T şeklindeki CCR5 reseptörüne yapışır ama mutasayona uğrayınca T şeklinde olmadığı için HIV virüsü ona yapışıp hücreye RNA sını kopyalayamıyor.Ama bu CCR5 reseptoru mutasyona ugradığı için "Biz insanı en güzel surette yarattık" (Tin) ayetine ters olduğu için yararlı değil zararlı oluyor ve işlevini yetiriyor.o yuzden yararlı mutasyondan bahsedilemez.zaten insan en mukemmel surettedir.ve zaten charles efendi bunu itiraf etmiş.



    Ayrıca HIV virusu hakkında yazdıklarım yanlış değil o konu hakkında kaynaklarını isteyenler linkten görebilirler


    Allahu A'lem
    Bu mesaj en son " 02.12.08 " tarihinde saat 12:15 itibariyle NuruLik@ tarafından düzenlenmiştir...
    Maahazâ Cenab-ı Hak da dünyayı (Allah'ta alıkoyan) terk etmeye dâvet ediyor ki, senelerce dostlarınla beraber rahat edesin. Öyle ise kayıtlı ve kelepçeli olarak sevkedilmezden evvel, Allah’ın dâvetine icâbet et.

    Biri de sen burada misafirsin. Ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse beraberce getiremediği bir şeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza bu fani dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise aziz olarak çıkmaya çalış, Vücudunu Mucidine (c.c) feda et, Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın. Çünkü feda etmediğin takdirde ya bâd-i heva zail olur, gider, veya Onun malı olduğundan yine Ona döner.

  9. #9

    Kayıt Tarihi
    06-09-2008
    Mesajlar
    1,726
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı NuruLik@ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Azizim bunu bak bizzat evrimcilerin bir numaralı adamı söyluyor.Ben deyince neden yanlış olsun ki sadece adamların itiraflarını sergiledim

    Türlerin Kökeni'nin yayınlanmasının ardından o kadar çok şey yayınlandı ki, bu bilgileri değerlendirip bir bütün haline dönüştürme gücüne ve akıl yeteneğine sahip olduğumdan şüphe ediyorum.18

    Bana kitabımı soruyorsun, sana söyleyebileceğim tek şey intihar etmeye hazır olduğum; kitabın çok makul bir şekilde kaleme alındığını düşünüyordum, fakat şimdi tekrar yazılması gerektiğini anladım.17

    Bu çalışmaların (Türlerin Kökeni için kullandığı çalışmaları), bunları yaparken harcadığım zamana değip değmediğinden şüphe ediyorum

    Görüşlerimin, sayısız miktarda zorluklarla dolu olduğunu göremeyecek kadar kör olduğumu sanma.

    Tamamen yanlış bir inancın içinde olduğumu düşünmeye başladım. Bana bu konunun on sene içinde tamamen unutulacağını söylediğinde haklıydı.16

    Darwin'in yaşı ilerledikçe din konusundaki görüşleri de değişti. Gençliğinde özel yaratılış fikrini hiç tartışmasız kabul ediyordu. Life and Letters adlı kitabında ise "insan uzak gelecekte şimdikinden çok daha mükemmel bir varlık olacaktır" diyordu. Sonra şu fikirleri de ilave ediyordu:

    "Allah'ın varlığı hakkında hislere değil de akla bağlı bir başka nokta da, çok önemli bir konu olarak beni etkiliyor. Bu muazzam ve harikulade evreni, çok geriye ve çok ileriye bakabilme kabiliyeti bulunan insan da dahil olmak üzere, kör tesadüf veya zaruretin eseri olarak görmek çok güç, hatta imkansızdır. Böyle düşününce bir dereceye kadar insanınkine benzeyen zihin sahibi bir "İlk Sebep" aramak zorunda kalıyorum; bu bakımdan teist sayılabilecek bir insanım. Hatırladığıma göre, Türlerin Kökeni'ni yazdığım zaman bu inanç bende çok kuvvetliydi. O tarihten beri yavaş yavaş ve birçok dalgalanmalarla zayıfladı. Ama o zaman da şu şüphe ortaya çıkıyor: Benim inandığıma göre en aşağı hayvanlarınki kadar basit bir zihinden çıkmış olan bir akla, böyle büyük bir sonuç çıkardığı zaman güvenilir mi?" 20

    16. Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, Cilt.II, s.117
    17. Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, Cilt.II, s.501
    18. Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, Cilt.II, s. 388
    19. Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, Cilt.II, s. 25
    20. Robert B. Downs, Dünyayı Değiştiren Kitaplar, Tur Yayınları, İstanbul 1980, s. 289

    yani adam kendi dili ile aklından şüphe ettiğini aklının kabul etmediğini itiraf ediyorsa bizde bu yolun aklın haricinde olduğunu söylesek yanlış olmaz sanırım.farzet onun dediğini ikrar ediyorum.

