• Reklam
9 sonuçtan 1 --- 9 arası gösteriliyor
  1. #1
    ∞ ☯ △ ✺ ☪ ✡ † ♋ ♍ dara78 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-12-2008
    Mesajlar
    5,405
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5

    İslam Teolojisi Nedir? Türkiye'de nasıl bir Dini düzen hedeflenmekte ve etkileri nelerdir?

    Dikkat ettimde bu forumda Teoloji hakkında fazla eleştiri yok. Teoloji nedir? Ne amaçlamaktadır? Türkiye'de İlahiyat Fakültesi hangi şartlar altında hangi amaç için kurulmuştur? Bunun gibi Teoloji hakkında geniş çaplı bilgi paylaşımı ve bu bilgileri artısıyla eksiğiyle yorumlamak.


    Teoloji sözcük anlamı olarak tanrıbilim demektir. (Yunanca θεος, theos, "Tanrı", + λογος, logos, "bilim"), ilahiyat.
    Bugün sıklıkla dini konular ile ilgilenen bilim anlamında kullanılmaktadır. Teoloji ile ilgilenen kişiye, teolog, ilahiyatçı veya tanrıbilimci denir. Dinsel yorumlama.

    Kaynak;
    http://tr.wikipedia.org/wiki/Teoloji

    Teoloji ile Medrese eğitimi arasındaki farklılıklar nelerdir? Teoloji ile Osmanlı İmparatorluğundaki Medrese Eğitimi arasındaki fark nelerdir? Bugün hatalı görülenler nelerdi?


    Burdaki yorum ve paylaşımlarla Laiklik (Sekülerizm) niçin vardır, geçmişten bugüne İslam Dünyasında yaşanan farklılaşmalar anlaşılablir olacaktır... Günümüzde gizli de olsa dini eğitim verenlerin Teolojik dinlen neden karşılar? Tarikatların Teokrasiye bakış açıları nelerdir?


    Sorular çoğaltılabilinir... Yorum ve katkılarınızı bekliyorum... Bilgi sevineyiniz nedir bilemiyorum ama Teoloji ve Teolojiyle alakalı bilgiler, tarihsel ve güncel olaylar hakkında araştırıp burda paylaşırsak daha verimli olacaktır.


    Başlangıç için tavsiye edeceğim birkaç link;

    http://www.turkdirlik.com/Bilgimece/...CKilic0035.htm
    http://kutuphane.uludag.edu.tr/Univd...6-15(2)/M9.pdf bu linkte ise e-kitap vardır ve Acrobat Reader veya Foxit PDF Reader ile okuyablirsiniz...

  2. #2
    ∞ ☯ △ ✺ ☪ ✡ † ♋ ♍ dara78 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-12-2008
    Mesajlar
    5,405
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5

    Fikir

    Alıntı -suvari- tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    laikliği savunanlar...

    laiklik Türkiye Cumhuriyeti devlet sisteminin bir ilkesidir, sende herhalde herkesi cahil kendini çok bilmiş sanıyorsun, halbuki yazdıklarından TERSİ anlaşılıyor

    Türk Milletin % 99nun dini İslamdır,yani Müslümandırlar

    İslamın ölçüleri belli ve bunları belirleyen sen değilsin
    merak ediyorsan nedir o ölçüler kitabı alıp bakarsın

    doğal ol "doğal " yapmacık laflarla bilimsellik olmaz...
    İslam ölçüleri tabiki belli... Ama Dünyada yorumlamadaki farklılıkları görmüyorsan Dünyada neler oluyor bir bak!... İran da hırsızlık tecavüz adam öldürmelerde; idam hatım etmeler var... RECM yaptığı anlaşılan kadınları taşlayarak öldüren ülkeler var!... Birçok müslüman ülkede ergenlik çağına girmemiş kız çocuklarını yaşlı adamlara verenler var... Kız çocuklarının da sünnet eden (klitorisinden) ülkeler var... Ama ne hikmetse İslam ülkerlerindeki müslüman halkı çok normal karşılanmaktadır! . Ama Türkiye de böyle birşey benzeri dahi olsa tepkileri görmekteyiz...


    Alıntı -suvari- tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    teoloji ile ilgili düşündüklerimi yazdım ...dahasına gerek duymuyorum değerli dara78
    benim ne soru işaretlerim var nede şüphelerim senin varsa yazacak olan sensin
    Benimde şüphem yok!... Ama şühpeli gibi davranan sendin yani şaşıran!... Atatürk'ten alıntı yaparak "Türkiye'de ruhban sınıfı yok" demişsin... Atatürk aslında Medrese Eğitimini kastetmiştir... Medrese eğitimini yozlaştırırsan yasaklanır... Atatürk din düşmanı değildi ... Yozlaşmayı gördü kangren vücuda yayılmasın diye kangrenli bölgeyi kesti!.. Amaç geicilerden kurtulmaktı.... Gönül isterdiki bu Reformları Atatürk'e bırakmadan Cumhuriyet'in ilk zamanlarında Dini Liderler kendileri yapsaydı... Ama yapmadılar dolayısıyla iş Atatürk'e kaldı!...
    Zaten İslam Teolojisi yani İlahiyat kuruluş amacı Avrupadaki gibi birtür Reform amaçlanmıştır... Dini yozlaştıran, dini Osmanlı İmparatorluğu'ndaki gibi siyasi güç olarak kullanmaya son vemek içidir. Ayrıca, halkı iyi olan gelişmelerden mahrum bırakmalara son vermek için kurulmuştur...

    Diyanet ve Laik devlet düzeni olmazsa Türkiye de birçok İslam ülkesi gibi yozlaşacaktı!. Türkiye 100% müslüman da olsa sonuçta devlet Laiktir.. Yani Türkiye İslam Cumhuriyeti değildir... Zaten bireyler laik olamaz devlet laik olur... Laiklik devlet ve din işlerin birbirinde bağımsızlaştırılmasıdır... Vatandaşda laisizm i savunabilir (İstanbul Barosu `laisizm` merkezi kurdu bile) ... Ya da birey kendi dini özgürce yaşayabilir. Hangi dinden olursan ol kendi dinini rahatça yaşamatmayı amaçlamaktır...


    Bazen durup düşünmek gerekir... Yasalar ve dini yasaklar ne için niye var niye yok! Yozlaştırılmış gerçeklerden ayırt edebilme yetisi için akıl ve iradesine sahibiz. Hatasız kul ve düzen olmaz ama niyet daha iyi bir yaşam ( dini, maddi manevi huzur) ... Hatalarımızı farkedip doğrusunu seçebilme esnekliğine sahip olmalıyız...

    Mevlana demişki "Ne kadar bilirsen bil,anlatabildiklerin, karşındakinin anlayabileceği kadardır..."


    Evet sadece suvari den cevap beklemiyorum herkesimden(din, mezhep farketmez) bekliyorum... Huzur ve adalet için varsa yanlışlarımı, düşüncelerinizi ve bilgilerinizi paylaşmanızı bekliyorum...
    Bu mesaj en son " 21.12.08 " tarihinde saat 11:00 itibariyle dara78 tarafından düzenlenmiştir...

  3. #3
    NuruLikA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2008
    Mesajlar
    939
    Karizma Gücü
    5
    Bismihi Subhanehu

    dara78 demiş ki:>>>>

    Atatürk'ten alıntı yaparak "Türkiye'de ruhban sınıfı yok" demişsin... Atatürk aslında Medrese Eğitimini kastetmiştir... Medrese eğitimini yozlaştırırsan yasaklanır..
    Tabi birinci dereceden islam alimlerinin ve fıkıhçıların görüşü geçerlidir.atatürk islam alimi olmadığı için onun yorumu ona aiddir.Bir musluman uymak zorunda değildir.

    Türkiyede değil dünyanın hiç bir yerinde islamda ruhbanlık yoktur.fakat bu konu hakkında bir kaç noktaya değineyeim.

    Evleneceklerin durumuna göre nikâhın hükmü farz, vacib, sünnet, haram, mekruh veya mübah kısımlarına ayrılır

    Eşine zulüm yapacağından korkulan kimsenin evlenmesi mekruhtur (el-Mevsılî, el-İhtiyâr, III, 82).


    Diğer yandan Hz. Peygamber ve Ashab-ı kiram evlenmişler ve onlara uyanlar da bu sünneti sürdürmüşlerdir. Tercih edilen görüş budur (bk. el-Fetâvâl-Hindiyye, I, 267).

    İmam Şâfiî'ye göre ise, bu durumda evlenmek mubahtır. Evlenmek veya bekâr kalmak caiz olur. O'na göre, vakitlerini ibadete ayırmak ve ilimle uğraşmak evlilikten daha üstündür. Dayandığı deliller şunlardır: Cenab-ı Hak Yahyâ peygamberi şu sözlerle övmüştür: "...efendi, nefsine hakim, iffetli" (Âl-i İmrân, 3/39). Ayetteki hasûr ifadesi; gücü yettiği halde kadınla cinsel temas kurmayan kimse anlamına gelir. Evlilik daha üstün olsaydı, bunu terketmek övülmezdi. Çoğunluk fakihler bu örneğin daha önceki şeriat uygulaması olduğunu, İslâm ümmetini bağlamadığını söylemişlerdir.

    İmam Şâfiî'nin diğer bir delili şu ayettir: "Haram olanlar dışındaki kadınlar, onları mallarınızdan harcayarak almak, onlarla evlenmek ve zinâ etmemek şartıyla size helal kılındı" (en-Nisâ, 4/24). Bir şeyin helal olması mübah olması demektir. Çünkü bu iki kelime birbirinin eş anlamlısıdır. Diğer yandan evlilik, kişiye cinsel yönden yarar sağlar. Yararına olan bir işi yapmak ise bir kimseye vacib olmaz. Böylece evlilik yeme, içme, alış-veriş gibi mübah olan muamelelerdendir (ez-Zühaylî, el Fıkhu'l-İslâmî ve Edilletüh, Dimaşk 1405/1985, VII, 33, 34; İbn Hacer el-Askalânî, Bülûğul-Merâm min Edilletil-Ahkâm, Terc. Ahmed Davudoğlu, İstanbul 1967, II, 228 vd.; Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslâm Hukuku, İstanbul 1983, s. 183, 184).

    Yani konuyu tparlarsak "Ruhbaniyet İslâmiyette yoktur." manası, ruhbanlar gibi bekar kalmak merduddur (şerdir), hakikatsızdır, haramdır demek değildir. Belki (İnsanların hayırlısı, onlara hayırlı olandır) hadîsine binaen Allaha hizmet etmek için evlenmemeyi imamı şafii hazretleri (kendinden emin olan kişi için) mubah görmüştür.. Yoksa selef-i sâlihînden binlerle ehl-i hakikat inzivaya, mağaralara gecici olarak girmişler.Eshabı Suffe buna şahittir.evlenmemişlerdir.

    dara78 demiş ki:>>>>

    Atatürk aslında Medrese Eğitimini kastetmiştir... Medrese eğitimini yozlaştırırsan yasaklanır
    .
    Medrese eğitim sistemi evsiz barksız kişilere ilim yönünden verilen bir sistemdir tabi herkesde eğitim alabilir.onun iptal edilmesi yerinde ıslahiyeti daha hayırlı olurdu.ve ipini soyunu bilmediğimiz frenklerin alfabesi yerine kuranın alfabesi kullanılması insanların dinlerini daha iyi anlamalarına ve kuranı kavramalarına sebeb olurdu.çünkü biz bu dunyaya imtihan için geldik.

    halbuki şeriatı garrayı Muhammediye bir karıncaya bile ayak basmayın diyor hayatını muhafaza ediyor.sence bir karıncanın bile hayatını muhafazaya alan bir sistem insanlara zulmeder mi?
    ve şeriatın kaldırılmasına ve insanların gözünde kötü gösterilmesine dinimizde izin yoktur.


    Lâ-ik lik ilk çıktığı isim olarak Lâ-din (Dine hayır) sisteminin çıkacagını ve Kur'ana ters olduğunu hadislerden bulabilirsiniz

    Peygamber a.s hadisinde:

    "Kitap ve Sünnet ne tarafa dönerse siz de o tarafa dönünüz. Haberiniz olsun kitap ile hükümet birbirlerinden ayrılacaktır. İşte o zamanda sizler sakın Kitabın emrinden ayrılmayınız. Şârânî, Ölüm, Kıyamet ve Âhiret ve Âhirzaman Alâmetleri (İstanbul: Bedir Yayınları), s. 350.)

    Haberiniz olsun, şu muhakkak ki başlarınıza bir takım âmirler ve devlet başkanları gelecek de, onlar (siz yardıma muhtaç iken, devlet hazinesinden ) sizlere vermezlerken, (hakları yokken) kendilerine verilmesini hükme bağlayacaklar. Eğer sizler onlara karşı gelirseniz sizi öldürürler, kendilerine itaat edip uyarsanız sizi (Şeriat yolundan) saptırırlar."(kaynak aynı)


    Dikkat edecek olursan doğrudan laik bir sitemin çıkacagını ve şeriat ve Kurana ters olduğunu efendimiz söylüyor.

    ilk dönemlerde kel ali gibi celladların efendimizin sarıgına hakaret etmesi ve alimlerimizi sallandırmaları ve en ufak bir sakalı dahi yobaz olarak görmeleri vatanımızı kurtarmaya çalıstıklarını degil üzerinde oynanılan siyasi entrikaları gösteriyor..neyse

    siyasete temas ettiği için kısa kesiyorum.

    dara78 demiş ki:>>>>

    Zaten İslam Teolojisi yani İlahiyat kuruluş amacı Avrupadaki gibi birtür Reform amaçlanmıştır... Dini yozlaştıran, dini Osmanlı İmparatorluğu'ndaki gibi siyasi güç olarak kullanmaya son vemek içidir. Ayrıca, halkı iyi olan gelişmelerden mahrum bırakmalara son vermek için kurulmuştur...
    Bu ruh Kurana ve Resullaha tersdir.Allah resulu "El dinu ekmeltu" demiş dinin tamamalndığını ve yeni reformlarla dini beğenmemenin bir cinayet olduğunu ve bu gibi şeylerin cehenneme yuvarlanacagını haber vermiştr


    İmam-ı Rabbani hazretleri demiş ki:

    Bazıları yapacağı değişiklikle, dini düzelteceğini zannediyorlar, dinin noksanlığını tamamlayacaklarını iddia ediyorlar. Halbuki din noksan değildir. Kuran-ı kerimde, "Bugün sizin için dininizi ikmâl eyledim, üzerinize olan nimetimi tamamladım, size din olarak İslamiyeti vermekle razı oldum" buyuruldu. Dini noksan sanıp, tamamlamaya (reform yapmaya) çalışmak, bu âyeti inkâr olur.(mektubat 260)


    Dinimizde herşeyi açıkça bildirmiştir.onların reformlarına ihtiyacımız yoktur..

    dara78 demiş ki:>>>>

    Diyanet ve Laik devlet düzeni olmazsa Türkiye de birçok İslam ülkesi gibi yozlaşacaktı!. Türkiye 100% müslüman da olsa sonuçta devlet Laiktir.
    Öncelikle kardesim islamı tam yaşamayan devletler bir ölçü olamaz.islama aykırı tavırlar sergilendiği zaman bunu islama atfedemeyiz.şeriatın neresinde bulug cagına girmemiş bir hırsızın elini kesin diyor? ve buna benzer şeyleri bazı devletlerin sergilemesi yanlıştır hata ona aiddir islamı bağlamaz.Tarihte şeriatı hakkıyla yaşayıpta yobazlaşmayan devletler var.asrı saadet örnektir bize.

    dara78 demiş ki:>>>>
    Zaten bireyler laik olamaz devlet laik olur.
    Katılıyorum.şahıs ben laikim diyemez.yanlış tabirlerdir bunlar

    yinede;
    Allahu A'lem (En iyi Allah bilir)
    Maahazâ Cenab-ı Hak da dünyayı (Allah'ta alıkoyan) terk etmeye dâvet ediyor ki, senelerce dostlarınla beraber rahat edesin. Öyle ise kayıtlı ve kelepçeli olarak sevkedilmezden evvel, Allah’ın dâvetine icâbet et.

    Biri de sen burada misafirsin. Ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse beraberce getiremediği bir şeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza bu fani dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise aziz olarak çıkmaya çalış, Vücudunu Mucidine (c.c) feda et, Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın. Çünkü feda etmediğin takdirde ya bâd-i heva zail olur, gider, veya Onun malı olduğundan yine Ona döner.

  4. #4
    ∞ ☯ △ ✺ ☪ ✡ † ♋ ♍ dara78 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-12-2008
    Mesajlar
    5,405
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    NuruLik@, Atatürk İslam Alimi olmadığı kesin, olsaydı İslami Nutuk' u gibi bir kitabı olurdu!... Varmı? Yok... O zamanlarda bazı yanlışlıkları görmek için illa alim olmaya da gerek yok... Atatürk yanlışları görenlerden birisidir... Ama dini reformları Alimlere bırakabilecek bir İslam anlayışı, iç dinamikleri yoktur. Avrupadaki Reform halktaki tepkilerden geldi ama Osmanlı Halkındakilerde ise böyle bir tepki gelmedi... Bu ayrıca düşündürücü acı bir gerçek...

    Latin alfabeye geçmenin haklı gerekçelerinden biri de halk Arap alfabesinde yazmakta zorlanmaktaydı. Zaten okur-yazarlık düzeyi çok düşüktü; % 7 dolayındaydı, latin alfabenin kabulu Meclis onayıyla olmuştur, sadece Atatürk'ün değil!... Sonra da okur-yazarlıkta ciddi artış olmuştur şimdi %92 dir. Arapça konuşmak ve yazmak bunlar araçtır. Arapça yazmak ve konuşmak dinen şart değil kutsal da değil... Zaten Arapça konuşan ülkelerdekiler bile Kuran'ı Kerim dilini anlamakta zorlanıyorlar. Ayrı bir uzmanlık gerekmektedir de... Kuran'ı Kerim'i ezberlemek bir marifet değildir sonuçta nelerden bahsediyor ezberleyen bilmiyor ki!... Dini vecibelerini hangi dili iyi biliyorsak o dilde yaparsak İslamın anlaşılabilirliğ için iyi olmaz mı sanki?!...

    Merak ediyorum Arapçadan çevirilen meallerin geçmişten bugüne değiştirilmiş olabilir mi? Olma ihtimali yüksek gibi! Meallerlen kafamızda oluşan din ile yazılı olan din arasında farklılıklara fırsat verilmemesi için; baştan tek bir kaynaktan Türkçe meali olmalıdır. Düzenli kontrol edilmelidir de... Bu ayrı bir konu başlığı bile olabilir...

    Kaynak;
    http://yayim.meb.gov.tr/dergiler/sayi44/oz.htm



    Dini kurallar ve yasaklar belli...Kuran'ı Kerim sabit belli... Ama insanlar İslamiyet adı altında farklı yorumlamıştır... Peygamber Efendimiz in sünnetlerini farklı yorumlayıp mezhepler türemiştir, tartışmalar yaratmaktadır ve halen devam etmektedir... Mezhepler her dinde vardır (zamanla oluşan kaçınılmaz acı bir gerçektir...).

    Müctehid lerin icma yolu ile İslam gelişmesi gerekirken NEDENSE pek geliştiği yok! ... Bakıyoruz ilimde, hukukta, sanata ve sporda İslam Ülkelerin hali ortada... Yanlışları olsada Batının gelişmişliği ortada....


    Yazılarımdan bazı alıntılar yaparak cevap yazmışsın ama alakasızlar! ... Lütfen alakalı yazılar olsun!...

    Laiklik dine düşman değil!... Dini dünyevi amaçlar için kullananlarla devlet yönetimini ayrı olmasını sağlamaktadır. Laiklik aslında sekülerizm'dir... Laik ismini imla hatalarıyla filan birçok kötü anlamlar söylenebilir... Ama SALT isimlerin hiçbir önemi yoktur... Önemli olan Laikliğin bizdeki gerçek yüklenen anlamıdır... Laiklik eş anlamı köpek olsa bana ne ki! ...

    Bana göre bu topraklardaki Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı İmparatorluğu'ndan ötürü İslamiyeti tam yaşadı... İslamiyeti İmparatorluğu genişletmek ve muhafaza etmek için kullanmıştır da.
    Yavuz Sultan Selim Mısır'da iken, Mekke Şe-rîfi: Muhammed Ebûberekât, oğlu ile Kâ'benin anahtarlarını ve "Emânâtı Mu-bâreke"yi Sultan Selim'e göndermiştir. Kutsal emanetler İstanbul'a getirtiren Yavuz Sultan Selim İstanbul'u İslamiyetin merkezi yapmıştır!. İşte dinin siyaseti budur! Dini İmparatorluğu muhafaza ve büyütmek için yapılan bu ümmet anlayışı devri ile Avrupa daki önemli fikir akımları, bilim sanat tıp, matbaa yı müslümanlara yasaklanması( gayri müslimlere yasak değildi) , sonucu Osmanlı yıkılmaya başlamıştır. Bunlar gerçeklerdir ama doğru yorumlamak gerekir. Ders almak gerekir...
    "Bu maskenin altındaki et ve kemiklerden oluşan yüz, benim benliğime ait değil."
    "Bu maskenin altında etten fazlası var. Bu maskenin altında bir fikir var, ve fikirler kurşun geçirmez!"

    V

  5. #5
    NuruLikA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2008
    Mesajlar
    939
    Karizma Gücü
    5
    Ama dini reformları Alimlere bırakabilecek bir İslam anlayışı, iç dinamikleri yoktur. Avrupadaki Reform halktaki tepkilerden geldi ama Osmanlı Halkındakilerde ise böyle bir tepki gelmedi... Bu ayrıca düşündürücü acı bir gerçek...
    Azizim neye ve kime göre?

    Dinde reforumun bir cinayet olduğunu ve dinini dunyasına satmış hiç bir alimin buna fetva vermediğini görebilirsin.Avrupada fransız ihtilali gibi ve sonrasında hırıstıyanlarda meydana gelen reformlar (katolig ve protestanlık) bize örnek olamaz.cunku o din tahrif edilmiş ve kendisince yeni bir düzene ihtaycı vardır.fakat islamiyet tahrif edilmedi.

    işte 1920-30 arası reform baykuşlarının nidalarına o asrın alimi olan bediüzzaman demiş ki:

    Türkçe ezan ve kamet reformu ve zulmu:

    «İSTİKBALDE GELECEK NEFRET VE TAHKİRDEN SAKINMAK İÇİN, ŞU MAHREM ZEYİL YAZILMIŞTIR. YANİ, “TUH O ASRIN GAYRETSİZ ADAMLARINA!” DENİLDİĞİ ZAMAN YÜZÜMÜZE TÜKÜRÜKLERİ GELMEMEK İÇİN VEYAHUT SİLMEK İÇİN YAZILMIŞTIR.

    AVRUPA’NIN İNSANİYETPERVER MASKESİ ALTINDA VAHŞÎ REİSLERİNİN SAĞIR KULAKLARI ÇINLASIN! VE BU VİCDANSIZ GADDARLARI BİZE MUSALLAT EDEN O İNSAFSIZ ZALİMLERİN GÖRMEYEN GÖZLERİNE SOKULSUN! VE BU ASIRDA, YÜZ BİN CİHETTE “YAŞASIN CEHENNEM” DEDİRTEN MİM’SİZ MEDENİYETPERESTLERİN BAŞLARINA VURULMAK İÇİN YAZILMIŞ BİR ARZIHALDİR.

    BU YAKINLARDA ehl-i ilhâdın perde altında teca*vüzleri gayet çirkin bir suret aldığından, çok biçare ehl-i imana ettikleri zalimâne ve dinsizcesine teca*vüz nev’inden, bana, hususî ve gayr-ı resmî, kendim tamir ettiğim bir mâbedimdehususî bir iki kardeşimle hususî ibadetimde, gizli ezan ve kametimize mü*dahale edildi. “Niçin Arapça kamet ediyorsunuz ve gizli ezan okuyorsunuz?” denildi. Sükûtta sabrım tükendi. Kabil-i hitap olmayan öyle vicdansız alçaklara değil, belki milletin mukadderâtıyla keyfî istibdatla oynayan firavunmeşrep komi*tenin başlarına derim ki:

    Ey ehl-i bid’a ve ilhad!
    Altı sualime cevap is*terim.

    BİRİNCİSİ: Dünyada hükûmet süren, hükmeden her kavmin, hattâ insan eti yiyen yamyamların, hattâ vahşî, canavar bir çete reisinin bir usulü var, bir düs*turla hükmeder. Siz hangi usulle bu acip tecavüzü yapıyorsunuz? Kanununuzu ibraz ediniz. Yoksa bazı alçak memurların keyiflerini kanun mu kabul ediyorsunuz? Çünkü böyle hususî ibâdâtta kanun yapılmaz ve kanun olamaz....



    diye devam ediyor.zaten imamı rabbaninin dinde reformu kabul etmenin ilhad oldugunu mektubatından eklemişim.



    Merak ediyorum Arapçadan çevirilen meallerin geçmişten bugüne değiştirilmiş olabilir mi? Olma ihtimali yüksek gibi! Meallerlen kafamızda oluşan din ile yazılı olan din arasında farklılıklara fırsat verilmemesi için; baştan tek bir kaynaktan Türkçe meali olmalıdır. Düzenli kontrol edilmelidir de... Bu ayrı bir konu başlığı bile olabilir...
    Kardeşim kimse sana meal okuma demez.Başlı başına bir mealde olsa ondan din öğrenilmez..bazı ayetlerin iniş sebebi ve o ayeti beyan eden bir hadis bulunabilir oda mealde yazmaz.(Allah Ayette:biz seni kuranı beyan edesin diye gönderdik demiştir.)

    İbni Hacer-i Mekki hazretleri Fetava-i fıkhiyyede 37. sayfada demiş ki:

    "Kuran-ı kerim tercümesini, Kuran-ı kerim yerine okumak haramdır. "

    yani mutlaka arabçası okunacak.sadece meal okumak bizi saptırabilir.delil mi istersin bir kac örnek vereyim

    Araf 155, İbrahim 4 ayetini okuyan biri ("Allah, dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir. ")

    "Doğru yola getiren ve sapıttıran Allah olduğuna göre, beni de dinsiz yapan Odur. Benim bunda ne suçum var" diyebilir. Bu bakımdan hadis-i şeriflere ve âlimlerin açıklamasına ihtiyaç vardır.

    Ayetlerden anladığına uyup, "Hayır ve şer Allahtan olduğuna göre, bize günah işleten de Allahtır. Biz günahlardan mesul değiliz" diyenler çıkmıştır şimdi bile forumda vardır.üst konularda.(özgür irademiz yoktur diyen zevat)

    başka bir örnek:

    Üzerine gece bastırınca, bir yıldız gördü:"Rabb'im budur" dedi. Yıldız batınca da:" Ben batanları sevmem" dedi. (Enam 76)

    Şimdi bunu direk okuyan adam burda dalalete düşebilir.çünkü hiç bir peygamber ne sonra nede önce Allahtan başkasına tapmamıştır.

    Tibyanda "Acaba Rabbim bu mu?" şeklinde çevrilmiştir.. Ancak 76. âyetin açıklamasında tefsirlerden aldığı dört açıklama şöyle:

    1- İbrahim aleyhisselam, müşriklerin cehaletlerini bildirmek için böyle söylemiştir.

    2- Müşriklerin yaptıkları şeyleri başlarına kakmak, doğruyu öğretmek niyetiyle (Bunun gibi şeyden Rab mı olur? Bu mu benim Rabbim?) demek istemiştir.

    3- Müşriklerin aleyhine hüccet için, (Sizce benim Rabbim bu ha) demek istemiştir.

    4- (Kavmim Rabbimin bu olduğunu söylüyor) demek istemiştir.

    Bu dört açıklama da İbrahim aleyhisselamın, yıldız, ay ve güneş için (Bu benim Rabbim) demediğini, yani müşriklerden olmadığını açıkça göstermektedir.

    peki dinimizi mealden değilde nerden öğrenelim?

    İslamda delil 4 tür kitab,sunnet icma ve kıyas.yani bir ayet okuyacagın zaman iniş sebebine ve o ayet hakkındaki hadislere ve alimlerin beyanlarına bakmak zorundayız.

    Tarikat-ı Muhammediye Şerhinde (berika) gecer ki:

    "Tefsir, kelam-ı ilahiden murad-ı ilahiyi anlamak demektir. Kendi görüşü ile tefsir caiz değildir. Hadis-i şerifte, "Kuran-ı kerimi, kendi görüşü ile açıklayan, doğru olsa dahi, hata etmiştir" buyuruldu. Hadisleri de, hadis kitaplarından değil, İslam âlimlerinin fıkıh, ahlak kitaplarından naklederek söylemek veya yazmak gerekir."


    Dini kurallar ve yasaklar belli...Kuran'ı Kerim sabit belli... Ama insanlar İslamiyet adı altında farklı yorumlamıştır... Peygamber Efendimiz in sünnetlerini farklı yorumlayıp mezhepler türemiştir, tartışmalar yaratmaktadır ve halen devam etmektedir... Mezhepler her dinde vardır (zamanla oluşan kaçınılmaz acı bir gerçektir...).
    Mezheblerin oluşması rahmettir.Mezhebler var diye reform olacak değil.

    Müctehid lerin icma yolu ile İslam gelişmesi gerekirken NEDENSE pek geliştiği yok! ... Bakıyoruz ilimde, hukukta, sanata ve sporda İslam Ülkelerin hali ortada... Yanlışları olsada Batının gelişmişliği ortada....
    Ne yapsınlar peki? şimdi dine hucum etmeye can atan kişiler dururken ve islamiyete bidatlar sokmaya calısırken açık olan içtihad kapısını aralamak muthiş bir yanlıştır.Bu zamanda içtihad kapısı açıktır ama oraya girmeye maniler vardır.

    Reform heveslisi bazıları içtihadı bahane ederek dine bidat sokmaya calısıyrlar.

    Bediüzzaman demiş k:

    Ümmeti davetle teşri’ edemez.Fehmi, şeriatten olur, lâkin şeriat olamaz. Müçtehid olabilir, fakat müşerri’ olamaz.



    Yoksa davet bid'attır, reddedilir. Ağzına tıkılır, onda daha çıkamaz.» (Sözler sh: 705)

    Şeri’attaki teşri’ kaidesinin yani kanun koyma yetkisinin ehemmiyetli bir cihetini özetliyen yukarıdaki beyanlar gösteriyor ki, bir müctehidin ortaya koyduğu şer’î bir re’y ve hükmü, müctehidlerin çoğunluğu tasdik etmedikçe müslümanlar o hükme uymaya davet edilemezler ve böyle bir davet reddedilir.

    Bu şer’î ölçüyü nazara alarak günümüzde dinde deformasyon heveslisi ve düşünce yanlışları ile bid’alara (dine zıt anlayış ve hayat tarzına) bulaşmış ve şeri’atta söz sahibi olmayan bazı kimselerin sözlerini reddetmek, dine bağlılığın icabıdır.

    Allahu A'lem
    Maahazâ Cenab-ı Hak da dünyayı (Allah'ta alıkoyan) terk etmeye dâvet ediyor ki, senelerce dostlarınla beraber rahat edesin. Öyle ise kayıtlı ve kelepçeli olarak sevkedilmezden evvel, Allah’ın dâvetine icâbet et.

    Biri de sen burada misafirsin. Ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse beraberce getiremediği bir şeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza bu fani dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise aziz olarak çıkmaya çalış, Vücudunu Mucidine (c.c) feda et, Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın. Çünkü feda etmediğin takdirde ya bâd-i heva zail olur, gider, veya Onun malı olduğundan yine Ona döner.

  6. #6
    ∞ ☯ △ ✺ ☪ ✡ † ♋ ♍ dara78 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-12-2008
    Mesajlar
    5,405
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    NuruLik@;

    Neye kime göre demişsin... E tabiki bu topraklardaki Müslümanlara batıdaki iyi gelişmelere karşı Osmanlı İmp. geride kalışına göre...
    Cumhuriyette bile bu ilerleme yavaş... Japonlara bakın nasıl gelişti... Değerlerini koruyarak medenileştiler...

    İslamiyeti YORUMLAYANLARDAN alıntılar yapıyorsun! Merak ediyorum En eski Kuran'ı Kerim ile bugünkü karşılaştırıldımı.
    Özellikle eskiden kastım Dini siyasi olarak kullan Osmanlı öncesi kalma kitaplar varmı?
    Varsa günümüzdeki Kuran ile karşılaştırma yapıldı mı?


    Dinde yorum cinayet demişsin. İslamiyet'in yasaklarını korkutarak savunananlardan hep nefret etmişimdir. İslam aklın dinidir. Korku üstüne kurulu riyatetçilik değildir!
    Tekrarlıyorum; Katolik, Protestan ve Ortodoks mezheplerin çıkış sebebi ile İslammiyetteki mezheplerin çıkış sebepleri aynıdır!...
    Yahudilik te aynı durum vardur... Yani semavi dinlerin hepsinde vardır...
    Yani, İslamiyeti yorumlayanl özellikle senin alıntı aldığın şahıslar sanki haşa Peygamber haşa misali savunucusu olmayalım.
    Savunacaksak bile o kişlerin de hatalar yanlışlıklar yapabileceğini objektiflik için kabul edebilmeliyiz!

    Anadilin de olmayan bir kitabı anlamadan hatım etmek, dua etmek, Ezan okumak papağan misali ne dediğini bilmemek ama mealleri mezhebi yorumlardan almak korkunç birşey!
    Gizli gizli(ortada gerçi) Arapça'yı ve Arap kültürünü empoze etmekten bir farkı yoktur... Eminim cevaplanmamış birçok soruları cevaplayan bu bazı Alimlerin YORUMLARI yetersizdir, eskimiştir.
    Genellemeleri yanlıştır...



    Teoloji hakkında alakalı diğer yazılarımı da okumanızı tavsiye ederim. Nede olsa bu başlığı açmama vesile olan yazılar orda...
    http://www.turkforum.net/showthread....=4#post6859887


    Bir kanun koyabilmek için Müctehid lerin oy çokluğu sağlanması gerektiği de ne oluyor!... Yani %51 varsın %100 olsun oylama ile dini kanunlar mı oluşturulur?!.
    RECM cezasını onaylamak gibi, yada daha ergenlik çağına gelmemiş bir kız çocuğunu yaşlı bir adama evlendirmede ses çıkarmamak gibi Müctehidlerin oyumu alınacak!.
    Hırsızlık yapıyor diye hırsızın elimi kesicelecek... KORKUNÇ!...
    Gidişat şu ozaman yeni dini oy birliğiyle oluşmakta yada var ismi konmamış! Böyle akıl dışılık Kuran'ı Kerim'e terstir. ŞOK OLDUM! ...


    Mezhepler ve diğer olmaması gerekirken var olan gerçeklerin hangi sebeplerlen oluştuğunu ve hangi şartlar altında tetiklendiğini etraflıca yorumlanmalı ki benzerleri bir daha çıkmasın?
    Sinekleri istemiyorsak sineklerin türediği batalıklığı kurutmalıyız, sinekleri avlamak DEĞİL! ...
    Dini Reformlar halk içindir, doğru olan içidnir. Halk zaten buna hazır değilse idrak edemiyorsa o zaman yapılan reformlar çürümeye mahkumdur. O yüzden Reform hevesliliği gibi bir yorum saçmalıktır.
    Tarih tekkürden ibaret şayet ders almazsak. Başkalardan da ders almazsak da sonumuz benzer olacaktır.
    Başka dinlerin başına gelen bizinkine gelmeyeceğin garantisi varmı ki?!...
    "Bu maskenin altındaki et ve kemiklerden oluşan yüz, benim benliğime ait değil."
    "Bu maskenin altında etten fazlası var. Bu maskenin altında bir fikir var, ve fikirler kurşun geçirmez!"

    V

  7. #7
    NuruLikA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2008
    Mesajlar
    939
    Karizma Gücü
    5
    Bismihi Sunhanehu

    Neye kime göre demişsin... E tabiki bu topraklardaki Müslümanlara batıdaki iyi gelişmelere karşı Osmanlı İmp. geride kalışına göre...
    Cumhuriyette bile bu ilerleme yavaş... Japonlara bakın nasıl gelişti... Değerlerini koruyarak medenileştiler..
    Azizim Hadisi şerifte vardır ki:

    "Eğer ümmetim istikamet üzere olursa onlar için bir gün vardır; yok eğer istikamet üzere olmazsa onlar için yarım gün vardır."


    demiştir.Yani Osmanlı devletinin yıkılması elini Kur'andan gevşettiği içindir.Ordaki bir gün "Bin yıl" yarım gün 500 yıldır.(bu hadisi şerif hakkında ayrıntılı beyanlar mevcuttur) İlk zamanlarda devletin her yone yayılması ve Kuranı rehber edinmesi onun ilerlemesine sebeb olmuştur.Hatta Kuranı en cok bile Ashabı kiram Hazretlerinden bazıları Dunya hayatı ile çok alakadar olmuşlardır.Cunku Allah resulu "En hayırlnız size en çok faydası dokunanızıdır" ve "ilim çinde de olsa alınız" gibi sözleri ile ilme teşvik etmiştir..

    Yan kişi Kurana ve Sunnnete uyuyorsa ilimde dahi ilerler.Yok eğer dünyayı tamamen boş verip ilim ve teknolijiden el ayak cekiyorsa sünnete kısmen uymamış olur.


    İslamiyeti YORUMLAYANLARDAN alıntılar yapıyorsun! Merak ediyorum En eski Kuran'ı Kerim ile bugünkü karşılaştırıldımı.
    Özellikle eskiden kastım Dini siyasi olarak kullan Osmanlı öncesi kalma kitaplar varmı?
    Varsa günümüzdeki Kuran ile karşılaştırma yapıldı mı?
    Bu tavrın çok güzel keşke her müslüman dinini şüphelerden sakındırsa

    Allah resulu demiş ki:"Şüphelerden sakınınız şüphelerden sakınan dinini korumuş olur."

    Sorunun cevabına gelelim demişsin ki islamı yorumlayanlardan alıntı yapıyorsun.evet çünkü bunu bizzat Allahu teala emrediyor.

    Bu misalleri ancak âlim olan kimseler anlar.Ankebut 43

    Eğer bilmiyorsanız, zikir ehlinden (âlimlerden) sual ediniz Nahl 43

    Hadisde ise:

    Âlim, Allahü teâlânın güvendiği zâttır. Deylemi

    Âlimlere tâbi olun! Onlar, dünyanın ışığıdır. Deylemi

    Alimler (ebedi saadet yolunu gösteren) birer kılavuzdur, rehberdir. İ.Neccar

    Yani, İslamiyeti yorumlayanl özellikle senin alıntı aldığın şahıslar sanki haşa Peygamber haşa misali savunucusu olmayalım.
    Savunacaksak bile o kişlerin de hatalar yanlışlıklar yapabileceğini objektiflik için kabul edebilmeliyiz!
    Eğer alimlerin dediğinde farklılık çıkarsa:

    Ümmetimin âlimleri, hiçbir zaman dalalette birleşmezler. İhtilaf olunca sivad-ı a'zama (âlimlerin ekseriyetinin bildirdiği yola) tâbi olun!İbni Mace nakletmiş

    yani alimlere güvenmemek "onlarda insandır hata yapabilir" diyerek alimleri gözden düşürmek "Âlim, Allahü teâlânın güvendiği zâttır." hadisine ters düşer.Allahın guvendiği zatlara biz neden güvenmeyelim..Alimlerin hatası olsa başka ehil bir alim tarafından derhal düzeltilir.

    (Örnek olarak imamı Azamın Sadece Fatiha için verdiği "farsca okunabilir" fetvasından alimlerin beyanı üzerine dönmesi verilebilir)

    Dinde yorum cinayet demişsin.
    ben öyle birşey demedim.sen aynı mesajında bana destek çıkıp büyük harflerler demişsin ki:

    İslamiyeti YORUMLAYANLARDAN alıntılar yapıyorsun!
    yorum cinayettir demek yanlıştır.islamda kıyas alimlerin yorumuna dayanır tefsir kitapları hep yorumdur.ben reform cinayettir dedim.Fetva ,içtihad,yorum arasındaki farkları bilmek lazım.

    Tekrarlıyorum; Katolik, Protestan ve Ortodoks mezheplerin çıkış sebebi ile İslammiyetteki mezheplerin çıkış sebepleri aynıdır!.
    Azizim bunda hatan var.Meşum yani uğursuz fransız ihtilalinden kuvvet alarak Katolik mezhebini begenmeyerek bir iç çatışma çıkaran hıristıyanlar protestanlığı doğurmuşlardır.sonra içimizdeki bir reformcu:

    "Madem Hıristiyan dininde böyle bir inkılâp oldu; ilkin inkılâpçılara mürted denildi, sonra Hıristiyan olarak yine kabul edildi. Öyleyse, İslâmiyette de böyle dinî bir inkılâp olabilir."

    diyerek muthiş bir sapık fikre imza atmıştır.biz ona cevaben deriz ki:

    Bu kıyasın, üstteki kıyastan daha ziyade farkı vardır. Çünkü, isevi dininde, yalnız dinin esas kısımları Hazreti İsa Aleyhisselâmdan alındı. Sosyal yaşam hayata temas eden kısımlar ve o dinin şeriatının diğer kısımları Havariler ve Ruhani liderler tarafından tesis edildi. Bunlarında büyük çoğunluğu önceki kutsal kitaplardan alıntıdır. Hazret-i İsa Aleyhisselam dünyaca hakim ve sultan olmadığından ve ve kendi dinin sair kanunlarında dayanak olmadığından , dininin esası hariçten bir libas giydirilmiş gibi bir hırıstiyanlık şeriatı oldu. örfî kanunlar, medenî kanunlar Ruhani liderler ve havariler tarafından kuruldu. Bu şekil değişse dahi ve o libas değiştirilse dahi, yine Hazret-i İsa Aleyhisselâmın esas dini bozulmaz, Hazreti İsa Aleyhisselamı inkâr ve yalanlama çıkmaz.çünkü dinin hepsini Hz İsa tesis etmemiştir.

    Halbuki, din ve şeriatı İslamiyenin sahibi olan Muhammed Mustafa Aleyhissalâtü Vesselâm iki cihanın sultanı, Doğu ve Batı ve Endülüs ve Hind saltanatının tahtında olduğundan İslam dininin esasını bizzat kendisi gösterdiği gibi o dinin teferruatını ve sair hükümlerini hattâ en ufak edebini dahi bizzat o getiriyor, o haber veriyor, o emir veriyor. Demek islamiyetin en ufak meselesi dahi, değişmesi mümkün değildir. onlar değişse esas din bâki kalmaz bozulmaya müsait bir zemin hazırlanır.yani en ufak bir ayrıntı dahi dine bir cesettir, bir cilttir. Onunla birleşmiş; ayrılması mümkün değildir.. Onları değiştrmekle doğrudan doğruya Şeriat Sahibini inkâr ve yalanlama çıkar.

    Anadilin de olmayan bir kitabı anlamadan hatım etmek, dua etmek, Ezan okumak papağan misali ne dediğini bilmemek ama mealleri mezhebi yorumlardan almak korkunç birşey!
    Nedense senin ana dilin olmayan ingilizce gibi bir dili öğrenip ciltlerce kitap ezberliyorsun.onlar bizim dunyamıza gecici menfaati olduğu halde onlar gözümüze gelmiyorda ahiretimize saadet olacak ve imatihanımıza yardım edecek bir kaç arabça kelime ezberlemek mi zorumuza gidiyor.bunlar sadece bahanedir.Üç beş namaz suresi ve ezandaki bikaç kelimeyi bilsen yeter.onu ilk okul cocukları dahi biliyor.Arabça ogrenmek farz değil.türkçe fıkıh ve tefsir kitabları çok var.

    Eminim cevaplanmamış birçok soruları cevaplayan bu bazı Alimlerin YORUMLARI yetersizdir, eskimiştir.
    Genellemeleri yanlıştır...
    Bul getir.

    RECM cezasını onaylamak gibi, yada daha ergenlik çağına gelmemiş bir kız çocuğunu yaşlı bir adama evlendirmede ses çıkarmamak gibi Müctehidlerin oyumu alınacak!.
    Hırsızlık yapıyor diye hırsızın elimi kesicelecek... KORKUNÇ!...
    İçtihad nedir bilmek lazım arkadaşım.Bunlar fıkıh kitaplarında uzun uzadıya beyan edilmiş.

    Hırsızlık yapıp (eli kesilmesi için miktarı vardır) başkalarının saadetini mahveden canilere merhamet mazlumlara hakarettir.

    Allahu A'lem (En iyi Allah bilir)

    makalenide okuyacagım kardesim.
    Maahazâ Cenab-ı Hak da dünyayı (Allah'ta alıkoyan) terk etmeye dâvet ediyor ki, senelerce dostlarınla beraber rahat edesin. Öyle ise kayıtlı ve kelepçeli olarak sevkedilmezden evvel, Allah’ın dâvetine icâbet et.

    Biri de sen burada misafirsin. Ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse beraberce getiremediği bir şeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza bu fani dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise aziz olarak çıkmaya çalış, Vücudunu Mucidine (c.c) feda et, Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın. Çünkü feda etmediğin takdirde ya bâd-i heva zail olur, gider, veya Onun malı olduğundan yine Ona döner.

  8. #8
    ∞ ☯ △ ✺ ☪ ✡ † ♋ ♍ dara78 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-12-2008
    Mesajlar
    5,405
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5

    Fikir

    Benim korkum; fıkıh ve tefsir kitaplarını kıyaslayacak ne Kuran'ı Kerim Arapça'sı var ne zamanım... Ama dinin farklı yorumlandığını pratik olarak İslam Dünyasında görmekteyiz. Aklıma ilk gelen örneklerden RECM ve kol kesmelerin dini sebebi ne olursa olsun şahsen ceza bedelini vücuda ödetilmesini anlayamıyorım?! Tabi ki RECM gibi birçok suçun cezası olmalı ama tecavüz etti diye hadım edilmemeli!... Ağır hapis ölüm hariç ne ise o olmalı... Tıp artık ilerledi, yarın tecavüz geni bulunsa ve dolayısıyla tedavisi de çıkarsa suçluları aşılayıp şartlı tahlil edilse yine eski kanunlar geçerli olacak mı? Vicdanlarımız rahat olacak mı? Öldürerek sorunlar çözüldü mü?... Tecavüzler RECM ler maalesef her zaman var tedavi için çözüm bulunmadığı sürece bu dini cezalarla bir yere varamayız!...
    RECM ve tecavüz olayları aslında beyinde olup biten bir şey... Islah edilecek bir çözüm yoksa toplumdan uzak tutulur mesela, hapis gibi… Ölüm cezası mağdurlara aslında refah getirmiyor ki!… Sebebi her ne olursa olsun insan öldürmek İslam Dini'ne ters değil mi? Buları dile getirdim diye Kutsal Kitabımız ı değiştirmiş mi oluyorum? ... Zaten kötü olan her türlü eylemler devam etmekte!...

    Aslında bir dini yozlaştırmanın en müsait ortamı İslamiyet'i anadilinde konuşmamaktır. Türkiye gibi ülkelerde bu mümkün de değil...

    3-5 namaz süresini Arapça olarak bilsek yeter diyorsun! Yani namazda azıcıktır diye anadil de okunmasın mı?. Olay az olması yada çok olması değil ki!?

    Kendini bilen aydınlar yabancı dillerini hiçbir zaman anadillerinden daha fazla öğrenmiyor veya çabalamazlar! Yabancı dil bir araçtır, yaşam biçimi değildir. Yani yabancı dil en yagını mesela İngilizce ise bu mecburiyettendir… En yeni bilgiyi genelde yabancı dilerden öğreniriz, bu da genelde İngilizcedir… Arapça da bu manada bilgiyi almak için kullanırız, ama Arapça ile namazımızı kılmamalıyız... İnsan olmanın, medeni olmanın doğruyu bulmanın, huzuru bulmanın yolu en iyi, en verimlisi ANADİL den geçer. Güvenirliği mutabık olunmuş her türlü eseri önce anadilimde daha çabuk ve doğru anlarım.


    Haşa Kuran’ı Kerim değiştirilmesine gerek yok ki?! İslam Alimlerin olası hatalarını denetleyen, dinamik ve gecikmeksizin her türlü eserlerini dünya dillerindeki çevirileri basılmadan önce kontrolden geçiriliyor mu? Yada bu kişiler de sonuçta insan değimli kasıtlı veya kasıtsız hata yapma ihtimalleri olmaz mı?...

    Alimlerin, günümüz dünyasındaki sosyolojik gelişmelere karşı yetersiz kalan konuları örnekleriyle derleyip yazmak için biraz zamana ihtiyacım var… (önümüzdeki hafta sonu olabilir…)

    ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    Malum Diyanet gibi bir devlet kurumu vardır. Aslında Diyanet bu topraklarda yaşanan tüm dinleri ve mezheplerini kucaklamalıyken öyle değildir! Sadece İslam'a yöneliktir… Bu da yanlış!…
    Bence imamların Devlet memuru olup ta maaş alması Laiklik ilkesine aykırıdır. Devletinden maaş alan devletin hükümetin propagandasını yapmasını doğru bulmuyorum… Şık değil… Aklıma şimdi gelmiyor ama imamların devletten bağımsız halktan maddi de destek alan bir tür kapsamlı bir dini vakıftan maaşlarını alsın sonra özgürce yorumlarını yapsınlar… Hukukta nasıl güçler ayrılı var ( yasama, yürütme ve yargı) birbirlerine müdahale etmesi kanunen yasak… Din işlerinde de devlet imamları memurluktan çıkartmalıdır. Diyanet bağımsızlaşmalıdır. Ama bunları yapabilmek içinse toplum olarak dünyevi çıkarların had safhada olduğu günümüz Türkiyesinde bu çok zordur… Bir ütopyadan öte olamaz biliyorum... Bence ideal olan buna yakın olsa gerek… Sizlerin de düşüncelerini nelerdir birlikte beyin fırtınası yapalım…
    Tarafçı bir zihniyetle cevap vermeyelim, gerekçeleriyle yorumlarsanız sevinirim
    Bu mesaj en son " 23.12.08 " tarihinde saat 23:09 itibariyle dara78 tarafından düzenlenmiştir...
    "Bu maskenin altındaki et ve kemiklerden oluşan yüz, benim benliğime ait değil."
    "Bu maskenin altında etten fazlası var. Bu maskenin altında bir fikir var, ve fikirler kurşun geçirmez!"

    V

  9. #9
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı dara78 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Benim korkum; fıkıh ve tefsir kitaplarını kıyaslayacak ne Kuran'ı Kerim Arapça'sı var ne zamanım... Ama dinin farklı yorumlandığını pratik olarak İslam Dünyasında görmekteyiz. Aklıma ilk gelen örneklerden RECM ve kol kesmelerin dini sebebi ne olursa olsun şahsen ceza bedelini vücuda ödetilmesini anlayamıyorım?! Tabi ki RECM gibi birçok suçun cezası olmalı ama tecavüz etti diye hadım edilmemeli!... Ağır hapis ölüm hariç ne ise o olmalı... Tıp artık ilerledi, yarın tecavüz geni bulunsa ve dolayısıyla tedavisi de çıkarsa suçluları aşılayıp şartlı tahlil edilse yine eski kanunlar geçerli olacak mı? Vicdanlarımız rahat olacak mı? Öldürerek sorunlar çözüldü mü?... Tecavüzler RECM ler maalesef her zaman var tedavi için çözüm bulunmadığı sürece bu dini cezalarla bir yere varamayız!...
    RECM ve tecavüz olayları aslında beyinde olup biten bir şey... Islah edilecek bir çözüm yoksa toplumdan uzak tutulur mesela, hapis gibi… Ölüm cezası mağdurlara aslında refah getirmiyor ki!… Sebebi her ne olursa olsun insan öldürmek İslam Dini'ne ters değil mi? Buları dile getirdim diye Kutsal Kitabımız ı değiştirmiş mi oluyorum? ... Zaten kötü olan her türlü eylemler devam etmekte!...

    Aslında bir dini yozlaştırmanın en müsait ortamı İslamiyet'i anadilinde konuşmamaktır. Türkiye gibi ülkelerde bu mümkün de değil...

    3-5 namaz süresini Arapça olarak bilsek yeter diyorsun! Yani namazda azıcıktır diye anadil de okunmasın mı?. Olay az olması yada çok olması değil ki!?

    Kendini bilen aydınlar yabancı dillerini hiçbir zaman anadillerinden daha fazla öğrenmiyor veya çabalamazlar! Yabancı dil bir araçtır, yaşam biçimi değildir. Yani yabancı dil en yagını mesela İngilizce ise bu mecburiyettendir… En yeni bilgiyi genelde yabancı dilerden öğreniriz, bu da genelde İngilizcedir… Arapça da bu manada bilgiyi almak için kullanırız, ama Arapça ile namazımızı kılmamalıyız... İnsan olmanın, medeni olmanın doğruyu bulmanın, huzuru bulmanın yolu en iyi, en verimlisi ANADİL den geçer. Güvenirliği mutabık olunmuş her türlü eseri önce anadilimde daha çabuk ve doğru anlarım.


    Haşa Kuran’ı Kerim değiştirilmesine gerek yok ki?! İslam Alimlerin olası hatalarını denetleyen, dinamik ve gecikmeksizin her türlü eserlerini dünya dillerindeki çevirileri basılmadan önce kontrolden geçiriliyor mu? Yada bu kişiler de sonuçta insan değimli kasıtlı veya kasıtsız hata yapma ihtimalleri olmaz mı?...

    Alimlerin, günümüz dünyasındaki sosyolojik gelişmelere karşı yetersiz kalan konuları örnekleriyle derleyip yazmak için biraz zamana ihtiyacım var… (önümüzdeki hafta sonu olabilir…)

    ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    Malum Diyanet gibi bir devlet kurumu vardır. Aslında Diyanet bu topraklarda yaşanan tüm dinleri ve mezheplerini kucaklamalıyken öyle değildir! Sadece İslam'a yöneliktir… Bu da yanlış!…
    Bence imamların Devlet memuru olup ta maaş alması Laiklik ilkesine aykırıdır. Devletinden maaş alan devletin hükümetin propagandasını yapmasını doğru bulmuyorum… Şık değil… Aklıma şimdi gelmiyor ama imamların devletten bağımsız halktan maddi de destek alan bir tür kapsamlı bir dini vakıftan maaşlarını alsın sonra özgürce yorumlarını yapsınlar… Hukukta nasıl güçler ayrılı var ( yasama, yürütme ve yargı) birbirlerine müdahale etmesi kanunen yasak… Din işlerinde de devlet imamları memurluktan çıkartmalıdır. Diyanet bağımsızlaşmalıdır. Ama bunları yapabilmek içinse toplum olarak dünyevi çıkarların had safhada olduğu günümüz Türkiyesinde bu çok zordur… Bir ütopyadan öte olamaz biliyorum... Bence ideal olan buna yakın olsa gerek… Sizlerin de düşüncelerini nelerdir birlikte beyin fırtınası yapalım…
    Tarafçı bir zihniyetle cevap vermeyelim, gerekçeleriyle yorumlarsanız sevinirim
    Güzel bir paylaşım olmuş ben sana katılıyorum aksi görüşü olan arkadaşlar varsa ve bizimle paylaşırlarsa sevinirim.
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

 

 

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •