• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
20 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    babaorhan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-04-2004
    Mesajlar
    3,700
    Karizma Gücü
    9

    Bir Ermeni subayının itirafları: Türkleri yakarak öldürdük

    Türkleri katliam yapmakla suçlayan ve yalanlarıyla dünya kamuoyunu kandırmaya çalışan Ermenilerin, 1. Dünya Savaşı'nda Türk esirlere insanlık dışı uygulamalar yaptığı, çoğunu yakarak öldürdükleri bildirildi.
    Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cemil Kutlu, Ermenilerin bölgede Türklere yaptıkları katliamlar dışında Türk esirlerine bile korkunç işkenceler yaptıklarını, bu durumun yabancıların tepkisine neden olduğunu anlattı.
    1. Dünya Savaşı'nda bölgede Ruslar tarafından esir alınan Türk askerlerinin trenlerle cephe gerisine sevk edildiğini anlatan Kutlu, Rusya'ya sevk edilen savunmasız Türk esirlerin Ermeni muhafızlar tarafından öldürülerek trenlerden atıldığının tarihi kaynaklarda yer aldığına dikkati çekti.

    RUS KIZILHAÇ CEMİYETİ BAŞKANIN TELGRAFI
    Türk esirlere yapılan bu uygulamanın Bakü İslam Cemiyet-i Hayriyyesi'nin girişimleri ile Rusya Kızılhaç Cemiyeti Başkanı Prens Oldenburg'un konu ile bilgilendirildiğini kaydeden Kutlu, şöyle devam etti:
    ''Prensin müdahalesi ile Ermenilerin Türk esirlerinin muhafızlıklarından uzaklaştırılmaları sağlanmıştı. Prensin, Kafkasya Genel Valisi Kont Vorontsov Daşkov'a bu konuda çektiği telgrafta (Bu gibi haksızlıkların büyük Rusya İmparatorluğu'na yakışmadığını ve bu hallerin Rus ordularının yüzlerini kızartacağını bilmeniz lazımdır. İnsaniyet namına hemen Kafkas cephelerine emir vererek, Türk esirlerinin ve umumiyetle elimizdeki Türklerin yakınlarında ve muhafızlığında tek bir Ermeni asker bulunmamasını temin etmenizi rica ederim) ifadeleri yer aldı.''

    KARANTİNA MERKEZİNDE YAPILANLAR
    Savaş sırasında Türk esirler için Kars'ın 40 kilometre uzağındaki Satılmış Gedik adlı köyde karantina merkezi kurulduğunu ifade eden Kutlu, 1916 yılının şubat ayına kadar bu merkezin Alman asıllı bir Rusdoktorun gözetiminde olduğunu ve olayların rutin şekilde gerçekleştiğini belirterek, ''Ancak Rus doktorun yerine getirilen bir Ermeni doktor zamanında hastanedeki hasta ve yaralı askerler tamamen ihmal edilmiştir. Öyle ki 1916 yılının temmuz ve ağustos aylarında bu karantina merkezinde günde 25-30 Türk askerinin ölüsü çıktığı tarihi kaynaklarda yer almaktadır'' diye konuştu.

    ÖLÜM YERİ
    Türk esirlerinin ''Maktel-Ölüm Yeri'' dedikleri hastanelerden birisinin de Tiflis Hastanesi olduğunu belirten Kutlu, bu hastaneye 7 Ocak 1915'te yaralı olarak götürülen Yüzbaşı Abdullah Bey'i ameliyat eden Ermeni doktorlar Beradof ve Sarkis tarafından ayağının kesilmek istendiğini fakat Türk esir tabiplerinin muhalefeti ile bunun engellendiğini söyledi.

    Daha önce 3. Ordu'da doktorluk yapan Sarkis'in kışkırtmalarıyla Beradof tarafından Türk subay ve erlere büyük zulümler yapıldığını kaydeden Kutlu, şöyle devam etti:
    ''Ermenilerin Türk esirlerine yaptıkları zulümler iskan edildikleri sahalarda da artarak devam etmiştir. Özellikle Ermenilerle meskun bölgelerdeki kamplarda bulunan Türk esirlerinin barınma, iaşe ve sağlık şartları onların imhasına yönelik hamiyet arz etmiş ve çoğu zaman da toplu imha edilmişlerdir.''

    RUS YÜZBAŞI'NIN RAPORU
    Kafkasya'daki esir kamplarını 1918 kışında Danimarka Kızılhaç'ı adına ziyaret eden Dr. Caostenskiold'un heyetine görevli olarak katılan Rus Yüzbaşı Cologriof'un raporunda Türk esirlere yapılanları en iyi şekilde yansıttığını kaydeden Kutlu, raporda şu ifadelerin yer aldığını belirtti:
    ''Kafkasya'da bulunan Türk esirlerinin durumunu, halkın çoğu Ermeni olan ve Ermeni olmayan yerlere göre ikiye ayırmak gerekir. Ermenilerin oturdukları bölgelerdeki Türk esirlerinin durumu onların imhasına yönelik şartlar taşımaktadır. Ermeni askerleri sırf şahsi zevkleri için Türk esirlerini öldürüyorlar. Çoğu kere kitlesel işkenceuyguluyorlar. Cesetler bile hakarete uğruyor...''

    Yine aynı heyette yer alan Albay İvanof'un ise 5 Mayıs 1918 tarihli raporunda ''Osmanlı esirleri Ermenilerden çok korkuyorlardı. Çünkü Kars ve Gümrü'de Ermenilerin Osmanlı esirleri öldürdükleri tahakkuk etmiştir'' ifadesinin yer aldığını anlatan Kutlu, 1918 baharında Sarıkamış yolunda çalıştırılan 500 Türk'ün Ermeniler tarafından toplu olarak katledilmesinin insanlık adına utanç verici olduğunu söyledi.

    BİR ERMENİNİN AĞZINDANKutlu, bir Ermeni subayının 2 bin Türk esirin katledilmesiyle ilgili şu ifadelerinin bulunduğunu kaydetti:
    ''Türklerin Aleksandropol'a yaklaşmaları üzerine biz de Karakilise'ye çekilip oradaki ana kuvvetlerimize katıldık. Bu çekilişimizde Ruslar tarafından harpte esir edilmiş ve Rusların harbi bırakması üzerine de bizim elimizde kalan 3 bin kadar harp esiri Türk askerini de beraberimizde götürdük. Karakilise'ye çekiliş sırasında 2 bin tanesi merhametsizce öldürüldü. Gösterilen vahşet beni hasta etmiş, fakat yapılanlara itiraz etme imkanı bulamamıştım. Bazıları yine nispeten acı çektirilmeden vurulup öldürüldüler. Çoğu ise yakılarak öldürüldü... Esirlerden bin kadarı da öldürülmeyip muhafaza edildi. Bunun sebebi de Avrupa'da bizim Ruslardan büyük sayıda esirin devraldığımızın bilinmesi ve ileride bu esirlerin hesabının bizden sorulacağı endişesi idi.''


    TÜRKFORUM
    FENERBAHÇELİLE

    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!


    DoĞuLuLaR BiRLiGi
    KaNKaRDeŞLeR BiRLiGi

  2. #2
    babaorhan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-04-2004
    Mesajlar
    3,700
    Karizma Gücü
    9

    Ermeni çeteler, 523 bin Türkü katletmiş...

    Ermeniler, yıllardır sözde soykırımı iddialarıyla dünya kamuoyunu yanlarına çekmeye çalışırken, resmi belgeler, Ermeni çeteler tarafından 1910-1922 yılları arasında Anadolu'da 500 binden fazla Türk'ün katledildiğini gösteriyor.
    Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürü Doç. Dr. Yusuf Sarınay, uzun bir süredir Türkiye'ye, ''tarihinizle yüzleşin'' telkinleri yapıldığını belirterek, ''Tarihimizle yüzleşince, kendi kayıp ve acılarımızla karşılaşıyoruz'' dedi.
    Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili olarak tarihin bir noktaya hapsedildiğini ve herkesin 1915 yılına kilitlendiğini kaydeden Sarınay, ''Sorun bu tarihte başlamıyor. 1915 bir sonuçtur'' dedi.
    1878 yılından itibaren büyük devletlerin Ermeni meselesini kullanarak Osmanlı Devleti'nin içişlerine müdahale etmeye başladıklarını anlatan Sarınay, Osmanlı Devleti'nin 1. Dünya Savaşı başlarına kadar sabırlı bir şekilde dayandığını söyledi.
    Sarınay, ''Tehcir kararı, Ermeni diasporasının iddia ettiği gibi muhtemel bir isyanı ve başka bir ülkeyle işbirliğini önlemeye yönelik alınmadı. Tehcir, fiilen bir isyanı ve yabancı bir ülkeyle işbirliğini önlemeye yönelikti'' diye konuştu.
    Ermeni çetelerin Anadolu'da yüzbinlerce Türk'ü katlettiğini bildiren Sarınay, şunları kaydetti:
    ''Ermeniler bir devlet kurmak için Fransız, İngiliz ve Rusların vaad ettiği topraklarda bir çoğunluk oluşturamamış. Bu, büyük devletler tarafından da dile getirilmiş. İşte bu nedenle, çoğunluk oluşturabilmek için, belirli bölgelerde sistematik katliam yapmışlar. Katliamların özelikle Doğu Anadolu ve Çukurova'da yoğunlaşmasının nedeni, etnik temizliğe girişmiş olmalarıdır. Katliamlardan canlarını kurtaranlar da bu bölgelerden göç etmişler. Katliamların amacı, büyük Ermenistan hayalini gerçekleştirmektir.'' Sarınay, Ermeni çetelerinin bazen birkaç köy halkını toplayarak katliam yapması nedeniyle, kayıpların belgelere yüksek miktarlarda yansıdığını söyledi.
    Her katliamın belgesi olduğunu ifade eden Sarınay, bunların yerel yöneticilerin İstanbul hükümetine gönderdiği yazı ve raporlarla, yabancı gözlemcilerin hazırladığı tutanaklardan oluştuğunu bildirdi.

    TARİHLE YÜZLEŞMEK
    Sarınay, uzun bir süredir Türkiye'ye, ''tarihinizle yüzleşin'' telkinleri yapıldığını belirterek, şunları söyledi:
    ''Biz tarihimizle yüzleşiyoruz. Tarihimizle yüzleşince, kendi kayıp ve acılarımızla karşılaşıyoruz. Yasımızı tutmadığımız için, herkes Türkiye'den birtakım şeyleri rahatlıkla alabileceğini düşünüyor. Anadolu'da 523 bin 955 Türk, Ermeni çetelerince katledilmiş. Bunda Batılıların da sorumluluğu çok büyük. Avrupa, Türkiye üzerindeki politikalarında Ermenileri araç olarak kullanmış. Bunun acısını da Ermeniler ve Türkler çekmiş. Avrupa'nın da kendisiyle yüzleşmesi lazım.''

    ERMENİ ÇETELERİNİN KATLETTİĞİ TÜRKLER
    1910-1922 yılları arasında Ermeni çetelerin yaptığı katliamların tarih ve yerleri ile katledilen Türk sayısı şöyle:
    1910 Muş (10 ölü), 21 Şubat 1914 Kars-Ardahan (30 bin ölü), 1915 Van (44 ölü), 1915 Van (150 ölü), 1915 Bitlis (16 bin ölü), 1915 Muş (80 ölü), 1915 Bitlis-Hizan (113 ölü), 1915 Van (5 bin 200 ölü), Şubat 1915 Haskay (200 ölü), Şubat 1915 Dutak (3 ölü), Nisan 1915 Bitlis (29 ölü), Nisan 1915 Muradiye (10 bin ölü), Nisan 1915 Van (120 ölü), Mayıs 1915 Van (20 bin ölü), Temmuz 1915 Muş-Akçan (19 ölü), Ağustos 1915 Müküs (126 ölü), 9 Mayıs 1915 Bitlis (40 bin ölü), 9 Mayıs 1915 Bitlis (123 ölü), 15 Ocak 1916 Terme (9 ölü), 1 Nisan 1916 Van-Reşadiye (15 ölü), Mayıs 1916 Muş (500 ölü), 8 Mayıs 1916 Van-Tatvan (bin 600 ölü), 8 Mayıs 1916 Bitlis (10 bin ölü), 8 Mayıs 1916 Pasinler (2 bin ölü), 8 Mayıs 1916 Tercan (563 ölü), 11 Mayıs 1916 Van (44 bin 233 ölü), 11 Mayıs 1916 Malazgirt (20 bin ölü), 11 Mayıs 1916 Bitlis (12 ölü), 22 Mayıs 1916 Van (bin ölü), 22 Mayıs 1916 Köprüköy-Van (200 ölü), 22 Mayıs 1916 Van (15 bin ölü), 22 Mayıs 1916 Van (8 ölü), 22 Mayıs 1916 Van (8 bin ölü), 22 Mayıs 1916 Van (80 bin ölü), 22 Mayıs 1916 Van (15 bin ölü), 23 Mayıs 1916 Of (5 ölü), 23 Mayıs 1916 Trabzon (2 bin 86 ölü), 23 Mayıs 1916 Van (3 yüz ölü), 25 Mayıs 1916 Bayezid (14 bin ölü), Haziran 1916 Van-Abbasağa (14 ölü), Haziran 1916 Edremid-Vastan (15 bin ölü), 6 Haziran 1916 Şatak-Serir (45 ölü), 6 Haziran 1916 Şatak (bin 150 ölü), 7 Haziran 1916 Müküs-Serhan (121 ölü), 14 Ağustos 1916 Bitlis (311 ölü), 1919 Sarıkamış (9 ölü), 1919 Tiksin-Ağadeve (5 ölü), 1919 Nahçivan (4 bin ölü), 6 Ocak 1919 Zaruşat (86 ölü), 21 Ocak 1919 Kilis (2 ölü), 22 Ocak 1919 Antep (1 ölü), 25 Ocak 1919 Kars (9 ölü), 26 Şubat 1919 Adana-Pozantı (4 ölü), 18 Mayıs 1919 Osmaniye (1 ölü), 13 Haziran 1919 Pasinler (3 ölü), 3 Haziran 1919 Iğdır (8 ölü), Temmuz 1919 Sarıkamış (803 ölü), Temmuz 1919 Kurudere (8 ölü), Temmuz 1919 Sarıkamış (695 ölü), 4 Temmuz 1919 Akçakale (180 ölü), 5 Temmuz 1919 Kağızman (4 ölü), 7 temmuz 1919 Kars-Göle (9 ölü), 8 Temmuz 1919 Mescitli (4 ölü), 8 Temmuz 1919 Gülyantepe (10 ölü), 9 Temmuz 1919 Kağızman (6 ölü), 9 Temmuz 1919 Kurudere (8 ölü), 11 Temmuz 1919 Mescitli (20 ölü), 19 Temmuz 1919 Bulaklı (2 ölü), 19 Temmuz 1919 Pasinler (2 ölü), 24 Temmuz 1919 Kars-Kağızman (9 ölü), Ağustos 1919 Muhtelif köyler (2 bin 502 ölü), 15 Ağustos 1919 Erzurum (1 ölü), 15 Ağustos 1919 Erzurum (426 ölü), Eylül 1919 Allahüekber (3 ölü), 9 Eylül 1919 Ünye (12 ölü), 14 Eylül 1919 Sarıkamış (2 ölü), Kasım 1919 Adana (4 ölü), 11 Kasım 1919 Maraş (2 ölü), 6 Kasım 1919 Ulukışla (7 ölü), 7 Aralık 1919 Adana (4 ölü), 1920 Göle (600 ölü), 1920 Kars (3 bin 945 ölü), 1920 Haramivartan (138 ölü), 1920 Nahçivan (64 bin 408 ölü), 1920 Nahçivan (5 bin 307 ölü), Şubat 1920 Kars civarı (561 ölü), 1 Şubat 1920 Zaruşat (2 bin 150 ölü), 2 Şubat 1920 Şuregel (bin 150 ölü), 10 Şubat 1920 Çıldır (100 ölü), 28 Şubat 1920 Pozantı (40 ölü), 9 Mart 1920 Zaruşat (400 ölü), 9 Mart 1920 Zaruşat (120 ölü), 16 Mart 1920 Kağızman (720 ölü), 22 Mart 1920 Şuregel-Zaruşat (2 bin ölü), 6 Nisan 1920 Gümrü (500 ölü), 28 Nisan 1920 Kars (2 ölü), 5 Mayıs 1920 Kars (bin 774 ölü), 22 Mayıs 1920 Kars (10 ölü), 2 Temmuz 1920 Kars-Erzurum (408 ölü), 2 Temmuz 1920 Zengebasar (bin 500 ölü), 27 Temmuz 1920 Erzurum (69 ölü), Mayıs 1920 Kars-Erzurum (27 ölü), Ağustos 1920 Oltu (650 ölü), Ağustos 1920 Kars-Erzurum (18 ölü), 15 Ekim 1920 Bayburt (bin 387 ölü), 20 Ekim 1920 Göle (100 ölü), 17 Ekim 1920 Pasinler (9 bin 287 ölü), 18 Ekim 1920 Tortum (3 bin 700 ölü), 19 Ekim 1920 Erzurum (8 bin 439 ölü), 26 Ekim 1920 Kars civarı (10 bin 693), Ekim 1920 Aşkale (889 ölü), 1 Aralık 1920 Kosor (69 ölü), 3 Aralık 1920 Göle (508 ölü), 4 Aralık 1920 Kosor (122 ölü), 4 Aralık 1920 Kars-Zeytun (28 ölü), 4 Aralık 1920 Sarıkamış (bin 975 ölü), 6 Aralık 1920 Göle (194 ölü), 7 Aralık 1920 Kars-Digor (14 bin 620 ölü), 14 Aralık 1920 Sarıkamış (5 bin 337 ölü), 29 Kasım 1920 Zaruşat (bin 26 ölü), Aralık 1920 Erivan (192 ölü), 1921 Nahçivan (12 ölü), 1921 Bayburt (580 ölü), 1921 Arpaçay (148 ölü), 1921 Karakilise (6 bin ölü), 1921 Karakilise ( 6 bin ölü), Şubat 1921 Zenibasar (18 ölü), 21 Kasım 1921 Pasinler ( ölü), 21 Kasım 1921 Erzurum (bin 215 ölü), 1918 Hınıs (870 ölü), 1918 Tercan (580 ölü), Mart 1922 Maraş (4 ölü).


    TÜRKFORUM
    FENERBAHÇELİLE

    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!


    DoĞuLuLaR BiRLiGi
    KaNKaRDeŞLeR BiRLiGi

  3. #3
    RoadTripper adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-09-2004
    Mesajlar
    14,166
    Karizma Gücü
    10
    Alıntı babaorhan tarafından gönderildi.
    BİR ERMENİNİN AĞZINDANKutlu, bir Ermeni subayının 2 bin Türk esirin katledilmesiyle ilgili şu ifadelerinin bulunduğunu kaydetti:
    ''Türklerin Aleksandropol'a yaklaşmaları üzerine biz de Karakilise'ye çekilip oradaki ana kuvvetlerimize katıldık. Bu çekilişimizde Ruslar tarafından harpte esir edilmiş ve Rusların harbi bırakması üzerine de bizim elimizde kalan 3 bin kadar harp esiri Türk askerini de beraberimizde götürdük. Karakilise'ye çekiliş sırasında 2 bin tanesi merhametsizce öldürüldü. Gösterilen vahşet beni hasta etmiş, fakat yapılanlara itiraz etme imkanı bulamamıştım. Bazıları yine nispeten acı çektirilmeden vurulup öldürüldüler. Çoğu ise yakılarak öldürüldü... Esirlerden bin kadarı da öldürülmeyip muhafaza edildi. Bunun sebebi de Avrupa'da bizim Ruslardan büyük sayıda esirin devraldığımızın bilinmesi ve ileride bu esirlerin hesabının bizden sorulacağı endişesi idi.''

    Son cümle geröekten çok düşündürücü... Medeni!, demokratik!, insan hakları savunucusu! avrupa devletleri sordular mı acaba hiç?

  4. #4
    babaorhan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-04-2004
    Mesajlar
    3,700
    Karizma Gücü
    9

    Talat Paşa Ermenİ Vahşetinİ Anlatiyor

    Rusya, Fransa ve İngiltere gibi devletler tehcir olayını, o yıllarda savaş içinde oldukları ve yok etmeye çalıştıkları Osmanlı devletine karşı insafsız ve çarpıtılmış bir malzeme olarak bütün güçleriyle kullanmaya giriştiler. Bu konuda Amerika Birleşik Devletleri de Avrupa devletlerinden geri kalmadı.
    Bugün değişik ülkelere yayılmış bulunan Ermeniler, yüz yıla yakın bir süre, her gün giderek artan bir ölçüde ''Ermeni Sorunu'' nun tek yanlı olarak propagandasını yapmakta ve kendi çıkarlarına uygun kamuoyu oluşturmaya çalışmaktadırlar. Günümüzde bu propaganda ve suçlama, daha çok, Birinci Dünya Savaşı içinde (1915) Ermenilerin savaş bölgeleri dışına çıkarılmaları üzerinde toplanmıştır.
    Bu tarihsel olay şöyledir: Birinci Dünya Savaşı yıllarında Doğu Anadolu'nun bazı yerlerini işgal eden Ruslar, yöredeki Ermenileri silahlandırarak Türklerin üzerine saldırttılar, buradaki Türkleri toplu olarak öldürme ve yok etme hareketine giriştiler; köyleri ateşe verdiler, kasaba ve şehirleri yakıp yıktılar, on binlerce Türk'ü görülmemiş bir vahşetle öldürdüler. Bu acı ve korkunç olaylarla bazı Ermeni komiteciler, insanlık tarihine kara ve utanç verici sayfalar eklediler. Bu gibi kanlı ve insanlık dışı olayların sürmesi üzerine Osmanlı hükümeti, ordusunun da büyük baskısıyla bir kanun çıkararak Ermenileri bulundukları yerlerden başka bölgelere göç ettirmek zorunda kaldı (1915). Bu göç sırasında bazı Ermeniler salgın hastalıklara yakalanarak öldüler, kimileri soyguncuların saldırılarına uğradılar.
    Ermeni komiteciler tarafından Berlin'de öldürülen (1921), İttihat ve Terakki Fırkası liderlerinden, Dahiliye Nazırı ve Sadrazam Talât Paşa 'nın ''Ermeni Meselesi'' adlı hatıraları ile Osmanlı Devleti Arşivi'nden yararlanılarak Osmanlı Devleti Raporu olarak hazırlanan (1916) Osmanlıca ve Fransızca ''Aspiration Et Agissements Revolutionnaires Des Comites Armenies avant et apres la Proclamation de la Constition Ottomane'' adıyla yayımlanan bu çok önemli tarihsel belge, dönemin tanınmış gazetecilerinden Hüseyin Cahit Yalçın 'ın Önsözü ile ''Ermeni Vahşeti ve Ermeni Komitelerinin Â'mâl ve Harekât-ı İhtilâliyesi (İlân-ı Meşrutiyetten Evvel ve Sonra)'' olarak günümüz Türkçesiyle çıktı (Örgün Yayınevi, 2005, İstanbul).

    Kanlı ve insanlık dışı Ermeni olaylarının başlangıcını Talât Paşa, bu kitapta şöyle anlatmaktadır: ''İsyan hareketleri evvelâ Zeytun'da başlamıştır. Seferberliğin ilânını müteakip Ermeniler âlenan isyana başlamış, vergilerini ödemekten imtina etmiş ve asker toplanması hususunda verilen emirlere muhalefet etmişlerdir. Askerlik vazifelerini ifa etmek üzere askerlik şubelerine gelen Müslümanlara sokakta taarruz edilmiş, bunlar soyulmuş ve öldürülmüştür. Zeytun halkı zabit ve kumandanları emri altında bir milis teşkil etmişti; bu suretle 'Zeytun ihtilâlci alayları' ismi altında şehirleri müdafaa etmek istiyorlardı. Tabii buna imkân bulamadıklarından mavzer ve martin silâhlarıyla dağa çıkmışlar ve Müslüman köylerine taarruz ve askeri nakliyatı izac etmeye başlamışlardır.''

    Vahşet üstüne vahşet
    Talât Paşa, Ermeni komitecilerinin Bitlis, Erzurum, Mamuratülâziz (Elazığ), Diyarbakır, Sıvas, Trabzon, Erzincan, Ankara, Van, Adana, İzmit-Adapazarı, Bursa, İzmir vb. Osmanlı şehirlerindeki kanlı ayaklanmalarına da değinerek şunları söylemektedir: ''...Yalnız Van şehrinde isyan eden Ermenilerin sayısı beş bini geçiyordu, hepsi de en yeni silâhlarla donatılmıştı. Bunlar mevzilerini son hadde kadar müdafaa ediyorlardı. Şehirdeki hükümet konağı, askeri müesseseler ve diğer binaları tahrip edilmiş ve Müslüman mahalleleri ateşe verilmiştir. Yedi yüz kadar âsi Van müstahkem mevkiini el bombalarıyla uçurmuştur. Bu isyan hareketleri nisana kadar devam etmiştir.
    Büyük Erzurum Ermeni katliâmı 7 Şubat 1915'te başlamıştır. Ermeni topçuları sokaklarda 270 kişi yakalamış, bütün elbiselerini soyduktan sonra hepsini bir hamama götürmüş ve burada en haris hislerini tatmin etmişlerdir.''
    Ermeni komitecilerinin bir başka kanlı ve korkunç vahşetleri de, Sadrazam Talât Paşa tarafından hazırlatılan, 1332 (1916) yılında Matbaa-i Orhaniye'de (İstanbul) basılan ''Ermeni Komitelerinin Â'mâl ve Harekât-ı İhtilâliyesi (İlân-ı Meşrutiyetten Evvel ve Sonra)'' adlı Osmanlı Devleti Raporu'nda şöyle anlatılmaktadır:
    ''Ermeni İhtilâl Komitelerinin kâffesi müttehiden Sasun vakayini takdir eder ve burada çarpışan kahramanları takdîs ederler. Aynı zamanda bu vakayi'e ithâfen müteaddid eserler neşrolunmuştur ki, bunların kâffesi pek bâlâ-pervâzane ve mübâlâgakârânedir. Bu eserlerin tetkik ve tahlilinden Ermeni komitelerinin her zaman İtilâf devletlerinin desâis-i siyasîyesine âlet oldukları ve vakayiin esbâb-ı hudûsu tahkik edilirse bunun da sırf memlekete ecnebî müdahalesinin celp ve davet olduğu bir kere daha teeyyüd eder.
    1895'te Sasun ihtilâli başladı. Mezkûr ihtilâli en ziyade, bilâhire Kozan mebusu olan Murad ile Damatyad ismindeki serkendeler idare etti... İkinci Sasun ihtilâli 1905'te başlamıştır. Bu defaki ihtilâlin idaresini Taşnaklar deruhte ederek meşhur Ahpur Serop ile namı diğer Sepor Paşa ihtilâli idare etmek üzere reis tayin edildiler.''
    Osmanlı Devleti Raporu'nda Boğazlıyan (Yozgat) Ermeni isyanı da şöyle anlatılmaktadır:
    ''Yozgat sancağının Boğazlıyan kazasına tabi Çakmak karyesiyle Yazber dağında cevelân etmiş yetmiş kişilik müsellâ (silahlı) Ermeni eşkıyası ve Ankara'nın Bala, Haymana, Ankara hudutlarındaki Yeknam ormanlarında kuvvetli Ermeni çeteleri ve yine Boğazlıyan'ın Çuhanlı karyesi civarında Kuzas mevkiinde, Kayseri'nin Everek karyesi Ermenileri tarafından kumanda edilen müteaddid kollara ayrılmış üç yüz karip müsellâh Ermeni eşkıyası görüldü.
    Yine Yozgat'a tabi Kumkuyu karyesinde tahassum eden üç yüz kadar Ermeni eşkıyası 2 Eylül 1915 günü civardaki kurayı İslâmiyeyi ateşe verdiler. Suret-i mahsusada inşa edilmiş siperlerden ve mazgal deliklerinden jandarma ve asker üzerine istimal-i silâha başladılar ve Çatıkebir karyesi ormanında tahassun edilen ve miktarı sekiz yüze yakın bulunan Ermeniler orman içerisindeki Akdağ geçidinde vaktiyle ihzar ettikleri siperlerden asker ve jandarma ve ahaliye taarruzatta bulundular. Günlerce müsademeden sonra Kızılcaova cihetine doğru firar ettiler.''
    Ermenilerin savaş bölgeleri dışına çıkarılmaları, Birinci Dünya Savaşı'nın ağır koşulları içinde Osmanlı devlet adamlarının almak zorunda kaldıkları bir önlemdir. Avrupa devletlerinin ''hasta adam'' olarak gördükleri Osmanlı İmparatorluğu'nu ve onun temel öğesi olan Türkleri yok etmek için Ermenilerin sapladıkları hançeri çıkarmak işlemidir. Bu olay bütün yönleriyle tarihin malı olmuştur.

    Koşullandırma
    Rusya, Fransa ve İngiltere gibi devletler de bu olayı, o yıllarda savaş içinde oldukları ve yok etmeye çalıştıkları Osmanlı devletine karşı insafsız ve çarpıtılmış bir malzeme olarak bütün güçleriyle kullanmaya giriştiler. Bu konuda Amerika Birleşik Devletleri de Avrupa devletlerinden geri kalmadı. Böylece hem düşmanlarını yıpratmaya hem de kışkırttıkları ve felaketlerine neden oldukları Ermenilere karşı dostluklarını kanıtlamaya çalıştılar. Avrupa devletlerinin o zamanki yöneticileri yurttaşlarını koşullandırmakta bu Ermeni propagandasından geniş ölçüde yararlandılar. Ermenilerin bu gerçek dışı abartmalarını, sanki gerçek buymuşçasına, devletlerinin resmi görüşü olarak sunmaya giriştiler. Bu durum, o devletler adına hiç kuşkusuz geçmişin bir talihsizliğidir. Ancak o zamanki düşmanlarımız, şimdi dost ve müttefikimiz olan devletlerin artık gerçekçi olmalarını, geçmişteki hatalarını düzeltmelerini beklemek ve sağlamak da hakkımızdır. 1915 yılında sözde kıyımda ölenlerin sayısında bile anlaşamayan bu devletler, birkaç milyon ölüden söz açan Ermenilerin görüşlerini bugün de geçmişteki propaganda temeli üzerine dayamaya çalışıyorlar.

    Dünya, tek yanlı bu Ermeni suçlamalarını yıllardan beri dinlemektedir. İşte bu kitap, bu gerçekleri ve belgeleri ortaya koyan, savaş yıllarının sıkıntısı ve olanaksızlıkları içinde Osmanlı Devleti tarafından dosta ve düşmana karşı yükseltilen tarihin sesi durumundadır. Okunduğu zaman görülecektir ki, kitap, bir savunma değil, Ermenilerin arkalarında yer alan devletlerin de gerçek yüzlerini ortaya koyan bir suçlama, bir vahşet raporudur ve önemi de buradan gelmektedir.


    TÜRKFORUM
    FENERBAHÇELİLE

    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!


    DoĞuLuLaR BiRLiGi
    KaNKaRDeŞLeR BiRLiGi

  5. #5
    RoadTripper adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-09-2004
    Mesajlar
    14,166
    Karizma Gücü
    10
    Alıntı Kayıtlı Değil tarafından gönderildi.
    ...

    Kardeşim azınlıklarsa nasıl olduda biz azınlık bir toplumda 2 Milyon Ermeniyi katlettik.... Ya bi dediğiniz, ötekini tutsa...


    Senin hesabına ne geliyor, syn.ismi bilmem ne...!!!
    Bu mesaj en son " 22.06.05 " tarihinde saat 17:03 itibariyle dscvry2001 tarafından düzenlenmiştir... Neden: Sorunlu mesaj silindi.

  6. #6

  7. #7
    GoODMaN kadir_can adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-07-2004
    Mesajlar
    527
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı RoadTripper tarafından gönderildi.
    Kardeşim azınlıklarsa nasıl olduda biz azınlık bir toplumda 2 Milyon Ermeniyi katlettik.... Ya bi dediğiniz, ötekini tutsa...


    Senin hesabına ne geliyor, syn.ismi bilmem ne...!!!
    Herkes işine geldiği gibi konuşuyor dostum sonuna kadar katılıyorum sana..... Biz ermenilerin yaptıkları katliamları nedense hiçbir makama kabul ettiremezken onlar olmayan birşeyi avrupanın belirli ülkelerine kabul ettiriyolrlar aslında onlar da biliyor böyle birşey olmdadığını ama işlerine öyle geliyor...... yüksek ihtimalle....
    Ya ümitsizsiniz
    Ya da ümit sizsiniz...
    Ya çaresizsiniz
    Ya da çare sizsiniz...
    B.Necatigil

  8. #8
    FUNNY
    Ziyaretçi
    Alıntı Kayıtlı Değil tarafından gönderildi.
    ...

    o zaman 10 kisiyse ermeniler ne diye ohaaaa 80 bin kisiyi katletttiiler falan diye sallaniyor.

    sen bi kisisin tutup Hiltona bomba koyarsen 1000 kisiyi oldurrusun.Hakkaten isinize egldigi gibi yorum yapiyorsunuz.bence senin hesabina boyle geldigi icin yazmissin..1 Kisi 1000 kisiyi o ldurebilirmiymis?Evet.O zaman susmak gerek
    Bu mesaj en son " 22.06.05 " tarihinde saat 17:04 itibariyle dscvry2001 tarafından düzenlenmiştir... Neden: Sorunlu mesaj silindi.

  9. #9
    FUNNY
    Ziyaretçi

    Başarısız

    Alıntı Kayıtlı Değil tarafından gönderildi.

    Ben buna gulerim iste.Arkadasim verdigin sitede Goruntuler diye bir yer vvar ama bakinki sadece bi tane yuz var ve koskoca sayfa yazi var.Yanliz soykirim oldugunu savunanlar 1 tane kanit koyamadi halada beklemedeyiz..

  10. #10
    Kayıtlı Değil
    Ziyaretçi

    forum

    Türk bir tarihçinin Alman "Die Zeit" gazetesinde Ermeni tezlerini savunanlara belgeleriyle verdigi tarih dersi.

    Maalesef almanca, bilenler kesinlikle göz atmali : http://debatte.zeit.de/WebX?128@4.ls...i6.0@.30011535

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. 'Geldik! Gördük! Öldürdük!'
    HABERLER ve GÜNDEM bölümünde Dostluk ve barış tarafından açılmış
    Yanıt: 10
    Son Mesaj: 25.10.11, 23:35
  2. Emekli İstihbarat Subayının 'Jitem' Mektubu
    2005 Konuları bölümünde genius-xl tarafından açılmış
    Yanıt: 8
    Son Mesaj: 16.11.05, 11:15

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •