Sevmek, bizim kendimize ve dünyaya karşı giriştiğimiz hırsızlığa, kendi gücümüzle karşı çıktığımız biricik haklılığımızdır.Alacakaranlığın ufalaya ufalaya sildiği bir adamı tutup ellerinden,başına ay ışığından bir hale geçirmektir, kaybolmadan sabaha çıksın diye. Sevmek, özünde varolan büyük bağlanmaya karşın, insanı günlük ilişkilerin kişiliksizletirdiği tutsaklıktan kurtaran en büyük özgürlüktür.İnsanı yalnızlığın hazinlerine götüren bir arınmadır sevmek. Yalanın kirlettiği bir yüreği yağmur sularıyla yıkamak, sonra da içtenliğin rüzgarıyla durulayıp iğde kokularına sarmaktır. Işıkları kesilmiş odalarda kirpiklerden ve parmaklardan mumlar yakıp, derin bir hazla ışıyan güzelliğini seyretmektir insanın.Bunca aşağılanmaya karşı insanın onurunu kutsamak, gövdesini yüceltmektir.
Evlere karşı sokakların,sokaklara karşı evlerin biricik zaferidir.Zorun, kanıksamanın ve alışkanlığın insan ruhunda açtığı yıkıma karşı,en ince,en güçlü,her zaman yeni,direnme duygusudur. Akıl ona olanak sağlıyorsa bir işe yarıyordur,güzeldir,değerlidir.Sevmek, yaşamın bizi sürüklediği uçurumun kıyısında tutunduğuz o incecik gelincik sapı; ölümle dirim arasındaki baş dönemsidir.Üstümüze yürüyen duyarsızlığın o siyah ordusuna karşı, yürek çarpıntılarından oluşturduğumuz ışıklı bir korunaktır. Sevmek, bizi onaran, acısından bile haz aldığımız belki de tek incinme; bütün hüznü, iyimserliği ve ikircimine karşın, sesimizin en duru aktığı yataktır.
...
Şükür Erbaş


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla

