• Reklam
5 sonuçtan 1 --- 5 arası gösteriliyor
  1. #1
    PaSTaFaRYaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-01-2005
    Mesajlar
    4,323
    Karizma Gücü
    0

    2 Vasiyet (hangisi gercek siz karar verin)

    mustafa kemal'in olduğu iddiası ile iki vasiyet internet sitelerinde dolaşmakta..

    acaba hangisi doğru olabilir?

    işte ilk belge:



    İSTE ATATÜRK ÜN GİZLENEN VASİYETİ


    Araştırmacı-yazar Aytunç Altındal, Atatürk’ün ölümünden 50 yıl sonra
    bazı fikirlerinin açıklanmasını istediğini iddia etti.



    Araştırmacı-Yazar Aytunç Altındal, Atatürk'ün 'siyasi, toplumsal,
    tarihsel vasiyeti'nin gizlendiğini düşünüyor. Altındal'a göre,
    Atatürk, bazı notlarının ölümünden 50 yıl sonra açıklanmasını vasiyet
    etmişti.

    Atatürk'ün notlarında, 'İlelebet payidar kalacaktır' dediği
    Cumhuriyet için ileride neler yapılması konusundaki görüşleri
    bulunuyordu. Ata'nın sır vasiyetinin 1988'de yani Atatürk'ün ölümünün
    üzerinden 50 yıl geçtikten sonra açıldığını belirten
    Altındal, 'Cumhurbaşkanı Kenan Evren ve o günkü Başbakan Turgut Özal,
    bunları okudular. Ancak bu görüşlere, bu fikirlere 'toplumun henüz
    hazır olmadığını' öne sürerek bunların açıklanmasını engellediler'
    dedi.

    1988'de Atatürk'ün vasiyetinin üstüne 25 yıllık yeni bir yasak
    konulduğunu söyleyen Altındal, vasiyette neler olduğuna dair ipuçları
    olduğunu düşünüyor.

    HİLAFET DÜŞÜNCESİ

    Altındal'a göre, Atatürk'ün notlarında Hilafet'le ilgili ilginç
    fikirleri yeralıyordu. Atatürk hilafetin kişi bazında değil, bütün
    İslam ülkeleri arasında rotasyonla değişecek bir kurum olarak
    canlandırılabileceğini söylüyordu.

    Altındal'a göre, bu vasiyeti 1958'de öğrenen Adnan Menderes, sonunu
    hazırlayan o cümleyi; 'Siz isterseniz hilafeti bile geri
    getirebilirsiniz'i bu nedenle söylemişti.

    Altındal, Atatürk'ün '1920'lerde sadece 3 Müslüman devlet var.
    Türkiye, İran ve Afganistan. Bu sayı ileride 40'a 50'ye çıkarsa, bu
    devletler kendileri biraraya gelerek bir Hilafet Meclisi
    oluştururlar' dediğini öne sürdü.

    FİKRİ BUGÜN GER&#199KLEŞTİ

    Mustafa Kemal'in saltanata karşı olduğunu, ancak Hilafet'e bir
    müessese olarak karşı çıkmadığını savunan Altındal, Atatürk'ün
    fikirlerinin aslında bugün hayata geçtiğini düşünüyor.

    Bugünkü İKÖ'nün ana hatlarını 1920'lerde çizdiğini söyleyen
    Altındal, 'Mustafa Kemal'in Hilafet'in 5 güçlü İslam üyesinin daim”
    konseyi oluşturmasını, bunların belirli süreler içinde rotasyonlu
    olarak Hilafet'i temsil etmesini istediğini düşünüyorum' dedi.

    ABD ve İngiltere'nin Hilafet'i kişi bazında yeniden kurmak çabasında
    olduğunu söyleyen Altındal, 'Bizim tezimiz, Mustafa Kemal Atatürk'ün
    tezidir, yani 'Hayır; babadan oğula geçen Halifelik olmaz. Bu
    akıldışıdır' diyoruz. Biz atak davranamazsak, onların istediği
    Hilafet'e gider' dedi.

    VATİKAN GİBİ

    İslam ülkelerinin tesis edeceği bir hilafet sistemine dünyada
    terörizmin önlenmesi için ihtiyaç duyulduğunu söyleyen Altındal, 'Bu
    sistemde en yüksek bir fetva makamı olacaktır. Böylelikle bir İslam
    Adaleti tesis edilir. Bir tarafın Vatikan'ı var öteki tarafın bir
    gücü yok. Bu İslam ülkelerinin gücünü arttıran birşey olacak.

    Örneğin Hilafet, tank alacak Bangladeş'e bu ülke İslam'a daha yakın,
    oradan al diyecek. Bu İslam'a saygıyı da arttıracak' dedi.

    ATATÜRK NUTUK'TA NE DEMİŞTİ?

    Aytunç Altındal, Nutuk'taki hilafetle ilgili bazı sözlerin kendi
    fikrini desteklediğini düşünüyor. Atatürk'ün,1963 yılında Ankara
    Üniversitesi Basımevi'nde basılan Nutuk'unun 490'ıncı sayfasında
    aynen şu sözleri yeralıyor: ...Ortak ilişkileri korumak ve bu
    ilişkilerin gerektirdiği koşullar içinde birlikte iş görmeyi sağlamak
    için ilgili Müslüman devletlerin delegelerinden bir Meclis
    kurulacaktır. Bu meclisin başkanı, birleşmiş Müslüman devletleri
    temsil edecektir diye bir karar alınırsa, işte o zaman, istenirse o
    birleşik Müslüman Devleti'ne Halifelik adı verilir. Yoksa herhangi
    bir Müslüman devletin bir kişiye bütün Müslümanlık Dünyası işlerini
    yönetip yürütme yetkisini vermesi us ve mantığın hiçbir zaman kabul
    edemeyeceği bir şeydir.'

    İŞTE ZABITLAR

    Atatürk 1 Kasım 1922'de Meclis'te düzenlenen gizli oturumda konuşmuş,
    saltanatı yerden yere vururken hilafet ile cumhuriyetin birarada
    varolabileceğini söylemişti. Atatürk konuşmasında hilafeti TBMM'nin
    temsil edeceğini vurgulamıştı. Hilafet 3 Mart 1924'te kaldırıldı.

    CELAL BAYAR DA BİLİYORDU

    Vasiyetle ilgili 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın da bilgisi olduğunu
    söyleyen Araştırmacı-Yazar Aytunç Altındal, 1967'de
    Bayar'a 'Atatürk'ün gizli vasiyeti var mıydı?' diye sorduğunu,
    Bayar'ın da kendisine, 'Muhtemeldir. Açıklanması şimdi doğru olmaz,
    Türkiye hazır değil' dediğini söyledi. Kenan Evren'in, Atatürk'ün
    fikirlerini gizlemesindeki amacı mutlaka açıklaması gerektiğini
    söyleyen Altındal, Atatürk'ün notlarının Anıtkabir'de olduğu yolunda
    kendisine güvenilir bilgiler geldiğini de sözlerine ekledi. Altındal,
    Atatürk'ün sır vasiyetinin, Cumhurbaşkanlığı'nın ardından Meclis'te
    Atatürk'ü Koruma Komisyonu'nun kararıyla, Genelkurmay Başkanlığı'nın
    oluru alındıktan sonra açıklanabileceğini de sözlerine ekledi.

    Akşam




    işte ikinci belge:



    Ata'nın halktan gizlenen vasiyeti!


    1988'de vasiyeti açan Evren, okunmasını sakıncalı bularak kapatmış...


    Vasiyet, Genelkurmay Harp Tarihi Dairesi'nde saklanmıştı. 1988'de
    dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren, Atatürk'ün vasiyetini açmış,
    ancak "açıklanmasını sakıncalı görüp" gizli tutulmak üzere
    Genelkurmay Harp Dairesi'ne geri göndermişti.

    CUMHURBAŞKANLIĞI'NA FEVZİ &#199KMAK'I ÖNERDİ
    Kaynaklara göre Atatürk, kendisinden sonra Cumhurbaşkanı olarak
    Mareşal Fevzi Çakmak'ın seçilmesini istemişti. Bu öneri, Mustafa
    Kemal tarafından ilk olarak doğrudan Çakmak'a da yapıldı. Hatta
    Genelkurmay Başkanı Çakmak'ın milletvekili olarak Cumhurbaşkanı
    seçilebilmesi için erken seçim bile tasarlandı, anayasanın
    değiştirilmesi bile düşünüldü. İddialara göre Atatürk, ölürken Fevzi
    Çakmak'ın Cumhurbaşkanı olacağına emindi. Ancak daha sonradan Celal
    Bayar'ın İnönü'yü desteklemesiyle durum değişti ve İnönü
    Cumhurbaşkanı oldu.

    TÜRK-SOVYET DOSTLUĞUNU VASİYET ETTİ
    Atatürk, Türkiye'nin dış politikası konusundaki vasiyetini ise yakın
    silah arkadaşlarına belirtmişti. İsmet İnönü, Atatürk'ün Türk-Sovyet
    dostluğunu vasiyet ettiğini belirtir. Diğer taraftan Atatürk, Kılıç
    Ali'ye ölmeden kısa bir süre önce "Dış politikamızın temeli Sovyet
    dostluğudur. Sovyet dostluğuna zarar vermemek şartıyla İngiltere ile
    bir anlaşmanın faydası olur" demiştir. Tevfik Rüştü Aras ise,
    Atatürk'ün son sözlerinden birinin Sovyetler'le ilişkilerin 1925
    Antlaşması çerçevesinde yürütülmesi olduğunu söyler. Türkiye ve
    SSCB'nin Batılı emperyalist ülkeler tarafından tecrit edildiği ve
    Musul Sorunu'nun Türkiye aleyhine çözümlendiği dönemde, iki ülke, 17
    Aralık 1925 tarihinde Dostluk ve Tarafsızlık Antlaşması imzalamıştır.
    Dönemin Dışişleri Bakını Tevfik Rüştü Aras ve Dışişleri Halk Komiseri
    Çiçerin'in imzaladığı bu antlaşma, belirli protokoller de eklenerek
    ve birkaç defa uzatılarak 1945 senesine kadar geçerliliğini
    korumuştur.

    "SOVYETLER'E KARŞI BİR SALDIRI POLİTİKASI GÜTMEYECEKSİNİZ!"
    Zekeriya Sertel de Celal Bayar ve Tevfik Rüştü Aras'ı kaynak
    göstererek, Atatürk'ün ölüm yatağında arkadaşlarına şu vasiyette
    bulunduğunu aktarır:"Sovyetler Birliği'ne karşı asla bir saldırı
    politikası gütmeyeceksiniz. Doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak
    Sovyetler'e yöneltilmiş herhangi bir antlaşmaya girmeyecek ve böyle
    bir antlaşmaya imza koymayacaksınız." Atatürk, son günlerinde bu
    konuyla ilgili önemli bir görüşmeyi de Ali Fuat Cebesoy'la yapar.
    Atatürk, Cebesoy'a dış politikayla ilgili şu öğütleri verir:"Fuat
    Paşa, pek yakında dünya vaziyeti mütareke senelerinden daha çok ciddi
    olacak ve karışacaktır. İkinci büyük bir harb karşısında kalacağız.
    Dünyada hakim olan milletleri idare edenlerin arasında maatteessüf
    birinci derecede devlet adamı çıkmıyor. (Hitler'le Mussolini'yi
    kastederek) Avrupa'da birkaç maceraperest Almanya ve İtalya'nın
    başında cebren bulunuyorlar. Karşı karşıya geldikleri zayıf devlet
    adamlarının aczinden cüret alıyorlar. Bunlar bugün dünyayı kana
    boyamaktan çekinmeyeceklerdir. Eski dostumuz Rus Sovyet Hükümeti,
    acizlerle maceraperestlerin yanlış hareketlerinden istifade etmesini
    bilecektir. Bunun neticesinde dünyanın vaziyeti ve muvazenesi kamilen
    değişecektir. İşte bu devre esnasında doğru hareket etmesini bilmeyip
    en küçük bir hata yapmamız halinde başımıza mütareke senelerinden
    daha çok felaketler gelmesi mümkündür."

    (Aydınlık)

  2. #2
    kelo adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-09-2004
    Mesajlar
    462
    Karizma Gücü
    0
    Birinci kısım bir süre önce verilmişti zaten forumda.
    Kuru sıkı palavradan başka bir şey değil.
    Düşünün Özalla Evren'in eline böyle bir fırsat geçecek de değerlendirmeyecek!
    Daha önce de demiştim zaten. Hilafetin kaldırılması ile laikliğin temelleri atılmıştır.
    Yani Atatürk önce kaldırıp sonra gelebilir mi diyor. Laikçilik mi oynatıyor Atatürk millete?

  3. #3
    celebra adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-08-2004
    Mesajlar
    1,247
    Karizma Gücü
    0
    atatürk yaşarken de müslüman devletlerin birlik kurmasını istemişti. onun kastettiği kesinlikle vatikan tarzı bir yönetim değil, avrupa birliği gibi bir müslüman birliğiydi benim düşünceme göre.
    hilafetin özü kişiye dayanır. yani siz bir devleti veya bir kurumu hilafet için yetkili tayin edemezsiniz.böyle bir kurum oluşturulsa bile 3 gün sonra kurumu oluşturanlar birbirine girer kim başkan (halife ) olsun diye. bu yüzden atatürk'ün sözlerini çarpıtmanın gereği yok diye düşünüyorum...
    hayatta var olduğu için düşlenen şeyler vardır ve düşlendiği için var olacak şeyler...


    bu kadar adaletsizse dünya ve bu kadar acizse yalnızlık karşısında,
    güneşin aşkıyla pervane, dönüp durması niye?

  4. #4
    DerinDevlet adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-03-2005
    Mesajlar
    206
    Karizma Gücü
    0
    biraz eskiye gidiniz doğruluğunu anlarsınız.Özellikle M.Ali Birand bu konunu üstüne gitmişti yanlış hatırlamıyorsam ama Askeri irtica baskısı yapınca adam vaz geçmek zorunda kaldı konu kapandı...

  5. #5
    <span class='glow_8B0000'>MaCLoaD</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    25-12-2004
    Mesajlar
    2,339
    Karizma Gücü
    8
    Atatürk hilafeti tekrar geri getirecekdiyse neden kaldırdı? kendisi pekala halifelikde yapabilirdi o güce sahipti. ilki olduğuna inanmıyorum diğerleri hakkında düşünmem lazım
    Batılılar geldiklerinde ellerinde incil, bizim elimizde topraklarımız vardı. Bize, gözlerimizi kapayarak dua etmesini öğrettiler.
    Gözümüzü açtığımızda ise bizim elimizde incil, onların elinde topraklarımız vardı.
    Kenu Kenyattu
    Kenya Kurucu Devlet Başkanı
    Antizopa: Farklı Renklerin Dostça Birlikteliği



    ?¿MaCLoaD¿?


    25968

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Kehanet mi? Siz karar verin.
    2005 Konuları bölümünde oread-1 tarafından açılmış
    Yanıt: 5
    Son Mesaj: 26.11.05, 00:36

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •