• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
11 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Pontevedra adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-12-2005
    Mesajlar
    1,302
    Karizma Gücü
    7

    Kurancıların nefret ettiği ilim "Esbab-ı Nüzül"

    islam dinin alt dallarından biride Esbabı Nüzül ilmidir..kelime anlami İNDİRME NEDENİ olan bu ilim kuran ayetlerinin hangi olayda hangi nedenle indiğini açıklar..şunuda belirtmek gerekir ki kuran ın yaklaşık 3 te 1 inin indirme sebebleri bilinmektedir..Abbasi ,Selçuklu, Osmanlı alimleri fıkh ve tefsirlerinde Esbabı Nüzül den sıklıkça yararlanmışlar ..günümüze kadar kabül görmüşlerdir..Fakat Modern zaman alimleri ,süper ilahiyatçılar,Kuran mucizecileri,sadece kuran diyenler , reformistler, ve diyologçular bu ilimden nefret ederler.kabul görmezler..çünkü bu ilim tüm masumiyetiyle ortada dururken kuranın mucizeler kitabı olarak tanıtmak isteyenlerin arzularına gölge düşürmektedir..eski alimler bir olayda bir ayetin inmesini "hikmet " olarak görüp.Esbabı Nüzül den bolca yararlanırken..günümüz diyolagçu,Modernist süper ilahiyatçıları..bu ilme yüz çevirirler...Örneğin "Kurandaki din uydurulan din" kitabında bir kaç satırla yerden yere vurulan bu ilim onların işine gelmez...

    örneğin "kadınlar siizn tarlalarınızdır onlara dilediğin gibi yaklaşın" BAKARA 223 ayetini kadınların ..dişiliklerinin ve üretkenliklerinin övüldüğü manasında yorumlamak isteyen..milenyum tefsircileri...Esbabı NÜzül ün şu açıklamasından nefret ederler..." Mekkeliler kadınlarına arkadan(doğal yoldan) da önden de yaklaşırlardı fakat medineliler yahudilerin etkisiyle kadına arkadan yaklaşanın çocuğu şaşı olur inancıyla böyle yapmazlardı..hicretten sonra medineye yerleşen bazı mekkeliler medineli kadınlarla evlendiler..arkadan yaklaşmaya alışık olmayan medineli kadınlar durumdan hoşnutsuz oldu.dedikodular Peygamberin kulağına gelince tanrı mekkeli erkeklerden yana bu ayeti indirdi (sahih hadislerle açıklayan ebu hasen El VAHİDi -Esbabı Nüzül s.61,62)


    esasen "Ey inananlar "raina" demeyiniz" bakara 104 raina bizi gözet bizi yönet manasındadır ..bu ayeti islam demokrasi ve cumhuriyeti destekliyor savına delil gösteren..süper ilahiyatçılar "peygambere biz yönet bizi gözet demeyin yani siz koyun değilsisiniz "manasında yorumlayıp islamın demokrasi dersi verdiğini anlatırlar...ama gel gelelim Esbabı Nüzül bize derki.."Müslümanlar peygambere raina ya muhammet derlerdi..bu yahudilerin kulağına gitti.çok güldüler..çünkü bu onların dilinde küfürdü.peygambere gelip raina ya Muhammet demeye başladılar..peygamber çok şaşırmıştı.medineli eşraftan sad bin ubade durumu çaktı..yahudileri bu sözden dolayı kovaladı durumu peygambere anlatınca bu ayet indi..(a.g.e S.30)..işte "sadece kuran"cıların en çok kızdığı nüzül budur..çünkü olayın ne cumhuriyetle ne de demokrasiye ilgisi vardır..

    yine "Biz hükmünü değiştirdiğimiz veya unutturduğumuz ayetin yerine ondan daha hayırlısını ya da benzerini getiririz.. Bakara 106

    ayetini de islam gelişmeye açık bir din olarak yorumlayan reformcular..Esbabı Nüzül ün açıklamasından hoşlanmazlar..çünkü..bu ilim "
    Bu ayet müşriklerin kuranda çelişkler var ya muhammed bir dediğin diğerini tutmuyor..önce bir şeyi emrediyorsun sonra onu nehyediyorsun bu senin uydurduğun sözden başka bir şey değildir dediler sonra bu ayet indi" (El Vahidi s.31) demektedir..nitekim günümüz bazı meşhur ilahiyatçıları hariç geçmiş alimler Nasih-Mensuh meselesini kabul ederler.

    yine Ali imran 195 te geçen "..kadın olsun erkek olsun amel yapanın amelini boşa çıkarmam" ayetini kadın erkek eşitliği diye açıklayan reformcular ve diyologçular esbabı Nüzül un bu ayet hakkında açıklamasından nefret ederler..çünkü bu ayet kuranın hep erkekleri muhatap aldığının farkına varan.Peygamberin eşi Ümmü seleme nin "Allahın bir şeyle kadınları zikrettiğini işitmiyorum" demesi üzerine bu ayet inmiştir...

    bu yazı bakara suresi ve ali imran suresinden bir kaç örnekle yazılmıştır..konuyu uzatırsak sayfalar sürer...

    kuranı eski alimler örneğin İbni kesir ,razi ,Taberani gibileri yorumlarken son derece mantıklı davranarak indirliş sebebine bakmışlar..kuranın mucize kitap gibi göstermek isteyenlerin tekerlerine çomak sokmuşlardır..halbuki bu milenyum tefsircileri ..kuranı mucize olarak göstermek istemektedirler...kuran bir mucizemidir yoksa Peygamberin günlük siyaseti ve devlet yönetiminde imdadına koştuğu kaynak mı dır..bu da zaten iman ve imansızlık tercihi bir bakış açısıdır.

    saygılarımla


    NOT : sen daha Eshabı Nüzül yazıyorsun git yazılışını öğren diyen Student ve Hamza ya teşekkür ederim ben yazılışın değil sayenizde kitabını aldım ..tarih araştırmalarımdan arta kalan zamanlarda bol bol okuyorum..beni bu ilimle tanıştırdıkları için...sağolsunlar

  2. #2
    NuruLikA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2008
    Mesajlar
    939
    Karizma Gücü
    5
    Arkadaşım "Esbab-ı Nüzül" değil "Esbab-ı Nüzul" dür.(yada "û")

    Nesh Enbiya kıssaları ile Cennet ve Cehennemi bildiren ayetlerde olmaz. yalnız emir ve yasaklarda olur. Nesh emir ve yasakları değiştirmek demek değil, bunların yürürlük zamanlarının bittiğini haber vermektir.yanlış algılama olmasın.


    İmamı Kurtubi bunun önemini şöyle açıklamıştır:

    "Bu konuya dair gereken bilgiyi edinmek kesinlikle gerekli ve faydası çok büyüktür. İlim adamları bu hususa dair bilgi sahibi olmaktan uzak duramazlar. Neshi, ahmak cahillerden başkası da inkâr etmez. Çünkü ahkama dair karşılaşılan meselelerde helal ve haramı bilmek hususunda bunu bilmeyi gerektiren pek çok husus vardır. Ebu'l Bahterî'nin şöyle dediği rivayet edilmektedir: Ali (r.a) mescide girdiği bir seferinde bir adamın insanlan korkutmakla meşgul olduğunu görür. Bu kim oluyor? diye sorunca etrafındakiler: İnsanlara ha*tırlatmalarda bulunan bir adamdır, dediler. Hz. Ali şöyle der: Bu insanlara öğüt verip hatırlatan bir kimse değildir, bu ben filan oğlu filanım, beni tanıyın, diyen birisidir. Hz. Ali ona bir haberci gönderip şöyle sorar: Sen nâsihi mensûh-tan ayırdedecek kadar bir bilgiye sahip misin? O: Hayır, der. Bu sefer ona: Mescidimizden çık git ve bu mescidde öğüt ve hatırlatmalarda bulunma. Bir başka rivayete göre: Nâsih ve mensûhu biliyor musun? diye sorar. O: Hayır, deyince, Hz. Ali: Kendin de helak oldun, başkalarını da helak ettin, der. Buna benzer bir rivayet İbn Abbas (r.anhum)dan da gelmiştir" (İmam Kurtubi, el-Camiu li-Ahkami’l-Kur’an)


    Bu konuda Bediüzzaman hazretleri demiş ki:

    "Asırlara göre şeriatlar değişir. Belki bir asırda, kavimlere göre ayrı ayrı şeriatlar, peygamberler gelebilir ve gelmiştir. Hâtem-ül Enbiya'dan sonra şeriat-ı kübrası, her asırda, her kavme kâfi geldiğinden, muhtelif şeriatlara ihtiyaç kalmamıştır. Fakat teferruatta, bir derece ayrı ayrı mezheblere ihtiyaç kalmıştır." Sözler, 485"

    Fer'î hükümlerden biri, bir zamanda maslahat iken, diğer bir zamana göre mazarrat olur. Veya bir ilâç, bir şahsa deva iken, şahs-ı âhere dâ' olur. Bu sırdandır ki, Kur'ân fer'î hükümlerden bir kısmını nesh etmiştir. Yani vakitleri bitti, nöbet başka hükümlere geldi, diye hükmetmiştir."
    İşarât-ül İ'caz, 50


    Biz bir âyeti nesheder veya onu unutturursak, ya ondan hayırlısını ya da onun benzerini getiririz. Bilmez misin ki Allah her-şeye kadirdir? Bakara 106

    ..Ya bize bundan başka bir Kuran getir, yahut onu değiştir diyenlere de ki, Onu kendiliğimden değiştiremem
    .
    .. Yunus 15

    Demek ki nesh edilen ve unutturulan âyetler vardır. Hadis-i şerifle de olsa, nesh yine Allahü teâlânın emri iledir. Çünkü Resulullahın dine ait sözleri vahiydir:

    "O(nun konuşması kendisine ) vahyedilenden başkası değildir.
    " Necm 4


    Neshin çeşitleri şunlardır:

    1- Âyetin, âyet ile neshi
    2- Âyetin, sünnet ile neshi
    3- Sünnetin âyet ile neshi
    4- Sünnetin sünnet ile neshi

    mesela:

    Cehennemde en hafif azap Ebu Talibe yapılır. Ayaklarında ateşten iki nalın olacak, bunların sıcaklığından beyni kaynayacaktır." Müslimde gecer.

    Bu hadis-i şerif, imam-ı Kurtubi ve imam-ı Süyutinin bildirdiği "Amcam Ebu Talib, diriltildi ve iman etti" mealindeki hadis-i şerif ile nesh edilmiştir.

    "Bazı âyetlerde olduğu gibi, hadislerimden de birbirini nesh eden" olur.
    imamı Deylemi nakletmiş


    Bütün bu nesihler, temel ve itikadî hükümlerde değil, ibadet ve muamelata dair fer’î hükümlerde gerçekleşmiştir.

    yinede;
    Allahu A'lem

    Maahazâ Cenab-ı Hak da dünyayı (Allah'ta alıkoyan) terk etmeye dâvet ediyor ki, senelerce dostlarınla beraber rahat edesin. Öyle ise kayıtlı ve kelepçeli olarak sevkedilmezden evvel, Allah’ın dâvetine icâbet et.

    Biri de sen burada misafirsin. Ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse beraberce getiremediği bir şeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza bu fani dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise aziz olarak çıkmaya çalış, Vücudunu Mucidine (c.c) feda et, Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın. Çünkü feda etmediğin takdirde ya bâd-i heva zail olur, gider, veya Onun malı olduğundan yine Ona döner.

  3. #3
    Pontevedra adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-12-2005
    Mesajlar
    1,302
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı NuruLik@ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Arkadaşım "Esbab-ı Nüzül" değil "Esbab-ı Nüzul" dür.(yada "û")

    Nesh Enbiya kıssaları ile Cennet ve Cehennemi bildiren ayetlerde olmaz. yalnız emir ve yasaklarda olur. Nesh emir ve yasakları değiştirmek demek değil, bunların yürürlük zamanlarının bittiğini haber vermektir.yanlış algılama olmasın.


    İmamı Kurtubi bunun önemini şöyle açıklamıştır:

    "Bu konuya dair gereken bilgiyi edinmek kesinlikle gerekli ve faydası çok büyüktür. İlim adamları bu hususa dair bilgi sahibi olmaktan uzak duramazlar. Neshi, ahmak cahillerden başkası da inkâr etmez. Çünkü ahkama dair karşılaşılan meselelerde helal ve haramı bilmek hususunda bunu bilmeyi gerektiren pek çok husus vardır. Ebu'l Bahterî'nin şöyle dediği rivayet edilmektedir: Ali (r.a) mescide girdiği bir seferinde bir adamın insanlan korkutmakla meşgul olduğunu görür. Bu kim oluyor? diye sorunca etrafındakiler: İnsanlara ha*tırlatmalarda bulunan bir adamdır, dediler. Hz. Ali şöyle der: Bu insanlara öğüt verip hatırlatan bir kimse değildir, bu ben filan oğlu filanım, beni tanıyın, diyen birisidir. Hz. Ali ona bir haberci gönderip şöyle sorar: Sen nâsihi mensûh-tan ayırdedecek kadar bir bilgiye sahip misin? O: Hayır, der. Bu sefer ona: Mescidimizden çık git ve bu mescidde öğüt ve hatırlatmalarda bulunma. Bir başka rivayete göre: Nâsih ve mensûhu biliyor musun? diye sorar. O: Hayır, deyince, Hz. Ali: Kendin de helak oldun, başkalarını da helak ettin, der. Buna benzer bir rivayet İbn Abbas (r.anhum)dan da gelmiştir" (İmam Kurtubi, el-Camiu li-Ahkami’l-Kur’an)


    Bu konuda Bediüzzaman hazretleri demiş ki:

    "Asırlara göre şeriatlar değişir. Belki bir asırda, kavimlere göre ayrı ayrı şeriatlar, peygamberler gelebilir ve gelmiştir. Hâtem-ül Enbiya'dan sonra şeriat-ı kübrası, her asırda, her kavme kâfi geldiğinden, muhtelif şeriatlara ihtiyaç kalmamıştır. Fakat teferruatta, bir derece ayrı ayrı mezheblere ihtiyaç kalmıştır." Sözler, 485"

    Fer'î hükümlerden biri, bir zamanda maslahat iken, diğer bir zamana göre mazarrat olur. Veya bir ilâç, bir şahsa deva iken, şahs-ı âhere dâ' olur. Bu sırdandır ki, Kur'ân fer'î hükümlerden bir kısmını nesh etmiştir. Yani vakitleri bitti, nöbet başka hükümlere geldi, diye hükmetmiştir."
    İşarât-ül İ'caz, 50


    Biz bir âyeti nesheder veya onu unutturursak, ya ondan hayırlısını ya da onun benzerini getiririz. Bilmez misin ki Allah her-şeye kadirdir? Bakara 106

    ..Ya bize bundan başka bir Kuran getir, yahut onu değiştir diyenlere de ki, Onu kendiliğimden değiştiremem... Yunus 15

    Demek ki nesh edilen ve unutturulan âyetler vardır. Hadis-i şerifle de olsa, nesh yine Allahü teâlânın emri iledir. Çünkü Resulullahın dine ait sözleri vahiydir:

    "O(nun konuşması kendisine ) vahyedilenden başkası değildir." Necm 4


    Neshin çeşitleri şunlardır:

    1- Âyetin, âyet ile neshi
    2- Âyetin, sünnet ile neshi
    3- Sünnetin âyet ile neshi
    4- Sünnetin sünnet ile neshi

    mesela:

    Cehennemde en hafif azap Ebu Talibe yapılır. Ayaklarında ateşten iki nalın olacak, bunların sıcaklığından beyni kaynayacaktır." Müslimde gecer.

    Bu hadis-i şerif, imam-ı Kurtubi ve imam-ı Süyutinin bildirdiği "Amcam Ebu Talib, diriltildi ve iman etti" mealindeki hadis-i şerif ile nesh edilmiştir.

    "Bazı âyetlerde olduğu gibi, hadislerimden de birbirini nesh eden" olur.
    imamı Deylemi nakletmiş


    Bütün bu nesihler, temel ve itikadî hükümlerde değil, ibadet ve muamelata dair fer’î hükümlerde gerçekleşmiştir.

    yinede;
    Allahu A'lem
    nasih mensuh meselesi..kuranın yüce bir kitap olduğunu iddia edenlerin karşısında en büyük engeldir...bu yüzden nasih mensuh ta modern ilahiyetçılar tarafından rededilir..örneğin süleyman ateş..gibi.
    kuranın 23 yılda yazılması çelişkilerin kaynağıdır ..peygamber de nasih mensuh var demiş böylece eleştrilerin önüne geçmeye çalışmıştır...

  4. #4
    İmhotep adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-11-2007
    Mesajlar
    1,425
    Karizma Gücü
    5
    Güzel bir çalışma olmuş tebrikler
    (Tanrı öldü.)
    Religulous _ 1. ve 2. bölümler kendi uploadım.
    http://www.vimeo.com/11457696
    Cosmos serisinin 1.2.3. filmleri toplam 10 part kendi uploadım
    http://www.dailymotion.com/relevance/search/cosmos
    BBC Walking With Cavemen CD1- 1. bölüm ve devamı 2. bölüm ekran üzerine gelecek bittiğinde (Türkçe altyazı)
    http://www.dailymotion.com/video/xb3...cd1-bolum_tech
    BBC Walking With Cavemen CD2 bölüm 1/3 (Türkçe altyazı) kendi uploadım.
    http://www.youtube.com/watch?v=XpXn0hxuyPw 3. 4. seriler youtube da mevcut.

  5. #5
    Searcher1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-05-2008
    Mesajlar
    1,465
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Maide-4. "Sana, kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar, de ki: "Size temiz olanlar helal kılındı; Allah'ın size öğrettiği üzere alıştırıp yetiştire*rek öğrettiğiniz avcı hayvanların sizin için tuttuklarını yiyin ve üzerine Allah'ın adını anın. Allah'tan sakının, doğrusu Allah hesabı çabuk görür."



    1- Ebû Bekr El-Harisi, Hafız Ebû Şeyh'ten, o Ebû Yahya'dan, o Sehl b. Osman'dan, o Yahya b. Ebî Zaide'den, o Musa b. Ubeyde'den, o Eban b. Salih'ten, o Ka'ka b. Hakim'den, o Selma Ümmi Rafı'den, o da Ebû Rafı'den bize şu rivayette bulundu:

    "Rasulullah (s.a.v.) bana köpekleri öldürmeyi emretti. İnsanlar bunun üzerine dediler ki:

    "Ey Allah'ın elçisi, öldürülmesini emrettiğin bu gruptan bizim için helal olan hangisidir? Bunun üzerine Allah Teâlâ bu âyeti indirdi."[12]

    Bu hadisi, Hakim Ebû Abdullah Sahihi'nde, Ebû Bekr b. Bâleveyh Muhammed b. Sazan, Mualla b. Mansur, İbn Ebî Zaide Tarîkinden rivayet etmiştir.[13]

    2- Tefsirciler de bu kıssanın detayını şöyle zikrettiler:

    Ebû Rafı dedi ki:

    "Cebrail Peygamber'e gelip huzuruna girmek üzere izin istedi. Peygamber (s.a.v.) de kendisine izin verdi. Ama Cebrail (a.s.) içeri girmedi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) çıkıp

    "Sana izin vermiştik ey Cebrail" buyurdu. Cebrail:

    "Evet, Ya Rasulallah izin vermiştiniz, fakat biz, içerisinde resim ve köpek bulunan bir eve girmeyiz" dedi. Bunun üzerine sağa sola baktılar, bir de ne görsünler, evlerinin birinin içerisinde bir köpek yavrusu var."

    Ebû Rafi rivayete devam ediyor:

    "Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.) Medine’de tek bir köpek bırakmayıp, hepsini öldürmemi bana emretti. Avali denilen semte vardı*ğımda, yanında kendisini koruyan bir köpeğin bulunduğu bir kadın gördüm. Kadına acı*dım ve köpeğini bıraktım. Peygamber (s.a.v.)'e gelip, köpeği öldürmediğimi haber ver*dim. Onu da öldürmemi bana emretti. Ben de derhal köpeğin yanına dönüp, onu da öl*dürdüm. Böylece Rasulullah (s.a.v.) köpeklerin öldürülmesini emredince, bir grup insan gelip dediler ki:

    "Ey Allah’ın elçisi, öldürttüğünüz bu hayvanlar grubundan bizim için, helal olan hangisi vardır?" Rasulullah (s.a.v.) sükût buyurdu, müteakiben, Allah Teala bu âyeti indirdi. Ayet inince, Rasulullah kendileriyle faydalanılabilen köpeklerin muhafazasına mü*saade etti, menfaati olmayanları tutmayı men etti. Saldıran, kuduz, zarar ve eziyet veren köpeklerin öldürülmesini ve bu iki cins köpek (yani kudurmuş ve saldıran) dışında kalan köpeklerle hiç zararı olmayanlardan ise, öldürmenin kaldırılmasını emretti." [14]

    3- Said b. Cübeyr dedi ki: "Bu âyet Tayy kabilesinden Adiyy b. Hatim ve Zeyd b. Mühelhil -ki bu zat, Rasulullah'ın kendisini el-Hayr (Hayırlı) diye isimlendirdiği, Zeydü'l-Hayl'dır- hakkında nazil oldu. Şöyle ki; bu iki kişi, Rasulullah'a gelerek, dediler ki:

    "Ey Allah'ın elçisi, biz köpeklerle ve doğanlarla avlanan bir topluluğuz. Zurayh ve Ebû Cüveyriye sülalelerinin köpekleri, yaban öküzü, yaban eşeği, geyik ve keler yakalıyorlar. Bu hayvanlardan bir kısmını yetişip boğazlayabiliyoruz, bir kısmı ise ölüyor; kesilmesine yetişemiyoruz. Halbuki Allah, ölü hayvan etini haram kıldı. Peki bu hayvanlardan bize helal olan hangileri?" İşte bu sebeple bu âyet nazil oldu. Bu âyet de geçen "Boğazlanarak temiz olan hayvanlar" "Öğretip, eğittiğiniz yaralayıcı hayvanların avladıkları" ki; bu eğitilmiş avcı hayvanlar, av köpekleri ve yırtıcı kuşlar manasına gelmektedir. [15]

    4- Ebu Râfî'den, Taberânî, Hâkim, Beyhakî ve başkaları rivayet etti. Ebu Râfî:

    -Cebrâîl Aleyhisselâm, Nebî Aleyhisselâm'a geldi ve içeri girmek için izin istedi. Aleyhisselâm girmesine izin verdi. Ancak Cebrail Aleyhisselâm yavaşladı. Rasûlullah, ridasını topladı ve ona karşı çıktı. Cebrâîl Aleyhisselâm kapıda duruyordu. Aleyhisselâm Cebrâîl’e:

    -Biz girmeniz için izin verdik, buyurdu. Cebrâîl Aleyhisselâm:

    -Evet, doğru. Ancak biz içinde suret ve köpek bulunan eve girmeyiz, dedi. Ashap evlerine baktılar, Bâzılarının evlerinde köpek yavrusu olduğunu gördüler. Aleyhisselâm, Ebu Râfî'ye:

    -Medine'de gördüğün köpeği bırakma öldür, buyurdu. İnsanlar Rasûlullah'a geldiler ve:

    -Öldürülmesini emrettiğiniz şu ümmetten bize helal olan şey nedir?, dediler. Maide: 5/4 ayeti indi, dedi. [16]

    5- İkrime'den İbnu Cerîr anlattı. İkrime:

    -Rasûlullah, Ebu Râfî'i köpekleri öldürmek üzere gönderdi. Ebu Rafî ahaliye ulaştı. Asım İbni Adiy, Sa'd İbni Hayseme ve Uveymir İbni Sâide Rasulullah'ın yanına girdiler ve:

    -Ey Allah'ın Rasülü Bize helal olan şey nedir?, diye sordular. Maide: 5/4 ayeti indi, dedi. [17]

    6- İbnu Cerîr, Muhammed İbni Ka'b El Kurazî'den anlattı. Ka'b (r.a.):

    -Rasûlullah, köpeklerin öldürülmesini emredince insanlar:

    -Ey Allah'ın Rasülü, bu ümmetten bize hangi şey halaldır?, dediler. Maide: 5/4 ayeti indi, dedi. [18]

    7- İbnu Cerîr, Şâ'bî tarikından anlattı. Şâ'bî:

    -Adiy îbni Hatem Tâî:

    -Rasûlullah'a birisi geldi, köpeğin avlanmasından sordu.

    Rasulullah'ın ona ne dediği bilinmeden Maide: 5/4 ayeti indi, dedi. [19]

    8- Saîd İbni Cübeyr'den (r.a.), îbnu Ebî Hatim anlattı. Saîd:

    -Adiy İbni Hatim ve Zeyd İbni Mühelhel'i Tâiyyîn, Rasûlullah'a sordular ve:

    -Ey Allah'ın Rasülü, biz köpek ve büzat ile avlanan insanlarız. Ali zerih köpekler (eğitilmiş köpekler), sığır, eşek ve geyik avlarlar. Allahü Teâlâ ise meyteyi haram kıldı. Onlardan bize halal olanlar nelerdir?, dediler. Maide: 5/4 ayeti indirildi, dedi.

  6. #6
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    07-03-2008
    Mesajlar
    6,249
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0

  7. #7
    TETKAY adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-02-2009
    Mesajlar
    483
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    SAYIN EL TURUK ARKADAŞ: Bize seyir ettirdigin ve dinlettigin görüntüler için çok teşekürler emegine saglık.
    İnan ki bu alıntıyı seyrederken kadın manzaralarını gördükçe 1400 yıl öncesinin cehaletini şu modern çagda yaşatanlara normal insan gözüyle bakamıyorum.

    İYİ GECELER.

    BÜTÜN ÇOCUKLAR ANNELERİNDEN ATEİST DOGARLAR.
    KULLUKLA KURTULUS OLMAZ!!!

  8. #8

    Kayıt Tarihi
    09-07-2009
    Mesajlar
    1,402
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3
    Tesekurler El-Turuk,

    Islamin yayilmasindaki en buyuk etken insanlarin ne bahsettiginden bi haber olmasidir.
    Maalesef anlamadiklari bir dili okuyup inanan insanlar var hala,, daha da urkutucu olani ogrendikten sonra korkudan inanmaya devam eden insanlar.
    Gercekleri ogrendigim icin mutluyum, hepinize emegi gecen herkese tesekkurler...
    Modern hukuk karsisinda acimasiz ve cani kurallari ile yokolmaya mahkumdur dinler...
    HÜMANİST DEMOKRAT PARTİ


    Bir insanı zorla susturmak ona bahşedebileceğiniz en büyük onurdur. Onun size karşı olan mükemmelliğini kabul ettiğiniz anlamına gelir. - Joseph Sobran

    Bir kimsenin dusuncesini aciklayamamasi koleliktir. -Euripides

  9. #9
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    07-03-2008
    Mesajlar
    6,249
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Hangi ayetlerin hangi sebeple indiğini burada yayınlayacağım,hemde gerçeği ile..Öyle elmalılı falan değil..Yani zaman geçtikçe çağa uydurma gayretleri,hayal üretmeler değil..Gerçek neyse o ..

    Sevgili dostum searcher1 de umarım bana yardım eder..

    Bakalım ayetler hangi sebeplerle inmiş??

  10. #10
    Searcher1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-05-2008
    Mesajlar
    1,465
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Yardım ederim de hepsini buraya yazmak zor. Esbab-ı Nüzul diye Google'dan aratıp bulabilir merak eden. Oldukça ilginç bilgiler var içinde. Ben program halinde indirmiştim zamanında.

    Ama sen istedin diye Tahrim/1'in iniş sebebini alıntılayayım bari. Arkadaşlarda görsün Muhammed'in Mariya ile Hafsa'nın evinde, Hafsa'nın yatağında cima etmesindeki hikmeti.

    Tahrim/1. "Eşlerinin rızasını gözeterek, Allah'ın sana helal kıldığı şeyi ni*çin kendine yasak ediyorsun? Allah bağışlayandır, acıyan'dır."



    Ayetin nüzul sebebi ile ilgili rivayetler:

    1- Mariye ile ilgili rivayetler:

    a- İbn Cerîr et-Taberî'nin İbn Abdurrahîm kanalıyla Zeyd ibn Eslem'den rivayetle tahric ettiği bir haberde o şöyle anlatıyor:

    Allah'ın Rasûlü (sa) bir gün hanımlarından birinin odasında oğlu İbrahim'in annesiyle temasta bulundu. Onu gören hanımı:

    "Ey Allah'ın elçisi, benim evimde, benim yatağımda ha?" dedi. Bunun üzerine Rasûlullah onu (İbrahim'in annesini) kendisine yasakladı. Bu sefer de hanımı:

    "Ey Allah'ın elçisi, sana helâl olan bir şeyi kendine nasıl yasaklarsın?" dediyse de Rasûl-i Ekrem (sa) onunla bir daha asla birleşmiyeceğine dair hanımına yemin etti ve bunun üzerine: "Ey O Peygamber, eşlerinin hoşnutluğunu gözeterek Allah'ın sana helâl kıldığı şeyi neden kendine haram ediyorsun?" âyet-i kerimesi nazil oldu.[4]

    b- Taberî'nin Saîd ibn Yahya kanalıyla İbn Abbâs'tan rivayetle verdiği haber biraz daha detaylı. Bu rivayette İbn Abbâs şöyle anlatıyor: Ben, Hz. Ömer'e:

    "Allah Tealâ'nın haklarında "Eğer her ikiniz de Allah'a tevbe ederseniz gerçek*ten kaymış olan kalbleriniz düzelmiş olur..." buyurduğu iki kadın kimdir?" diye sordum.

    "Onlar Aişe ve Hafsa'dır." deyip şöyle devam etti:

    "Sözün başlangıcı İbrahim'in kıbtî olan annesi hakkındaydı. Hz. Peygamber (sa), Hafsa'nın sırası olduğu günde ve onun odasında İbrahim'in annesiyle temasta bulunmuştu. Hafsa onları kendi odasında o şekilde bulunca:

    "Ey Allah'ın elçisi, benim gü*nümde, benim nöbetimde ve benim yatağımda ha? Eşlerinden hiçbirine yapma*dığın bir şeyi (bir kötülüğü) bana yaptın." dedi. Rasûlullah (sa):

    "İstemez misin ki ben onu kendime haram kılayım da bir daha ona hiç yaklaşmıyayım." buyur*du. Hafsa'nın:

    "Evet isterim." demesiyle de Hz. Peygamber onu (cariyesini) ken*dine haram kıldı ve:

    "Bunu başka birisine sakın söyleme." buyurdu. Ancak Hafsa bu sırrı saklıyamayıp Hz. Aişe'ye söyledi de Allah Tealâ onun, bu sırrı açığa vurduğunu bildirdi ve

    "Ey O Peygamber, eşlerinin hoşnutluğunu gözete*rek Allah'ın sana helâl kıldığı şeyi neden kendine haram ediyorsun?" âyet-i ke*rimesini indirdi.[5]

    c- Muhammed b. Mansur et-Tûsî, Ali b. Amr b. Mehdî'den, o Hüseyn b. İsmail el-Mehamilî'den, o Abdullah b. Şebib'den, o İshak b. Muhammed'den, o Abdullah b. Ömer'den, o Ebu'n-Nasr Mevla Ömer b. Abdillah'tan, o Ali b. Abbas'tan, o İbn Abbas'tan, o da Ömer'den bize şunu rivayet etti:

    "Rasulullah (s.a.v.) oğlunun annesi olan Mariye ile, Hafsa'nın evinde cinsî mü*nasebette bulundu. Hafsa, Rasulullah (s.a.v.)'ı ve Mariye'yi kendi evinde buldu. Dedi ki:

    "Onu benim evime niçin soktun? Hanımlarının arasında bunu bana neden yaptın? Benim sana olan sevgimden mi yaptın?" Rasulullah (s.a.v.) ona:

    "Sen bunu Aişe'ye söyleme. Eğer Mariye'ye bir daha yaklaşırsam, o bana haram olsun." buyurdu. Hafsa dedi ki:

    "O, senin cariyen olduğu halde sana nasıl haram olur?" Rasulullah (s.a.v.) ona yaklaşmamaya yemin etti ve Hafsa'ya buyurdu ki:

    "Bunu kimseye söyleme."

    Hafsa bu konuyu Aişe’ye söyledi. Rasulullah (s.a.v.) da kadınlarına bir ay yak*laşmamak üzere yemin etti ve onlardan yirmi dokuz gece uzak kaldı (ila yaptı). Allah Teala da bu âyeti indirdi."[6]

    d- Enes'ten sahih bir senetle Nesâî ve Hâkim anlattı. Enes:

    “Rasûlullah'ın cariyesi vardı, onunla cima ederdi. Hafsa ve Aişe Rasulullah’ın (s.a.v.) onu nefsine haram kılmasını arzu ederdi. Bunun üzerine Allahü Teâlâ, Tahrim: 66/1 âyetini indirdi.” [7]

    e- Ebu Hüreyre hadîsinden zayıf bir senetle Taberânî anlattı:

    “Rasûlullah Mariye'yle Hafsa'nın evinde cinsî münâsebette bulundu. Hafsa eve geldi, Mariye'yi Rasûlullah ile beraber buldu. Dedi ki:

    “Diğer hanımlarının evinde değil de benim evimde mi?” Aleyhisselâm:

    “Mariye'ye dokunursam o bana haram olsun ey Hafsa, bunu gizle.” buyurdu. Hafsa evinden çıktı, Âişe'ye geldi ve durumu ona anlattı. Allahü Teâlâ, Tahrim: 66/1-2 âyetlerini indirdi.[8]

    f- Bu hadise üzerine Hz. Peygamber (sa)'in, hanımı Hafsa'yı boşadığı, daha sonra tekrar nikâhı altına aldığı da rivayet edilmiştir.[9]

    g- İbnu Abbas'tan sahih senetle Bezzâr anlattı:

    “Allahü Teâlâ'nn, Tahrim: 66/1-2 ayetleri.Rasûlullah'ın sürriyesi[10] hakkında indirildi.” [11]

    2- Bal şerbeti ile ilgili rivayetler:

    a- el-Hasen ibn Muhammed ibnu's-Sabbâh kanalıyla Hz. Aişe'den nakledildiğine göre o şöyle anlatıyor:

    Bir keresinde Hz. Peygamber (sa), Zeyneb bint Cahş'ın yanında biraz fazlaca kalmış ve orada bal şerbeti içmişti. Ben ve Hafsa birbirimizi tenbihledik ki hangimize gelirse

    "Ben sende Meşe ağacı zamkı kokusu alıyorum. Meşe ağacı zamkı mı yedin?" diyecektik

    Ravi der ki: Hz. Peygamber onlardan birisinin yanma girdiğinde böyle söylemiş de Hz. Peygamber (sa):

    "Hayır, Zeyneb bint Cahş'ın yanında bal şerbeti içtim, bir daha asla içmeyeceğim." buyurmuş ve işte bunun üzerine

    "Ey O Peygamber, eşlerinin hoşnutluğunu gözeterek Allah'ın sana helâl kıldığı şeyi neden kendine haram ediyorsun?" âyet-i kerimesi nazil olmuş.[12]

    b- Ferve ibn Ebî Mağrâ' kanalıyla Hz. Aişe'den rivayette Hz. Peygamber (sa)'in, yanında bal şerbeti içtiği hanımı Hafsa'dır. Hz. Aişe şöyle anlatıyor:

    Hz. Peygamber (sa) tatlıyı ve balı severdi. O ikindi namazını kıldıktan sonra hanım*larının odalarına uğrar, onları ziyaret ederdi. Bir gün ikindiden sonra Hafsa bint Ömer'in yanına girdi ve daha önceden kalmadığı kadar uzun bir süre onun oda*sında kaldı. Orada uzun kaldığını öğrenince kıskandım ve bunun sebebini araş*tırdım. Bana denildi ki:

    "Kabilesinden bir kadın Hafsa'ya bir küçük tulum bal hediye getirmiş ve o da Hz. Peygamber (sa)'e bir bal şerbeti yapmış, O'na içirmiş. Kendi kendime:

    "Allah'a yemin ederim ki ona bir hile düzenliyeceğim." dedim ve Sevde bint Zem'a'ya gidip:

    "Birazdan Rasûlullah sana yaklaşacak. Senin yanma girdiğinde O'na:

    "Ey Allah'ın elçisi, meşe ağacının zamkından mı yedin?" diye sor. Sana:

    "Hafsa'nın yanında bal şerbeti içtim." diyecektir. O'na:

    "Herhalde o balı yapan arı meşe ağacından emmiş." de. Bunun sebebini daha sonra sana söyleyeceğim." dedim. Sonra Safiyye'ye gittim, onu da aynı şekilde tenbihledim.

    Sevde der ki: Vallahi Rasûlullah kapıda gözüktüğünde az kaldı senin bana tenbihlediğini ona söyleyecektim, ama söylemedim, bana yaklaştığında da:

    "Ey Allah'ın elçisi, meşe ağacının zamkından mı yedin?" dedim. Rasûlullah'ın

    "Hayır" demesi üzerine de:

    "O halde sende bulduğum bu koku ne?" diye sormuş. Hz. Peygamber (sa):

    "Hafsa bana bal şerbeti içirdi." buyurmuş. Sevde de:

    "Herhalde arısı meşe ağacından emmiş olacak." demiş.

    Hz. Aişe anlatmaya şöyle devam eder:

    Benim yanıma girdiğinde ben de Sevde'nin söyledikleri gibi söyledim, Safiyye'ye gittiğinde o da aynı şeyleri söylemiş. Dolaşıp tekrar Hafsa'nın odasına geldiğinde Hafsa:

    "Ey Allah'ın elçisi, ondan sana tekrar vereyim mi?" deyince :

    "Hayır, ona ihtiyacımız yoktur." buyurmuş. Sevde:

    "Sübhanallah, Rasûlullah'ı ondan mahrum ettik." dedi, ben de ona:

    "Sus." dedim."[13]

    c- Ebû İbrahim, İsmail b. İbrahim el-Vaiz'den, o Bişr b. Ahmed b. Bişr'den, o Cafer b. Hasan el-Firyabî'den, o Mincab b. el-Haris'ten, o Ali b. Müshir'den, o Hişam b. Urve'den, o babasından, o da Aişe'den bize şu rivayette bulundu:

    "Rasulüllah (s.a.v.) helva ile balı severdi. İkindi namazından çıkınca hanımlarının yanına uğrardı. Ömer'in kızı Hafsa'nın yanına girdi. Diğer hanımlarının yanında durdu*ğundan orada daha çok kaldı. Bunun sebebini öğrenmek istedim ve bunu sordum. Bana:.

    "Ona akrabalarımdan bir kadın küçük bir çömlek bal hediye etti. Hafsa da o baldan şerbet yaptı, Rasulullah (s.a.v.)'a içirdi." denildi Ben de:

    "Vallahi bunun için bir hile yapa*rım." dedim. Bunun üzerine Zem'a kızı Sevde'ye şöyle dedim:

    "Biraz sonra Rasulullah (s.a.v.) sana gelir. Yaklaştığında

    "Ey Allah'ın Rasulü megafir[14] mi yediniz?" dersin. O da sana:

    "Hayır" der. Bunun üzerine sen de:

    "Ya sizden bana gelen bu koku nedir?" diye sorarsın. O da sana tabii:

    "Hafsa bal şerbeti içirmişti" diyecektir. Sen de:

    "Öyle ise o balın arısı. Onu Urfud ağacından toplamıştır" dersin. Bana geldi*ğinde ben de böyle diyeceğim. Safiye'ye sen de böyle söyle."

    Olayın cereyan tarzını Aişe (r.a.) şöyle anlatıyor:

    "Sevde dedi ki:

    "Vallahi çok geçmedi, Rasulullah (s.a.v.) kapımın önünde durdu. Ey Aişe, senden korktuğumdan bana emrettiğin sözü hemen Rasulullah (s.a.v.)'a söylemeye azmettim. Rasulullah (s.a.v.) Sevde'ye yaklaşınca:

    "Ey Allah'ın Rasulü megafır mi yediniz" demiş. O da:

    "Hayır" cevabını vermiş. Sevde:

    "Sizden bana gelen bu koku nedir demiş?" Rasulullah (s.a.v.) da:

    "Hafsa bal şerbeti içirmişti" buyurmuş. Sevde:

    "O balı arı, Urfud ağacından toplamıştır" demiş. Rasulullah (s.a.v.) benim odama dönüp geldiğinde, ben de böyle söyledim, Safıye'ye gittiğinde, o da öyle söylemişti. Sonra Rasulullah (s.a.v.) dönüp Hafsa'nın nöbetinde yanına vardığında, Hafsa:

    "Ey Allah'ın Rasulü, size bal şerbetinden içireyim mi?" dediğinde Rasulullah (s.a.v.):

    "Hayır, o bana lazım değil" buyurdu. Sevde bana:

    "Vallahi biz Rasulullah (s.a.v.)'a balı haram ettik" diyordu. Ben de ona:

    "Sus" dedim. (Hafsa hakkındaki hile ve tedbirimin duyulmasını istemedim.)"[15]

    Bu hadisi Buhari, Ferve'den (İbn Ebi'l-Meğra'), Müslim ise, Süveyd b; Said'den, her ikisi de Ali b. Müshir'den rivayet etmiştir.[16]

    d- Ebû Abdirrahman b. Ebû Hamid, Zahir b. Ahmed'den, o Hüseyn b. Muhammed b. Mus'ab'dan, o Yahya b. Hakim'den, o Ebû Davud'dan, o Amir el-Hazzaz'dan, o da İbn Ebî Müleyke'den haber vererek dedi ki:

    "Sevde biint-i Zem'a'nın Yemen'de bulunan dayıları, ona bal hediye etmişlerdi. Rasulullah (s.a.v.) Zem'a'nın sırası olmadığı günde onun evine gitti ve bu baldan yedi. Hafsa ile Aişe Rasulullah (s.a.v.)'ın diğer hanımlarına karşılık, iki kardeş gibi birbirlerine davranırlardı. Bunlardan biri diğerine dedi ki:

    "Bunun neden olduğunu tahmin edebiliyor musun? Rasulullah (s.a.v.), gün sırası Sevde'de ol*madığı halde, ona gidip, bu baldan yemeyi itiyat haline getirdi. Rasulullah (s.a.v.) sana geldiğinde burnunu tut. O

    "Sende ne var?" dediğinde sen de:

    "Ne olduğunu bilmedi*ğim bir koku buluyorum" dersin, O bana geldiğinde, ben de aynısını yapanm."

    Rasulullah (s.a.v.) onlardan birinin evine girdiğinde, hanımı burnunu tuttu. O da:

    "Senin neyin var?" diye sordu. Hanımı da:

    "Sende bir koku buluyorum. Bu kokunun da meğafırden başka birşey olmadığını tahmin ediyorum" dedi. Rasulullah (s.a.v.) onun temiz kokuya karşılık böyle bir koku almasını hayretle karşıladı. Sonra diğer hanımının yanına gitti. O da aynı şeyi yaptı. Rasulullah (s.a.v.) diğer hanımının da aynı şeyi söyledi*ğini bildirdi, ve buyurdu ki:

    "Bu koku bana Sevde'nin evinde başlamıştır. Vallahi ben onu bir daha yemem."

    İbn Ebî Müleyke dedi ki: "İbn Abbas bu âyetin bu yüzden indiğini söyledi."[17]

    e- İbnu Abbas'tan (r.a.) sahih senetle Taberânî anlattı:

    “Rasûlullah, Sevde'nin yanında bal içerdi. Rasûlullah, Aişe'nin yanına girdi. Âişe (r.a.):

    “Sende koku buluyorum.” dedi. Rasûlullah, sonra Hafsa'nın yanma girdi. Hafsa Âişe'nin (r.a.) söylediği gibi söyledi. Rasûlullah kokunun Sevde'nin yanında içtiği baldan olduğunu anladı ve

    “Vallahi bir daha onu içmem.” buyurdu. Allahü teala Tahrim: 66/1 âyetini indirdi.

    Bu rivayet için Sahîhaynda şahit vardır. [18]

    f- Abdullah İbni Rafı'den İbnu Sa'd anlattı. Abdullah İbni Rafı':

    “Ben Allahü Teâlâ'nın, Tahrim: 66/1 ayetinden Ümmü Seleme'ye sordum. Ümmü Seleme:

    “Yanımda Beyaz baldan bir tulum vardı. Nebî Aleyhisselâm ondan yalardı ve onu çok severdi. Aişe, Aleyhisselâm'a:

    ”O balın arısı, balını urfud ağacından almıştır.” dedi. Rasûlullah, balı kendisine haram kıldı. Bunun üzerine bu âyet indirildi. [19]

    3- Hafız İbni Hacer: “Âyetin iki sebeb (Mariye ve bal şerbeti) hakkında inmesi muhtemeldir.” dedi. [20]

    Nevevî (Müslim Şerhinde) âyet-i kerimenin Mâriye el-Kıbtıyye hadisesi üzerine nazil olduğu rivayetinin Sahîhayn'de yer almadığını, bu olayın bize sağlam bir kanaldan gelmediğini; sahih olanın bu âyet-i kerimenin Hz. Peygamber (sa)'in, Zeyneb bint Cahş'ın yanında bal şerbeti içmesi hadisesi üzerine nazil olduğu rivayetleri olduğunu belirtir.[21]

    4- İbnu Abbas'tan (r.a.) İbnu Ebî Hatim anlattı:

    Allahü Teâlâ'nın Tahrim: 66/1 ayeti nefsini Nebî Aleyhisselâm'a hediye eden bir kadın hakkında indirildi.”

    Bu rivayet gariptir ve senedi zayıftır.[22]

    Rivayetlerin Tahlili:

    1- Müfessirlere göre, Mariye ile ilgili rivayet, âyetin nüzul sebebi hususunda daha meşhurdur. Bu, Rasulullah (s.a.v)'m, Mâriye'yi kendisine haram kıldığını gösteren rivayettir. Bu hadisi Darekutnî Ibn Abbâs'tan tahriç etmiştir. İkinci rivayet, Buhârî ve Müslim'de yukardakinden daha geniş anlatılmıştır ve isnat bakımından birinci rivayetten daha sahihtir. Fakat bu olayın, âyetin nüzulüne sebep olması uzak görülmüştür. Birinci rivayeti tercih ettiren birkaç sebep vardır.

    Birincisi: Bazı eşlerini kendisine haram kılması gibi şeyler, bazı hanımlarının gönlünü almak için yaptığı şeylerdendir. Yoksa mesele, bal içmek veya içmemek meselesi değildir,

    İkincisi: Rasulullah (s.a.v)'ın eşlerini boşamak ve onların yerine daha iyilerini almak tehdidi*ni, Allah, melekler ve salih mü'minlerin Rasulullah' (s.a.v)'ın yardımcıları olduğu ifadesini kapsayan bir sûrenin indirilmesi, eşlerin arasında bir rekabetin ve birbirlerine karşı kıskançlı*ğın varlığını gösterir. Bu durum, Rasulullah (s.a.v)'a fiilen eziyet veren şeylerdendir. Ki neti*cede Hz. Peygamber (s.a.v.) onları hoşnut etmek için cariyelerden birini kendisine haram kılmış ve onlardan birinden bu işi gizli tutmasını istemiştir. Onlar ise bu sırrı yaymışlardır. İşte bu, bizim anlattığımızın tercih sebebidir. Büyük alim İbn Kesîr şöyle der: Bal içme meselesinin, âyetin nüzul sebebi olması, tartışma konusudur. En iyisini Allah bilir.[23]

    2- İbnü'l-Arabi şöyle der: Haberlerin sahih olanı şöyledir: Rasulullah bal şerbetini haram kılmıştı -ki onu Zeyneb'in yanında içmişti-. Bu konuda Aişe ve Hafsa anlaştılar ve olan oldu. Hz. Peygamber bir daha içmemek üzere yemin etti ve bunun bir sır olarak kalmasını istedi. Ayet-i kerime hepsi hakkında nazil olmuştur. Ayetin, kendisini Rasulullah'a hibe eden kadın hakkında nazil olduğu şeklindeki rivayete gelince, bu hem senet hem de mana bakımından zayıftır. Senet bakımından zayıftır, çünkü ravileri adalet sıfatından yoksundur. Mana bakımından zayıftır, çünkü "Hz. Peygamberin hibeyi reddetmesi, onun haram kılması demektir." demek doğru olmaz, belki "hibeyi kabul etmemiştir." denilebilir. Kendisine hibe yapılan kişinin bu hibeyi kabul etmemesi şer’an hakkıdır.

    Darakutni'nin Ömer'den rivayet ettiğine göre "Rasulullah kendisine Kıpti Mariye'yi haram kılmıştır." şeklindeki rivayete gelince, bu her ne kadar mana bakımından yakın görünüyor ise de ne bir sahih hadis kitabında zikredilmiş ne de adil bir ravi bunu nakletmiştir.[24]

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •