İple inilemeyecek bir kuyu gibiyim. Derin, soğuk, sessiz ve nemli. Denesen, üşüteceksin biliyorum, yitireceksin muhakeme yeteneğini, kaybedeceksin içimde.Bu yüzden hala bir duvar var üstümüzde, bu yüzden bir yerden sonrasını geçemiyorum senin içinde, bir ihtilale ihtiyacım var ve ben protesto edemeyecek kadar güçsüzüm.
Yürümek zor geliyor kilometreler sürmeyecekse de, koşmayı yeğliyorum. Koşarken insanların suratları daha hızlı geçiyor, akıllarını okuyamıyorum ve ayak seslerini duyamıyorum. İşte bu en güzeli. bir bankta oturup saatlerce seni bekleyemiyorum artık, seni beklerken geçen 256 insanın, 22 dolmuşun hesabını yapmaktan bıktım.
Saç köklerimden tabutuma kadar kurtlarla dolu içim, beni kemiriyorlar ve bitmiyor. Mezardaki onlarca cesede rağmen ben diriyim diye hepsi, biliyorum. Bilmemem gerekenleri de biliyorum. neden burada olduğunu ve aynı anda nasıl burada olamadığını.
Ayrıntının inceliği kayıp, faili meçhul bir evliliğin kurbanıyız ikimiz de, aç parantez evet sevgilim, bir şeyleri yaşamaya zorlandık biz, piç endişe ve ****** çocuğu bir korkuyla büyüdük ama ne farkeder, şeytan tırnağı yakıyor en çok canımı, sen ise onunla oynamaya devam ediyorsun. Bile bile. Pabucunu ters giydirmiştik en son, bizimle daha çok uğraşsın diye. manikür seanslarımdan sonra alıyor intikamını benden.
Aklım kalbime hep düşmandı ama şimdi her gün acıyan ve acıyacak o tırnağa rağmen, ben onu kökünden koparıp kanatana dek orada durmasına izin vereceğim. Vereceğim, sen beni üzmek istediğinde, acıtacak bir yerleri bul diye. kalbimi yaktım, tanıdık yüzleri bile tanımamaya başladım. nakarat bitti ama devam ediyor şarkı..
Sıkıntının gittikçe şişen ve patlayamayan bir balona dönüştüğü noktadayım. Tek bir iğneye ihtiyacım var ve ben onu samanlıkta aramak zorundayım.
Kuşlar geçiyor içimden, güneyime doğru iniyorlar, eskisi kadar sıcak olamıyorum. perdelerimi kapattım asık suratınla ve deyimlerde bahsedilen, o doktorun gireceğini iddia ettikleri evdeyim. kapı çalsın diye bekliyorum, zil bozuk. Umutsuz bir takıntıyla asansörün sesini duyduğumu sanıp, kapıya koşuyorum. açtığımda sıfıra sıfır elde var sıfır.
Saatlerimi, günlerimi, aylarımı, asırlarımı kaybettim, saniyelere muhtacım -zamanın elimde olmadan geçmesinden korkuyorum- saniyelerle hesap ediyorum artık gidilecek yolları. Beyaz bir sayfa açtım yalanlarını bıraktım zira defter dolu, defter kirli ve tekinsiz. En çok ayrıntılara kızgınım hayattaki. Gözbebeklerim karanlıkta büyüyemeyecek kadar yorgun artık; OYNAMAKTAN hep,
biliyorum, onlar bile başkasından çalıntı gibiler. Ben gibi.
Üzgünüm ama her gece öptüğün, sevdiğin ve seviştiğin kadın ben değilim sevgilim. Sen kafanın içindeki imkansıza aşıksın.
Ama dedim ya, devam ediyor şarkı;
sen susana ve susturana dek.
Cok güzel bir yazı..


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla


cok duygulu ve coooook guzel bir yazi