    HIV virusu epey karmaşık bir yapıya sahiptir.bu virus T şeklindeki CCR5 reseptörüne yapışır ama mutasayona uğrayınca T şeklinde olmadığı için HIV virüsü ona yapışıp hücreye RNA sını kopyalayamıyor.Ama bu CCR5 reseptoru mutasyona ugradığı için "Biz insanı en güzel surette yarattık" (Tin) ayetine ters olduğu için yararlı değil zararlı oluyor ve işlevini yetiriyor.o yuzden yararlı mutasyondan bahsedilemez.zaten insan en mukemmel surettedir.ve zaten charles efendi bunu itiraf etmiş.



    Ayrıca HIV virusu hakkında yazdıklarım yanlış değil o konu hakkında kaynaklarını isteyenler linkten görebilirler


    Allahu A'lem
    Evrimcilerin bir numaralı adamı EVRİME İNANMAYAN APTALDIR gibi birşey mi söylemiş? Kaldı ki sorun evrimci şu demiş öbürü başka birşey demiş değildir. Hakaret ederek haklılık yada haksızlık ilan edilemez. Bunun kişisi yoktur.

    Ben evrim teorisini kabul eden birisi olarak sormalıyım o halde, acaba bana ne sebeple hakaret ediyorsunuz? Benimle ne sohbet etmişliğiniz nede tanımışlığınız var.

    Darwin'in yaşadığı koşullar içerisinde sizinde belirttiğiniz gibi hücreye bile jöleli top diyorlardı o dönemin teknolojisi ancak bu kadar yorum yapmaya izin veriyordu. Şimdi ise, gelecek nesillerde oluşacak hastalıkları daha anne karnında iken DNA'sını düzeltileceğini, vücudumuzdaki mikrop yada aksaklıkları nano robotlarla engelleneceği konuşuluyor. 150 yıl önceki koşulları eleştirmek yada bu koşullar içerisinde oluşmuş yorumları eleştirmek ile geçmiş zamanda kalırsınız. Bu eleştirilerin günümüzde yapılan tartışmalarla fazlaca bağlantısı yok.

    Bu arada Darwin ne zamandan beridir HY jargonu kullanır oldu? Darwin'e ait en son yazdığınız paragrafta sanki Darwin yazmamışta HY yazmış gibi duruyor.

    İşinize gelmeyince Darwin'e hakaret, işinize gelince Darwin böyle demiş.


    HIV virusu epey karmaşık bir yapıya sahiptir.bu virus T şeklindeki CCR5 reseptörüne yapışır ama mutasayona uğrayınca T şeklinde olmadığı için HIV virüsü ona yapışıp hücreye RNA sını kopyalayamıyor.Ama bu CCR5 reseptoru mutasyona ugradığı için "Biz insanı en güzel surette yarattık" (Tin) ayetine ters olduğu için yararlı değil zararlı oluyor ve işlevini yetiriyor.o yuzden yararlı mutasyondan bahsedilemez.zaten insan en mukemmel surettedir.ve zaten charles efendi bunu itiraf etmiş.
    Farkında değilsiniz ama şuan HIV virüsünü yokettiniz, tebrik ederim. RNA'sını kopyalamanın tek yolunu kaybetmiş bir virüs artık bulaşamaz çünkü. Ancak ne hikmetse bu meret hala bulaşıyor. Madem mutasyon zararlı madem mutasyon RNA yada DNA üzerinde deprem etkisi yaratıyor. O halde bu virüs neden hala hayatta?

  10. #10
    NuruLikA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2008
    Mesajlar
    939
    Karizma Gücü
    5

    Tartarus demiş ki>>>

    Darwin'in yaşadığı koşullar içerisinde sizinde belirttiğiniz gibi hücreye bile jöleli top diyorlardı o dönemin teknolojisi ancak bu kadar yorum yapmaya izin veriyordu. Şimdi ise, gelecek nesillerde oluşacak hastalıkları daha anne karnında iken DNA'sını düzeltileceğini, vücudumuzdaki mikrop yada aksaklıkları nano robotlarla engelleneceği konuşuluyor. 150 yıl önceki koşulları eleştirmek yada bu koşullar içerisinde oluşmuş yorumları eleştirmek ile geçmiş zamanda kalırsınız.

