Seni sevdigimi söylemiyorum... O duydugun kütürtü baska bir yerden
geliyor, yemin ederim. Seni çok sevdigimi, boynuna atlamamak, seni
doya
doya öpmemek için ayagimi nah su masaya görünmez zincirlerle
bagladigimi
söylemiyorum...
Dizlerimin, dislerimin zangir zangir titredigi, yasamimin tek
anlamina
baktigim, bakarken gözlerime bir seylerin doldugu da yalan, uydurma
hepsi.
Çökmüs karsina; unu, sekeri, Fener'in yedigi golü falan düsünüyorum.
O ben degilim, çig altinda kalan ilik bir Cuma öglesi. Bak
dudaklarima;
var mi herhangi bir sey? Bakma sakin gözlerime, seni kaybetmek
istemiyorum.
Sevismek degil derdim; sarilmak sadece. Evet, sürüp gögsüme
yapistiriciyi,
sadece sarilabilmek doyasiya, bilsem de doyamayacagimi.
Seni sevdigimi söylemek; ömrümü koydugum bir kirmizi, hep siyah gelen
bir
rulet masasinda. Kaybetmek korkusu, damarlarimda dolasan ürkütmeye
kiyamazken.
"Nasilsin, iyi misin? kendine iyi bak"tan baska türlü bir sey sana
söylemek istedigim, söyleyemedigim.
Sen degilsin beni ilk süründüren, sevdalara düsüren, sabahin ilk
isiklarini bekleten.
Yalan; "seni ömrüm boyunca hep sevecegim", "senden sonra kimseyi
sevemem",
"son sevdigimsin" dersem, diyebilirsem...
Belki manavin önündeki kavga da, belki Orhan'in telefonundan sonra
karakolda bitecegini bilsem de; dogru, seni su anda, su kalp
çarpisinda,
su göz kirpisinda, su karin agrisinda ömrümü verecek kadar sevdigim.
Söylediklerimin bedelleri oldu elbet, ama agir olmadi
söyleyemediklerimin
ya da zamaninda söylemediklerimin bedelleri kadar.
Söyleyebildigimde gerçek hislerimi, hep rahatlamistim; bitmisti konu.
Yemek yenmis, karnim doymus, sira hesap ödemeye gelmisti.
Ya kredi kartimla ödedim, ya nakit. Ya gidip bulasiklari yikadim ya
da bir
güzel dayak yedim; ama salinivermis hislerim, doymus bedenimle
ayrildim
hep. Yasam sürmekte, yelkenlerim baska denizlere yol almak için yeni
rüzgarla dolmaktaydi.
Bazen sevgi degil, agir bir küfürdü agzimdan çikan ama hiç olmazsa
çikabilen; bir yanardagdan fiskiran lavlar gibi çevresini kül eden.
Bazen
en agir tokattan daha agir, günes yanigi gibi yakan, acisi sonradan;
ben
baska gündüzlere gittigimde çikan, ardimdan kivrandiran.
Bazen de baska bir toprakta, baska bir safakta; günesleri daha
kirmizi
doguran, aksamlari daha efkarli, yolculuklari daha bir uzun yapan.
Ya söylemediklerimin bedelleri? Korkularin, uygun görülmemisliklerin,
susulmuslugun, susturulmuslugun, razi oluslarin bedelleri? Yasamin
sesi
yerine tercih edilen ölüm sessizligi?
Sözünü esirgemeyenlerin trajik hikayelerini, esaretlerini dinleyerek
yetismistim. Kimse anlatmamisti bana; o esaretin, tutuklu sözlerin -
tutuklu bedenlerden daha agir bir esarette oldugunu.
Simdi dört görünmez duvar arasinda, bilegimden masaya zincirli,
kanatlarim
kirik çok iyi biliyor ve yardimini bekliyorum.
Salivermek istiyorum sözlerimi.
"Bir daha yapmayacagim" diyemiyorum ama; affini bekliyor, tahliyemi
istiyorum.
-Satayim anasini-
Seni seviyorum.
(Oh be!..![]()
alintidir


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla


