• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
20 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    _Ciwan_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-10-2008
    Mesajlar
    45
    Karizma Gücü
    0

    Alevilik lokal inanış mı yoksa mezhep mi?

    bana alevilik ile düşüncemden ötürü kırmızı karizma veren alevi olduğu belli olan bir üyenin gönderdiği mesaj üzerine bir noktanın açığa kavuşması gerekiyor.


    üye aleviliğin mezhep olmadığını ve türklük olduğunu söylüyor oysa gerçekte alevilik hz. alinin yolundan gidenler demektir.
    ister türk olur ister kürd olur ister rus çerkes olur.
    hz aliyi sevenler yannızca belli ırkın mensupları değildir. mantıken bu imkansızdır zaten çünkü Hz. ali araptır en başta öyle olsa alevilerin sadece arap olması gerekir.
    Aleviliğe büyük hizmetleri dokunan dergah üyesi dede seyyit rıza türk kökenli değildir.
    yolunuz doğuya düştümü bilmem ama size bir örnek vereyim tunceli hozattaki evleri dolaşın duvarlarında hz. ali efendimizi resmeden tabloları görürsünüz.
    Ovacık ve mazgirt'de belli günler cem törenleri yapılır katılımcıları arasında gencide vardır yaşlısıda bunlar sabittir ve cem toplantılarını aksatmamaya gayret ederler
    bana eksi karizma veren bu üyenin dediği gibi değildir olay. alevilik bir mezheptir. kürdünü turkunu zazasını çerkesini herkezi alinin yolunda giden herkesi barındırır her ırktan hz aliye gönül verenler olabilir.
    Eklenmiş Resimler Eklenmiş Resimler

  2. #2
    NuruLikA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2008
    Mesajlar
    939
    Karizma Gücü
    5
    gercek Alevilik Sünnete ve Kurana ters olmamak ve Hz Aliye taraftar olup sevmektir..o adam kırmızı karizma vermeye bayılan biri sanırım sadece bol keseden sallamış.. meydan boş ya sen onun dediğine bakma.Aleviller nasıl sadece türk olsun ki Hz Ali bile Türk değil
    Maahazâ Cenab-ı Hak da dünyayı (Allah'ta alıkoyan) terk etmeye dâvet ediyor ki, senelerce dostlarınla beraber rahat edesin. Öyle ise kayıtlı ve kelepçeli olarak sevkedilmezden evvel, Allah’ın dâvetine icâbet et.

    Biri de sen burada misafirsin. Ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse beraberce getiremediği bir şeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza bu fani dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise aziz olarak çıkmaya çalış, Vücudunu Mucidine (c.c) feda et, Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın. Çünkü feda etmediğin takdirde ya bâd-i heva zail olur, gider, veya Onun malı olduğundan yine Ona döner.

  3. #3
    recognizer adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-04-2007
    Mesajlar
    509
    Karizma Gücü
    6
    Aslında alevilik konusuna pek girmek istemiyorum ama gecenin şu vaktinde yapacak daha önemli bir işim olmadığından girmiş bulundum bir kere.

    Önce alevilik dediğimiz şeyin tek homojen bir yapı olmadığını peşinen belirtelim. Daha sonra Türkiye sınırları içinde gördüğümüz alevilik şeklinin de yanızca Türkiye türklerine mahsus olduğunu vurgulayalım.
    Türkiye de alevilik ve alevileri tanımlamak oldukça güç. Halbuki temel kavramlar üzerinden hareket edilse anlaşmak daha kolay olabilir.

    Alevî kelimesi Ali yanlısı/taraftarı demektir(sözlük bakımından).
    Gerek sünni, gerek şiî tüm mezheb ve akımlar Ali yanlısı olduklarını söyleyerek kendilerinin bir şekilde Alevi olarak da tarif ederler.
    Peki herkes Ali yanlısı ise Ali karşıtı olan kimdir? Bunun cevabı tarihtedir. Hz. Ali taraftarı olmak demek Emevi yanlısı olmamak demek, saltanata karşı hilafetten yana olmak demekti. Bu yüzdendir ki kırbaçlanma, hapis ve ölüm pahasına islam uleması Emevi saltanatına karşı çıkmıştır. Diğer yandan Emevi saltanatına inat şiî hareketi gizliden gizliye var olagelmiştir.
    Peki ya şimdi? Bu gün Hz. Ali karşıtları olmadığına göre Ali yanlısı olmak ne ifade ediyor dersek:
    Ali yanlılarının tarihten bu güne gelişini izlemek ya da bu günden geriye doğru ortaya çıkış zamanlarına gitmek gerek.
    Bu gün sünnilere bakarsak geriye doğru incelediğinizde Sünni (itikadi/fıkhî mezheb ve akımların) oluşumda Hz.Ali'nin yerinin olduğunu görürürüz. Mesela Hanefi fıkhının dayandığı iki önemli sahabeden biri Abdullah b. Mes'ûd diğeri Hz.Ali'dir. Bunun için sünnilerin tüm usul(hukuk metodolojisi) ve furû'(fetva antolojisi) kitapları incelenebilir. Diyeceğim o ki bu taraftarlık bir futbol taraftarlığı gibi sadece ağızda söylenen bir laf değildir. 13 asır boyunca bunun usul ve kaidelerini belirlemiş uygulamaya koymuşlardır. Din adına söylenen her söz kaynaklarıyla ispatlanabilir durumdadır.
    Bu gün Şiilere bakarsak onların tamamının (onların iddiasına göre) gerek fıkhi gerekse diğer konularda sadece Hz.Ali'ye dayandığını görürüz. Hatta onlar kaynağı Hz.Ali ve oğulları olmayan, şii imamlar vasıtasıyla nakledilmeyen hiçbir bilgiyi kabul etmezler. Onlar da eserleriyle aynı şekilde bu esasları tespit etmiş durumdadırlar. Yani bilgili bir şiiye siz Hz.Ali'nin ne yapıp ne yapmadığını sorsanız o size, kendilerince makbul olan tarih, hadis ve diğer kaynaklarla bunu ispatlar. Bu durum şiilerin 12-İmam, Caferi, Zeydi gibi mezheblerinin tümü için aynıdır.

    Türkiye'deki aleviliğe gelince baştan söylediğimiz gibi hem homojen bir yapı söz konusu değil hem de diğer grublardaki gibi bir durum göremiyoruz. Biraz daha açalım:
    Öncelikle, bir yelpazenin parçaları gibi çeşitlik söz konusu; Yaşantı bakımından sünni gibi yaşayıp siyasi bakımdan alevi olduğunu söyleyenler, cuma-bayram namazları dışında dini hayatı olmayaıp teorik olarak aleviliği savunanlar, camiye-namaza (sünnilerin anladığı anlamda) karşı çıkanlar, ateist olduğu halde alevi olduğunu söyleyenler, aleviliği ayrı bir din kabul edenler vd...saymakla bitmeyebilir.
    Ya bunların hepsi de alevilik ya da hiç biri değil. Sayılanlar içindekilere dikkatle bakılırsa bunların hepsine birden alevilik demek imkansız.
    Alevilik kendi iddiaları gereği sözlü/şifahi bir yapı taşıdığından tarihte geriye dönerek bunlar aslında neydi demek de mümkün değil. Diğer sünni veya şii grublar gibi gerek metodoloji gerekse hukuklarını yansıtacak kaynakları yok ki buna kıyasla şu alevi, şu da değil diyelim. Türkiyedeki alevliğin tarihte ortaya nasıl çıktığı dahi tartışmalıdır.

    Toparlarsak, Türkiye'deki alevilerin kesinlikle şiilerle(caferi, 12-imam, zeydi vd. mezheplerle) bir ilgisi yoktur.
    Bazı Türk devletlerinin haricinde bir benzerleri veya taraftarları da yoktur.
    Alevlik bir mezhep olamaz çünkü mezheplerin usulleri(metodolojileri) ve bu doğrultuda geniş kaynakları vardır.
    Yine bu gün bazılarının yaşayanı çok az olsada, Hanefiler(Çin,Hind, Okyanus ülkeleri, Türkiye, Balkanlar vd.), Şafiler(Mısır, Kuzey Afrika), Malikiler(Batı ve Güney Afrika), Hanbeliler(Güney ve Doğu Afrika, Arap Yarımadası), Caferiler(Türkiye, İran), 12-İmamcılık(İran), Zeydiler(Yemen), Zahiriler(Libya ve İç bölgeler), vd. bunların hepsinin usul kitapları vardır. Tamamının temel esası Kur'an ve Sünnet'tir. Daha sonra kimi icma der, kimi akıl der... Kimi kıyas yapmayı reddeder başka esas benimser... Kimi sünneti şii imamlarından alır, kimi başka kişilerden alır... Ancak hepsinin ortak noktası Kur'an ve Sünnet'tir. Biz alevilikte bunların hiçbirini göremiyoruz. Alevilik bir din de olamaz çünkü her dinin sahibi ve tebliğ edeni vardır. Şayet bir din olsaydı bir peygamberi ve kitabı olmalıydı ki yok. (Ayrıca zaten bir peygamber olan Hz.Peygamber'le ve onun dininin sadık hizmetçisi Hz.Ali ile işleri de olmamalıydı.)

    Alevilik deyince herkes aynı şeyi de kastetmiyor, yine alevilik denildiğinde çoğunlukla alevilik yalnızca H.Ali yanlısı/taraftarı olmak sanılıyor. Dolayısıyla herkes ben de aleviyim diyor. Gerçekte (bahsettiğim) alevi kültürünü yaşayanlar, bir üçleme şeklinde inançlarında yer verdikleri bu ismi kendilerini tanımlamak için kullanıyor. Karmaşa Hz.Ali'nin paylaşılamamasında. (Kimse ben şiî'yim demiyor halbuki şîa da Ali yanlısı demektir.)
    Şunu da göz ardı etmemeliyiz ki bu günkü inanç ve adetleriyle Selçuklu döneminden geriye gidersek tarihte ispatlanabilir bir alevlilik bulabilmemiz imkansız. Bu günkü anlamda şiiliğin tarihini Emevilerin orta dönemlerine kadar görürebilirsiniz.(Dört halife sonrası ilk üç asırda mezhep olarak yoktur.) Aleviliği ise bu günkü anlamda nerdeyse Abbasiler dönemi sonrasında bile (ilk yedi asır) bulmak imkansızdır. (Gerçi ben sonrasında da görmedim, hatta gördüm diyeni de görmedim ama bakmadığım için yok demiyorum.)