    NuruLik@ Demiş ki>>>>

    Darwin zamanında canlılar hakkında yeterli bilgiye sahip değildi insanlar. Sonraları hücrenin basit bir balon joje olduğunu idda eden bilimadaları için basit hücreyi! oluşturmak zor değildi ama şimdi hücrenin sanılandan daha karmaşık olduğu biliniyor. İnsan bile bir hücreyi oluşturamazken, bunun kendi kendine meydana geldiğine inanması gerçekten hayret verici.
    Yukarıda önce kendi yazdığını oku, sonra da benim yazdığımı acaba ne anlayacaksın. O zamanlar evet bilim gelişmemişti belki bir ihtimal inanmış olabilirler benim dikkat çektiğim nokta ise şimdi hücrenin bu kadar karışık yapısına rağmen evrime halen inanılmasının çok hayret verici olduğudur.

    Sizce hangi akıl sahibi bu kadar karmaşık yapıya sahip hücrenin sadece tesadüfen oluştuğu idda edilen bir aminoasitten rasgele olarak meydana geldiğine inanır? Diyelim ki kemikler tesadüfen oluşsun! Bunların kendiliğinden bira araya gelerek bırakın tüm iskeleti, sadece bir parmağı oluşturması mümkün müdür? Ki ben damar, deri, sinir yada eklem sıvısından bahs etmedim.

    Yada diyelim ki o karmaşık hücre sizin idda ettiğiniz gibi aminoasitlerin tesadüfen biraraya gelmesiyle oluşsun. Bu hücre toplulukları neden biraraya gelme ihtiyacı hissetsin, buna karar veren hücrenin kendisidir demek en büyük cahilliktir. Ben bu yazıyı yazabilmek için harfleri belli bir kurala göre biraraya getirmem gerek ben bunu yapabilirim çünkü akıl sahibiyim ama bunu harfin kendisinden beklemek ne kadar aptalcaysa; hücreden de beklemek o kadar aptalcadır.

    Bu bir yazdır

    Cümlesinde harflerin bir araya gelme olasılığı 11! = 39916800'dır ve bunlardan sadece bir tanesi doğrudur. Peki milyarlarca hücrenin doğru bir şekilde biraraya gelme olasılığını tahmin edebilir misiniz. Bu sadece canlı hakkındaki ihtimaldir. Güneşin, Ayın belli ölçülerde bir arada durması, suyun dünyadaki miktarı, Güneşin uzaklığı, Galaksiler arasındaki denge hepsinin tesadüfen oluşması mümkün değildir.


    Tartarus demiş ki>>>>

    Farkında değilsiniz ama şuan HIV virüsünü yokettiniz, tebrik ederim. RNA'sını kopyalamanın tek yolunu kaybetmiş bir virüs artık bulaşamaz çünkü. Ancak ne hikmetse bu meret hala bulaşıyor. Madem mutasyon zararlı madem mutasyon RNA yada DNA üzerinde deprem etkisi yaratıyor. O halde bu virüs neden hala hayatta?
    Sizden yazımı tekrar okumanızı istiyorum! Mutasyonu geçiren HIV virüsü mü, Yoksa CCR5 Geni mi?

    NuruLik@ Demiş ki>>>>

    Ama bu CCR5 reseptoru mutasyona ugradığı için..
    Birde Azizim o en son darwinin sözü dediğin yazı benim sözüm darwinin değil.darwinin kiler yukarıda kaynagın ustunde

    Allahu A'lem
    Maahazâ Cenab-ı Hak da dünyayı (Allah'ta alıkoyan) terk etmeye dâvet ediyor ki, senelerce dostlarınla beraber rahat edesin. Öyle ise kayıtlı ve kelepçeli olarak sevkedilmezden evvel, Allah’ın dâvetine icâbet et.

    Biri de sen burada misafirsin. Ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse beraberce getiremediği bir şeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza bu fani dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise aziz olarak çıkmaya çalış, Vücudunu Mucidine (c.c) feda et, Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın. Çünkü feda etmediğin takdirde ya bâd-i heva zail olur, gider, veya Onun malı olduğundan yine Ona döner.

 

 

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •