bir bir kararıyor yaprak ardına sayfalar, karanlığa gömülüyor geçmişte
yitip gidenlerin ardından sararmışlığa dokunuyor ahları ve sessiz edaları gizli kapaklı bir yerde.
hiç gelmeyecek gibiydi sanki sonsuz bir huzurun mavi ışığına kapılan gölgesi zamanın. zamanına bıraksan bir rüyadan etkilenmiş titrek bakışlarla etrafı kolaçan ederken masmavi bir denizin ortasından çıkıp gelen o umursamaz davranışlarıydı sanki yürek yakan.
bıraksam akacaktı damlalar bomboş bir sayfaya,elimde kalem. karaladım durdum,bıraktım elimi o boşluğa her harfinde bir sen çıktı ortaya.
algısız yitik cümlelerin sonu hep seninle bitiyormuş meğer,geç farkettim yalnızlığımı.
tükenmişliklerin yanı sıra,yolda yürürken baktığımda sağıma soluma, gözleri kocaman küçük bir dilenci çocuğunun o kirli elleri arasındamıydı huzur?
kaç kez eskitmek gerek sanrıları,adın işlenmişken hayaller alemine sessiz sedasız kimse bilmeden düşünmekmiydi seni,aşk niyetine.
bir yazının ardından boynunu büküp hüzünlenmekmiydi yoksa satır aralarındaki sonu gelmeyen noktalara kimi koyduğumu bilemeden sana düşündürdükleri.
görsen de çoğu zaman yanılıyoruz aslında hepimiz çoğu kez.
fazla fazla büyüyor hayaller,eğer yıkmasını bilmezsen kocaman oluyor büyüyor altında eziliyorsun tek tek.
her kaybedilen acıysa ;
her başlangıç bir yokuş...mu ?
uzun yollar yorar insanı...
yola başlamadan önce herkes kendinden emin olmalı.
yine tamamlanamadı yitik cümlelerim eksik kaldı tozlanmış bir defter arasında.
gizemini kim bilir okumaktan çok anlamak bambaşka,çünkü her cümle birbirinden çok başka.
umudun güncesi


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla






