• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 4 1234 SonSon
32 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    psycholog adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-02-2005
    Mesajlar
    234
    Karizma Gücü
    0

    Türk Halk Dansları

    merhaba arkadaşlar türk halk danslarına gönül veren biri olarak sizinle bazı bilgileri bu konu altında paylaşmayı uygun gördüm halk danslarıyla alakalı katkılarınız yorumlarınız bilgi paylaşımlarınız türk halk danslarını ileriye götüren adımlardan birisi olacaktır muhakkak. ayrıca aydın ve izmir yöresi oyunlarıyla ilgili bilmek istedikleriniz ve sorularınız olursa yardımcı olmaya çalışırım aşağıdaki metinde türk halk danslarının bölümleri ve bu bölümlere ayrılırken alınan kıstaslar üzerinde durulmuştur metin yazarı dr Turhan Baraz http://www.turkuler.com/thm/halkdans.asp linkinden alıntıdır


    Belirli Özelliklerine Göre Halk Danslarının Bölümlenmesi

    Halk danslarının ortaya çıkış koşullarını ve günümüz toplumundaki yerini kısaca belirledikten sonra, bu dansların yansıttıkları zengin kültür öğelerine, sunuşlarına, bölgelerine, belirli ortak özelliklerine... göre bölümlenmesinden söz edebiliriz.

    Halk danslarının kümelendirilmesinde bir yol olarak bölgesel dağılış ele alınabilir.
    Çünkü Anadolu'da kimi dans dalları bölgelere de adını vermektedir. Örneğin Ege, Batı Anadolu Zeybek Bölgesi; Orta ve Güney Anadolu Halay Bölgesi; Doğu Karadeniz Horon Bölgesi; Doğu Anadolu Bar Bölgesi; Trakya Hora Bölgesi adını almaktadır.

    Ancak bu tür kümelendirmeyi kesin çizgilerle belirlemenin güçlüğü vardır. Öncelikle dansların bölgeler arasındaki geçişleri göz ardı edilemez. Sözgelişi halay ele alındığında Orta Anadolu'nun dışında Doğu' da, Kuzey' de ya da başka bölgelerde de rastlamak olanağı vardır .Dansların değişik nedenlerle bir bölgeden ötekine geçişleri sonucu bir dansı salt bir bölgeye özgü saymamız da olanaksızlaşır.

    Bu koşula bağlı kalarak halk danslarının bölgesel tür özelliğine göre dağılımını kümelendirebiliriz:



    ZEYBEK : Aydın, İzmir , Muğla, Denizli, Bilecik, Eskişehir , Kütahya,
    Çanakkale, Kastamonu, Uşak, Manisa, Balıkesir , Burdur ...

    HALAY : Bitlis, Bingöl, Diyarbakır, Elazığ, Malatya, Kahramanmaraş,
    Gaziantep, Erzurum, Erzincan, Sivas, Mardin, Muş, Yozgat,
    Çorum, Adana, Ankara, Siirt, Hatay, Tokat, Şanlıurfa...

    HORON : Trabzon, Samsun, Artvin, Ordu, Rize...

    BAR : Erzurum, Kars, Ağrı, Artvin, Gümüşhane, Bayburt, Erzincan...

    HORA : Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, Çanakkale...

    KARŞILAMA : Edirne, Tekirdağ, Kırklareli, İzmit, Adapazarı, Çanakkale,
    Bursa, Bilecik...

    KAŞIK : Eskişehir , Afyon, Kütahya, Bilecik, Kırşehir , Konya, Mersin,
    Antalya, Bolu, Bursa...

    BENGİ : Balıkesir, Manisa, Bursa, Çanakkale...

    Halk danslarının kümelendirilmesinde izlenebilecek bir yol da konularına göre ayırımlamadır.

    Bu kümelendirme değişik biçimlerde yapılabilir: Örneğin bir ayırım dansçıların sayı ve cinsiyetine göre yapılandır: Tek kişilik kadın dansları Estireyim mi (Bolu), Yoğurt (Eskişehir)...; Tek kişilik erkek dansları Zeybek (Aydın), Misket (Ankara)...; İki kişilik kadın dansları Ördek (Bolu), Mandalar (Kırklareli)...; İki kişilik erkek dansları Hançer Barı (Erzurum), Kırka Zeybeği (Eskişehir)...; toplu kadın dansları Güvercin (Erzurum), Çömüdüm (Kütahya)...; Toplu erkek dansları Coşkun Çoruh (Artvin), Koçaklama (Ağrı)...; Kadın-erkek karışık danslar Delilo (Elazığ), Dokuzlu (Gaziantep)...

    Bir başka ayırım da dansın eşliğinin türkülü Bağ Belleme (Afyon), Çalgılı Bengi (Balıkesir) ya da suskun Kılıç Kalkan (Bursa) oluşuna dayanmaktadır.

    Bir başka ayrımlama biçimi de dans adlarının anlamlarından kaynaklanır: Yer adı taşıyan danslar Sivas Halayı (Sivas), Tavas Zeybeği (Denizli)...; renk adı belirten danslar Sarı Zeybek (Antalya), Yeşilim (Konya)...; sayı adı taşıyan danslar Beş Ayak (Malatya), On dört (Artvin)...; iş, meslek adı belirtilen danslar Kasap (Edime), Yağcılar (İzmir), Ormancı (Kastamonu)...

    Dansların bu değişik ayırımlamalarının ardından konulan bakımından en sağlıklı kümelendirmeye gelebiliriz:

    Anadolu halk danslarının büyük bir bölümü taklitli, dramatik yapılı danslardır. Bu nitelikli danslar doğa olaylarını, günlük yaşamı, kadın erkek ilişkilerini, vuruşmaları, hayvanları taklide dayanır.

    Örneğin hayvan yansıma1ı danslardan Tavuk Ban (Erzurum) tavuğun hareketlerini; Ceylani (Kars) ceylanın yürüyüşünü; Serçe Oyunu (Gaziantep), serçe sıçramalarını taklit eder. Aynı biçimde Horoz Oyunu (Yozgat), Kurt Kuzu (Diyarbakır), Ördek (Bolu), Keklik (İçel), Ayı Oyunu (Bitlis), Kartal Oyunu (Bingöl) da hayvan taklitlerini konu edinir.

    İş ve günlük yaşamı taklit eden danslardan Tesi (Artvin) yün eğirmeyi;

    Köy Halayı (Sivas) günlük yaşamın değişik görüntülerini; Türkmen Kızı (İçel) hamur yoğurma, ekmek yapma, yün eğirme hareketlerini taklit eder. Madımak (Sivas), Yayılı Halayı (Yozgat), Kirman (Kayseri), İş Halay'ı (Sivas)... aynı küme içinde değerlendirilebilecek danslardır.

    Kadın-erkek ilişkilerinin hareketlerle taklidine dayanan danslardan Sarı Zeybek (Sivas) ve Bıçak (Elazığ) erkeğin kadına dil dökmesine ve sonunda beraberliklerini anlatır. Aynı kümede Tekerleme, Kıskanç (Kars), Hürünü (Çorum), Sürdüm (Ankara), Sudan Geçirme (Kütahya) dansları da sayılabilir.

    Çarpışma ya da savaşı konu alan danslar arasında Hançer Barı (Erzurum), Bıçak Horonu (Trabzon) saldırma, vuruşma ve savunma taklitlerine dayanır. Çandırlı Tüfek Oyunu (Giresun) dansçıların tüfeklerle belli bir noktaya ateş etme hareketlerine dayanır. Kılıç ve Kalkan Oyunu (Bursa) dansçıların kılıç ve kalkan seslerine uyarak çarpışmalarını anlatır. Ayrıca yine bu küme içinde fakat silahsız çarpışmayı anlatan taklitli danslar da vardır. Örneğin Sin Sin (Adıyaman), Çepik (Bingöl, Diyarbakır), Harkuşta (Bitlis)...

    Doğa olaylarını konu edinen danslardan Uzundere (Kars) ve Coşkun Çoruh (Artvin) ırmağın akışını, coşkunluğunu canlandıran hareketleri taklitle anlatırken, Kavak (Erzurum) dansında da kavak ağacının rüzgarla hareketi canlandırılmaktadır. Doğa olgularını canlandıran danslar arasında Burçak Tarlası (Yozgat), Yayla Yolları (İçel), Yağmur Duası (Diyarbakır) Yağmur Yağar (Nevşehir), Sis Dağı (Giresun)... sayılabilir.

    Dr. Turhan Baraz

    teşekkürler...
    Bu mesaj en son " 03.06.05 " tarihinde saat 16:03 itibariyle psycholog tarafından düzenlenmiştir... Neden: başlık değiştirildi

  2. #2
    gordiyon adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-01-2005
    Mesajlar
    436
    Karizma Gücü
    8
    teşekkür ederim türk kültürünün alt konular oluşturmaya karar verdik şu an taslak üzerine calışmalara başladık fikrin degerlendirlicektir bence cok olumlu düşünmüşşün

  3. #3
    two-nch adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-05-2005
    Mesajlar
    224
    Karizma Gücü
    0
    TÜRK HALK OYUNLARININ DOĞAL ORTAMDAN
    SAHNEYE GELİŞİ

    “Ait olduğu toplumun kültür değerlerini yansıtan;bir olayı,bir sevinci,bir üzüntüyü ifade eden;orijini din ve büyü ile ilgili olan, müzikli olarak tek kişi veya gruplar halinde icra edilen , ölçülü , düzenli hareketlerdir” (Nail TAN,Halk Bilimi Genel Bilgiler)



    Halk oyunları genellikle yaşam biçiminin bir sonucu olarak belirli bir gereksinimden ortaya çıkar.giderek yörede sürekli biçimlenip yaygınlaşırlar.Bir eğlence ortamında ve bir çok sosyal ilişkinin iletişim aracı olarak ortaya çıkan halk oyunları sürekli değişim göstererek yayılırlar.



    Ne halk türküleri ne de halk oyunları çıktıkları ilk gerçek biçimlerini koruyabilirler.Bununla beraber geleneksel yaşam içinde karşılaşılan doğal etkenler,dini etkenler,insan ve hayvan ilişkileri, kişi adları ,bölge adlarından etkilenmelerle ,doğadaki güzelliklerden,doğadaki renklerden,yaşanan sevgi ve kıskançlıklardan ortaya çıkabildiği gibi daha önce ortaya çıktığı bilinen bir ezgiye oyun eklenmesi yoluyla yada doğaçlama yoluyla hem ezgi çalarak hem de oynayarak üretilebilmelidir.



    Halk oyunları çıktıkları doğal ortamlarda genellikle yörede yaşayan halk tarafından benimsendikten sonra görerek,duyarak ve taklit ederek yada sergileme anında ,çalıp söyleyene ,oynayana katılarak öğrenilir.Halk oyunlarının öğrenilip yaygınlaşmaya başladığı bu ortamlarda öğrenme usta-çırak ilişkisi içinde kendini gösterir.Oyunların ortaya çıktığı bu yörelerde sistemli bir çalışmaya rastlamak veya varlığından söz etmek oldukça güçtür.



    Halk oyunları ve bunların müzikleri derlendikten sonra,seyirlik veya sanatsal etkinlik amacıyla sahnelemeye başladığı andan itibaren,çeşitli değişikliği,eklemeleri ve estetiği zorunlu kılar.Bu oyunların ilk biçimi akademik bir uzman yada sanatçı tarafından geliştirilerek sanatsal görünüm kazanır.Eski hali,halkın yabancısı olmadığı ve kolayca benimsenebileceği bir yapı sağlar.Sanatçı bu geleneksel yapıya katkıda bulunarak onu değiştirir ve geliştirir.Oyunlar ortaya çıktıkları ortamlarda oynanırken , bilinçli bir değiştirmeden daha çok oynama süreci içinde , oynayan kişilerin o anki coşkuları yada ruhsal durumları doğrultusunda,sanatsal kaygı taşımadan zamanla biçimlenirler.Ancak sahneye getirilen oyunun kültürel niteliğinden çok sanatsal,estetiksel yanı ağır bastığından araştırmacıların öznel sanat anlayışları ve estetiksel kaygıları oyundaki değişmeyi etkiler.Seyirlik amacı ile sahneye getirilen oyunlarda yöredekinin tersine bilinçli olarak sürekli bir değişme söz konusudur.



    Doğal ortamdan sahneye gelen oyunlardaki değişmeleri örnekleyecek olursak;

    1)Doğal ortamda oynamak için özel bir hazırlık yapmak gerekmezken,oyunları sahnelemek için oynanacak yerin özelliklerine göre özel bir hazırlık yapmak gerekir.



    2)Doğal ortamda izleyicilerin oyuncular üzerinde belirli bir ölçüde etkileri söz konusu iken sahnede tüm kaygı izleyicilerin beğenisini kazanmaktadır.



    3)Doğal ortamda izleyerek,yaşayarak öğrenip oynama söz konusu iken , sahnede çoğunlukla ikinci,üçüncü elden öğrenip oynamak söz konusudur.



    4)Doğal ortamda her oyuncunun kendi estetik duygusu oyunu etkilerken , sahnede bu işi görev edinmiş belirli bir kişinin kendi estetik anlayışını dansçılara empoze edip uygulatması söz konusudur.



    5)Doğal ortamda dansçıların üzerinde oynanacağı belirli çizgiler , motifler söz konusu değilken ,sahnede oyunları sahneye koyan kişinin sahneleme anlayışına uygun önceden belirlenmiş çizgiler ve motifler vardır.



    6)Doğal ortamda oyunların başlama ve bitişlerinin , oyun geçişlerinin belirli bir düzeni olmayabilirken , sahnede bu düzen zorunludur.



    7)Doğal ortamda bireyler sınırlıda olsa özgürken,sahnede dansçılar birbirleriyle uyum sağlamak zorundadır.



    8)Doğal ortamda oyuncu sayısı genellikle sınırlı değilken ,sahnede bu sayıyı önceden belirlemek gerekir.



    9)Doğal ortamda oyuncular tek tip ve uyumlu giysiler giymek zorunda değillerken,sahnede genellikle tek tip ve uyumlu giysiler giymek durumundadırlar.



    10)Doğal ortamda oyuncuların fiziksel uyumları gibi bir kaygı asla söz konusu olmazken sahnede bu göz önünde tutulması önemli bir etkendir.



    11)Doğal ortamda bulunabilen çalgılar eşliğinde,hatta ıslıkla kendi yaptıkları müzik eşliğinde oyunlar oynanabilirken, sahnede olanaklar zorlanarak yapılabilecek en yetkin müzik yapılmaya çalışılır.



    Sahnelemenin iyi bir şekilde yapılması halk oyunlarımızın tanıtımında ,beğeni kazanmasında büyük bir etkendir.Eskiden halk oyunu dendiğinde kulakları sağır eden bir davul zurna ile şalvar giymiş birkaç kişinin ileri geri zıpladığını sanan pek çok insan,son yıllarda oldukça gelişen sahneleme çalışmaları sonucunda ,sergilenen oyunlarımızın güzelliği ve zenginliği karşısında şaşkınlığa düşmektedir.



    Eğer oyunlarımızı sahnede oynuyorsak elbette ki sahne tekniklerinden yararlanmamız gerekir.Bunu yaparken doğal ortamdakine en uygun olan biçimleri bulabilmişsek başarılı olmuşuz demektir.Sahneleme sırasında,daha ilgi çekici olmak kaygısından ve bilgisizlikten kaynaklanan olumsuzluklar genellikle şunlar olmalıdır.



    --Estetik kaygılarla adım cümlelerinin değiştirilmesi , oyunların karakteristik yapılarının bozulması.

    --Sahnede yer değiştirebilmek için adım cümlelerinin zorlanması.

    --Uyum sağlamak için oyunların kalıplaştırılması.

    --Oyunun öyküsüne aykırı oynanması.

    --Kadın oyunlarının erkekler,erkek oyunlarının kadınlar tarafından oynanması.

    --Zengin bir görüntü elde etmek için sahneye çok sayıda kişinin çıkartılması,bunların iyi değerlendirilmemesi sonucu kargaşa ortamı yaratılması.

    --Sahnenin iyi kullanılmaması sonucu belirli noktalarda yığılma olması.

    --Müziğin temposunu aslından farklı olarak arttırılması veya azaltılması.

    --Çok seslilik veya çok sazlılık adına uyumsuz çalgıların bir araya getirilmesi.

    --Giysilerin tek tipliliği abartılarak adeta üniforma anlayışının getirilmesi.

    --Giysilerin modernize edilip,yöresel özelliklerinden uzaklaştırılması vb.





    Bu olumsuzlukların giderilmesi için,yoğun bir araştırma yapılması,halk oyunlarımızın bulunabilen en eski örneklerinin saptanarak arşivlenmesi ve yetkin bir sahneleme bilgisi gerekmektedir.O zaman oyunlarımız hem özgünlüğünü olabildiğince koruyabilmek hem de gelişmiş tekniklerden yararlanılarak sahne sanatı açısından değerlendirilmiş olup en geniş biçimde tanıtımı yapabilecektir.




    www.halkdanslari.net
    Bu mesaj en son " 18.05.05 " tarihinde saat 01:54 itibariyle gordiyon tarafından düzenlenmiştir...

  4. #4
    psycholog adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-02-2005
    Mesajlar
    234
    Karizma Gücü
    0
    teşekkürler sevgili gordion ben de bulabildiğim kaynakklardan konu ile ilgili yazıları ya da düşünceleri buraya ekleyebilirm yeri geldikçe ayrıca bu alanda yani halk oyunları alanında yapılan yarışmalar sonuçlarını bizimle paylaşabilirsiniz two nch gönderdiğin güzel bilgiler için de teşekkürler bu arada diğer arkadaşların da konu ile ilgili paylaşımlarını bekliyoruz teşekkürler

  5. #5
    two-nch adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-05-2005
    Mesajlar
    224
    Karizma Gücü
    0
    eywallah psycholog bende de war biraz bişi bende eklerim sanada paylaşımın için teşekkür ederim..

  6. #6
    gordiyon adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-01-2005
    Mesajlar
    436
    Karizma Gücü
    8
    halk dansları diye bir alt ana başlık oluşturacaz orad bu konuyu daha detaylı olarak anlatırsanız sevinirim

  7. #7
    psycholog adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-02-2005
    Mesajlar
    234
    Karizma Gücü
    0
    tabii dostum seve seve açtığın diğer başıkta da bunu belirttim bulabildiğim kaynakları burada paylaşmaya çalışacağız aşağıdaki yazı halk oyunları kıyafetlerimizin genel olarak temel özelliklerinden bahsetmektedir ilerleyen zamanlarda yöresel olarak daha özele inebiliriz

    HALK OYUNLARI KIYAFETLERİMİZİN TEMEL ÖZELLİKLERİ

    HALK OYUNLARI KIYAFETLERİNİN TEMEL ÖZELLİKLERİ Söz konusu kıyafetler seçilirken düğünlerde giyilen kıyafetler başta olmak üzere esnaf,asker,memur,din adamları,ilmiye sınıfı,saray mensuplarının kıyafetlerinden yararlanılmıştır. Bugün Türkiye’de halk oyunları ekiplerinin kostümleri bunlardır ve kalıplaşmıştır. En küçük değişiklik tenkide sebep olmaktadır. Her il,hatta ilçe halk oyunu ekibine ayrı bir kıyafet belirlenmiştir. Türk halk oyunları ekiplerinin kıyafetleri topluca bakıldığında seyredenlerde hayranlık uyandıracak derecede güzeldir. Oyun ve kıyafet zenginliğimizin başlıca nedenleri şunlardır: a)Anadolu’ya 24 Oğuz boyunun önemli bir bölümüne mensup aileler gelip yerleşmiştir. Oğuz boylarının ortak bir kültürel kimlikleri olmakla beraber her boyun kendine has işaretleri,oyunları ve kıyafetleri bulunmaktaydı. b)XIX. yüzyıldan itibaren Kırgız,Özbek,Uygur,Azeri,Tatar v.b. kavimlere mensup Türkler de Türkiye’ye gelip yerleşmişler,kültürlerini Anadolu Türklerinin kültürlerine katmışlardır. XX. Yüzyılda Balkan Türklerinin de önemli bir bölümü Türkiye’ye gelmiş yeni kıyafet,türkü ve oyunlar getirmişlerdir. c)İslam medeniyetiyle temasın yanında,geniş bir coğrafyaya yayılmış Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu’nun bünyesindeki milletlerle kültürel ilişkiler olmuş,karşılıklı kültür etkileşmesi meydana gelmiştir. d)Türkiye’nin çeşitlilik gösteren iklim ve tabiat şartları kıyafetlerde ve motiflerde çeşitliliğe sebep olmaktadır.




    not:http://www.halkoyunlari.net/cgi-bin/v2004/default.asp adresinden alıntıdır
    Bu mesaj en son " 18.05.05 " tarihinde saat 03:49 itibariyle psycholog tarafından düzenlenmiştir...
    Ağlamak istiyorsanız asla yapmayın, çünkü bir yerlerde, sadece sizin bir gülüşünüz için yaşayan birileri mutlaka vardır….

  8. #8
    gordiyon adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-01-2005
    Mesajlar
    436
    Karizma Gücü
    8
    ne diyebilirim ki mükemmelsiniz bunları daha sonra halk dansaları bölümüne taşıyacaz
    orda bölgesel calışma yapabilirz

  9. #9
    two-nch adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-05-2005
    Mesajlar
    224
    Karizma Gücü
    0

    Halkoyunlarının Tarihçesi

    Halk oyunlarının yeryüzündeki tarihçesiyle başlayalım daha sonra özele ineriz.



    HALK OYUNLARININ TARİHÇESİ

    İlkel insanlarda hayat,düşüncelerle değil, devinimlerle başlamıştır.G.Thomson’a göre yaşam etkinliğinin bilincinde olmak,insanı hayvanlardan ayıran özelliklerin başında gelmektedir.

    Sanatın en eski belirtisi danstır.İnsanın ilk aracı sayılan bedenle anlatım olanağına kavuşan dans,ruhsal durumların ve gerilimlerin devinime dönüşen bir boşalımıdır.Başlangıçta bireysel ve profan bir gereksinmeden doğan dans,giderek toplumsal ve dinsel bir karaktere dönüşmüştür.

    Bu ilk insanların yaptıkları danslarının önde gelen amacı dinsel ve büyüsel olmakta idi.İlkellerde dans,dinsel ve büyüsel amaçla ele alınıp hayatın tüm bölüşüm törenlerine mutlak girerdi.Doğumda,erginleme dönemlerinde,düğünlerde,evlenme,ölüm törenleri ile savaşta,avla,totemle,bollukla ve mütlerle ilgili günlerine dansın eşlik ettiğini görmekteyiz.Bazen doğayı evcilleştirme,bazen avına karşın üstün olabilme,bazen de totemin doğa üstü güçlerinden yararlanma diğer amaçları oluşturuyordu.Diğer taraftan ölülere,toteme,bereket ve verimliliğe,gök güçlerine,doğa üstü güçlere tapma da dansın yapılış nedenlerindendir.

    Kimine göre oyun enerji fazlasını atma,kimine göre benzetmece içgüdüsünü doyurmak,kimine göre boşalım gereksinmesidir.Bir kurama göre oyun,genç yaratıkları ilerde yaşamın gerektirdiği ciddi iş ve uğraşlara hazırlamak,yetiştirmek içindir.

    Hayatın devamı için ihtiyaçtan doğan ve sanatın ilk belirtileri olan bu oyunlar(danslar)zamanla edinilen tecrübeler ve deneyler sonucu geliştirilerek sanatın ilk halkalarını oluşturdular.Genelde konu amaç yönünden benzerlik gösteren danslar,hareket ve ifade yönünden çeşitli toplumlarla farklılık gösterir.


    -Eski Mısırlılarda Dans:Mısır’da tek,çift veya grup halinde yapılan dansların dramatik,lirik ve grostek şekillerini din,kültür,taklit,ifade ve savaş temeline dayanan çeşitlerini resimlerden izlemek mümkündür.

    Birçok uygarlıkta görüldüğü gibi,dans eski Mısırlılarda da inanç gereği ibadet amacıyla yapılırdı.Tanrılar için yapılan ayinlerde ,hasat ve bereket için yapılan şenlik ve törenlerde dans değişmez önemli bir gösteri çeşidi idi.Ayrıca eski Mısırlılar ölüm törenlerinde dramatik danslar yaparlardı.Evlenme,erginleme gibi törenlerde Mısırlılarda dansın yaşam bulduğu günlerdi.Ortaçağda Mısır’daki Yahudiler de gelin başına bir mihver geçirir,elinde kılıçla düğün halayının başında dans ederek topluluğa katılırdı.

    -Eski Yunan Uygarlığında Dans:Atina müzesinde bulunan bir su kabının üzerinde onu kazanana sunulmuş olarak “herkesten daha zarif dans edene”cümlesi yazılıdır.Bu belge bize, dansta bir yarışma ve ödüllendirmeyi kanıtlamaktadır.

    Eski Yunan Uygarlığında,vücut eğitiminde dansın önemli yeri vardı.Gençlerin sosyalleşmesi,kişiliğin dengeli gelişimi ve iş veriminin arttırılması,müzik eşliğinde ve eğlence içinde dansla sağlanıyordu.Toplumsal düzen açısından bu önemli işlevleri yerine getirmesi,dansa olan ilgiyi önemli ölçüde arttırmıştır.

    Yazılı belgelerden o zamanın yöneticileri,bilim adamları ve bilge kişilerinin,çok iyi birer dansçı oldukları ve bu etkinliğe önem verdikleri anlaşılmaktadır.Yunanlıların danslarında genellikle insanların ilişkilerini ve iç dünyalarının doğmaca anlatımını görüyoruz.

    -Kuzey Amerika Yerlilerinde Dans:Göksel öğelerle ilgili dansların en önde geleni olan güneş dansı Kuzey Amerika Yerlilerince kutlanan bir danstır.Kuzey Amerika Yerlileri kutsal güreş direği çevresinde işkence edecek kadar kendilerinden geçerek oynamaktadırlar.Bu dansa tüm törene katılanların iştirak ettiği görülür.

    -Türk Kültüründe Dans:Asya’da yaşayan atalarımızı;birlikte yaşamaya önemli ölçüde değer veren ,törenlerine bağlı ve yaratıcı insanlar olarak görüyoruz.Tarihte ilk Türk uygarlıklarından, Şamanların, Hunların , Oğuzların günümüze uzanan belgelerinden dansa büyük bir ilgi duyduklarını ve önem verdiklerini anlıyoruz.Bu nedenle gelenek içinde yer alan törenlerinin en önemli bölümünü halk oyunlarının oluşturduğunu söyleyebiliriz.

    Türklerde danslar;daha çok kılıç-kalkanla,mumlarla,çeşitli kutsal araçlarla yapılırdı.İnanç gereği,uğur getirmesi amacıyla yapılan danslara da rastlamaktayız.Günümüz halkoyunlarının bir çoğunda,eski dansların kalıntılarına rastlanır.Bu dansların zamanla kutsal yönlerinin ortadan kalkarak eğlence amacıyla yapıldığını görüyoruz.

    Metin And’a göre Anadolu’da düğünler,danslar için en önemli vesiledir.Ancak iki türlü dansı birbirinden ayırmak gerekmektedir.Bunlardan birincisine katılanların düğünde halay gibi eğlenmek için oynadıkları danslar,ikincisi kökeni çok eskiye giden,kutsal bir anlam taşıyan ve evlenmeye kutsallık getiren danslardır.şu konuyu da belirtmeliyiz ki çoğu kez,ikinci türe giren danslar da bugün oynayanların daha çok bir katılma sevinci duydukları,eğlence için oynadıkları danslar olup ,eski kutsal anlamlarından sıyrılmışlardır.

    Cumhuriyet döneminde her alanda olduğu gibi,halk oyunları etkinliği de devletin denetim ve gözetimi altına alınmıştır.Bu örgütlü çalışma “Halk Evleri” ile başlamış ve giderek tüm ülkede okul,dernek,kulüpler aracılığıyla sürdürülmüştür.


    -Mukadder AKSOY, Halkdanslarımızın Sahneye aktarımı
    Bu mesaj en son " 02.08.05 " tarihinde saat 05:11 itibariyle finito tarafından düzenlenmiştir... Neden: ifadeler kapatıldı

  10. #10
    siyahgandalf
    Ziyaretçi
    arkadaşlar paylaşımlar için teşekkürler..

    not: mesajınızda noktalama işareti çoksa mesaj yazarken smiley leri kapat seceneğini kullanırsanız daha iyi olur.

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •