• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
27 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    28-07-2007
    Mesajlar
    10,477
    Karizma Gücü
    0

    Baskı sadece mahalleden değil iktidar ve cemaatlerden

    “Türkiye’de Farklı Olmak: Din ve Muhafazakârlık Ekseninde Ötekileştirilenler” başlıklı 183 sayfalık araştırmada, gençlerin, kadınların, Alevilerin, çoğunluğun hoşuna gitmeyen farklı yaşam tarzı tercihi olan kesimlerin şikayetleri okuyunca insanın içini derin bir ürperti kaplıyor.

    MAHALLE BASKISI ÜZERİNE İLK CİDDİ KAPSAMLI ARAŞTIRMA
    Prof. Şerif Mardin’in ilk kez Vatan’daki bir röportajında dile getirdiği ve hızla benimsenen “mahalle baskısı” kavramı geniş çaplı bir bilimsel araştırmanın konusu oldu. Açık Toplum Enstitüsü ile Boğaziçi Üniversitesi Bilimsel Araştırmalar Projesi tarafından desteklenen çalışmanın sorumluluğunu tanınmış siyasetbilimci, Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Binnaz Toprak üstlendi. Prof. Toprak’a ek olarak İrfan Bozan, Tan Morgül ve Nedim Şener’den oluşan ekip Aralık 2007-Temmuz 2008 tarihleri arasında Erzurum, Kayseri, Konya, Malatya, Sivas, Batman, Trabzon, Denizli, Aydın, Eskişehir, Adapazarı, Balıkesir ile İstanbul’un Sultanbeyli ve Bağcılar semtlerine gitti. Ekip her ilde üç ile dört gün süreyle 265’i erkek, 136’sı kadın olmak üzere toplam 401 kişi ile görüştü.

    Araştırmacılar amaçlarının başlangıçta “Anadolu’nun küçük kentlerinde farklı kimlik ya da yaşam tercihleri olan kişilerin din ve muhafazakârlıktan kaynaklanan baskı ve ötekileştirme ile karşı karşıya kalıp kalmadıklarını saptamaya çalışmak” olduğunu söylüyorlar. Ancak görüşmeler yaptıkça, kendilerini sadece toplumdan kaynaklanan baskılarla sınırlamama kararı almışlar. “Çünkü,” diyorlar “Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının kadrolaşması ve dini cemaatlerin ekonomik gücü ve yaygın örgütlenmesi sonucunda laik kimliği olan kişilerin yalnızlaştırma/ötekileştirme ya da iktidar kaynaklı baskıya da maruz kaldıkları gittiğimiz her ilde bize aktarılanlar arasındaydı.”

    Fiiliyata geçmeyen eşit yurttaşlık
    Gerçekten de “Türkiye’de Farklı Olmak: Din ve Muhafazakârlık Ekseninde Ötekileştirilenler” başlıklı 183 sayfalık raporu inceleyip gençlerin, kadınların, Alevilerin, çoğunluğun hoşuna gitmeyen farklı yaşam tarzı tercihi olan kesimlerin şikayetlerini okuyunca insanın içini derin bir ürperti kaplıyor.

    Araştırmacılar da genel izlenimlerini şöyle özetliyorlar: “Türkiye’yi anlamak isteyen herkese Anadolu’yu ’görmelerini’ salık veriyoruz. ’Turist’ olarak değil. Turist gözüyle baktığınızda Anadolu kentleri geniş bulvarları, büyük mağazaları, alısveriş merkezleri, beş yıldızlı otelleri, yepyeni binalarıyla Türkiye’nin geleceği hakkında umut veriyor insana. Ancak görünürdeki bu modernite, beklentilerin aksine, çoğu yerde günlük yaşama yansımıyor. Anadolu’yu ’içten’ irdelediğinizde ise, seyahatlerimizin dönüşünde hissettiğimiz gibi, bunalmışlık duygusuyla karşı karşıya kalınabilir. On iki Anadolu kentinde yürüttüğümüz bu çalışmanın sonuçları, kurulduğundan bu yana eşit yurttaşlık ilkesine söylemde sadık kalan Cumhuriyet’in bunca yıl sonra bu söylemi fiiliyata geçirememiş olduğunu gösteriyor.”

    Gülen cemaati egemenliği
    Araştırmacılar “aramadığımız halde dini cemaatler konusu geldi bizi buldu” diyor ve şöyle devam ediyorlar: “Araştırmamızın belki de en önemli bulgusu, Türkiye’nin giderek İslami bir kimliğe büründüğü tezleriyle bağlantılı olarak Gülen cemaati ve faaliyetleri hakkında edindiğimiz bilgilerden oluşuyor.” Sonuçta raporda Gülen cemaatinin Anadolu’daki yaygın faaliyetleri doğrudan ve dolaylı tanıklıklarla derinlemesine ele alınmış. Raporda cemaat hakkında şunlar söyleniyor:

    “Cemaatin büyük kentlerdeki kanaat önderleri ve medya kurumları tarafından benimsenen ’demokrat ve ılımlı’ tavrı, tabanda yerini taşralı muhafazakâr, baskıcı ve ayrımcı kişiliklere bırakıyor gözükmekte. Bu kişilerin taşradaki faaliyetlerinin Anadolu kentlerinde zaten mevcut olan baskıcı muhafazakârlığı daha da derinleştirdigi kanısındayız. Gülen cemaatinin ne cemaate dahil olan kişilere ne de dışında kalanlara açık baskı uygulamadığı gözönüne alındığında, cemaat üyelerinin dayanışma amacıyla örgütlenmelerinin kısıtlanması elbette düşünülemez. Diğer tüm örgütlerin tabi olduğu saydamlık ilkelerinin bu oluşuma da uygulanması gerektiği kanısındayız.”

    Raporda cemaat bütçesinin yanısıra teşkilat şemasının, hangi amaçlar çerçevesinde örgütlendiğinin vb. konuların da şeffaf olması gerekitiği vurgulanıyor ve “Bu kadar etkin ve güçlü bir yapılanmanın böylesi gayr-ı saydam olması kabullenilemez diye düşünüyoruz” deniyor.

    Hükümet ve muhalefete eleştiriler
    Raporda hükümet yaşanan baskılardan birinci derecede sorumlu tutuluyor. “Elde ettiğimiz bulgular AKP iktidarının bu kentlerde baskıcı muhafazakarlığın aşılması, burada yaşayanların farklı kimliktekilere karşı hoşgörüyle yaklaşmaları, kişi hak ve özgürlüklerine daha saygılı olmaları gibi konularda dönüştürücü bir rol oynamadığı yönünde. Aksine, AKP’nin yaygın gözüken kadrolaşması Anadolu kentlerindeki cemaat yapılanmaları ve faaliyetleriyle de birleşince, geçmişe göre bu açılardan daha kaygı verici bir ortam yaratılmış olduğu kanısındayız” deniyor. Araştırmacılar muhalefet partilerinin de baskıların hafifletilmesi konusunda ciddi çaba içinde olduklarını düşünmüyorlar. Pek çok kentte farklı kimliktekilere karşı olan tutumun en çok “ülkücü” çevreden geldiğine CHP’nin yerel politikalarının ise, AKP karşıtlığı ve laiklik söylemi üzerine kurulu olmaktan öteye geçemediğine dikkat çekiyorlar.

    Öneriler
    Raporun son bölümde dile getirilen bazı önerileri sıralayacak olursak:

    1) Ombudsmanlık kurumunun bir an önce hayata geçirilmesi ve sadece laiklik konusuyla ilgilenecek bir ombudsman kurumunun ihdas edilmesi.

    2) Devlet dairesi/hastane/okul gibi mekanlardaki hizmet alanla-hizmet veren arasındaki ilişkinin siyasi iktidarların veya cemaatlerin önceliklerine göre değil, uluslararası insan hakları ve demokratik teamüllere göre düzenlenmesi.

    3) Belediyelerin web sayfalarında azınlık gruplarından kaç kişinin istihdam edildiği ve bu grupların yaşadıkları semtlere ne gibi hizmet götürüldüğünün ilan edilmesi.

    4) Farklı kimliktekilere ve kadınlara karşı önyargıların bertaraf edilebilmesi için özellikle eğitim alanında bir “seferberlik” başlatılması.

    5) Pozitif ayrımcılık ilkesinin kabul edilmesi.

    6) Alevilik hakkında ciddi ve tarafsız bilgi verilmesi. Bu amaçla, devletin elindeki iletişim imkanlarının tümü kullanılarak özel bir bilinçlendirme/bilgilendirme programı uygulanması.

    7) Öğrenci yurtlarının yaygınlaştırılması, yurt ücretlerinin düşük tutulması, ödeyemeyecek olanlara burs imkanları sağlanması, öğrencilerin kente ve üniversiteye uyum sağlaması için oryantasyon programları oluşturulması.

    8) İçkili mekanların/içki içmenin kriminalize edilmesi ve belediyelerce kamusal alanlarının dışına çıkarılmasına son verilmesi. “Türkiye’de demokrasinin derinleşmesini, çoğulcu ve farklı kimliktekilere karşı hoşgörülü bir toplum yaratılmasını önemseyen her kesime ve her siyasi partiye neler yapılması gerektiğine dair ipuçları verme” iddiasındaki araştırma, bu amacına fazlasıyla ulaşmış gözüküyor.

    Araştırmacıların yüz yüze görüştüğü vatandaşlardan bazı örnekler...

    CEMAAT BASKISI
    Kayserili bir iş adamı: “Bir çember oluşmuş, o çemberin içine kimseyi almıyorlar. Güya maç oynamaya çalışıyorlar, birbirlerine çok kısa paslarla. Bu çemberin adı ’Sen, ben, bizim oğlan çemberi.’ Bu çemberin dışında kalanlar iflas noktasındalar.”

    Denizlili bir işadamı: “Durum net. Gülen cemaati birlikte iş yapıyor. MÜSİAD’dan farklılaşıp kendi işadamı derneklerini kurdular. Anadolu’da çok etkinler, birbirleriyle iş yapıyorlar.”

    Erzurum’da Atatürk Üniversitesi öğrencisi bir genç: “Yurda gelir gelmez nereli olduğumu sordular. Diyarbakırlı olduğunu söylediğinde ’Diyarbakırlı’ysan Erzurum’da ayağını denk alacaksın’ uyarısında bulundular.”

    ETNİK BASKI
    İstanbul Sultanbeyli’de lise öğrencisi Alevi bir genç kız: “Arkadaşlarımla aram açılmasın diye okulunda kimseye Alevi olduğunu söylemedim. Sınıf arkadaşım bana ’Tokatlıyım ama Alevi değilim’ dedi. Neden bu açıklamayı yapmak zorunda hisettiğini sordum. Bana ’Aleviler gibi olmak istemem. Aleviler oruç tutmuyor, namaz kılmıyor, abdest almıyor, mum söndü yapıyorlarmış’ dedi.”

    ÖZEL YAŞAMA MÜDAHALE
    Erzurum’da CHP il örgütünde çalışan uzun saçlı genç: “Annem bile beni ’gavur’olarak algılıyor. Eve komşularını çağırdığında çıkıp gitmesini istiyor”.

    Adapazarı’nda okuyan üniversiteli bir genç: “Bir yaz günü aynı evde birlikte kaldığı arkadaşlarımla balkonda yemek yerken kapıya polis geldi. Balkonda şortla oturduğumuz için komşu kadınlar rahatsız olmuş. Polis, ’içeride’ yemek yemezizi rica etti. İlk anda şoke olduğumuzdan bir şey diyemedik. Ancak mesajı aldık, Adapazarı merkezinde genç kadınlar rahat rahat mini etek giyemez, genç erkekler de kolay kolay şortla dolaşamaz”.

    Aydınlı bir hanım: “Arkadaşımın kızı vefat ettiğinde mevlidine gittim. Yanımda oturan kişi, ojeli tırnaklarıma bakarak, ’senin okuduğun Kur’an kabul olmaz’ dedirat, ’vali, kaymakam düzeyindeki kişilerin ve gençlerin yanında bu şekilde konuşamazsınız’diyerek itiraz etti. Konuşmama, ancak vali muavinin müdahalesiyle devam edebildim.”

    PRÜYÜ GEÇENE KADAR...
    - Araştırmacılar yaptıkları çalışmada bir konunun özellikle altını çiziyorlar. Dikkat çektikleri konu ise “Köprünün öbür tarafı” klişesi. Bu sözü şöyle açıklıyorlar: “Hemen hemen her ilde bir ’köprünün öbür tarafı’ hikayesi duyduk. Örneğin Kayseri’de ’köprünün öbür tarafı’ Boğazköprü ve Kapadokya bölgeleriydi. Pazar günleri Kayserili ailelerin kaçabilecekleri tek yer olmuştu. ’Köprüyü geçtikten sonra’ kadınlar başlarını açıyor, ailecek öbür taraftaki içkili lokantalarda yemek yeniyordu.”

    İÇKİ İÇİLEN YERE KAÇANLAR
    - Araştırmadaki başka bir sonuç ise, insanlar içki içebilecek yer bulamayınca yakındaki illere gidiyorlar. Bu duruma ’Köprünün öbür tarafı’ adı veriliyor. Kayserililer Ürgüp’te soluğu alırken Adapazarı’ndakiler de Sapanca’yı tercih ediyor. Bir kadın akademisyen Kayseri’deki durumu şöyle aktarıyor: “Kayseri’de gençlerin gidebileceği ne bir bar ne de kafe var. Ben bile bakkala gidip içki alacak olsam poşetten görüneceği için çekiniyorum. Eğlenmek istediğimizde ise Kapadokya’ya, Ürgüp’e gidiyoruz.”

    Raporun tam metnini okumak için tıklayın

    http://www9.gazetevatan.com/haberdet...&Newsid=214092

    +


    Asıl çete ve derin örgütün arkasına ABD'yi alan Fethullahçıların olduğu aşikar.
    Artık din ardına sığınıp yaptıkları yolsuzluk, şantaj ve niceleri için köşeye sıkıştıkça Ergenekon masalını servis ettiler ama onda da ellerine yüzlerine bulaştırdılar.
    Zira o davada Fethullah Gülen'in de ilişikli çıkması tam bi komedya idi.
    Neyse yatacak yerleri olmayan bu kişilerin elbet devranı bitecektir.

  2. #2
    --- avanti besiktas --- cumartesi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-02-2005
    Mesajlar
    24,711
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12
    Adapazarı’nda okuyan üniversiteli bir genç: “Bir yaz günü aynı evde birlikte kaldığı arkadaşlarımla balkonda yemek yerken kapıya polis geldi. Balkonda şortla oturduğumuz için komşu kadınlar rahatsız olmuş. Polis, ’içeride’ yemek yemezizi rica etti. İlk anda şoke olduğumuzdan bir şey diyemedik. Ancak mesajı aldık, Adapazarı merkezinde genç kadınlar rahat rahat mini etek giyemez, genç erkekler de kolay kolay şortla dolaşamaz”.
    Ahahaha cehalete bak. Gerci bunlar deniz gormemis insanlar sortu nereden bilecekler. Balkonda sortla bile yemek yemege sikayet ediyorlar. Cubbe ile takke olsa boyle bir problem olmazdi heralde.
    bazen sert biri oluyorum ama tadima bakarsaniz hala tatli. butun mesele soylemeye korkuyor olmam. hani sevgiliniz size beni sevdigini soyle der de soyleyemezsiniz ya, aynen oyle.




    Dedim: Çok yalnızım.
    Dedin: Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186

    hoşçakal kardeşim öner...

  3. #3
    Uye ostrakismos adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-09-2007
    Mesajlar
    4,973
    Karizma Gücü
    5
    Tarikat ve cemaat özünde zaten baskıyı barındırı. Varolma sebebi kendi içlerinde oluşturduğu mafyavari düzendir. Kendi İçinde mafyalaşmış Bir örgütün hayli hayli dışarıyada bunu yansıtacağı kesindir.
    [CENTER][B]
    [QUOTE]'' Her ağacın kurdu nasıl özünden gelirse, köpek de kurdun çürük yanlarından doğup gelişir. Köpek haindir ve karın tokluğuna satın alınmıştır. Zayıf olandır k[COLOR="Red"]öpek, dönek olandır. Ama kendi soyuna karşı öyle bir yetiştirilir ki, kurdu gördüğünde ağzı cehennemleşir[/COLOR]. Kolaylıkla devşirilebildiği için de insanda en ağır aşağılama ve hakaret sözü yerine geçer.'' [/B][/QUOTE][/CENTER]

  4. #4
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    12-05-2007
    Mesajlar
    5,022
    Karizma Gücü
    0
    Basörtülere yapilan BASKI ne oluyor ?

    Sizinki canda bizimki patlicanmi ?

    Tükürsek tükürümüz ile bogariz, ama ajitasyon yapip kendizi magdur durumuna düsürüyorsunuz.

    Birde GERCEKTEN HALK akillansada bir BASKI yapsa ozaman görürüm FRANSAYA kacanlari

  5. #5
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    22-04-2007
    Mesajlar
    548
    Karizma Gücü
    0
    Fethullah diye diye ölüp gidecekler nebiçim bi adammış hepsnin kabusu olmuş

  6. #6
    PasakLi_Kont adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-03-2008
    Mesajlar
    1,802
    Karizma Gücü
    5
    hiç bir baskı olmamsı için şu AB ye giriş yasalarına özelliklede yeni anayasa oluşumuna destek verelim.
    Bizi yok edecekler şunlardır dedi Gandhi, “İlkesiz siyaset, vicdanı sollayan eğlence, çalışmadan zenginlik, bilgili ama karaktersiz insanlar, ahlâktan yoksun bir iş dünyası, insan sevgisini alt plana itmiş bilim, özveriden yoksun bir din anlayışı.

    Bugün kendini ifade edemeyenler bir gün mutlaka sinelerindeki heyecan ve ızdırabı çevrelerine duyuracak, şimdilerde hafakanlarla yutkunmalarına karşılık gelince sükûtun o en müessir şiirlerini inşad edeceklerdir -MFG-

    Bir ördek dedi ki: Hızır divanından bir ferman çıktı, bundan sonra bütün sular serbesttir. Timsah ona cevap verdi: Unutma ki benim için de serbesttir.

  7. #7
    nadogma adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-08-2008
    Mesajlar
    1,770
    Karizma Gücü
    4
    Cumhurbaskanlik ve Basbakanlik konutlarinda tesettur ve cubbe serbestligi,yobazlarin kanini kabartir,yuzsuzluklerini su ustune cikartir...hala demokrasi ve dini ozgurlukleri savunanlarin,iranlasma yolunda kathedilen mesafenin ciddiyetini gormeleri gerekir,cemaatler ve tarikatlarin zararlari bilinmeli ve gereken yaptirimlar uygulanmalidir !
    Muhafazakar kesim ve dogmalarla yetisen cevreler saldirgan ve manipulatif yetisirler,baskalarinin ozgurlugunu hice sayar ve bencillik sergilerler,bunlarla bas etmenin tek yolu kanunlari korumak ve istismara izin tanimamak !!!
    Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?
    İşin kolayına kaçmadan ama,
    Gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil
    Ne de ak örtüde elmaların
    Ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolaşan kırmızı balığınkini
    Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?


    Ampulle kararan tek ülkeyiz, gururluyuz !!!


  8. #8
    N-BAYRAK adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-08-2007
    Mesajlar
    5,476
    Karizma Gücü
    6
    Yav yazık günah.. Emeklerine acıyorum Doğan grubunun...

    Sen git, Malezya'ya o kadar yatırım yap. Malezya balonunu şişirdiler şişirdiler. Sonra bi baktılar Malezya anasının gözüymüş.. Uzaya gitmiş, ekonomik bağımsızlığını sağlamış falan.. Hemen patladı Malezya balonu...



    Toplum baskısı toplum baskısı... İyi niyetli olmadığınızı cümle alem biliyor. Amaç siyasi iktidara baskı kurmak. Yoksa Türk toplumunun sorunlarıyla ilgilenmek falan değil. Yok Fethullah Gülen ele geçirmiş, yok bilmem ne... Hiçbir sonuç elde edemeceklerini düşünüyorum. Türk milleti artık bunların ne mal olduğunu anladı...
    Nasılsa alışacaksın sende zamanla
    Kiminde bir neştere rehin vereceksin damarlarını
    Bazen de uykularını kurban edeceksin faili ben kabuslara
    ama alışacaksın...

    Güller yâre sevgi kanıtı; benim elimde papatya...

  9. #9
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    22-04-2007
    Mesajlar
    548
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı nadogma tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Cumhurbaskanlik ve Basbakanlik konutlarinda tesettur ve cubbe serbestligi,yobazlarin kanini kabartir,yuzsuzluklerini su ustune cikartir...hala demokrasi ve dini ozgurlukleri savunanlarin,iranlasma yolunda kathedilen mesafenin ciddiyetini gormeleri gerekir,cemaatler ve tarikatlarin zararlari bilinmeli ve gereken yaptirimlar uygulanmalidir !
    Muhafazakar kesim ve dogmalarla yetisen cevreler saldirgan ve manipulatif yetisirler,baskalarinin ozgurlugunu hice sayar ve bencillik sergilerler,bunlarla bas etmenin tek yolu kanunlari korumak ve istismara izin tanimamak !!!
    Eyer Bayan isen sana çarşafı ben alıp göndereceğim

    bay isen sarık cüppen benden

    Maddeleri sırlayayım

    *saçlar sıfır taraşlı sakal bir karış olacak

    *ayakta kara lastik elinde misfak olacak

    *aksatmadan 5 vakit namaz kılınacak

    *özel isteğe bağlı ağıza buruna şiş sokulabilir Gerçi alışkınsınız buna piercing den dolayı allat resimlerde görüldüğü gibi
    *toplumun her kademesinde haremlik selamlık uygulamasına harfiyen uyulacak

    Şimdilik bukadar daha sonra talimatlara ekleme yapılacaktır

    korkunun ecele faydası yok Değiş bitene kadar bu davanın peşini bırakmadık bırakmayada niyetimiz yok

    tıpkı Siyasi partiniz CHP gibi sizde şeriatcı olana kadar baskılara deevammmm
    Eklenmiş Resimler Eklenmiş Resimler
    Bu mesaj en son " 20.12.08 " tarihinde saat 16:15 itibariyle BaBa_yorgun tarafından düzenlenmiştir...

  10. #10
    nadogma adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-08-2008
    Mesajlar
    1,770
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı BaBa_yorgun tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Eyer Bayan isen sana çarşafı ben alıp göndereceğim

    bay isen sarık cüppen benden

    Maddeleri sırlayayım

    *saçlar sıfır taraşlı sakal bir karış olacak

    *ayakta kara lastik elinde misfak olacak

    *aksatmadan 5 vakit namaz kılınacak

    *özel isteğe bağlı ağıza buruna şiş sokulabilir Gerçi alışkınsınız buna piercing den dolayı allat resimlerde görüldüğü gibi
    *toplumun her kademesinde haremlik selamlık uygulamasına harfiyen uyulacak

    Şimdilik bukadar daha sonra talimatlara ekleme yapılacaktır

    korkunun ecele faydası yok Değiş bitene kadar bu davanın peşini bırakmadık bırakmayada niyetimiz yok

    tıpkı Siyasi partiniz CHP gibi sizde şeriatcı olana kadar baskılara deevammmm
    Yorgunluk basina vurmus galiba senin ?!
    Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?
    İşin kolayına kaçmadan ama,
    Gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil
    Ne de ak örtüde elmaların
    Ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolaşan kırmızı balığınkini
    Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?


    Ampulle kararan tek ülkeyiz, gururluyuz !!!


 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Sadece faşist değil paranoyak mı?
    2005 Konuları bölümünde murathan tarafından açılmış
    Yanıt: 45
    Son Mesaj: 26.08.05, 17:16

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •