• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1
    YeşilÇam adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-05-2005
    Mesajlar
    934
    Karizma Gücü
    0

    Gözkırp Dostluk ve ötesi

    Uzun zamandır kafamı kurcalayan bir şey var... Düşünüyorum da,
    hayatın koşuşturması arasında geçen zaman, biz farkında olmasak da hayatı ve onun gerçeklerini nasıl da öğretiyor bizlere... Hemen her konuda çabuk karar vermenin, aceleci ve kolaycı davranmanın yanlışlığını ve çok konuşup hiç Düşünmemek, tefekkür etmemek yerine çok tefekkür edip az konuşmak, az hüküm vermek gerektiğini anlamamız, farkına varmamız için galiba büyümemiz gerekiyor.Her türlü önyargı, çıkarcılık, olumlu ya da olumsuz abartılmış, samimiyetsiz davranış ve düşüncelerden azâde ilişkilerin bir masalmışçasına anlatılması içimizi kanatsa da bütün bu yok oluşların müsebbibi aslında bizler değil miyiz? Sıradanlaşan herşey yok olmaya mahkûmdur. Kolaya kaçıyor, sıradanlaştırıyor, tüketiyor, yok ediyor ve yok oluyoruz. Önce birey, sonra toplum olarak... Hepimiz,
    birbirimizin kâtiliyiz aslında...Sevginin, inancın, ideâlizmin, arkadaşlığın, dostluğun, ilişkilere sadece yürek koymanın ve bunu asla belli etmeme olgunluğunun yok olduğundan zaman zaman şikayet etsek de günümüzün her tarafa yayılmış dejeneratif ve kolaycı ortamından bu gibi duyguların
    etkilenmemelerini düşünmek ne mümkün?...Kendinizi oluşan bu “tembel ve kolaycı ‘yeni’ ” dünyadan uzak tutmaya çalışsanız da o dünya ister istemez, size de bulaşır. Bilinçli olmasa da kolaycı “fast-food” kültürü, içimize sinsi sinsi girip bizi işgâl eder ve ne yazık ki ülkeler artık insanların
    topraklarına değil beyinlerine ve yüreklerine girilerek işgâl ediliyorlar.
    .......
    İnsanlara çok kolay payeler veriyor ve ardından o kişinin o payeye
    hiç de lâyık olmadığını farkedince de geri alamıyoruz ne yazık ki...
    Çok kolay “arkadaşım” diyoruz mesela... Çok kolay “dostum”
    diyoruz... Çok kolay “sevgili” oluyoruz...Bir insanla tanışır tanışmaz onunla ilgili kafamızda bir figür oluşturuyor, sonra da o insanın o figürle özdeş olduğunu varsayıp öyle davranmasını bekliyoruz. Mesela “doğruluk timsali, güven veren” biri olarak gördüğümüz bir insanın hiç de öyle olmadığını gördüğümüzde hayâl kırıklığına uğruyor, çoğu zaman kalbimizin kırıldığını hissediyoruz. Halbuki o insan zaten bizim onu gördüğümüz
    gibi asla olmamıştır; sadece biz öyle sanmışızdır.Bu, hakkımızda hüküm vermiş insanlarla karşılaştığımızda da hayâlimizi kırabilir zaman zaman... Karşımızdakinin kafasında hakkımızda nasıl bir figür oluşturduğunu bilemediğimiz için ne olursak olalım onun kafasındakiyizdir. Hakkında hiç de olmadığı gibi abartılı, çoğu zaman duygusal ve mantıktan uzak hüküm ya da hükümler vermiş insanlarla birlikte olmak, tonlarca ağırlık taşımaktan daha ağır gelir insana... Hani derler ya, “ne kadar bilirsen bil; sahip
    olduğun bilgi karşındakinin anlayabildiği kadardır.”Yaşanmışlık tecrübesi ile doğru orantılı bu konu hakkında “asıl dost...” deyip herhangi bir hüküm verebilecek yaşta ve bilgelikte olmasam da sadece dostluktan ne anladığımı ifâde etmem gerekirse, dost, karşılaştığımız her konuda tavrımızı kendisinden yana koyabilecek kadar emin olduğumuz, güven duyduğumuz insandır ve böylesine bir güvenin ve dostluğun kolay oluşabileceğini düşünmek, hiç de akılcı olmaz diye düşünüyorum. Zaman, ilişkileri türlü
    imtihanlardan geçirir biz farkında olsak da, olmasak da... ve insanlar, bizim insiyatifimiz dışında, farkında olmadan, ya dostumuz oluverirler, ya da dost olmadıklarını belli ederler... Zaman, herşeyin olduğu kadar bunun da ilacı ve belirleyicisi galiba...

  2. #2
    cylmz35
    Ziyaretçi
    İnsanlara çok kolay payeler veriyor ve ardından o kişinin o payeye
    hiç de lâyık olmadığını farkedince de geri alamıyoruz ne yazık ki...
    Çok kolay “arkadaşım” diyoruz mesela... Çok kolay “dostum”
    diyoruz... Çok kolay “sevgili” oluyoruz...Bir insanla tanışır tanışmaz onunla ilgili kafamızda bir figür oluşturuyor, sonra da o insanın o figürle özdeş olduğunu varsayıp öyle davranmasını bekliyoruz. Mesela “doğruluk timsali, güven veren” biri olarak gördüğümüz bir insanın hiç de öyle olmadığını gördüğümüzde hayâl kırıklığına uğruyor, çoğu zaman kalbimizin kırıldığını hissediyoruz. Halbuki o insan zaten bizim onu gördüğümüz
    gibi asla olmamıştır; sadece biz öyle sanmışızdır.


    Paylaşımın için sağol.. Güzel yazı..

  3. #3
    Honest
    Ziyaretçi
    Eline sağlık...

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •