• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
5 sonuçtan 1 --- 5 arası gösteriliyor

Konu: Aylİn

  1. #1
    Misafir vadigar adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-01-2005
    Mesajlar
    854
    Karizma Gücü
    0

    Aylİn

    aylin
    murat serkan önder, 01.12.2004

    Dün Aylin'i, son nefesinde 'yaşamak istiyorum' der gibi bakan gözleriyle o güneş parçasını, yüzlerce avuç toprağın altında karanlığa terk ettiği o yerden, bugün hayatının tüm acıları bir kaynaktan fışkırırcasına tazyikle yüreğinin en metanet dolu duvarlarına çarpıyor; onu daha yaşamaktayken Aylin'in yanına gömüyordu. Aylin'in, o gözleri denizden mavi ve acılarını daima gözlerden uzak bir köşeye bırakan o kızın hayali gözlerinin önünde canlandıkça ve o her zaman oturduğu sandalyesinde ona baktıkça, aman vermez hıçkırıklar arasında boğuluyordu. Sandalye boştu. Ve bu öyle bir boşluk ki!..

    Gözyaşları arasında geçen bir gecenin yorgun ve bitkin düşürdüğü bu vücut, apansız inlemeleriyle bir koltuğa kıvrılmış ve boğulurcasına alınan nefesler arasında acıların en dingin durağı olan o hayal alemine, uykuya dalmıştı.

    Aylin, o gözleri denizden mavi kız henüz on sekizindeydi. Hayatı, bir tekerlekli sandalye üzerinde, acılarını daima içine gömerek ve sarı saçları arasında bir güneş gibi parlayan simasından tebessümü hiçbir zaman eksik etmeyerek geçen bu kız artık yoktu. Ve onun yokluğu hayatında yaşamak kadar büyük bir anlam taşıdığı abisini adeta öldürüyordu. Orhan annesini ve babasını bir trafik kazasında kaybettikten sonra hayatının tek dayanağı olan Aylin'i de o sonsuz yolculuğa uğurlamanın hüznüyle zayıflamış ve bitkin düşmüştü. Ve artık 'yaşamak için bir sebep' diyordu.

    Gecenin bitkin düşürdüğü o vücut, öylesine derin bir uykuya dalmıştı ki, çalan saatin sesini dahi işitmemişti. Gözlerini açtığında saat sekizi gösteriyordu. Sanki vücudunda kalan o son kuvvetini yataktan kalkmak için harcamışçasına kalktı. Üzerini giyindi ve son bir aydır yaklaşık her gün geç kaldığı işyerine vardı. Kemal Bey'in kızgınlığı her zamankinden yüksek bir seviyeye ulaşmış ve Orhan adeta sürünürcesine işinin başına geçmişti. Günlerden Çarşamba'ydı. Ve Orhan için gayet zor başlayan bu günün akşamı gelmeyecek gibiydi. Çarşamba günlerinin eziyeti ise ayrı bir şeydi. Her Çarşamba on kamyon kum gelir ve bu kumların boşaltımı, çuvallanması tamamen Orhan'ın üzerinden gerçekleşirdi. Orhan her gün biraz daha zayıflayan bedeninin daha fazla bu yükü taşıyamayacağını anlayıp, son kez yevmiyesini almak üzere ustabaşının yanına varmış ve kendini sokakların kollarına bırakmıştı.

    Artık hava kararmaya başlamış ve hava karardıkça Orhan kendi iç dünyasına bir yoldaş bulurcasına içinde bir dost sıcaklığı hissediyor, kendi duygu karanlığını adeta gecede buluyordu. Karşı sokağın köşesinden bir aralık Aylin'i gördü. Hayali ardından koşarak saatlerce yürüdü, yürüdü ve denize karşı bir bankın üzerinde uyuyakaldı. Demek Aylin artık yürüyebiliyordu. Demek o gözleri denizden mavi kız bir melek olmuş, hala daha dünyada, hala daha Orhan'ın etrafında dolanıyordu. Orhan ağlamak ister gibi bir sevinçle belki de hayatının en güzel uykusuna dalmıştı.

    Gün yeni ağarıyordu. Bir çocuk ağlamasıyla irkildi. Yanındaki banka bırakılmış, o mini mini narin vücuduyla bir çiçeği andıran çocuğu gördü. Kucağına alıp sallamaya başladı. Çocuk susmuştu. Ve o minik, gülen gözleriyle Orhan'a bakıyordu. O baktıkça Orhan adeta yıkılıyor, Aylin'in hayaline gömülüyordu. Sanki o melek bir an için o çocuğun gözlerinde belirmiş ve Orhan çocuğa o bakışta bağlanmıştı. İşte Orhan'la bu minik bebeğin ilk yakınlığı bu gülen bakıştı.

    Orhan, küçük kıza Aylin diyor, onu kucağında kırılacak bir eşya gibi taşıyordu. Küçük kız artık ağlamaya başlamıştı. Ne olmuştu, neden ağlıyordu. Herhalde acıkmış olmalıydı. Ne yer bu çocuk şimdi, ne içer? Süt! Süt! Süt!..

    Birlikte bir eczaneye girip en güzel biberonu seçtikten sonra, bir marketin vitrin dolabında, üzerinde 'Aylin'e aittir.' yazılı bir süt görmüş gibi 'Biz şu vitrindeki sütü almak istiyoruz.' demesi market sahibini güldürmüş, Orhan'ın yüzüne ayrı bir tebessümü mühürlemişti. Demek BİZ demişti. Demek BİZ olmuşlardı.

    Marketten çıkıp sütü ısıtmak için acele acele eve yürüyordu. Küçük Aylin kucağındaydı. Gözleri birbirine kenetlenmiş gibiydi. Meleklerin gülücükleri yapışmış gibi yanaklarına küçük kız güzelleşiyordu. Bir acı fren sesi duyuldu. Aylin'in sesi işitildi. 'Abi çok yalnızım.' dedi. Orhan kırmızı, yırtık elbisesiyle Aylin'in elini tuttu. Küçük kızın korkulu bakışları arasında kimsenin görmediği bir sokaktan elele evlerinin yolunu tuttular.

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    31-03-2005
    Mesajlar
    131
    Karizma Gücü
    0
    eline sağlık

  3. #3
    cylmz35
    Ziyaretçi
    Paylaşımın için sağol, güzel yazını zevkle okudum.
    Teşekkürlerrrr..

  4. #4
    titan#6 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-01-2005
    Mesajlar
    1,424
    Karizma Gücü
    8
    gercekten cok guzel bir yazı benim için anlamı daha da büyük
    yeraltından yazmak için yerinüstünden kovulmuş olmanız gerekir
    E.B.

  5. #5
    Ebruli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-01-2005
    Mesajlar
    6,886
    Karizma Gücü
    0
    ellerine sağlık...
    Gözlerime bakınca ağlıyorum, insan gözlerine bakınca ağlar mı?..

    Herkes her an herşeyi yapabilir...

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •