Ergenekon terör örgütü davasının tutuklu sanıklarından adli tıpçı Doç. Dr. Ümit Sayın, darbenin 'anayasal bir hak' olduğunu ileri sürdü. MSN kayıtları ve telefon konuşmalarında sürekli darbe olması gerektiğinden bahseden Sayın, dünkü savunmasında da askerin, 27 Nisan bildirisinin ardından eyleme geçmemesini eleştirdi.
Sayın, "Bizler AK Parti'nin Türkiye'yi şeriat benzeri anti-laik bir sisteme götürmek istediğini düşünüyoruz. Eğer bu gerçekse askerin konuya müdahale etmesi gerekir." dedi. Sanık, çapraz sorguda 3. dereceden mason olduğunu itiraf etti. Ayrıca Sayın'ın adı, Üzeyir Garih cinayetiyle gündeme gelmişti. Cinayette kullanılan bıçağa ilişkin kayıp dosyalar, operasyon kapsamında adli tıp farmakoloji uzmanı Sayın'ın bürosunda ele geçirilmişti. Ancak, Ergenekon sanığı, duruşmada bu iddiaları kabul etmedi.
Ergenekon davasının dün görülen duruşmasında savunma sırası İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ümit Sayın'daydı. Hükümeti yıkmak için darbeye zemin hazırladığı iddia edilen 'Ergenekon terör örgütüne üye olma, hükümete karşı silahlı isyana tahrik'le suçlanan Sayın, darbeyi savunan söz ve söylemlerin bir miting, bir toplantı veya konferansta söylenmediğini, dolayısıyla halkı tahrikten bahsedilemeyeceğini ileri sürdü. Konuşmalarda bahsedilen darbenin, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın ilk 4 maddesinin ihlal edilmesi durumunda, TSK'nın İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesi gereğince, 'devleti koruma ve kollama' kapsamındaki bir müdahale olduğunu iddia etti.
Darbe konuşmaları fantezi!
Bu konuda yapılan konuşmalarındaki yorumlarının tümünde o anki duygusallığa ait abartılar olduğunu söyledi: "Bizler AKP'nin Türkiye'yi şeriat benzeri anti-laik bir sisteme götürmek istediğini düşünüyoruz. Bu koşullarda TSK'nın müdahale etmesi anayasal ve kanuni bir haktır. Bahsedilen, darbe konulu konuşmalarım o anki duygusallığa ve depresyona bağlı anlık iki kişi arasındaki fantezisel konuşmalardır. Yalnız yorumlarımın tümünde ülkenin durumu hakkında o anki duygusallığa ait bir abartı mevcuttur. TSK'nın hiçbir şey yapmaması, görevini yapmıyor demektir. Bu durumda da 'Türkiye'yi satıyor' görünümüne düşmektedir. Ülkenin yönetimine gerektiğinde müdahale edebilmelidir, çünkü TSK, bu devletin sigortasıdır."
"Hablemit bir yıla kadar gidici, bir solucan ayıklanır" şeklindeki sözlerinin iddianameye konulduğunu hatırlattı, şöyle dedi: "Necip Hablemitoğlu ile bir ara aram bozulmuştu. 2000'li yılların başıydı. Neden olduğunu hatırlamıyorum. Daha sonra düzeldi. Bu olumsuz sözler günlük duygusal ve mantıksız laflardır. Şimdi bu şekilde hitap ettiğime pişmanım." Çapraz sorgusunda cezaevinde kendisine zorla Savcı Zekeriya Öz aleyhine dilekçe yazdırılması olayını açıklaması istendi. "Hayrettin Ertekin'in bana dikte ettiğine dair mahkemede daha önceden beyan vermiştim." ifadelerini kullandı. Sayın'ın bu ifadeleri üzerine Hayrettin Ertekin söz aldı: "Hasta, ne yaptığını bilmeyen cezaevi yönetimine her gün dilekçe veren, pis bir adamdır. Benim onunla bir ilişkim olamaz." Savcı'nın "Masonluk mavi locasının 3. derecesinde olduğunuzu söylüyorsunuz. Bu, 33. derece masonluktan daha üst bir derece midir?'' sorusu üzerine, "Mavi localar 3. dereceye kadardır. 4. dereceden 33. dereceye kadar kırmızı localar vardır. Mavi localar ön gruptur.'' açıklamasında bulundu. Ergenekon'un, 'derin devlet' diye algılanmaması' gerektiğni söyledi. Derin devletin, devlet bağlantılı, TSK ve yargının da içinde olduğu bir yapı olduğunu ifade etti. Bomba yapımı planlarına ilişkin konuşmalarının sorulması üzerine ise, "Hepsi hayali, fantezi, öyle bir plan olmadı. Geyik muhabbeti. Anlamam ben patlayıcıdan, benim konum değil.'' dedi. Sanıklardan Behiç Gürcihan ile ilgili verdiği farklı ifadeler olduğunun hatırlatılması üzerine, "Farklı zamanlarda olduğu için farklı ifadeler vermiş olabilirim. Bunlardan birinde 'kilit adamdır' gibi ifadeler kullandım, o zaman eksik bilgiye dayalı kanaattir. Şu anda aynı kanaatte değilim." diye konuştu. Dava 5 Ocak 2009'a ertelendi.
27 Nisan bildirisinden sonra TSK'dan eylem bekledim
Ümit Sayın, 27 Nisan bildirisinin ardından umutlanmış ancak TSK'nın harekete geçmemesi kendisini hayal kırıklığına uğratmış. İddianamede geçen 'asker ihanet etti' şeklinde yer alan sözlerine hoşgörü içerisinde bakılması gerektiğini anlatıyor. Devletle ilgili kaygılarının büyük olduğunu ifade ediyor: "TSK'dan ise hiçbir konuya müdahil olma, taraf olma girişimi görülmemektedir. Aslında 27 Nisan e-muhtırasında bazı görüşler dile getirilmiş ama daha sonra bu muhtıra ile paralel, onun arkasında duran hiçbir eylem yapılmamıştır." Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'a yönelik sarf ettiği, "Kümbet bile olamadı, bırakın anıtı." şeklindeki sözlerinde hakaret kastı olmadığını ileri sürdü: "27 Nisan e-muhtırasından sonra politik gelişmeler karşısında hiçbir şey yapmaması eleştirilmektedir."
ZAMAN
Ergenekon destekçileri bu adamları "demokrasi havarisi" haline getirmişti.
Oysa gerçek Ümit Sayın'ın ifadelerinde yatıyor.
Bu dava mı hukuk katliamı yaptı yoksa sanıklar mı yaptı sorularının döndüğü daha doğrusu döndürüldüğü şu dönemde kimin "katliamcı" olduğu ortaya çıktı.


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla


