Padişah kuluna sormuş :
- Dile benden ne dilersen ?
- Özür dilerim.
Bizim aydınlarda tecavüze uğradıkları halde özür diliyorlar. Dilediklerine göre işledikleri bir suç vardır.
Dünya çapındaki araştırmacı, yazar ve profesörlerin dahi, bir ermeni soykırımı olmadığını söylemelerine rağmen bu konuda hiçbir bilgileri olmayan ve “kerameti kendinden menkul” bazı kişilerin aksine görüş bildirerek kamuoyunu yanıltmaları utandırıcı olmaktadır.
Son günlerde üst üste gelen; özür dilenme kampanyaları, Atatürk ilke ve devrimlerine sataşmalar, Mustafa filmi, ayrılıkçı örgüt ve gurupların kuzey Irak kürt liderlerini ziyaretleri, Güneydoğu illerimiz için bazı yakıştırmalar yapmaları, birer tesadüf olmayıp, kurnazca ve sinsice örülmek istenen zincirin birer halkalarıdır.
SAHTE VE DÜZMECE BELGELER
Ermeni ve yandaşlarının iddiaları; düzmece, sahte ve uydurma belgelerle beslenmektedir.
Bunların en belirgin örneklerinden biri Atatürk’ün bir resmi üzerinde yapılan tahrifat ve sahtekarlıktır. Resimde, hayvanları çok seven Atatürk, önünde oynaşan dört veya beş köpek yavrusunu seyretmektedir. Resmin üst tarafında eşi Latife Hanım’a bir sunu ve imzası yer almaktadır. Atatürk’ün Latife Hanım’la evliliği 29.1.1923 ile 5.8.1925 yılları arasında olduğuna göre, resim bu yıllar arasında çekilmiş, daha sonra Çankaya Köşkü’nde sergilenmiştir. Atatürk, her zamanki gibi temiz ve şık kıyafeti ile büyük bir ağırbaşlılık ve asalet içinde oturmaktadır. Atatürk’ü, önünde oynaşan köpek yavruları ile gösteren fotoğraftaki, köpek yavruları silinerek, bunların yerine fotomontajla bir çocuk cesedi yerleştirilmiştir. Buna rağmen, köpeklerin sırt ve bir kısım görüntüleri yok edilememiştir. Resmin çekildiği tarihten çok önce olduğu iddia edilen asılsız soykırıma temel yapılmak istenmiştir. Asıl resimdeki mekanda yer alan pencere, aralık vaziyetteki kapı ve hepsinden önemlisi, eşi Latife Hanım’a sunu ve imzası aynen durmaktadır. Bütün bunlar, resimde; utanmazlık ve ahlaksızlık ölçüsünde büyük bir sahtekarlık yapıldığını açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu resim 2005 yılında düzenlenerek, aynı yıl Amerika’da bir üniversitede Ermenilerin yaptığı konferansda aydınlar (!) ve ermeni öğretim üyeleri tarafından kullanılmıştır.” demiştir.
TABLO SAHTEKARLIĞI
Aynı sahtecilik bir Rus ressamın eserinde de yapılmıştır. Kafataslarından oluşan bir kuleyi gösteren resmin konusu “Abofeoz Voinu” yani “Savaşın Kutsallaştırılması” dır. Resmin yapım yılı1872’dir. Resmi yapan Rus ressamın adı; Vasily Vereshcaign’dir. Resim Tretyakov Müzesinde sergilenmektedir. Ermeniler bu resmin, 1915 yılında yapıldığı iddia edilen soykırımı temsil ettiği ve onun için yapıldığı yalanını bütün dünyaya yayarak, ahlaksızca hareket etmektedirler. Resmin üzerine bazen bir kaç karga daha eklenmiş veya çıkarılmış görüntüleri ve değişik yönlerden çekilmiş, ters basılmıs versiyonları, ermeni ve yandaşlarının bütün basın yayın organlarında kullanılmaktadır. Oysa resim 1915 den çok önce yapılmış olup, iddia edilen bu olayla hiç bir ilgisi yoktur. Buna itiraz etmeyen “özürcü ve özürlü” aydıncıklar de aynı sahtekarlığa hizmet etmektedirler. Bu resim ve açıklamalar değerli bilim adamı Prof.Dr.Türkkaya Ataöv’ün Ermeni Belge Düzmeceliği isimli eserinde bazı internet sitelerinde de yer almaktadır.
TARİHÇİLERİN GÖRÜŞLERİ
Ermeni soykırımı konusunda dünyanın önde gelen tarihçi ve araştırmacılarının vardıkları sonuçlar şöyledir :
ABD’li tarihçi Guenter Lewy, ;İngiliz, Alman ve Amerikan arşivlerinde yaptığı araştırmalarda, Ermenilerin 1915 olaylarına ilişkin soykırım iddialarının doğru olmadığını, bu iddiaları doğrular tek bir belgenin bulunmadığını söylemiştir.
Hollanda’lı tarihçi Eric Zurcher, ermeni soykırımı iddialarının gerçek bir temele ve geçerli bir delile dayanmadığını belirterek, soykırıma ilişkin olarak ermeniler tarafından dünyaya yayılan belgelerin sahte olduğunu kanıtlamıştır.
İngiliz tarihçi Andrew Mango tüm bu görüşleri paylaşarak, ermeni soykırımının büyük bir yalan olduğunu söylemiştir.
Ünlü tarihçi Prof.Dr.Norman Stone; “Ortada ermeni soykırımı değil, soykırım olduğunu ileri süren uydurma uzman ve örgütler vardır. Ermeni soykırımı olmadığını söylerim ve bunu yasaklayan bir yasa varsa, bunun için hapse bile girerim.” demiştir.
Bütün bu bilimsel görüşler karşısında, hiçbir temele dayanmayan bizim sözde “toraman aydıncıklarımızın” neye ve kime hizmet ettikleri anlaşılmaktadır.
ÖZÜRCÜ VE ÖZÜRLÜ AYDINLAR
Bütün bunlara rağmen “özür dileme” kampanyası açan sözde aydın-yazar-çizer ve politikacıların yaptıklarının “bir talihsizlik olmadığını” kabul etmek gerekir. Zira, bu yol ile, bu kişiler, kendi karakter ve yapılarını ortaya çıkarmışlardır. Adeta bir “turnusol görevi” görerek kendileri gibi düşünen ama toplum içinde gizlenen kimliklerinin ortaya dökülmesine neden olmuşlardır. Onları destekleyen bu kişiler arasında özür dileme kampanyasında sıranın kendilerine gelmesini bekleyen çok sayıda etnik azınlık meraklısı bulunmaktadır. Zira bu özrün sonunda; tazminat, bağımsızlık, toprak talebi gibi kapıların açılacağını bilmekte ve pusuda beklemektedirler. Türkiye didiklenecek bir kurban değildir. Türkiye Cumhuriyeti ülkesi ve milleti bölünmez birliğini ve bütünlüğünü sonsuza dek sürdürecektir.
kaynak
Bu yukarıda değinilen pek çok sahtekarlarlığı,haysiyetsizliği bile bile dışarıdaki düşmanlardan çok içimizdeki düşmanlar (tüm sessiz kalanlar,çanak tutanlar ) yazarında dile getirdiği üzere
özrün sonunda; tazminat, bağımsızlık, toprak talebi gibi kapıların açılacağını bilmekte ve pusuda beklemektedirler
Dış güçleri arkalarına alanlar ve ya dışa hizmet verenler bu ülkenin yaftalanması,parçalanması,bölünmesi,satılması için çalışanlar salt aydın(cık)lardan ibaret değil dir.Bu zemini hazırlayan,sessiz kalan ,çanak tutan herkes aynı ölçüde suçludur.Türk Tarihinin,Türkiyenin,Türkiye Cumhuriyetinin yüz karalarıdır.Tarihede adları kara harflerle geçecektir.Çünkü hiçbir zaman Türklüğü benimsememiş,Her alanda Vatanın karalanaması,bölünmesi ve dışa bağımlı peşkeşinde hizmet vermiş,amaçları sözde soykırımın tanınmasından çok Türkiye Cumhuriyeti varlığının sona erdirilmesi olan içimizdeki düşmanlardır.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

