Özür dilemek!
Ermenilerin daha 30 yıl önce çok yoğun olarak yaşadıkları mahallelerde artık kimseler kalmamış. Eski evler yıkılmış, yerine bütün ruhsuzluğu ve çirkinliğiyle apartmanlar yapılmış.
Hrant Dink'in yaşadığı Çavuşoğlu Mahallesi ile Salköprü Mahallesi'ndeki Ermenilerin neredeyse hepsi, ya Kanada'ya ya da İstanbul'a göçmüş. Oysa buralarda daha yakın bir tarihe kadar ne çok Ermeni yaşardı.
İki ay önce ilkokulu okuduğum Malatya'daki Hidayet İlköğretim Okulu'nu ziyaret etmiş ve 70'li yıllardaki mezunlarını gösteren bir arşive bakmıştım. O zaman farkında değilmişiz ama ne kadar da çok Ermeni ile birlikte okumuşuz. Şimdi neredeyse hiçbirisi yok. Ne zaman o mahallelere gitsem Ermenilerin bu terk edişlerine çok üzülürüm. Ve onları şehirde tutamayışımızdan dolayı özür dilemek geçer içimden.
Ancak Ermeni meselesi dünyada maalesef bize bırakılmayacak kadar büyük bir mesele haline getirildi. Ve bu konuyu konuşurken iki tarafın da ara tonları yok. Siyah ve beyazdır her şey. Eğer Ermeni tarafından bakıyorsanız 'soykırım' diyeceksiniz, özür dileyeceksiniz ve bunun diyetini ödeyeceksiniz. Türk tarafından bakıyorsanız 'biz öldürmedik, onlar bizi öldürdü' diyeceksiniz. Bundan farklı söylediğiniz her söz, sizi iki taraftan da kovulmuş biri yapabilir.
Mesela bir açıdan baktığınızda; 1900'lü yılların başında Erzurum'da, Van'da, Kars'ta Ermeniler etliye sütlüye dokunmadan, kendi hallerinde evlerinde otururken Osmanlı askerleri geldi de bunları zorla tehcire mi zorladı? Tehcir sırasında da soykırıma mı uğrattı? Yoksa Ermeniler, Osmanlı'nın savaş halinde olduğu Rusya, Fransa gibi ülkeler ile işbirliği yapıp, Türkleri arkadan mı vurdu? Bu kargaşada Hınçak ve Taşnak çeteleri on binlerce Müslüman'ı katletmedi mi? Ermenilerin bin yıldır birlikte aynı mahallede, sırt sırta evlerde yaşadıkları Türklere yaptıkları bu davranışlar, Türklerde büyük bir travmaya sebep olmuş olabilir mi?
Bir düşünün; 1900'lü yıllarda ülkesi paramparça olan, yedi cephede yedi düvelle savaşan biziz, yüz binlerce askerini şehit veren, gönderdiği evladını geri alamayan biziz, Balkanlar'da, Kafkaslar'da katliamlara uğrayan, yüz binlerce insanı göçe zorlanan, Erzurum'da, Kars'ta, Van'da komşuları tarafından arkadan vurulan da biziz. Ancak acının yaygarasını yapmadığımız için özür dileyen de biz mi olacağız?
Buradaki sorun; 1900'lü yıllarda çıkan o korkunç yangında yaşların da kuruların yanında yanmış olmasıdır. Ermeni sorunu Erzurum'da başkadır, Malatya'da başka. Ermenilerin Taşnak uzantıları Erzurum'da, Van'da, Bitlis'te çok büyük katliamlar yapmıştır ama Malatya'da, Amasya'da hiçbir şey yapmamıştır. Buradaki hata; o dönem Osmanlı devletinde iktidarda olan İttihat Terakki'nin, Sultan'ın olurunu almadan tehcire girişmesi ve işi Anadolu'yu gayrimüslimlerden arındırmaya dökmesidir.
Her neyse, bütün bu olanlardan sonra Türkiye'den birkaç aydın çıkıyor diyor ki, tehcir döneminde Ermeniler içinde haksız yere ölen, zorlanan, felakete uğrayanlardan özür diliyoruz. Bu ülke bunu tartışıyor ve destekleyenler, karşı olanlar çıkıyor. Bu, bir yönüyle bu ülkenin yürekliliğini de ortaya koyuyor. Ben de soruyorum; Ermeniler içinde böyle yürekli birkaç kişi var mı? "Rusların, Fransızların vaatlerine kanıp, 1000 yıllık dostluğumuzu bozduğumuz için özür dileriz. Öldürdüğümüz Müslümanlar için özür dileriz." diyen birkaç Ermeni aydın çıkar mı?
Mehmet KAMIŞ
ZAMAN
Gerçekten Ermeniler'in bizim gibi "aydınları" var mıdır acaba?
Anadolu'da kıyım yaptık "özür dileriz" diyebilcek aydınları var mıdır bilinmez ama
Allah'a şükür bizim yüksek erdemli aydınlarımız var.Mesela "Mine Kırıkkanat" mesele "Baskın Oran"...
Yapmadığımız şeyler için bile özür dileyecek kadar erdemli insanlar...


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla





