• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
8 sonuçtan 1 --- 8 arası gösteriliyor
  1. #1
    YeşilÇam adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-05-2005
    Mesajlar
    934
    Karizma Gücü
    0

    Onay Mor Menekseler

    Kendini bildi bileli mor menekşeyi çok severdi.
    Çocukluğunun geçtiği iki katlı evin bahçesinde
    bahar geldiğinde mor mor açar, mis gibi kokarlardı.
    Annesi mor menekşeleri hep duvar kenarına dikerdi.
    Gölgeyi sever menekşeler derdi. Oysa; öğretmeni bitkilerin
    güneş ışınları ile fotosentez yapığını anlatmıştı onlara.
    Bitkiler güneş ışığına muhtaçtı.
    Mor menekşeler ne tuhaf bitkilerdi...
    "Her bitki güneşi severken, onlar neden
    gölgeyi tercih ediyorlar?" diye düşündü, durdu Hande...

    Küçük, ufacık aklı ile aslında menekşelerin diğer çiçeklerden
    farklı olduğunu keşfetmişti, işte belki de menekşeler bu yüzden
    bu kadar güzeldi. Küçücük kafası o gün herkesden farklı olursan,
    bu hayatta değerli olursun yargısına varmıştı.
    Daha o yıllarda farklı olmak için uğraş vermeye başladı.

    İlk, kimsenin yanına oturmak istemediği, "Hacer'in yanına oturmak
    istiyorum öğretmenim." diyerek başladı farklılıklarla süren hayatı.
    Hacer bile şaşırmış, şaşkın şaşkın bakıyordu onun yüzüne.
    Hacer, çok dağınık, biraz anlama zorlukları olan problemli bir
    ailenin kızı idi. Hande ise; mühendis Kamil Beyin biricik kızı...

    Öğretmen, pek oturtmak istemedi önce Hacer'in yanına Hande'yi...
    Hande, ısrar ediyordu Hacer'in yanına oturmak istiyordu.
    Daha sonra bir tatsızlık çıkmasın diye öğretmem Hande'nin
    annesini çağırdı. Annesi eve geldiklerinde Hande'ye sordu:
    "Neden yavrum Hacer'in yanına oturmak istiyorsun?"

    Hande cevap verdi: "Geçen baharda menekşeler ekiyorduk
    hani anne, o gün sen bana menekşeler güneşi sevmez demiştin.
    Oysa, her bitki güneşi sever. Menekşeler farklı...
    Belki de bu yüzden bu kadar güzeller... Hacer'in yanına
    kimse oturmak istemiyor. Ben farklı olmak istiyorum.
    Belki, Hacer de güzeldir, onu fark etmek istiyorum." dedi.
    Hande'nin annesinin ağzı açık kalmıştı.
    İlkokul 4 .sınıf öğrencisi kızının olgunluğuna hayran kalarak
    "Peki kızım, kimin yanında istersen oturabilirsin." dedi.

    Pazartesi, Hande Hacer'in yanında oturmaya başladı.
    Hem Hande tedirgindi, hem Hacer... Birbirleri ile hiç
    konuşmuyorlardı. Diğer kızlar da soğumuştu Hande'den.
    Nasıl Hacer gibi dağınık, bir şeyi iki kere anlatma ile
    anlayan fakir bir kızın yanına oturmayı istemişti?

    Doktor Cemal bey'in kızı Esin idi en çok alınan...
    Anne babaları her hafta sonu görüşüyorlar, Hande ve Esin
    birlikte oynuyorlardı her Pazar... Nasıl olur da kendi yerine Hacer'i
    seçerdi? Çok gururu kırılmıştı Esin'in... Hande ile konuşmuyordu.

    Bir gün, Hande ve ailesi, Esinler'le dağ köylerinden birinde
    gerçekleştirilecek bir panayıra katılmak için sözleştiler..
    Hande, gene Esin'in somurtacağını bildiği için gitmek istemiyordu.
    İçin için de Hacer'e kızmaya başlamıştı, arkadaşları ile arasının
    bozulmasına sebeb olmuştu. Neden sanki bu kadar dağınıktı,
    neden her şeyi iki kerede anlıyordu, yoksa aptal mıydı?

    Sonra menekşeleri hatırladı. Hemen düşüncelerinden utandı.
    Hacer, farklı diye yargılamamaları gerekiyordu. Hacer'in kimsenin
    bilmediği güzelliklerini keşfedecekti. Buna tüm gücü ile inandı.

    Tam umduğu gibi olmuştu. Esin, somurtarak karşısında oturuyordu.
    Hande ile konuşmuyordu. Hande, canını sıkkınlığından biraz
    dolaşmak için annesinden izin aldı. Köy yolunda yürümeye başladı.
    Hava iyice soğumuş ve ayaz iyice artmıştı. Kar atıştırmaya başlamıştı.
    Hande kar'ı çok seviyordu. Yürüdü, yürüdü... Köye gelmişti.

    Bir evin önünde durdu. Evin penceresindeki saksıya gözü ilişti.
    Gözlerine inanamıyordu, bunlar mor menekşelerdi...
    Ama kıştı ve menekşeler soğuğu hiç sevmezlerdi, eve doğru
    bir adım attı, kapıda beliren gölgeyi çok sonra fark etti.
    Bu Hacer idi. Hande'ye gülümsüyordu... "Hoşgeldin Hande"
    dedi Hacer, biraz ürkek "Buyurmaz mısın?"

    Şaşkınlıkla kapıya doğru ilerledi Hande ve içeri girdi.
    Oda, sıcacıktı. Odun sobası her yeri ısıtmıştı.
    "menekşeler" diyebildi sadece Hande, "bu soğukta???"
    Hacer gülümsedi: "Onlar annem için, annem onları çok sever."
    Sonra yatakta yatan kadını fark etti Hande.
    "Annen hasta mı?" dedi. Hacer: "Evet, 2 sene önce felç oldu,
    ona ben bakıyorum. Bizim kimsemiz yok. Birtek ineğimiz var,
    onunla geçiniyoruz ama tüm işler bana baktığı için derslere
    çalışacak pek vaktim olmuyor." dedi Hacer utanarak...
    Bir de dedi: "Bizim köyden şehre araç yok, bu yolu her gün
    yürüyorum o yüzden de çok yorgun okula geliyorum dersleri
    anlamakta güçlük çekiyorum." Hande'nin gözleri dolmuştu...

    Dışarıdan gelen ses ile kendine geldi. Annesi onu arıyordu.
    Çok merak etmiş olmalıydı... Dışarıya koştu ve
    annesine sarıldı, ağlıyordu... Bir müddet sonra
    "Anne, bu Hacer!" diye tanıştırdı sıra arkadaşını.

    Hacerler'e gidip Hacer'in yaptığı sıcak çorbadan içtiler birlikte.
    Hande, annesine anlattı Hacer'in hayatını, ağlıyarak.
    "Bir şeyler yapalım anne"dedi.

    O hafta, annesi ve Hande, Hacerler'e gidip
    annesi ve Hacer'i kendi evlerine taşıdılar... Hacer,
    artık Handeler'den okula gidip geliyordu. Ne dağınıktı,
    ne de aptal... Sınıfın en iyi öğrencisi olmuştu.

    Seneler geçti... Hacer ve Hande
    bir arkadaş değil, bir kızkardeşlerdi artık...
    Mor menekşeler Handey'e Hacer'i armağan etmişti...
    Hacer'e ise; hem Hande'yi, hem hayatı...

    Seneler sonra ikisi de evlendi... Hacer şimdi bir doktor...
    Hande'den vicdanın ne kadar önemli olduğunu öğrendi.
    Hastalarına vicdanı ile birlikte şifa dağıtıyor...
    Hande ise; bir öğretmen...
    Çocuklara farklı olan şeyleri sevmeyi de öğretiyor...
    Bir kızı var. Adı: HACER MENEKŞE...
    Hayatta en çok sevdiği iki şeye birini daha ekledi Hande.

    Hacer Menekşe, teyzesi Hacer'i çok seviyor ve
    annesine teyzesi için her gün teşekkür ediyor...


    LÜTFEN SEVGİNİZE ÖNYARGI SOKMAYIN.
    DİNLEYİN VE YORUMLAYIN.

    HERŞEY, SEVİNCEYE KADAR FARKLIDIR.
    SEVDİKTEN SONRA İSE; SEVGİNİN DİLİ HEP AYNIDIR...


    Özen Kıraç

  2. #2
    Honest
    Ziyaretçi
    Paylaşımın için teşekkürler...

  3. #3
    cylmz35
    Ziyaretçi
    LÜTFEN SEVGİNİZE ÖNYARGI SOKMAYIN.
    DİNLEYİN VE YORUMLAYIN.

    HERŞEY, SEVİNCEYE KADAR FARKLIDIR.
    SEVDİKTEN SONRA İSE; SEVGİNİN DİLİ HEP AYNIDIR...


    Bencede...!!


    Paylaşımın için sağol, ellerine sağlık.

  4. #4
    Ebruli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-01-2005
    Mesajlar
    6,886
    Karizma Gücü
    0
    yüreğine sağlık...
    Gözlerime bakınca ağlıyorum, insan gözlerine bakınca ağlar mı?..

    Herkes her an herşeyi yapabilir...

  5. #5
    Profesör paskalya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-07-2004
    Mesajlar
    3,189
    Karizma Gücü
    0
    eline yüreğine sağlık...
    TFBeşiktAŞK


    İMZAM YOK PARMAK BASSAM OLURMU ?

    BENİ ESKİLER TANIR, YENİLER TANIMAYA ÇALIŞIR, TANIYANLAR ANLATIR...

    SuSKunLuĞuM aSaLeTiMDeNDiR ...
    HeR LaFa VeReCeK CeVaBım Var ...AmA... Bir LaFa BaKaRım LaF Mı DiYe...
    BiR De SöyLeyeNe BaKaRım aDaM Mı DiYe...

  6. #6
    erhank adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-08-2004
    Mesajlar
    801
    Karizma Gücü
    0
    Eline yüreğine sağlık, gerçekten anlamlı ve güzeL bir hikaye...
    BaZeN GüLMeK iSTeRiM aMa GüLMeYi uNuTTuGuMu FaRKeDeRiM...
    ŞiMDi Bu uNuTKaNLıGıMDa SeNi HaTıRLaMaMı NaSıL BeKLeRSiN Be GüZeLiM...



  7. #7

    Kayıt Tarihi
    09-02-2005
    Mesajlar
    21
    Karizma Gücü
    0
    HERŞEY, SEVİNCEYE KADAR FARKLIDIR.
    SEVDİKTEN SONRA İSE; SEVGİNİN DİLİ HEP AYNIDIR

    evet öyle galiba

    sağol paylaşım için

  8. #8
    viaypi dalyan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-10-2004
    Mesajlar
    6,095
    Karizma Gücü
    9
    paylaşım için teşekkür ederim

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •