“Defterimdeki turşu tarifini bomba tarifi zannettiler” diyen Ergenekon sanığı emekli Tuğgeneral Veli Küçük’e göre, hakkındaki suçlamalar “devlet komplosu”ndan ibaret





1- “JİTEM diye bir kurum hiç olmadı”
Emekli Tuğgeneral Küçük çapraz sorguda birçok soruyu yanıtsız bırakırken iddianamede JİTEM’in yöneticisi olarak gösterilmesine kızdı: Jandarma’nın böyle bir birimi hiçbir zaman olmadı.

2- “Kürt sorunu yok, Ermeni sorunu var”
Küçük, Ergenekon davasında kilit sanık durumuna düşmesiniyse “Ermeni meselesi”ne bağladı: Buradayım çünkü Doğu sorununun Kürt sorunu değil Ermeni sorunu olduğunu anlattım.

3- “Hoştan ve Peker mafya değil ki”
İddianamede “çıkar amaçlı suç örgütü lideri” olarak geçen Sedat Peker ve Sami Hoştan’la birçok kez görüştüğünü reddetmeyen Küçük, bu iki şahsın mafya lideri olduklarını kabul etmedi.

4- “Bölgemde faili meçhul işlenemez”
Küçük, muvazzafken kendi sorumluluğundaki bölgede cinayetler işlendiği haberlerine karşılık “Bölgemde faili meçhul olmaz. Ortaya çıkartırım” dedi.

Ergenekon davasının bir numaralı sanığı emekli Tuğgeneral Veli Küçük, Susurluk, faili meçhul cinayetler, JİTEM ve Danıştay saldırısıyla ilgili kendisine yönelik suçlamaları reddederken, “Devletin komplo kuracağını hiç düşünmemiştim” dedi. Yaklaşık 3.5 saat süren savunmasında Veli Küçük olarak yaşamanın zorluklarından bahseden emekli Tuğgeneral, ev sahiplerinin kendisine ev vermediğinden yakındı. Küçük, çapraz sorguda ise Susurluk ve ajandasındaki notlara ilişkin sorulara yanıt vermekten kaçındı.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ndeki salonda görülen davanın 26’ncı duruşmasında, Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün tarafından kürsüye çağrılan Veli Küçük’e yasal hakları hatırlatıldı. Daha sonra savunmasına başlayan Küçük, Ergenekon davasını kastederek, “Bu hazin, hazin olduğu kadar da gülünç oyunda başta Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere, Türkiye Cumhuriyeti’ni ayakta tutan kurumlar hedef alınmaktadır” dedi.

Faili meçhul cinayetler
“Sizlere sanal Veli Küçük’ü değil, gerçek Veli Küçük’ü anlatacağım ve hakkımdaki trajikomik iddialara cevap vereceğim” diye devam eden Küçük, sözü faili meçhul cinayetlere getirdi. Kocaeli’de faili meçhul cinayetler meydana geldiği yönünde basında sık sık haber yapıldığını anımsatan Veli Küçük, şunları söyledi: “Benim bölgemde faili meçhul olmaz. Ben ortaya çıkartırım. Benim avukatım da görev yaptığım süre içinde faili meçhul cinayet olup olmadığının araştırılması için mahkemeye dilekçe verdi. Bu, ertesi gün basında ‘mahkeme faili meçhulleri araştırıyor’ diye çıktı. Ama benim avukatımın bu konuda dilekçe verdiği yazılmadı. Öyle komik şeyler oldu ki bir defterime not aldığım turşu yapımı ile ilgili tarif, bomba yapımıyla karşılaştırılarak gazetelerde yer aldı.”
“Görev yaptığı bölgede gayriyasal bir faaliyet yürütülmesi ya da faili meçhul olmasını bırakın, en kanlı terör örgütü PKK’nın bile faaliyet gösteremediğini” savunan Küçük, Ağrı’da kendisinin görev yaptığı döneme ait olarak Şemdin Sakık’ın, bölgedeki şartların güçlüğünü anlatan yazdıklarını okudu. Küçük, “Ben Ağrı’da görev yaparken, Mehmet Fikri Karadağ da Erzincan’dan zaman zaman bana destek vermek için geliyordu. O da şimdi cezasını çekiyor” diye konuştu.

JİTEM diye birşey yok
İstihbarat görevinde çalışmış olmasının iddianamede suç gibi aktarıldığını savunan Küçük, kısa bir süre için Jandarma Genel Komutanlığı istihbarat gruplarında görev yaptığını söyledi. Söz konusu birimin resmi bir birim olduğunu ifade eden Küçük, şöyle dedi: “İddianameye ısrarla JİTEM adı konulmuştur. Jandarma Genel Komutanlığı’nın hiçbir zaman böyle bir birimi olmamıştır. Bu isim konularak sanki gizemli, gayriyasal bir oluşum varmış izlenimi yaratılmaktadır. Jandarma Genel Komutanlığı’nın istihbarı grupları gayri yasal bir faaliyette bulunmamıştır. JİTEM, TSK’ya yapılan bir saldırıdır.”

Susurluk komisyonu çağırmadı
“Susurluk’un merkezinde olduğu” yönünde iddialar bulunduğunu belirten Küçük, kazanın olduğu gün kendisine Sami Hoştan’ın haber verdiğini, onun nereden haber aldığını ise bilmediğini söyledi. Hüseyin Kocadağ ve Sedat Bucak’ı tanıyor olması nedeniyle Hoştan’ın kendisine de haber verdiğini belirten Küçük, bunun üzerine kazanın meydana geldiği yerdeki emniyet müdürünü arayarak bilgi aldığını, bu sırada Mehmet Özbay isimli kişinin de öldüğünü öğrendiğini söyledi.
İddianamede ayrıca Susurluk Araştırmada Komisyonu’na ifade vermek üzere gitmediği yönünde iddiaların bulunduğunu anımsatan Veli Küçük,”Susurluk Araştırma Komisyonu’na çağrılmadım. Bu durum, Fikri Sağlar tarafından da bazı medya kuruluşlarına yaptığı açıklamalarda dile getirilmiştir. Anadolu’da bir laf vardır ‘Çağrılmayan yere simitçi ile leblebici gider” dedi.

Hoştan ve Peker çete lideri değil
“Çıkar amaçlı suç örgütü liderleri ile yoğun görüşmelerinin olduğunun” iddia edildiğini belir-ten Küçük, “Görüşme yoğunluğundan kast edilenin açıklanması gerektiğini” söyledi. Çıkar amaçlı suç örgütü lideri olarak bahsedilen görüştüğü kişilerin Sedat Peker ve Sami Hoştan olduğunu kaydeden Küçük, “Peker ve Hoştan’ın çıkar amaçlı suç örgütü lideri olduklarını kabul etmiyorum” dedi.

Alparslan Arslan’la ilişkisi yokmuş
Danıştay saldırısından sonra bir yetkilinin “sürprizlere hazır olun” şeklindeki beyanı üzerine Muzaffer Tekin ile çekilen fotoğrafının servis edildiğini söyleyen Küçük, bu fotoğrafın sürpriz için bekletildiğini savundu. Küçük, şöyle konuştu: “Tekin’in intihar edeceğini düşünmedim. Birinin öldürtmek için uğraştığını düşündüm. Ölmüş olsaydı sürpriz ortaya çıkacaktı. Sonradan öğrendiğim kadarıyla Muzaffer Tekin onurlu ve gururlu olduğu için intihara teşebbüs etmişti. Sonra sürprizin ikinci kısmı sahneye konuldu. İsveç’teki toplantıda çekilen fotoğrafta Alparslan Arslan’ın da yer aldığı ileri sürüldü. Bu fotoğraf günlerce basında yayımlandı, bu gencin Azeri olduğu ortaya çıkıncaya kadar. Yargısız infaz yaptılar. Olayların azmettiricisi olarak beni ve Muzaffer Tekin’i gösterdiler. İddianame bitme aşamasındaydı ve fotoğrafı koyamadılar, ancak beni koymak zorunda kaldılar. İddia makamı mecbur kalmış olabilir. Benim ne Alparslan Arslan ile ne de diğer sanıklarla ilişkim var. Kesinlikle reddediyorum.”

‘Dink’in davasına silahla girdim’
Veli Küçük’ün savunması yaklaşık 3.5 saat sürdü. Daha sonra çapraz sorguda müdahil avukatların sorularını yanıtlayan Veli Küçük, avukatlar arasında gerginlik yaşandı. Müdahil avukatların ajandadaki notlara ilişkin sorular sorması üzerine, Küçük’ün avukatları, ajanda içinde bulunan bilgilerin gizli olması nedeniyle bu konuda soru sorulamayacağını iddia etti.
Küçük çapraz sorguda sıra müdahil avukatlara gelince sırtını döndü. Müdahillerden Şebnem Korur Fincancı’nın avukatı Özkan Yücel, Veli Küçük’e ajandasındaki ses kayıtlarına ilişkin “B-100 Cem Ersever gibi notlar ne anlama geliyor?” demesi üzerine Veli Küçük “Cevap vermiyorum” dedi.
Avukat Yücel’in ajanda ve Susurluk’a ilişkin toplam 25 sorusunun 15’ine Küçük cevap vermedi. Sekiz soru ise Küçük’ün avukatlarının itirazı üzerine mahkeme tarafından reddedildi.

Kerinçsiz’e bülbül kesildi
Müdahil avukatların sorularına cevap vermeyen Küçük, sanık Kemal Kerinçsiz’in sorduğu bütün soruları ise yanıtladı. Kerinçsiz Küçük’e Hrant Dink’in Şişli adliyesinde yargılandığı davaya müdahil olarak mı yoksa bireysel olarak mı katıldığını sordu. Küçük bu soruya “Hrant Dink’in yargılandığı davaya bireysel olarak katıldım. Arabayla oradan geçiyordum, kalabalık dikkatimi çekti. Yanımda korumalarım vardı. Adliye binasına girişte üstümü aramadılar. Üstümde silah vardı. Niye aramadılar diye de içimden geçirdim. Yukarı çıktım, beş dakika kalmadan çıktım” dedi.

Veli Küçük’ten inciler...
- Veli Küçük korktu dedirtmemek için hastalığımı bile söylemedim. Devletim komplo kuracağını hiç düşünmemiştim. Evim cezaevi firarsisi ya da PKK militanı aranıyormuş gibi polis tarafından kuşatılmıştı.

- Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz’ün, adliyeye çıkartıldıklarında sanıklardan Sami Hoştan’ın yanında, “Şu Veli’yi getirin” dediğini iddia eden Veli Küçük, “Yargı şehidinin failine Osman’ım diyen savcı, suçluluğu kanıtlanmamış bir şüpheli iken, Türk ordusunun generaline ‘Şu Veli’yi getirin’ diyerek egosunu tatmin etmiştir” diye konuştu.

- İkinci Şemdinli yaratılma gayretine gidiliyor... Bu iddianameyi, okuldan yeni mezun olmuş (F) tipi bir polis memurunun yazdığı kanaatindeyim.

- Gizli tanık Dilovası, ki bu kişi Hüseyin Tatlıgil’dir. Bu kişi, bu tür ifadeler vermiştir. Ben Giresun Jandarma Bölge Komutanı olduğum sırada bu örgütü Karadeniz bölgesine sokmadım. Bunun için söylemiş olabilir.

- Veli Küçük olarak yaşamak gerçekten çok zor. Kiraya çıkmak istedim ev aradım. Arkasında dört tane koruma ile gezen her an bir eylem beklenen bir kişiye ev vermek zordu. Haklıydılar. En sonunda bodrum katta kimsenin tutmadığı pencereleri yolun altında olan evi perdelerini açmamak koşulu ile tuttum.

- Katılmış olduğum konferanslarda yaptığım konuşmalarda Doğu sorunun Kürt sorunu olmadığını Türk, Kürt kardeş olduğunu, PKK’nın Kürt olmadığını senelerdir savunan bir kişiyim. Buruki Aşireti’nin lideri kendisi de Kürt olan Kinyas Kartal’ın risalelerini kendi imkanlarımla bastırıp Doğu’daki vatandaşlara dağıttım. Eşimle Doğu sorununun Ermeni sorunu olduğunu anlattık. Bunlar bazılarının hoşuna gitmedi. O yüzden buradayım.



http://www.taraf.com.tr/haber/23562.htm


Turşunun acısı birilerini fena halde yakacak