    Alevilik ancak Türkiye'ye mahsus bir kültür olmalı. İçinde İslam dinin kabul etmeyeceği bazı inanç ve davranış motifleri de barındıran bu kültür, islam öncesi kültürler ile islam sonrası dinin süzgecinden geçerek oluşmuş dini örf ve kültürün karışımından oluşmuş bir yapı arzediyor. Gerçek bence böyle olsa da bu tanımıma da katılacaklarını sanmam çünkü bazı alevilerin (Sünni-Şii İslam anlayışı dışında) kendi inançları doğrultusunda halktan-devletten dini talepleri veya tepkileri var. Bu talep ve tepkilerini bazen kendi anlayışları dışındaki din anlayışlarını reddederek (din eğitimi-diyanet vb.) bazen de kendi inançlarını ortaya koymak (cem evi vb.) şeklinde ortaya koyuyorlar. Yani mevcut sünnî-şiî islam anlayışı/inancı ve yaşantısı söz konusu olduğunda fiilî bir ayrılık söz konusu. Halbuki bu ve benzer talepleri ortaya koymak kesinlikle dinde ayrılığı da beraberinde getirir. Aleviliğin bir din olamayacağını belirtmiştik fakat bu fiilî ayrılığıyla alevilik bir yandan da ayrı bir mezhep veya din olduğu imasından vazgeçmiyor.

    Sonuçta yukarıda belirttiğim gibi alevi grupların hepsi, mezheplerde olduğu gibi homojen yapıda aynı değil. Bu yüzden onların ne olduğunun cevabı da çok seçenekli.
    Bunlardan kimisi söyledikleri tolere edilebilir sonuna kadar müslüman, kimisi inanç bakımından alevi yaşam yok, kimisi inançsız fakat yaşam tarzı alevi, kimisi aleviliği ayrı bir din görüyor kimisi mezhep... Sünnî veya Şiî İslam'a göre gerçek olan şu ki kendini Kur'ân ve Sünnet çerçevesinde müslüman tarif eden müslüman, etmeyen de (ne olduğunu tarfi ederse etsin) değildir.

    Yine de en doğrusunu Allah bilir.


    Hoşçakalın
    Ibn Abbas (r.a)’tan, Peygamber (s.a.v):"Sen Allah’ı bollukta bil, Allah da seni şiddet anında bilsin, istediğin zaman Allah’tan iste, yardım dilediğin zaman Allah’tan yardım dile. Olacak şeyler hakkında kalem kurudu. Eğer yaratıkların tümü Allah’ın hükmetmediği birşeyle sana fayda vermek isteseler, buna güç yetiremezler. Şayet Allah’ın senin aleyhine yazmadığı birşeyle sana zarar vermek isteseler, buna da güç yetiremezler. Bil ki hoşlanmadığın şeye sabırda çok hayır vardır, zafer sabırladır, çıkış kapısı sıkıntıyladır ve zorlukla beraber kolaylık vardır."
    [Hadis Hasen-Sahihtir. Tirmizi, Sünen - Ahmed b. Hanbel, Müsned - Abd b. Humeyd, Müsned - İbn Receb, Câmiu'l-Ulûm, vd.]

  4. #4
    alibaba68 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-05-2007
    Mesajlar
    1,119
    Karizma Gücü
    6
    Alıntı recognizer tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Aslında alevilik konusuna pek girmek istemiyorum ama gecenin şu vaktinde yapacak daha önemli bir işim olmadığından girmiş bulundum bir kere.

    Önce alevilik dediğimiz şeyin tek homojen bir yapı olmadığını peşinen belirtelim. Daha sonra Türkiye sınırları içinde gördüğümüz alevilik şeklinin de yanızca Türkiye türklerine mahsus olduğunu vurgulayalım.
    Türkiye de alevilik ve alevileri tanımlamak oldukça güç. Halbuki temel kavramlar üzerinden hareket edilse anlaşmak daha kolay olabilir.

    Alevî kelimesi Ali yanlısı/taraftarı demektir(sözlük bakımından).
    Gerek sünni, gerek şiî tüm mezheb ve akımlar Ali yanlısı olduklarını söyleyerek kendilerinin bir şekilde Alevi olarak da tarif ederler.
    Peki herkes Ali yanlısı ise Ali karşıtı olan kimdir? Bunun cevabı tarihtedir. Hz. Ali taraftarı olmak demek Emevi yanlısı olmamak demek, saltanata karşı hilafetten yana olmak demekti. Bu yüzdendir ki kırbaçlanma, hapis ve ölüm pahasına islam uleması Emevi saltanatına karşı çıkmıştır. Diğer yandan Emevi saltanatına inat şiî hareketi gizliden gizliye var olagelmiştir.
    Peki ya şimdi? Bu gün Hz. Ali karşıtları olmadığına göre Ali yanlısı olmak ne ifade ediyor dersek:
    Ali yanlılarının tarihten bu güne gelişini izlemek ya da bu günden geriye doğru ortaya çıkış zamanlarına gitmek gerek.
    Bu gün sünnilere bakarsak geriye doğru incelediğinizde Sünni (itikadi/fıkhî mezheb ve akımların) oluşumda Hz.Ali'nin yerinin olduğunu görürürüz. Mesela Hanefi fıkhının dayandığı iki önemli sahabeden biri Abdullah b. Mes'ûd diğeri Hz.Ali'dir. Bunun için sünnilerin tüm usul(hukuk metodolojisi) ve furû'(fetva antolojisi) kitapları incelenebilir. Diyeceğim o ki bu taraftarlık bir futbol taraftarlığı gibi sadece ağızda söylenen bir laf değildir. 13 asır boyunca bunun usul ve kaidelerini belirlemiş uygulamaya koymuşlardır. Din adına söylenen her söz kaynaklarıyla ispatlanabilir durumdadır.
    Bu gün Şiilere bakarsak onların tamamının (onların iddiasına göre) gerek fıkhi gerekse diğer konularda sadece Hz.Ali'ye dayandığını görürüz. Hatta onlar kaynağı Hz.Ali ve oğulları olmayan, şii imamlar vasıtasıyla nakledilmeyen hiçbir bilgiyi kabul etmezler. Onlar da eserleriyle aynı şekilde bu esasları tespit etmiş durumdadırlar. Yani bilgili bir şiiye siz Hz.Ali'nin ne yapıp ne yapmadığını sorsanız o size, kendilerince makbul olan tarih, hadis ve diğer kaynaklarla bunu ispatlar. Bu durum şiilerin 12-İmam, Caferi, Zeydi gibi mezheblerinin tümü için aynıdır.

    Türkiye'deki aleviliğe gelince baştan söylediğimiz gibi hem homojen bir yapı söz konusu değil hem de diğer grublardaki gibi bir durum göremiyoruz. Biraz daha açalım:
    Öncelikle, bir yelpazenin parçaları gibi çeşitlik söz konusu; Yaşantı bakımından sünni gibi yaşayıp siyasi bakımdan alevi olduğunu söyleyenler, cuma-bayram namazları dışında dini hayatı olmayaıp teorik olarak aleviliği savunanlar, camiye-namaza (sünnilerin anladığı anlamda) karşı çıkanlar, ateist olduğu halde alevi olduğunu söyleyenler, aleviliği ayrı bir din kabul edenler vd...saymakla bitmeyebilir.
    Ya bunların hepsi de alevilik ya da hiç biri değil. Sayılanlar içindekilere dikkatle bakılırsa bunların hepsine birden alevilik demek imkansız.
    Alevilik kendi iddiaları gereği sözlü/şifahi bir yapı taşıdığından tarihte geriye dönerek bunlar aslında neydi demek de mümkün değil. Diğer sünni veya şii grublar gibi gerek metodoloji gerekse hukuklarını yansıtacak kaynakları yok ki buna kıyasla şu alevi, şu da değil diyelim. Türkiyedeki alevliğin tarihte ortaya nasıl çıktığı dahi tartışmalıdır.

    Toparlarsak, Türkiye'deki alevilerin kesinlikle şiilerle(caferi, 12-imam, zeydi vd. mezheplerle) bir ilgisi yoktur.
    Bazı Türk devletlerinin haricinde bir benzerleri veya taraftarları da yoktur.
    Alevlik bir mezhep olamaz çünkü mezheplerin usulleri(metodolojileri) ve bu doğrultuda geniş kaynakları vardır.
    Yine bu gün bazılarının yaşayanı çok az olsada, Hanefiler(Çin,Hind, Okyanus ülkeleri, Türkiye, Balkanlar vd.), Şafiler(Mısır, Kuzey Afrika), Malikiler(Batı ve Güney Afrika), Hanbeliler(Güney ve Doğu Afrika, Arap Yarımadası), Caferiler(Türkiye, İran), 12-İmamcılık(İran), Zeydiler(Yemen), Zahiriler(Libya ve İç bölgeler), vd. bunların hepsinin usul kitapları vardır. Tamamının temel esası Kur'an ve Sünnet'tir. Daha sonra kimi icma der, kimi akıl der... Kimi kıyas yapmayı reddeder başka esas benimser... Kimi sünneti şii imamlarından alır, kimi başka kişilerden alır... Ancak hepsinin ortak noktası Kur'an ve Sünnet'tir. Biz alevilikte bunların hiçbirini göremiyoruz. Alevilik bir din de olamaz çünkü her dinin sahibi ve tebliğ edeni vardır. Şayet bir din olsaydı bir peygamberi ve kitabı olmalıydı ki yok. (Ayrıca zaten bir peygamber olan Hz.Peygamber'le ve onun dininin sadık hizmetçisi Hz.Ali ile işleri de olmamalıydı.)

    Alevilik deyince herkes aynı şeyi de kastetmiyor, yine alevilik denildiğinde çoğunlukla alevilik yalnızca H.Ali yanlısı/taraftarı olmak sanılıyor. Dolayısıyla herkes ben de aleviyim diyor. Gerçekte (bahsettiğim) alevi kültürünü yaşayanlar, bir üçleme şeklinde inançlarında yer verdikleri bu ismi kendilerini tanımlamak için kullanıyor. Karmaşa Hz.Ali'nin paylaşılamamasında. (Kimse ben şiî'yim demiyor halbuki şîa da Ali yanlısı demektir.)
    Şunu da göz ardı etmemeliyiz ki bu günkü inanç ve adetleriyle Selçuklu döneminden geriye gidersek tarihte ispatlanabilir bir alevlilik bulabilmemiz imkansız. Bu günkü anlamda şiiliğin tarihini Emevilerin orta dönemlerine kadar görürebilirsiniz.(Dört halife sonrası ilk üç asırda mezhep olarak yoktur.) Aleviliği ise bu günkü anlamda nerdeyse Abbasiler dönemi sonrasında bile (ilk yedi asır) bulmak imkansızdır. (Gerçi ben sonrasında da görmedim, hatta gördüm diyeni de görmedim ama bakmadığım için yok demiyorum.)

    Alevilik ancak Türkiye'ye mahsus bir kültür olmalı. İçinde İslam dinin kabul etmeyeceği bazı inanç ve davranış motifleri de barındıran bu kültür, islam öncesi kültürler ile islam sonrası dinin süzgecinden geçerek oluşmuş dini örf ve kültürün karışımından oluşmuş bir yapı arzediyor. Gerçek bence böyle olsa da bu tanımıma da katılacaklarını sanmam çünkü bazı alevilerin (Sünni-Şii İslam anlayışı dışında) kendi inançları doğrultusunda halktan-devletten dini talepleri veya tepkileri var. Bu talep ve tepkilerini bazen kendi anlayışları dışındaki din anlayışlarını reddederek (din eğitimi-diyanet vb.) bazen de kendi inançlarını ortaya koymak (cem evi vb.) şeklinde ortaya koyuyorlar. Yani mevcut sünnî-şiî islam anlayışı/inancı ve yaşantısı söz konusu olduğunda fiilî bir ayrılık söz konusu. Halbuki bu ve benzer talepleri ortaya koymak kesinlikle dinde ayrılığı da beraberinde getirir. Aleviliğin bir din olamayacağını belirtmiştik fakat bu fiilî ayrılığıyla alevilik bir yandan da ayrı bir mezhep veya din olduğu imasından vazgeçmiyor.

    Sonuçta yukarıda belirttiğim gibi alevi grupların hepsi, mezheplerde olduğu gibi homojen yapıda aynı değil. Bu yüzden onların ne olduğunun cevabı da çok seçenekli.
    Bunlardan kimisi söyledikleri tolere edilebilir sonuna kadar müslüman, kimisi inanç bakımından alevi yaşam yok, kimisi inançsız fakat yaşam tarzı alevi, kimisi aleviliği ayrı bir din görüyor kimisi mezhep... Sünnî veya Şiî İslam'a göre gerçek olan şu ki kendini Kur'ân ve Sünnet çerçevesinde müslüman tarif eden müslüman, etmeyen de (ne olduğunu tarfi ederse etsin) değildir.

    Yine de en doğrusunu Allah bilir.


    Hoşçakalın

    Tamamen yanlış bir tesbit. Öncelikle alevi olmadığımı söyleyeyim.
    Alevilik oluşumu; peygamberin ölümüyle başlar ve o andan itibaren tarih boyunca hep vardır. Alevilik hilafetten yanadır tesbiti nispeten doğrudur. Çünkü, zaten aleviliğin asıl başlangıç noktasını teşkil eder hilafet... Peygamberin ölümü ve hilafetin başlangıcı. İşte, alevi; hilafetin ilk temsilcisi Hz. Ali olmalıdır inancına binaen doğmuştur. Başlangıçta, Ali ve dostları; bu düşünce içinde hareket etmiş ve her geçen zamanda Hz Ali'nin hakkı verilmedikçe, onu daha fazla savunur duruma gelmişlerdir. Onlara göre; halifelik Ali'nin hakkıdır. Bu hak arama ve isteme olayı, Ali'nin halife olduğu zamana kadar yayılarak büyümüş ve onun hakkını savunanlar; alevi (Ali'ye inanan,savunan) olarak adlandırılmışlardır. Ve, Ali 4. halife olarak yerini almış fakat nihayetinde öldürülmüş olması; zaten çok sevilen Ali'yi biraz da efsane konumuna getirmiştir. Tüm bu tarihsel süreç içinde, Hz. Ali'nin çevresindeki insanlar; onunla beraber yaşadıkları haksızlıkları, savaşları, iyilikleri, kötülükleri vs vs yaşamaya ve yaşatmaya devam etmişlerdir, ona olan sevgi ve saygılarından dolayı. O tarihten günümüze süregelmiştir, dedelerden-ninelerden anlatılarak Ali sevgisi... Ve zaman içinde bu anlatılar ve inanışlar alevi kültürü olarak yerini almış ve bir yaşam biçimi haline gelmiştir; toplumun bazı kesimleri tarafından. İşte o kesim; şu an alevi diye adlandırdığınız kesimdir...
    °••[Bye Bye Türkçe Birligi]••°

    TÜRKFORUMFENERBAHÇELİLE
    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!
    Bu ampul pat-la-ya-cak.
    İçeride gerici, dışarıda verici, YAKINDA GİDİCİ

  5. #5
    Pontevedra adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-12-2005
    Mesajlar
    1,302
    Karizma Gücü
    7
    eğer kendileri biz mezhebiz diyorlarsa mezheptirler buna sünni ler karar veremez

  6. #6
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    Alıntı recognizer tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Aslında alevilik konusuna pek girmek istemiyorum ama gecenin şu vaktinde yapacak daha önemli bir işim olmadığından girmiş bulundum bir kere.Önce alevilik dediğimiz şeyin tek homojen bir yapı olmadığını peşinen belirtelim. Daha sonra Türkiye sınırları içinde gördüğümüz alevilik şeklinin de yanızca Türkiye türklerine mahsus olduğunu vurgulayalım.Türkiye de alevilik ve alevileri tanımlamak oldukça güç. Halbuki temel kavramlar üzerinden hareket edilse anlaşmak daha kolay olabilir.Alevî kelimesi Ali yanlısı/taraftarı demektir(sözlük bakımından).Gerek sünni, gerek şiî tüm mezheb ve akımlar Ali yanlısı olduklarını söyleyerek kendilerinin bir şekilde Alevi olarak da tarif ederler.Peki herkes Ali yanlısı ise Ali karşıtı olan kimdir? Bunun cevabı tarihtedir. Hz. Ali taraftarı olmak demek Emevi yanlısı olmamak demek, saltanata karşı hilafetten yana olmak demekti. Bu yüzdendir ki kırbaçlanma, hapis ve ölüm pahasına islam uleması Emevi saltanatına karşı çıkmıştır. Diğer yandan Emevi saltanatına inat şiî hareketi gizliden gizliye var olagelmiştir. Peki ya şimdi? Bu gün Hz. Ali karşıtları olmadığına göre Ali yanlısı olmak ne ifade ediyor dersek:Ali yanlılarının tarihten bu güne gelişini izlemek ya da bu günden geriye doğru ortaya çıkış zamanlarına gitmek gerek.Bu gün sünnilere bakarsak geriye doğru incelediğinizde Sünni (itikadi/fıkhî mezheb ve akımların) oluşumda Hz.Ali'nin yerinin olduğunu görürürüz. Mesela Hanefi fıkhının dayandığı iki önemli sahabeden biri Abdullah b. Mes'ûd diğeri Hz.Ali'dir. Bunun için sünnilerin tüm usul(hukuk metodolojisi) ve furû'(fetva antolojisi) kitapları incelenebilir. Diyeceğim o ki bu taraftarlık bir futbol taraftarlığı gibi sadece ağızda söylenen bir laf değildir. 13 asır boyunca bunun usul ve kaidelerini belirlemiş uygulamaya koymuşlardır. Din adına söylenen her söz kaynaklarıyla ispatlanabilir durumdadır.Bu gün Şiilere bakarsak onların tamamının (onların iddiasına göre) gerek fıkhi gerekse diğer konularda sadece Hz.Ali'ye dayandığını görürüz. Hatta onlar kaynağı Hz.Ali ve oğulları olmayan, şii imamlar vasıtasıyla nakledilmeyen hiçbir bilgiyi kabul etmezler. Onlar da eserleriyle aynı şekilde bu esasları tespit etmiş durumdadırlar. Yani bilgili bir şiiye siz Hz.Ali'nin ne yapıp ne yapmadığını sorsanız o size, kendilerince makbul olan tarih, hadis ve diğer kaynaklarla bunu ispatlar. Bu durum şiilerin 12-İmam, Caferi, Zeydi gibi mezheblerinin tümü için aynıdır.Türkiye'deki aleviliğe gelince baştan söylediğimiz gibi hem homojen bir yapı söz konusu değil hem de diğer grublardaki gibi bir durum göremiyoruz. Biraz daha açalımncelikle, bir yelpazenin parçaları gibi çeşitlik söz konusu; Yaşantı bakımından sünni gibi yaşayıp siyasi bakımdan alevi olduğunu söyleyenler, cuma-bayram namazları dışında dini hayatı olmayaıp teorik olarak aleviliği savunanlar, camiye-namaza (sünnilerin anladığı anlamda) karşı çıkanlar, ateist olduğu halde alevi olduğunu söyleyenler, aleviliği ayrı bir din kabul edenler vd...saymakla bitmeyebilir.Ya bunların hepsi de alevilik ya da hiç biri değil. Sayılanlar içindekilere dikkatle bakılırsa bunların hepsine birden alevilik demek imkansız. Alevilik kendi iddiaları gereği sözlü/şifahi bir yapı taşıdığından tarihte geriye dönerek bunlar aslında neydi demek de mümkün değil. Diğer sünni veya şii grublar gibi gerek metodoloji gerekse hukuklarını yansıtacak kaynakları yok ki buna kıyasla şu alevi, şu da değil diyelim. Türkiyedeki alevliğin tarihte ortaya nasıl çıktığı dahi tartışmalıdır.Toparlarsak, Türkiye'deki alevilerin kesinlikle şiilerle(caferi, 12-imam, zeydi vd. mezheplerle) bir ilgisi yoktur.Bazı Türk devletlerinin haricinde bir benzerleri veya taraftarları da yoktur.Alevlik bir mezhep olamaz çünkü mezheplerin usulleri(metodolojileri) ve bu doğrultuda geniş kaynakları vardır. Yine bu gün bazılarının yaşayanı çok az olsada, Hanefiler(Çin,Hind, Okyanus ülkeleri, Türkiye, Balkanlar vd.), Şafiler(Mısır, Kuzey Afrika), Malikiler(Batı ve Güney Afrika), Hanbeliler(Güney ve Doğu Afrika, Arap Yarımadası), Caferiler(Türkiye, İran), 12-İmamcılık(İran), Zeydiler(Yemen), Zahiriler(Libya ve İç bölgeler), vd. bunların hepsinin usul kitapları vardır. Tamamının temel esası Kur'an ve Sünnet'tir. Daha sonra kimi icma der, kimi akıl der... Kimi kıyas yapmayı reddeder başka esas benimser... Kimi sünneti şii imamlarından alır, kimi başka kişilerden alır... Ancak hepsinin ortak noktası Kur'an ve Sünnet'tir. Biz alevilikte bunların hiçbirini göremiyoruz. Alevilik bir din de olamaz çünkü her dinin sahibi ve tebliğ edeni vardır. Şayet bir din olsaydı bir peygamberi ve kitabı olmalıydı ki yok. (Ayrıca zaten bir peygamber olan Hz.Peygamber'le ve onun dininin sadık hizmetçisi Hz.Ali ile işleri de olmamalıydı.)Alevilik deyince herkes aynı şeyi de kastetmiyor, yine alevilik denildiğinde çoğunlukla alevilik yalnızca H.Ali yanlısı/taraftarı olmak sanılıyor. Dolayısıyla herkes ben de aleviyim diyor. Gerçekte (bahsettiğim) alevi kültürünü yaşayanlar, bir üçleme şeklinde inançlarında yer verdikleri bu ismi kendilerini tanımlamak için kullanıyor. Karmaşa Hz.Ali'nin paylaşılamamasında. (Kimse ben şiî'yim demiyor halbuki şîa da Ali yanlısı demektir.)Şunu da göz ardı etmemeliyiz ki bu günkü inanç ve adetleriyle Selçuklu döneminden geriye gidersek tarihte ispatlanabilir bir alevlilik bulabilmemiz imkansız. Bu günkü anlamda şiiliğin tarihini Emevilerin orta dönemlerine kadar görürebilirsiniz.(Dört halife sonrası ilk üç asırda mezhep olarak yoktur.) Aleviliği ise bu günkü anlamda nerdeyse Abbasiler dönemi sonrasında bile (ilk yedi asır) bulmak imkansızdır. (Gerçi ben sonrasında da görmedim, hatta gördüm diyeni de görmedim ama bakmadığım için yok demiyorum.)Alevilik ancak Türkiye'ye mahsus bir kültür olmalı. İçinde İslam dinin kabul etmeyeceği bazı inanç ve davranış motifleri de barındıran bu kültür, islam öncesi kültürler ile islam sonrası dinin süzgecinden geçerek oluşmuş dini örf ve kültürün karışımından oluşmuş bir yapı arzediyor. Gerçek bence böyle olsa da bu tanımıma da katılacaklarını sanmam çünkü bazı alevilerin (Sünni-Şii İslam anlayışı dışında) kendi inançları doğrultusunda halktan-devletten dini talepleri veya tepkileri var. Bu talep ve tepkilerini bazen kendi anlayışları dışındaki din anlayışlarını reddederek (din eğitimi-diyanet vb.) bazen de kendi inançlarını ortaya koymak (cem evi vb.) şeklinde ortaya koyuyorlar. Yani mevcut sünnî-şiî islam anlayışı/inancı ve yaşantısı söz konusu olduğunda fiilî bir ayrılık söz konusu. Halbuki bu ve benzer talepleri ortaya koymak kesinlikle dinde ayrılığı da beraberinde getirir. Aleviliğin bir din olamayacağını belirtmiştik fakat bu fiilî ayrılığıyla alevilik bir yandan da ayrı bir mezhep veya din olduğu imasından vazgeçmiyor. Sonuçta yukarıda belirttiğim gibi alevi grupların hepsi, mezheplerde olduğu gibi homojen yapıda aynı değil. Bu yüzden onların ne olduğunun cevabı da çok seçenekli. Bunlardan kimisi söyledikleri tolere edilebilir sonuna kadar müslüman, kimisi inanç bakımından alevi yaşam yok, kimisi inançsız fakat yaşam tarzı alevi, kimisi aleviliği ayrı bir din görüyor kimisi mezhep... Sünnî veya Şiî İslam'a göre gerçek olan şu ki kendini Kur'ân ve Sünnet çerçevesinde müslüman tarif eden müslüman, etmeyen de (ne olduğunu tarfi ederse etsin) değildir.Yine de en doğrusunu Allah bilir.Hoşçakalın
    Allah razı olsun , Aleviliği Hilafetin başlangıcı olarak kabul ettiğini söyleyen Alevi olmayan kişi neden kendisinin Alevi olmadığını söylüyor ? Hilafet Hz. Ali (ra)ın hakkı olduğuna inanıyorsan neden Alevi değilsin o zaman? Cennetle müjdelenen ve Sıddık lakabı olan Hz. Ebı Bekir (ra) mı hilafeti zorla aldı Hz. Ali ra) tan ? Haşa Hz. Ali (ra) hilafetin kendi hakkı olduğu halde hakkını savunamayacak kadar korkak mıydı ?

    Sünni mezhep imamları Hz . Ali (ra) hakkında köü söz söylemesni isteyen Emevi saltanatına boyun eğmeyip kırablanıpi hapse atılacak kadar Hz. Ali (ra) seviyorken neden sizin gibi Hz. Ebu Bekir (ra) ve Hz Ömer (ra) ı suçlamadı ? Oysa hakkı savunmak uğruna kırbaçlanıp , hapse atılmayı bile göze almışlardı.

    Hz. Ali (ra) ın isminin arkasına saklanarak sahabe düşmanlığı yapanlar , dahası Hz. Ali (ra) ın arkasına sığınıp Hz. Ali (ra) ın yaşladığı İslama karşı çıkanların tek hedefi şamanist inançlarına kılıf bulmaktır.


    Not: İslamı Hz.Muhammed (sas) min sünnetine uygun olarak yaşayan ve Hz. Ali (ra) ın da bu yolda olduğunu bilen Alevi kardeşlerimizi tenzih ederim.


    selam ve dua ile,


    .
    En-am Suresi 68.Ayet;

    Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

  7. #7
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    24-11-2008
    Mesajlar
    105
    Karizma Gücü
    0
    Bu tiplere göre alevi olunmaz alevi doğulur zaten
    Yani doğuştan gelen bir ayrıcalık
    Oysa arap kürt zaza türk boşnak vesair bir çok milletten alevi var
    Zaten bu tipler kürtlerin alevi olmasını hazmedemiyor
    Her alevi Türktür gibi bir iddia içindeler
    Alevilik=TÜRKLÜK hatta Türk değil Türkmen,ne demekse Türkmen, gibi bir eşitlik kurmuşlar zihinlerinde

  8. #8
    egdt1970 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-04-2007
    Mesajlar
    1,176
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6

    mezhep,meşreb...

    "Şu gerçeği bildirmede faide görüyorum : Şeriat-ı Muhammediye de yüz küsur mezhep ve meşrep var. Hazret-i ALLAH cümlesini rahmeti ile bezesin!. Mana ilminden yoksun madde ve akılcı din ihdas eden bilgelerin!. rahmeti ilahiyenin sonsuzluğunun zevkini yaşayan samimi kullarınıda rahmeti ile bezediğinin garibi olmaları hasebi ile , rahmet zevki almamış ilahi vazifesiz, ölçüsüz, hayli sadık kullarını kendi nefsani eğitim ölçülerine göre değerlendirip şeriatı muhammediye ümüt bağlamış 105 kadar meshep ve meşrep varken yalnız 4 adedini kabul eden gerisini rahmeti ilahiyeden mahrum ,dalalette göstermekten çekinmeyen rahmet yollarını kapatıp yalnız gazabı ilahiye giden yolları benimseyip açık tutan rahmet yaratılışını,gazabı ilahiyeye dönüştürme memuru beni ademin imiş gibi olanca ğücü ile çalışan mana ve ledünni kaynağı tasavvuf,sıratı müstekim garibi bilge kişi ümmetleri tarih boyu bilmeden meshep ve meşrep çatışmalarına iteklemiş tasavvufa rahmeti sonsuz rabbımızın rahmetini tasarrufunu yedine alarak rahmeti zulme dönüştürmüştür!.. mezhep ve meşrep tenkitleriyle veya bunların reddiyle toplumlara fitne, fesat, düşmanlıktan gayrı bir şey verememişlerdir!.. . Her kul karakterine, mizacına ve inancına göre mezhebini ve meşrebini seçmekte yetkili kılınmıştır. Samimiyetinin ölçüsünde ALLAH’ın bu türlü rahmetinden nasip alacağından kimsenin şüphesi olmasın. Bir kişi çeşmenin yanına bir kazık çaktı binitlerini oraya bağlasınlar diye rahmeti ilahiyeye uygun hizmet olmuştu ...bir başkası görmüyenin ayağı takılırda düşer diye kazığı söktü çakanda sökende rahmeti ilahiyeye nail oldu,müğminin niyyeti amelindenhayırlıdır buyurulmadımı ?
    Şunu hiç unutmayalım hazreti ALLAH kullarını gazabı için yaratmadı dünyaya başka gözle bakmayasın dünya kazanç ve rahmeti ilahiyenin kaynaştığı yerdir mendubdur !...dünyadaki manevi kazancı başka bir yerde bulamazsın ileri gitme hazreti ALLAHa malum olan niyyetlerini bilebilirmisin kazık çakanın ve sökenin niyyetlerinin ne olduğunu ? dikkat edelim aczimizi unutmayalım . “Yetmiş iki milleti bir gözle görmeyen halka müderris olsa hakiykatta asidir.”

    Pir-i GALİBİ
    Seyyid H.Galib Hasan Kuşçuoğlu


    "Aklı ile öğünen kişi, hücresinin genişliği ile gururlanan mahkuma benzer."





  9. #9
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    12-05-2007
    Mesajlar
    5,022
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Pontevedra tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    eğer kendileri biz mezhebiz diyorlarsa mezheptirler buna sünni ler karar veremez
    Konuyu oku öyle yorum yap O Alevi sahis ALEVILIK mezhep degilmis diyor

    Taikonot'un dedigi gibi ALEVI dogulur

    Yani Bir Cin'li gelip ben Cennete gitmek istiyorum ve ALEVI olmak istiyorum dese, yok kocum sen bizim inancimiza TÜRK olmadigindan giremezesin diyecekler

    (tabi bu BÜTÜN Aleviler icin gecerli degil)

  10. #10
    <span style='color: #800080'>Bill_90</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-12-2005
    Mesajlar
    10,349
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    9
    Suan daki alevilik alevilik yolundan sapmıstır.Kendi kafalarına göre uyudurmuslarda uydurmuslar


    Alevilik Hz.Aliyi seven demektir, sünnilerde Hz.Ali'yi seviyor bu yüzden özümüzde hepimiz aleviyiz ama bu alevilik günümüzdeki değismis oynanmıs alevilik değildir

    TÜRKYAŞAMFENERBAHÇELİLER©
    Hep DESTEK
    Tam DESTEK
    Nuri_aLço Fan Clup


    "Kızımın iffeti batmakta rezilin gözüne, acırım tükürüğe billahi tükürsem yüzüne."
    milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy ne güzel söylemiş...





    Platonik ASKIM LEAH DİZON :hz:hz



 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •