12 Eylül baskısı altındaki yazarlara destek vermek için Türkiye'ye gelmesiyle bilinen, insan hakları savunucusu Nobel ödüllü yazar Pinter'in öldüğünü dünyaya eşi duyurdu



LONDRA - 2005 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi İngiliz oyun yazarı Harold Pinter, 78 yaşında öldü. Uzun süredir gırtlak kanseriyle mücadelede eden senarist, şair, tiyatro yönetmeni ve aktör Pinter’ın ölümü eşi Antonia Fraser tarafından açıklandı. Fraser, Pinter ile 33 yılı aşkın süre birlikte yaşamanın kendisi için bir ayrıcalık olduğunu belirtti ve "Hiçbir zaman unutulmayacak" dedi.Kendi kuşağının en etkili İngiliz oyun yazarı ve siyasi alanda da güçlü bir muhalif sesi olan Pinter’ın oyunları, "Penteresque" adıyla anılan kendine özgü bir tarz yaratmıştı. İnsan hakları savunucusu Pinter, 12 Eylül baskısı altındaki yazarlara destek için Türkiye'ye gelmişti

Harold Pinter kimdir?

İngiliz tiyatrosunun 20'nci yüzyılın ikinci yarısının en seçkin temsilcilerinden olan Pinter, 10 Ekim 1930'da Yahudi bir ayakkabıcının çocuğu olarak Londra'da doğdu. Gençliğinde Yahudi düşmanlığıyla karşılaşması, oyun yazarı olmasında etkili oldu. 2. Dünya Savaşı'ndaki bombardımanlar da Pinter'ı derinden etkiledi.

Sahnelenen ilk oyunu 'Doğum Günü Partisi' eleştirmenler tarafından fiyasko olarak nitelenen Pinter, onu takip eden yapıtlarıyla İngiliz tiyatrosunda yeni bir akımın başlangıcı olarak kabul edildi. Kendine özgü temalara ve tiyatro tekniklerine yer vererek 'Pintervari' gibi bir sıfat yaratılmasını sağlayan yazar, oyunlarında daha çok insan ilişkilerindeki örtük şiddeti açığa vuruyor ve tedirgin edici bir atmosfer yaratıyordu.

Yazarlığının yanı sıra insan hakları savunuculuğu ve savaş karşıtlığı konusunda aktivist tavrıyla bilinen Pinter, 2003'te savaş karşıtı şiirlerinden oluşan bir derleme yayımladı ve Irak'a karşı girişilen müdahaleyi eleştiren bu şiir seçkisiyle I. Dünya Savaşı'nda ölen şair Wilfred Owen anısına konulan ödüle layık görüldü. 1999’da Kosova krizinden Nato’nun müdahalelerini ülkedeki korku ve karışıklığı arttıracağı gerekçesiyle eleştirdi ve "Miloseviç'i Serbest Bırakın" kampanyasına katıldı. Savaş, insan hakları konusunda aktivist olan Pinter, dört yıl önce Hasankeyf'i korumak için Ilısu Barajı'na karşı bir kampanya da başlatmıştı.

"29 tane oyun yazdım, artık diğer yazın türleri üzerine çalışacağım" diyerek 74 yaşında oyun yazmayı bırakan Pinter, Bush ve Blair'i Irak Harekatı'nndan dolayı son derece sert bir dille eleştirdi ve Avam Kamarası'nda yaptığı konuşmada "Gerçek şu ki, Bay Bush ve çetesi ne yaptıklarını iyi biliyorlar ve Blair de göründüğü kadar gözüboyanmış bir aptal olmasına rağmen, onların ne yaptığını iyi biliyor. Bush ve şirketi, dünyayı ve dünyanın kaynaklarını kontrol etmeye kararlı, bu kadar basit. Ve bu uğurda kaç kişiyi öldürdükleri umurlarında değil" dedi.

"Ödüllerin açıklandığı saatten itibaren nutkum tutuldu. Umarım Stock-holm'e gittiğimde sözcükleri birleştirmeyi başarabilirim" diyen Harold Pinter'ın Türkçeye 'Kapıcı', 'Doğum Günü Partisi', 'Oda', 'Gitgel Dolap', 'İhanet/Aldatma', 'Ay Işığı', 'Proust Senaryosu' adlı eserleri çevrildi. Türkiye ziyaretinin ardından bu coğrafyaya ait 'Bir Tek Daha' ve 'Dağ Dili' adlı iki oyun yazdı. 'Gitgel Dolap' ve 'Aldatma' ise yazarın Türkiye'de sahnelenen oyunlarından.

Pinter'ı Vassaf ve Pamuk karşılamıştı

Harold Pinter, 1985 yılında meslektaşı Arthur Miller ile 12 Eylül baskısı altındaki aydınlara destek olmak için Türkiye'ye gelmişti. Bu seyahatinde Pinter'ı Radikal gazetesi yazarı Gündüz Vassaf ve Orhan Pamuk karşılamıştı. Vassaf o günleri şöyle anlatmıştı: "Gelmeden önce Pinter'ın sert, esprisiz biri, Miller'ın ise ağırbaşlı, oturaklı olduğunu düşünüyordum. Ancak ikisi de tersi çıktı. Ankara'da ABD Büyükelçisiyle tartışmalarını liseli iki muzip çocuk gibi anlatmışlardı. Pinter, İngiltere'ye dönüşünde de 'Dağ Dili' adlı bir oyun yazmış ve dili dillerinden alınmış, dillerini konuşmaları yasaklanmış insanların, Kürtlerin hikâyesini anlatmıştı. Dili dillerinden alınmışlar üzerine bir oyun olduğu için tabi ki dünyanın en kısa oyunu oldu. Pinter'ın oyunları için absürd denebilir. Ancak iletişimsizliğin içinde seyirciyle ne kadar iyi bir iletişim kurduğu hissedilir."


http://www.radikal.com.tr/Default.as...&CategoryID=82

Barışa destek verenler her dönem saygıyı hakederler.Darbeleri destekleyenler de her dönem yenilmeye mahkumlardır