Bugüne dek öğrendiklerim duygularımla değil
mantığımla hareket etmem gerektiğine inandırdı beni...
Duygu zaaf demekti, aklın ve mantığın geri plana itilmesi demekti..
Bu sebeple şuurumu duygulara kapamalıydım. Duygular içinde bir
ayrım yapmadan tümünü geri plana ittim. Mantığım dışında
şuuruma hakim olacak hiç bir duygu bırakmadım. Duygularımın
mantığımı engellememesi için beşeriyete dair tüm değer yargılarımı
yok etmeye gayret ettim. Ancak bir şeyi hesab edemedim. Sevgi de bir
duygudur. Her duygu gibi sevginin de zaafları vardır. Bu zaaflardan
ise sadece sevilenler istifade eder. Ki bu da hayrın en büyüğüdür.
Çünkü sevmek bir terkiptir. Aşk ile birlikte merhamet, şevkat,
cömertlik, bağışlama gibi duyguları da yüklenir. Fakat mantık o
kadar yücelmiş ki gözümde, ön plana mantık çıkarılacaksa sevgi
de kontrol edilmesi gereken bir duygudur diye düşündüm. Faydalı
ve doğru olan buydu anlayışımca... Yani konuyu bu şekilde anlamıştım...
Zaaflara yer yoktu yaşamımda... Fakat bugün ilk kez yanıldığımı anladım.
Çünkü insanoğlu mantıktan çok sevgiyi seviyor...
İnsanı diğer mahluktan ayıran başlıca özelliği düşünmek ve
sevmesini bilmek... Düşünmeden sadece programı doğrultusunda yaşayan
melekler olduğu kadar düşünen ama duyguları olmayan melekler de var
bildiğim kadarıyla... İnsan ise melek değildir. Üstelik yeryüzünde
yaşam sevgiyle ayakta duruyor, mantıkla değil... Konumuz ise kendi dünyamız,
yani yeryüzü... Yeryüzünde yaratıcılık söz konusu olduğunda sevgi bir ön
koşul diyebiliriz. Sevgiyi göremeyen tam anlamıyla verimsizleşiyor ve hatta
sevilmeden yaşam neredeyse bir yıkım insanoğlu için... Sevilmediğini düşünen
yıkıma uğruyor.. Çünkü varoluşu sevgi kaynaklı... O enerjiyi alamayan
varlığını sürdüremiyor. Hani binanın içinden demiri çekip almak gibi bir şey bu...
Olay hem afaki hem enfüsi açıdan gelişmeli...
Yoksa sevmeyen de sevilmeyen de aynı tepkileri veriyor...
Yani sevgiyi göremeyen de tıpkı sevmesini bilmeyen gibi
başlıyor duygu fırtınaları içinde saçmalamaya... Mantık da
tamamen devre dışı kalıyor, basiret örtülüyor ve kişi körleşiyor...
Uzun lafın özü birim hem sevmeli, hem sevilmeli.. Sevgi bir yaratıcı
enerji ki bu kaynaktan her iki yönden beslenmeyen mahluk yaratılış
amacını kemal halinde ortaya koyamıyor... Hem afaki hem enfüsi olarak
bu enerjiyle beslenmeyen mahluklar insanlık mertebesine tekamül edemiyor,
normal seyrini devam ettiremiyor.. Ancak bu dengeyi kuranlar yeryüzünde
halifeliğe layık görülmüş... Bununla birlikte kim olursa olsun ve ne için
yaratılmış olursa olsun sevilmek isteği vazgeçilmez bir ihtiyaç...
Yani bu enerji yaratılmışlara enfüsi olarak sevmek biçiminde verilir
veya verilmez. Ancak varoluş için sevilmek ön koşul... O kadar ki afaki
olarak bu enerjinin alımı şansa bırakılmamış.. Sanırım analar bunun için var...
Afaki beslenme bu yolla sağlanıyor... Bir mahluk ne kadar sevimsiz olursa
olsun, anası tarafından sevilir. Psikologlar yetiştirme yurtlarındaki
çocukların beslenmeleri mükemmel dahi olsa bedensel gelişimlerini
tamamlayamadıklarını tespit etmişler.. İşte keşfimize güzel bir örnek...
Sevmeden tekamül edemeseniz de yaşarsınız. Ama sevilmeden yaşamak mümkün
değil! Hiç bir varlık bunun dışında değildir. Sevilme ihtiyacı genel,
sevebilme özelliği özel... Peki bendeniz bu gerçeği nasıl mı anladım?
Mantığı ön plana çıkarıp sevgi duygumu kontrol ettiğimde çevremin
verdiği tepkilerden... Ben mantığımı kullanırken onlar mantıklarını
hiç kullanamaz hale geldiler, basiretleri büsbütün örtüldü ve
körleştiler. Tabiri caizse darmadağın oldular, hırçınlaştılar ve
verimsizleştiler... Kuruyor sevgi vermediklerin... ölüyor..
Çiçek gibi soluyorlar... ve anladım ki anlayışımda ve uygulamamda
bir hatam var! Evet, "İnsan sever!.." Ancak bu söze küçük bir ilavem var...
"İnsan sever ve sevilmeyi ister!"
yada başka bir bakış açısıyla;
"İnsan sever... sevdiği sürece yaratıcıdır...
severek halifedir..
ve en sevdiği de sevilmektir!"
veya diğer bir açıdan ele alırsak konuyu:
İnsan olmanın ayrıcalığı sevmesini bilmek olsa bile,
tüm varlığın ortak özelliği ise sevilerek hayat bulmaktır.
İnsan da buna dahildir.
Hayat kitaplardan değil, hayatın içinde OKU'nmalı!
Sevgili arkadaşım akgül e sevgilerimle


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla