Aşk bir hastalık. Evet hastalık... Kangren gibi. Kesip atsan neyi atacaksın ki...
Benliğini mi, ruhunu mu, kalbini mi o her yanını sarıp sarmalamışken seni içine hapsetmişken sende var olanları nereye savuracaksın? Ya seni sevdim diyipte sonra kendi hatasından kaynaklanan yanlış anlaşmadan dolayı yaptığın ama affedilebilir hatandan ötürü; senden soğudum artık seni sevmiyorum diyen sevdiğinin bıraktığı acıyı mı? Bunu söküp atabilir misin ? Ya da geceler boyu ağlamalarını, şuan nerde kiminle diyerek beynini yediğin,tatlı uykunu böldüğün o gecelerini... Mantığın seslenir sana nereye gidiyorsun diye ama kalbin anlamaz, sana ne emrederse onu uygulamaya devam edersin. Bile bile, isteye isteye, inadına kendinle savaşırsın, mücadele edersin gene de vazgeçemezsin sevmekten. Adına aptal aşık denmesine bile aldırmazsın. Sevdiğinin karşısında artık üç kuruşluk değerin kalmamıştır, gururun yerlerde sürünüyordur ama sen genede bu yolda emin adımlarla devam edersin. Zaman ilaç bile olmaz ? Olsaydı sonsuza dek beklerdin. Kendinle amansızca savaşmazdın. Sadece beklerdin neyi beklediğini bilerek. Oysa sen amansızca mücadelenin içinde çırpınırsın nereye gittiğini bilmeden. Diyorum ya aşk bir hastalık. Ne yazıkki çaresi olmayan bir hastalık. Üstelik birden öldürmüyor da çektiğin acıya son vermiyor. O son gününe dek hergün azar azar öldürüyor...


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
Acılı bir yüreğin yansıması olsa gerek. 

