• Reklam
4 sonuçtan 1 --- 4 arası gösteriliyor
  1. #1
    -suvari- adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-12-2008
    Mesajlar
    101
    Karizma Gücü
    0

    İslam inancı ve Ehli Sünnet akaidine göre dinlerarası diyalog

    Müslümanı küfre düşüren bazı sözler ve haller

    İslâm literatüründe çok ciddi yeri olan Elfaz-ı Küfür, irtikab edildiğinde veya kullanıldığında Müslüman'ı İslâm dairesinin dışına çıkartıp imandan mahrum ederek küfre götüren sözler ve hallerdir. Küfre düşen kişinin, geçmişe ait yaptıkları ibadet ve hayırlı işlerin tamamı boşa çıkar, kişi müflis duruma düşer. Yeniden şehâdet getirerek yani "Eşhedü en Lailâhe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden abduhü ve Rasûlüh" diyerek imanını tazelemeden ölürse "ebedi cehennemlik" olur.

    Ahir zaman diye adlandırılan kıyamete yakın dönemde, "Müslümanlar arasından kimi kişilerin sabah evlerinden Mü'min olarak çıkarlarken akşam evlerine kâfir olarak dönecekleri, akşam evlerine Mü'min olarak girerlerken sabah evlerinden kâfir olarak çıkacakları, dini ise beş paralık dünya menfaati karşılığında satıp küfre peşkeş çekecekleri" (Hadisler için bkz: Buhari, Müslim, Tirmizi, ibn Mace) şeklindeki tehlikeyive fitneyi bizzat Allah Rasûlü haber vermektedir.
    Bu bakımdan Son Peygamber Hz. Muhammed'in (as) mübarek Ashabına talim ettiği, ardından da sahabelerden ilim-irfan ahzeden Tabiûn ve mezhep sahibi İslâm büyüklerinin derledikleri Ehl-i Sünnet Akidesi'ne göre "İman-küfür sınırı'nın bazı köşe taşlarını ehemmiyetine binaen arz ediyoruz:

    -Allah Teâlâ'yı büyüklüğüne ve uluhiyyetine uygun olmayan bir şekilde vasıflamak, isimlerinden veya emirlerinden biriyle alay etmek, hafife almak küfürdür. Allah'ın iyi amellere karşılık sevap, kötü amellere karşılık ceza vereceğini kabullenmemek, Allah'a açıkça noksanlık ve acizlik isnad etmek küfürdür; kişiyi İslâm dairesinin dışına çıkarır.
    [ Yahya b. Ebi Bekr, Esiru'l Melahide, vr 7b; el-Beyâdî, İşarâtü'l Meram, s 307 ]

    -Hıristiyanlarda olduğu gibi âlemin yaratıcısının, baba-oğul-rûhu'l kuds gibi üç esastan meydana geldiğine inanmak küfürdür.
    [ Ali el-Kari, Şerhu'şŞifa, c2, s514; İbn Hazm, el-FasI, c 1, s35]

    -Peygamberlik müessesesini kabul etmekle beraber peygamberlerden bazısının nübüvvetini inkâr etmek küfürdür. Bu sebeple Hz. Adem'den beri gönderilen bütün peygamberleri kabul etmekle beraber Hz. İsa ve Hz. Muhammed'i Allah Rasûlü olarak tanımayıp yalanlayan Yahudiler, Peygamberimiz Hz. Muhammed'in risaletine inan¬mayan Hristiyanlar küfre düşmüşlerdir.
    [ Ali el-Kari, Şerhu'l Fıkhı'l Ekber, s 50: Gazali, el-İktisad, s 112; İbn Hazm, el-Fasl, c 1, s 35]

    -Kur'an-ı Kerim'in tamamını, bir kısmını, sûrelerden birini yahut tabir ayetini inkâr etmek küfürdür; kişiyi İslam dairesinin dışına çıkartır. Hatta Kur'an'dan olduğuna icma edilmiş olan bir kelimeyi veya mütevatir bir okuyuş tarzını inkâr etmek küfür sayılmıştır.
    [ Ali el-Kari, şerhu'i Fıkhvı Ekber, s151; Şerhu'ş Şifa, c 2, s 525; Yahya b. Ebi Bekr, Esiru'l Melahide, vr 8b ]

    -Nübüvveti ve Peygamberimizi tasdik etmekle beraber, peygamberler hakkında şer'i ve kafi nasslara aykırı düşen bir takım inançlara sahip olmak ta küfürdür. Mesela, Hz. Peygamberin sözlerinin manasız ve yalan olduğuna, bu sözlerin demagoji ve dünyevi maslahatlar için söylenmiş olduğuna inanmak, filozofların dedikleri gibi, halkın kalbine korku ve ümit vermek için Hz. Peygamberin yalan söylemesinin mümkün olduğuna inanmak küfürdür. Hz. Peygamberin peygamberliğini ispat için ortaya koyduğu mucizeleri kulak ardı edip inanmamak Ehl-i sünnet akidesine göre küfürdür. [Gazali, Faysal'üt-Tefrika, s.42,77; Tehafüt, s249]

    Kur'an-ı Kerim'in tamamını, bir kısmını, sûrelerinden birini yahut ta bir ayetini inkar etmek küfürdür. Bu arada Kur'an'dan olduğuna icma edilmiş olan bir kelimeyi veya mütevatir bir okuyuş tarzını inkar etmek, Kur'an'da zikredilen şeylerin varlığına inanmamak, Kur'an'a bir şey ilave etmek, ondan olduğu kesinlikle bilinen bir harfi inkar etmek veya
    değiştirmek de küfür sayılmıştır.
    [Ali'yyü'l-Kârî, Şerhü Fıkhı'l-Ekber, s 151; Şerhu'ş-Şifa, c2, s 549; Yahya bin Ebi Bekr, Esir'ul-Melahide, vr 8b; el-Alemgiriyye, c 2, s 266 ]

    -Kur'an'ı Kerim'in kendisi veya bir sûresi yahut bir ayeti ile alay etmek, onu küçük görmek, hafife almak küfürdür. Kur'an-ı Kerim'in, Allah kelamı olduğunu göz önünde bulundurmayarak ona gerçek değerini vermemek de küfrü gerektiren hallerden sayılmıştır. [ Bedru'r-Reşîd, Keiimat'üi-Küfriyye, vr6a; Ali'yyü'l-Kârî, Şerhü Fıkhı'l-Ekber, s 150 vd ]


    -Ahirete iman nakille, yani ilahi vahiyle sabittir; ahiret ve halleri hakkında akıl söz sahibi değildir. Ahiret ve ahvali ile ilgili bilgileri Kur'an ayetleri ve hadislerden öğrenmekteyiz. Kur'an-ı Kerim'in pek çok yerinde ahirete iman Allah'a iman ile yanyana zikredilmiştir. Bu sebeple ahireti inkar etmek küfürdür.
    [Bakara sûresi, 8,62,177; Nisa sûresi, 136; Tevbe sûresi, 45]


    -Tenasühe inanmak, ahiret hayatını inkar demek olduğundan küfürdür. Brahmanistler ve tenasühe inananlar bu sebeple tekfir edilirler. Ahiret hayatında kıyamet, cennet, cehennem, öldükten sonra dirilmeyi, sıratı, mizanı inkar küfür sayılmıştır. Ayrıca bazı felsefecilerin ve hatmilerin dediği gibi, ahirette cennet, cehennem, haşr, neşr, sevap ve tkabın, zahiri manalarının dışında ruhani lezzetler olduğuna inanmak da küfür kabul edilmiştir.

    [ Bedru'r-Reşîd, Kelimat'ül-Küfriyye, vr 376a; Ali'yyü'l-Kârî, Şerh'üş-Şifa, c2, s 525,526; Yahya bin Ebi Bekr, Esir'ul-Melahide, vr 13a ]

    -İslam Dini'nin esaslarından birini veya bazısını inkar etmek de küfürdür. Zarûrât-ı diniyye denilen esaslardan, mesela namazın, zekatın , haccın, orucun farziyetini inkar etmek, zinanın, adam öldürmenin ,içki içmenin haram oluşu gibi emir ve ysaklardan birini kabullenmemek küfürdür. Farzların ve haramların farz ve haram oluşlarından şüphe etmek de onları inkar gibi kabul edildiğinden küfür sayılmaktadır. Allah Teala Kuranda haber verdiği halde, Kabe'yi, Mescid'i Haram'ı, kıble yönünün Kabe oluşunu inkar küfürdür.
    [ el-Bağdadî, el-Fark, s 345; İbn Hazm, el-Fasl, c 3, s 196; ibn Kudame, el-Muğnî, c 10, s 85; Ali'yyü'l-Kârî, Şerh'üş-Şifa, c 2, s 522, 523; el-Heytemî, el-İ'lam, c2, s 374]

    -Hristiyanlık gibi İslâm'dan gayri bir din edinen kimseyi küfre düşmüş saymayan kişi veya onların küfürde oldukları hususunda şek-şüphe içinde olan kişi yahut da onların manevi gidişatının doğru olduğu kanaatini taşıyan kişi İslâm'dan çıkmış olur, küfre düşer. Ümmet-i Muhammed'in sapıklık içinde olduğu şeklinde lakırdılar sarf eden kişi de kafir olur. Gayr-ı müslimlerin tapınaklarını (kilise, havra, katedral...vs) kutsayarak veya oralara ibadet kastıyla gitmek oralardaki ibadetlerin Yüce Allah katında makbul olduğuna inanmak, kişiyi kafir yapar. [Muhammed b. İsmail er-Reşîd, Tehzib'ü Risalet'il Bedri'r-Reşîd fi Elfâz'il Mükeffirat, vr 12, Yahya bin Ebi Bekr, Esir'ul-Melahide, vr 11 b ]

    -İslâm alimleri, haç takınmanın küfür alâmeti olduğunda
    müttefiktirler. [Prof. Dr. A. Saim Kılavuz, İman-Küfürsınırı, Marifet Yayınları, s162]Bir kimse, kiliselerin Allah'ın evleri olduğuna, orada Allah'a kulluk yapıldığına, Yahudi ve Hristiyanların yaptıklarının Allah'a kulluk, O'na ve Rasulüne itaat olduğuna inanırsa, Allah'ın da bu yapılanlardan hoşnut ve
    memnun kaldığına itikad ederse kafir olur. Ehl-i zimmeti (gayr-i
    müslimleri) kiliselerinde ziyaret etmenin Allah'a yakınlık vesilesi olduğuna
    itikad eden kimse, İslâm dininden çıkar, mürted olur. [ Muhammed b. ismail er-Reşîd, Tehzib'ü Risalet'il Bedri'r-Reşîd fi Elfâz'il Mükeffirat, vr 12, Yahya bin Ebi Bekr, Esir'ul-Melahide, vr 11b]

    -Haram oluşu kesin olan bir şeyin helal, helal oluşu kesin olan bir şeyin haram olduğuna inanmak kişiyi küfre düşürür. Öldürme, kesme, bedenin zarar görmesi ve şiddetli darp gibi tabiatı gereği zorlayana boyun eğmeyi gerektiren somut 'tam ikrah - tam zorlama' haliyle karşı karşıya olmadığı halde küfrü gerektiren bir sözü sarfeden kimse 'kalbim imanla
    dolu İdi' dese dahi küfre düşer. [el-Eş'arî, el-Luma', s 79; et-Teftâzânî, Şerhü'l-Akaid, s. 148; Ali'yyü'l-Kârî, Şerhü Fıkhı'l-Ekber, s 64; el-Kâsânî, Beda'ü's- Senâi', c 5, s 175-176 ]

    -Kalbi imanla dolu olduğu halde herhangi bir zorlama olmadan kendi irade ve ihtiyarıyla küfrü gerektiren bir söz sarfeden kimse kafir olur. Şakacı ve müstehzi kişi, şaka olsun diye alay ederek ve küçük görerek küfrü gerektiren bir sözü sarfederse, inancı sarfettiği söze zıt bile olsa Ehl-i sünnet âlimlerin hepsine göre kafir olur. [ Aii'yyü'i-Kârî, şerh'üi-Emaiî, s 33; el-
    Âlemgîriyye, el- Fetâvâ, c 2, s 276; İbn 'Âbidîn, Radd'ül-Muhtar, c 3, s 285


    Dinlerarası diyalog nedir?


    Dinlerarası diyalog, Papalığın II. Vatikan Konsili'nin 4. oturumunda kabul edilen, "Nostra Aetate" diye maruf Konsil metninde aktarılan ve 28 Ekim 1965'te Papa VI. Paul'un onayıyla ilan edilen, "Papalığın 3. bin yıl hedefi olarak açıkladığı Asya'nın hristiyanlaştırılması projesi'nin bir yöntemidir. Papalığın "çağdaş hristiyanlaştırma ve misyonerlik usulü” dür.
    ( Bakınız; John W. O'Malley, "Reform, Historical Conciousness And Vatikan li's Aggiornamento, Theological studies, 1971 xxx11/4; M. Raukanen, The catholic Doctrin of Non-Christian Religions According to the Second Vatikan Council, New york 1992, 35; The Second Vatikan Council, Nostra Aetate, 1-4)




    Papalığın, dinlerarası diyalog adı altındaki böylesi bir "Asya'yı hristiyanlaştırma projesi"nin gönüllü bir parçası olmak, İslâm akaidine göre Müslüman'a zarar verir mi?

    İslâm akaidi ve Ehl-i Sünnet esaslarına göre; Papalığın böylesi bir "hristiyanlaştırma projesi ve misyonunun gönüllü bir parçası olan" herhangi bir Müslüman, mürted olur, İslâm dairesinin dışına çıkar, küfre düşer. Bu küfrü irtikab ettiği ana kadar, yaptığı tüm ibadet ve hayırlı amelleri boşa çıkar, müflis olur. Evli ise nikahı düşer. (A.Z. Gümuşhanevî, Cami’ül Mütün ,c.1, Elfaz-ı Küfür, b.2)

    Hristiyanlık gibi İslâm'dan gayri bir din edinen kimseyi küfre düşmüş saymayan kişi veya onların küfürde oldukları hususunda şek:-şüphe içinde olan kişi yahut da onların manevi gidişatının doğru olduğu kanaatini taşıyan kişi İslâm'dan çıkmış olur, küfre düşer. (Muhammed b. ismail er-Reşid ,Tehzib'ü Risalet'il Bedri'r-Reşîd fi Elfâz'il Mükeffirat, vr 12, Yahya bin Ebi Bekr, Esir'ul -Melahide vr 11b]


    Nisa Suresi 115: "Kim Kendisi için doğru yol belli olduktan sonra,
    (Hz. Muhammed) karşı çıkar ve müminlerin yolundan başka
    bir yola tabi olursa, onu o saptığı yönde bırakırız ve cehenneme
    Sürükleriz ; o ne kötü biryerdir."
    Nisa Suresi 13-14: "Bunlar, Allah'ın (koyduğu) sınırlardır. Kim kendisi için yol belli olduktan sonra Peygambere (Hz. Muhammede)'ine itaat ederse Allah onu, ırmaklar akan cennetlere koyacaktır; onlar orada devamlı kalıcıdırlar ; işte büyük kurtuluş budur."

    “Kim de Allaha ve Peygamberi (Hz. Muhammed) ‘ine karşı isyan eder ve sınırlarını aşarsa Allah onu, ebedi kalacağı bir ateşe sokar ;onun için alçaltıcı bir azab vardır.”

    Cin Suresi 23-24: "Artık kim Allah'a ve Resulü (Hz. Muhammed)ine karşı gelirse, bilsin ki ona, (kendi gibilerle birlikte) içinde ebedî kalacakları cehennem ateşi vardır."

    Muhammed Suresi 32-33-34: "İnkâr edenler, insanları Allah yolundan alıkoyanlar ve kendilerine doğru yol belli olduktan sonra Peygamber (Hz. Muhammed)'e karşı gelenler, Allah'a hiçbir zarar veremezler. Allah onların yaptıklarını boşa çıkaracaktır."
    "Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygamber (Hz Muhammed)'e itaat edin ki amellerinizi boşa çıkarmayın. Zira inkâr edip Allah yolundan alıkoyanları ve de kâfir olarak ölenleri Allah asla bağışlamaz."

    Fetih Suresi 28-29: "Bütün dinlere üstün kılmak üzere, Peygamberi (Hz. Muhammed)'ini hidayet ve Hak din ile gönderen O'dur. Buna şahit olarak Allah yeter; Muhammed Allah'ın elçisidir. O (Hz. Muhammed)'in beraberinde bulunanlar da kâfirlere karşı onurlu, kendi aralarında merhametlidirler."

    "Ehl-i Kitap ile amentüde ittifakımız vardır" inancını taşımanın veya gönüllü olarak bu ifadeyi kullanmanın itikadî hükmü nedir?

    Böyle bir inancı taşıyan ve ikrar eden Müslüman, İslâm akaidi ve Ehl-i Sünnet esaslarına göre mürted olur, İslâm dairesinin dışına çıkar, küfre düşer. Böyle bir inanç, Hakk'ı batılın seviyesine indirmek, Hakk'ı batıl ile karıştırmak, ilahi olan ile muharref olanı aynı kefeye koymak ve eşitlemektir ki, İslâm akaidi, Ehl-i Sünnet esasları ve bizzat Kur'an-ı Kerim'in ikaz edici beyanlarına göre bu küfürdür.
    ( A.Z. Gümüşhanevî, Cami’ül Mütûn, c.1, Elfaz-ı Küfür, b. 2; Muhammed b. İsmail er-Reşîd, Tehzib'ü Risalet'il Bedri'r-Reşîd fi Elfâz'il Mükeffırat, vr 12, Yahya bin Ebi Bekr, Esir'ul-Melahide, vr 11 b )

    Bir kimse, ehl-i kitap ile amentüde ittifakın var olduğuna inanırsa, hatta kiliselerin Allah'ın evleri olduğuna, orada Allah'a kulluk yapıldığına, Yahudi ve Hristiyanların yaptıklarının Allah'a kulluk, O'na ve Rasulüne itaat olduğuna inanırsa, Allah'ın da bu yapılanlardan hoşnut ve memnun kaldığına itikad ederse kafir olur. Ehl-i zimmeti (gayr-i müslimlerî) kiliselerinde ziyaret etmenin Allah'a yakınlık vesilesi olduğuna itikad eden kimse, İslâm dininden çıkar, mürted olur. ( Muhammed b. İsmail er-Reşîd, Tehzib’ü Risalet'il Bedri'r-Reşîd fi Elfâz'il Mükeffırat, vr 12, Yahya bin Ebi Bekr, Esir'ul-Melahide, vr 11 b )

    Al-i Imran Suresi 19: "Allah katında yegâne Hak Din Islâmdır.
    Al-i İmran Suresi 85: "Herkim İslam'dan başka birdin ararsa, bilsin ki, (o din) ondan asla kabul edilmeyecektir; o kimse, ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır."
    Al-i İmran, 100: "Ey iman edenler, Ehl-i kitaptan herhangi bir gruba tabi olursanız, sizi imanınızdan sonra çevirip kâfir yaparlar."

    Ahirette kurtuluş için Hz. Muhammed'e (sav) inanmaya hacet yoktur; Kelime-i Tevhid'in ikinci rüknü olan "Muhammedu'r Rasûlullah" kısmını ikrar bir kemal mertebesidir, cennetlik olma için bunu ikrar ve buna iman etmek lüzumlu değildir demenin hükmü nedir?


    [COLOR="Red"]Böyle bir inancı taşımak ve yaymak, İslâm akaidine göre, Müslüman'ı dinden çıkartır, mürted yapar, küfre düşürür. [/COLOR](A.Z. Gümüşhanevî,
    Camîül Mütûn, c.1, Elfaz-ı Küfür, b. 2; Muhammed b. İsmail er-Reşîd, Tehzib'ü Risalet'il Bedri'r-Reşîd fi Elfâz'il Mükeffirat, vr 12, Yahya bin Ebi Bekr, Esir'ul-Melahide, vr 11 b )


    Peygamberlik müessesesini kabul etmekle beraber peygamberlerden bazısının nübüvvetini inkâr etmek küfürdür. Bu sebeple Hz. Adem'den beri gönderilen bütün peygamberleri kabul etmekle beraber Hz. İsa ve Hz. Muhammed'i Allah Rasûlü olarak tanımayıp yalanlayan Yahudiler, Peygamberimiz Hz. Muhammed'in risaletine inanmayan Hristiyanlar, Peygamberimizin Risaletine inanmanın bir zaruret değil, sadece bir kemal mertebesi olduğunu iddia edenler, Peygamberimizi ve O'nun Peygamberliğini hafife alanlar küfre düşmüşlerdir.
    (Ali el-Kari, Şerhu'l Fıkhı'l Ekber, s 50; Gazali, el-iktisad, s 112; Ibn Hazm, el-Fasl , c1,s35 )


    Fetih Suresi 28-29: "Bütün dinlere üstün kılmak üzere, Peygamberi (Hz. Muhammed)'ini hidayet ve Hak din ile gönderen O'dur. Buna şahit olarak Allah yeter; Muhammed Allah'ın elçisidir. O (Hz. Muhammed)'in beraberinde bulunanlar da kâfirlere karşı onurlu, kendi aralarında merhametlidirler."
    Fetih Suresi 13: "Kim Allah'a ve Resulü (Hz. Muhammed)'ine iman etmezse bilsin ki biz, kâfirler için çılgın bir ateş hazırlamışızdır."
    Cin Suresi 23-24: "Artık kim Allah'a ve Resulü (Hz. Muhammed)'ine karşı gelirse, bilsin ki ona, (kendi gibilerle birlikte) içinde ebedi kalacakları cehennem ateşi vardır."
    Maide Suresi 19: "Ey ehl-i kitap! Peygamberlerin arası kesildiği bir vakitte elçimiz size elçimiz (Hz. Muhammed) geldi. O (Hz. Muhammed) size hakkı- hakikatı açıklıyor ki (kıyamette) ;”Bize müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi” demiyesiniz .İşte size müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. Allah herşeye hakkıyle kadirdir.”

    Alemlere rahmet Hz. Muhammed şöyle buyurur: "Hz. Musa ve İsa (as) bugün yaşasalardı, bana iman edip tabi olmaktan başka bir yolları ve vazifeleri olmazdı”
    (Ahmed bin Hanbel, Müsned, 3/471, 4/266; Abdülhalim Mahmud, Alemiyye,248)Alemlere rahmet Hz. Muhammed şöyle buyurur: "Varlığım kudret elinde olan Allah'a yemin olsun ki, Musa peygamber bile sizin aranızda bulunsa da siz beni bırakıp ona uysanız, şüphesiz sapıklardan olurdunuz"
    (Ahmed bin Hanbel, Müsned, 3/471,4/266)

    Allah katında yegâne din hangisidir?

    Kur'an-ı Kerim'e göre, Allah katında son ve tek Hak din İslâm'dır; Kendilerine İslâm'dan başka bir din arayanlar, ahirette hüsrandadırlar.
    Al-i İmran Suresi 19: "Allah katında yegâne Hak Din İslâmdır."
    Al-i İmran Suresi 85:" Her kim İslam'dan başka bir din ararsa, bilsin ki, (o din) ondan asla kabul edilmeyecektir; o kimse, ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır."

    Ehl-i Kitap'tan herhangi bir gruba tâbi olmanın, dinen mahzuru var mıdır?

    Ehl-i kitaptan herhangi bir gruba tâbi olmak, Kur'an-ı Kerim'e ve İslâm akaidine göre Müslüman'ı dinden çıkartır, imandan sonra kafir yapar
    ( A.Z. Gümüşhanevî, Camrül Mütûn, c.1, Elfaz-ı Küfür, b. 2; Muhammed b. İsmail er-Reşîd, Tehzib'ü Risalet'il Bedri'r-Reşîd fi Elfâz'il Mükeffirat, vr 12, Yahya bin Ebi Bekr, Esir'ul-Melahide,vr11 b.)


    Al-i İmran, 100: "Ey iman edenler, Ehl-i kitaptan herhangi bir gruba
    tabi olursanız, sizi imanınızdan sonra çevirip kâfir yaparlar."

    Maide Suresi 51-52-53-54-55-56: "Ey iman edenler! Yahudileri ve
    Hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar. İçinizder
    kim onları dost edinirse, o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler
    topluluğuna yol göstermez."
    "Kalblerinde hastalık bulunanların: "Başımıza (küresel) bir felâketin gelmesinden korkuyoruz" diyerek onların arasına koşuştuktan

    görürsün. Umulur ki Allah bir fütuhat, yahut katından bir emir getirecek de onlar , içlerinde gizledikleri şeyden dolayı pişman olacaklardır “

    "(O zaman) iman edenler: "Bunlar mıdır sizinle beraber olduklarına bütün güçleriyle yemin edenler?" diyeceklerdir. Onların bütün yaptıkları boşa gitmiştirde kaybedenlerden olmuşlardır."
    "Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) muhakkak Allah, sevdiği ve kendisini seven, müminlere karşı alçak gönüllü (şefkatli), kâfirlere karşı onurlu ve zorlu bir topluluk getirecektir. (Bunlar) Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar (hiçbir kimsenin kınamasına aldırmazlar). Bu, Allah'ın, dilediğine verdiği lütfudur. Allah'ın lütfü ve ilmi geniştir."
    "Sizin dostunuz (veliniz) ancak Allah'tır, Resulü (Hz. Muhammed)'dir ve de şu iman edenlerdir ki onlar Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılar, zekâtı verirler."
    "Kim Allah'ı, Resulü (Hz. Muhammed)'ini ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar şüphesiz Allah'ın tarafını tutanlardır."

    Hz. Peygamber'in kıyamete dair haberlerinde ahir zamanda böylesi fitnelere ilişkin ikazlar var mıdır?

    Alemlere rahmet Hz. Muhammed (sav), ahir zamanda ümmetinden bazı grupların Ehl-i kitaba - müşriklere iltihak edeceklerini, kendisini mehdi zanneden ve hatta Hz. Peygamber'i güya devre dışı bırakarak peygamberlik makamına musallat olan ve bu bağlamda kendisini nebi yerine koyan deccallerin ortaya çıkacağını beyan emişlerdir.Alemlere rahmet Hz. Muhammed şöyle buyurur: Şu bir gerçek ki,ümmetim adına korktuğum en önemli şeylerden biri de, dalalete
    sapmış yöneticiler ve önderlerdir. Ümmetimden bazı gruplar putlara tapacaktır, bazı gruplar da (Hak dinden saparak) müşriklere
    katılacaklardır. Kıyamete yakın zamanda deccallar türeyecektir. Bunların
    saysı 33 (ilâ 70) civarında olacaktır. Bunların kimi kendisini peygamber,
    (kimi de Mesih) zannedecektir... Ve lakin ümmetimden bir grup sürekli Hak üzere olacaktır. Onlar Allah'ın yardımını göreceklerdir. Allah'ın emri
    (olan kıyamet) gelinceye kadar, bu kendilerine ters düşerek Hak'tan
    ayrılanlar onlara zarar veremeyecektir." ( ibn Mace, sünen, fiten, 9; Ebu Davud, Sünen, fiten,1)



    Ahir zaman fitnesine aldanarak yukarda bahsedilen “İslam akaidine göre küfür olan hallere" düşen bir Müslüman ne yapmalıdır?


    Derhal "tecdid-i iman" yapmalı, tevbe ve istiğfar etmelidir. Nikahını da yenilemelidir. "Eşhedü en lailahe ilallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Rasûlühü" diyerek imanını tazelemeli ve gusül abdesti almalıdır. Böyle bir küfrü irtikab etmekle ibadet ve salih amelleri boşa çıktığı için, tecdid-i imandan sonra çok daha hassas olmalı, Rasûlullah Efendimize bolca salat ve selâm getirmeli, dili hep Allah'ın zikri ile ıslak kalmalıdır .
    (A.Z. Gümüşhanevî, Camrül Mütûn, c.1, Elfaz-ı Küfür, b. 2; Muhammed b. İsmail er-Reşîd, Tehzib'ü Risalet'il Bedri'r-Reşîd fi Elfâz'il Mükeffirat, vr 22, Yahya bin Ebi Bekr, Esir'ul-Melahide, vr8b)

    Bakara Suresi, 159-160-161 -162: "İndirdiğimiz açık delilleri ve şu Kitap (Kur'an-ı Kerim)'de insanlara apaçık gösterdiğimiz hidayet yolunu gizleyenlere hem Allah, hem de bütün lanet ediciler lanet eder."
    "Ancak tevbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar başka... Zira ben onların tevbelerini kabul ederim; Ben tevbeyi çokça kabul eden ve çokça esirgeyenim."
    "(Hak ile gönderdiğim Muhammed'imizi ve ayetlerimizi) inkâr etmiş ve kâfir olarak ölmüşlere gelince, işte Allah'ın, meleklerin ve tüm insanların laneti onların üzerinedir. Onlar ebediyen lanet içinde kalırlar. Artık ne azapları hafifletilir, ne de onların yüzlerine bakılır."
    Al-i Imran, 102: "Ey iman edenler, Allah'tan O'nun azametine yaraşır biçimde korkun ve sadece ve sadece "Müslümanlar" olarak ahirete göç edin..."
    Yukarıda Dinlerarası diyalog bölümünde değindiğimiz konular ve küfür halleri, hem dini ve milli bütünlüğümüz bakımından, hem de ebedi olan ahiret hayatımız açısından çok ciddi bir tehlike ve itikadî sapma olduğu aşikardır..

    Mehmet Emin Koç
    E. Müftü ,İlahiyatçı yazar
    " Tecvidli Kuranı Kerim elifbası ve Temel dini bilgiler"

    Allah encamımızı hayır eylesin
    İnsanın namusu nasıl tartışılmazsa bir milletin mukaddesatı da tartışılmazdır !

    Muhammed’in nefsi kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki bu ümmetten hiç bir kimsenin Yahudi veya Hıristiyan olduğunu duymak istemiyorum. Eğer böyle bir kişi bana inanmadan önce ölürse o ancak cehennemliktir.
    a– Sahih–i müslüm, Kitabü’l İman, bab 70
    b– Zadü’l Mesir I. 365
    c– İbni Kesir, Tefsiru’l Kuran’il Azim, I. 363

  2. #2
    -suvari- adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-12-2008
    Mesajlar
    101
    Karizma Gücü
    0
    İslam ölçüsüne göre Ehl–i Kitap’ın Müslüman olabilmesi hangi şartlara bağlıdır.

    Hanefi Mezhebi’nin İmam Azam’dan sonra gelen ikinci imamı ve aynı zamanda İmam Şafii hazretlerinin de hocası İmam Muhammed b. Hasan’ın bu konudaki görüşlerine bir bakalım;

    Ehl–i Kitab’ın İslam Olabilmesi Hangi Şartlarda Mümkündür.

    Büyük İslam alimi İmam Muhammed’in “Siyer–i Kebir” isimli eserindeki ifadelere geçmeden kendisini biraz tanıyalım.

    İmam Muhammed b. Hasan, mezhep imamımız İmam–ı Azam’ın İmameyn/iki imam diye anılan iki büyük öğrencisinden biridir. Diğeri ise İmam Ebu Yusuf’tur.

    İmameynin görüşleri bir konuda ittifak ederse fetva bu görüşe göre verilir ve buna “ve bihî yüfta/yani fetva bu görüşe göredir” şeklinde ifade edilir. İmam Muhammed b. Hasan, büyük mezhep imamı İmam Şafii’nin hocasıdır. İmam Azam’ın en etkili talebesi olan İmam–ı Muhammed b. Hasan Hanefî Mezhebi’nin dünya üzerinde yayılmasında en fazla etkisi olan zattır. İmam Muhammed’e ait olan Siyer–i Kebir’in İslam başlıklı bölümünde Ehl–i Kitab’ın Müslüman olabilmesi için bakın hangi şartlar var.


    Yahudilerle Hıristiyanların durumu şöyledir. Onların “lâ ilahe illallah” demeleri, İslâm’a girmiş olmalarına delil sayılamaz. Rasulullah’ın peygamberliğine inanmıyorlardı. Onun için İslam’a girmiş olmaları için “Muhammed’ür–Rasûlullah” demeleri de gerekiyor.

    Nitekim, rivayete göre, Rasulullah, hasta olan Yahudi komşusunu ziyarete gitti ve o Yahudi’ye telkin sadedinde:
    “Şahadet ederim ki, Allah’tan başka ilâh yoktur ve ben Allah’ın rasûlüyüm” buyurdu.


    Hasta Yahudi, babasına baktı (Şahadeti getirmek için müsaade istiyordu). Babası da ona: “Ebü’l Kasım’a cevap ver” dedi. Hasta, şahadeti getirdi ve sonra da ruhunu teslim etti. Bunun üzerine Rasulullah(sav) şöyle buyurdu:
    “Sayemde bir kişiyi cehennem ateşinden kurtaran Allah’a şükürler olsun.” Daha sonra ashabına da dönerek: “Din kardeşinizin cenaze işlemlerini” yapın diye emretti.



    İmam Muhammed dedi ki: Bugün ise Irak topraklarında yaşayan Ehl–i Kitab’dan bazıları var ki, “lâ ilahe illallah ve enne Muhammeden rasûlullah” derler, ama onun, Arapların peygamberi olduğunu, İsrailoğullarına gönderilmediğini ileri sürerler. Onlardan her kim, bu inançla Muhammed’in peygamberliğini kabul ederse yine İslâm’ı kabul etmemiş sayılır. İslâm’a girebilmesi için kendi dininden tamamen uzaklaşması gerekiyor. Hatta Yahudi yahut Hıristiyan olan bir kimse: “Ben Müslüman’ım yahut Müslüman oldum” derse yine İslâm’ı kabul ettiğine hükmolunmaz. Çünkü batıl dinlerine İslâm ismini verip; “Müslüman, Hakk’a teslim olan kimsedir, biz de Hakk’a teslim olmuş kimseleriz” derler. Onun için sadece bu sözü söylemeleri, onları Müslüman kabul etmemizi gerektirmez.

    Mutlaka, tâbi oldukları dini de terketmeleri gerekiyor.


    Yine onlardan biri: “Ben Yahudilikten beriyim” der, ama bununla birlikte “İslâm’a girdim” demezse, İslâm’ına hükmolunmaz. Olabilir ki, Yahudilikten çıkıp Hıristiyanlığa girmiştir. Ama “Yahudilikten çıktım” dedikten sonra “İslâm’a girdim” derse, o zaman Hıristiyanlığa girmiş olması ihtimali ortadan kalkar.

    Şayet Mecûsi “Müslüman oldum, yahut ben Müslüman’ım” dese, onun İslâm’ına hükmolunur. Rivayet olundu ki, biri, Abdullah İbni Abbas’a gelerek: “Annem öldü. Ancak Hıristiyan idi. Şimdi cenazesinin peşinden gideyim mi?” diye sordu. İbn–u Abbas ona şu karşılığı verdi: “Cenazesini takip et. O’nu göm. Sadece üzerine namaz kılma.”

    Biz de aynı kanaatteyiz. Şayet cenazesinin defni ile ilgilenecek kâfir bir oğlu yoksa, Müslüman oğlunun bu görevi yerine getirmesi ve onu yırtıcı hayvanlara terk etmemesi gerekir.

    Ama bu görevi yerine getirecek müşrik akrabaları varsa, evlâ olan Müslüman’ın bu işi onlara bırakmasıdır. Lâkin dilerse, cenazesinin peşinden gidebilir.

    Rivayete göre, el–Haris b.Ebî Rabia’nın Hıristiyan olan annesi öldüğünde sahabeden birkaç kişiyle cenazesinin peşinden gitmiştir. Ancak cenazeyle birlikte, cenazenin dinine mensup olanlar da bulunuyorsa, Müslüman’ın onlarla karışarak değil, ayrı bir şekilde yürümesi yahut cenazenin önünde gitmesi gerekir ki, müşriklerin topluluğunu çoğaltmamış olsun”
    (İmam Muhammed b. Hasan, Siyer–i Kebîr, EVS yay. İst. 1980. c.1, s.163–165).

    Büyük İslam alimi İmam–ı Muhammed’in bugüne ışık tutan, müminlerin gönlünü rahatlatan açıklamaları özetle böyle.


    Yoksa ‘Dünya Barışı’na karşı olduğu için mi bu hükümleri verdi İmam?

    Yoksa Kur’an’daki Ehl–i Kitap ile ilgili ayetler İmam Muhammed’den sonra yürürlükten mi kaldırıldı?

    Ben, hiçbir ilave yapmadan büyük imamın, ayet ve hadisten istimbat ederek verdiği hükümleri buraya aldım.

    Son bir soru daha.

    Hz. Peygamber (as), gerek İslam’a davet mektuplarında, gerekse de dini ve beşeri münasebetlerinde ehl–i kitaba böylesi bir beyanda bulunmuş mudur?

    Böyle bir “suhulet” ve “ünsiyette” bulunmuş mudur?
    Hayır ve asla.

    Öyle yapmış olsaydı gönderiliş gayesinin dışına çıkmış olurdu.
    Çünkü İslam, muharref Hıristiyanlığın savunduğu yanlış ve batıl inanışı değiştirmek, daha açık ifadeyle yeryüzünde yayılan şirki kaldırıp yerine tevhidi yerleştirmek için gelmiştir ve beşer olarak da Hz. Muhammed (as) bununla görevlendirilmişti.

    Bu konuda en çarpıcı misal, Hz. Peygamber’in Ehl–i kitap olan Yemen halkına İslam’ı tebliğ için gönderdiği Muaz b. Cebel’e (ra) emir ve tavsiyeleridir.

    Allah şahit, hak ve hakikat dışında, zerre nispetinde bir hesabım yoktur.

    Yalnız şunu çok iyi bilmemiz gerekir ki, olayları ve gelişmeleri bir bütünlük içinde değerlendirirsek ancak sağlıklı sonuca varırız.

    Olanları parça parça ele alınca işler parçalı bulutlu oluyor.

    04-05/03/2006 Yeni Mesaj
    MÜSLİM KARABACAK
    İnsanın namusu nasıl tartışılmazsa bir milletin mukaddesatı da tartışılmazdır !

    Muhammed’in nefsi kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki bu ümmetten hiç bir kimsenin Yahudi veya Hıristiyan olduğunu duymak istemiyorum. Eğer böyle bir kişi bana inanmadan önce ölürse o ancak cehennemliktir.
    a– Sahih–i müslüm, Kitabü’l İman, bab 70
    b– Zadü’l Mesir I. 365
    c– İbni Kesir, Tefsiru’l Kuran’il Azim, I. 363

  3. #3
    HAMZA... adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-02-2007
    Mesajlar
    5,134
    Karizma Gücü
    7
    Alemleri yaratan Allah(cc), dinin gereği olarak inanmak ve iman etmek fiillerini kendinin tüm tasarruflarını kabulle eş tutmuştur. Her şeye gücü yeten Allah neyi emretmişse onunla amel etmemizi istemiştir. Gerçek inancın gerçek dinin ifadesini şöyle buyurdu;

    Allah'ı ve elçilerini (tanımayıp) inkâr eden, Allah ile elçilerinin arasını ayırmak isteyen, "Bazısına inanırız, bazısını tanımayız" diyen ve bu ikisi arasında bir yol tutturmak isteyenler. (Nisa150)

    İşte bunlar, gerçekten kafir olanlardır. Kafirlere aşağılatıcı bir azab hazırlamışızdır. (Nisa151)
    Küfür, kafir ve İslam birbirine zıt ifadelerdir. AQllah ile tasarruflarını ayrı ayrı düşünenler İslam'ı ehl-i Kitabın küfrü ile bağdaştırmak isteyenlerdir.
    Bununla beraber Küfrün devamında;
    “Ey iman edenler! Kendi dışınızdakileri (kâfirleri) yakın çevre edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten geri durmazlar, size sıkıntı verecek şeyi isteyip dururlar. Gerçekten kin ve düşmanlıkları ağızlarından (dökülen sözlerinden) belli olmuştur. İçlerinde sakladıkları (düşmanlıkları) ise daha büyüktür.” (Ali İmran: 118)
    Şayet onlar sizi ele geçirirlerse size düşman kesilirler, size ellerini ve dillerini kötülükle uzatırlar. Zaten inkâr edivermenizi istemektedirler.” (Mümtehine: 2)
    sistemlerinin köhneliği, kokuşmuşluğu, iflası artık gizlenemez hale gelmiştir. İslâm’ı da bu açıdan kendileri için tehlike görmektedirler. Onun için İslâm’ın hayat veren aydınlığını karartmaya ve müslümanları da dinlerinden döndürmeye, insanların Allah’ın yoluna gitmelerine engel olmaya çalışmaktadırlar. Son dönemdeki hırçınlıkları da kötü akibetlerinin yakın olduğunu hissetmelerindendir. Allahu Teâla kâfirlerin bu zaaflarını ve tıynıyetlerini de şöyle izah etmektedir:

    “Ehli kitaptan çoğu, hak ve doğru olan kendilerine apaçık belli olduktan sonra sırf içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi imanınızdan vazgeçirip küfre döndürmek isterler.” (Bakara: 109)
    “Onlar, Allah’ın nurunu (İslâm’ı) ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Halbuki kâfirler hoşlanmasalar da Allah nurunu tamamlamaktan asla vazgeçmez.” (Tevbe: 32)
    “De ki: Ey kitap ehli! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah’ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek mü’minleri Allah yolundan saptırmaya kalkışıyorsunuz? Allah yaptıklarınıza tamamıyla şahiddir. Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi çevirip kâfirler haline getirirler.”(Ali İmran: 99-100)
    mal ve şehvet düşkünlükleri onların gözünü bürümekte ve bütün dünyanın kendilerine ait olmasını istemektedirler. Bu egoist (bencil) hırs, onları başka insanların özellikle de müslümanların mal ve servetlerini sömürmeye, haksızca ele geçirmeye sevk ettirmektedir. Bunun önünde tek engel olarak da İslâm’ı ve İslâmi bakış açısını görmektedirler. Onun için de hırçınlaşmaktadırlar.

    “Ey iman edenler! Bilin ki; hahamlardan ve rahiplerden bir çoğu, insanları Allah yolundan saptırarak mallarını haksız yollardan yerler!” (Tevbe: 34)
    “(Kâfir kimse) yönetime geldiğinde, yeryüzünde bozgunculuk etmeye, ekinleri tahrip edip nesilleri helâk etmeye koşar. Allah bozgunculuğu sevmez.” (Bakara: 205)
    Müslümanları dinlerinde fitneye düşürmek için hak batıl birbirine karıştırılmakta, İslâm’ın kavram ve hakikatları kasıtlı olarak tahrif edilmeye çalışılmaktadır. Zaten hak ve batılı birbirine karıştırmak, hakkı ketmetmek (örtmek ve kavramları, hakikatları saptırmak) tahrif etmek kâfirlerin tek sermayeleridir, sürekli başvurdukları yöntemlerindendir. Buna da Allahu Teâla şöyle dikkat çekmektedir:

    Kitap ehlinden bir kısmı istediler ki ne yapıp edip sizi saptırabilsinler. Oysa onlar sadece kendilerini saptırırlar da farkına bile varmazlar. Ey kitap ehli! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah’ın ayetlerini inkâr edersiniz? Ey kitap ehli! Neden hakkı batıla karıştırıyor ve bile bile hakkı gizliyorsunuz?” (Al-i İmran: 69-71)
    “Hakkı batıl ile karıştırmayın, bilerek hakkı gizlemeyin.” (Bakara: 42)
    Ahidlerini bozmaları sebebiyle onları lânetledik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar kendilerine zikredilen ahkâmın önemli bir bölümünü unutarak kelimelerin yerlerini tahrif ederler. İçlerinden pek azı hariç, onlardan daima bir hainlik görürsün.” (Maide: 13)
    Şimdi (ey mü’minler) onların size inanacaklarını mı sanıyorsunuz? Gerçek şu ki; onlardan bir zümre vardır ki Allah’ın kelamını işitirler sonra onu aklettikleri halde bile bile tahrif ederler.” (Bakara: 75)
    Ve, İşte onların Allah'ın ayetlerini elleri ile tahrif ettiklerinin delili.

    Vay haline o kimselerin ki kitabı elleriyle yazarlar sonra o yazdıklarını az bir paha karşılığında satmak için ‘bu Allah’tandır’ derler. Elleriyle yazdıklarından ötürü vay haline onların! Yine kazandıklarından ötürü vah haline onların!” (Bakara: 79)
    İnkarcıları Amentüde ittifakla müslüman edenlere Allah'ın murad etmediğini nefislerince tevil edenlere Allah'ın yasaları YETER!!!!
    HAMZA...


    Son Ağaç yıkıldığında, Son Nehir kuruduğunda, Son Balık öldüğünde,son Çiçek solduğunda paranın yenmeyeceğini öğreneceksiniz (Kızılderili Atasözü)



    TÜRKYAŞAM
    FENERBAHÇELİLE

    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!




    NE KADAR BİLİRSEN BİL, SÖYLEDİKLERİN KARŞINDAKİ KİŞİNİN ANLADIĞI KADARDIR. (HZ. MEVLANA)

  4. #4
    -suvari- adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-12-2008
    Mesajlar
    101
    Karizma Gücü
    0
    Allah razi olsun Hamza kardeş
    İnsanın namusu nasıl tartışılmazsa bir milletin mukaddesatı da tartışılmazdır !

    Muhammed’in nefsi kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki bu ümmetten hiç bir kimsenin Yahudi veya Hıristiyan olduğunu duymak istemiyorum. Eğer böyle bir kişi bana inanmadan önce ölürse o ancak cehennemliktir.
    a– Sahih–i müslüm, Kitabü’l İman, bab 70
    b– Zadü’l Mesir I. 365
    c– İbni Kesir, Tefsiru’l Kuran’il Azim, I. 363

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •