Diyalog ve Misyonerlik:
Hıristiyanlar, İslamiyet’in doğuşundan itibaren müslümanlara bir önyargı, kin ile bakmışlar, bunun için de haçlı seferleri adı altında yüzyıllarca seferler yapıp İslam beldelerine saldırmışlardır.
Tarih hıristiyanların acımasız soykırımları ile doludur. Endülüste o kadar çok müslümanı katletmişlerdir ki, bugün o beldelerde o nesilden bir tane müslüman dahi yaşamıyor.
Savaş ve harp ile müslümanları sindiremeyeceğini anlayan hıristiyan alemi, birçok hıristiyanın müslüman olmasının önüne geçemeyince, sinsice yollar aramaya başlamış, fitne ve fesat tohumlarını müslümanların arasına sokma gayretine girmiştir.
Binaenaleyh güç kullanma ve soykırım yöntemleri ile müslüman memleketleri istila edemeyince hıristiyanlar kaleyi içeriden ele geçirme yolunu tatbik etmişler, misyonerlik faaliyetleri için yeni bir kisve bulmak zorunda kalmışlardır. ll. Konsil’in ürünü olan ve Papalıkça yayınlanan “Hıristiyanlarla Müslümanlar Arasında Kurulacak Diyalog İçin Yönlendirmeler” isimli kitap incelendiğinde görülecektir ki maksat hıristiyanlara müslümanlara yeni yaklaşım tarzını öğretmektir.
Hermann Stieglecker’in şu sözleri bunun ispatıdır:
“Şimdiye kadar hıristiyanlar, İslam’a hücum etmek yahut ona karşı kendilerini savunmak için kılıç çektiler. Çoktan beri kılıcı kınına koyduk ve müslümanları, Hıristiyanlığı sevdirmeye yönelmiş bir dini sevdirme gayreti sergiledik; fakat bu kılıcı ve kını imha etmek gerekir ve bizim, Hıristiyanlığı anlatma gayretlerimiz de tamamen gözden geçirilmelidir. Önce Efendimiz (Hz. İsa)’nın bize bıraktığı silah olan sevgiye dönmeliyiz. Müslümanların kalplerine ulaşabilmemiz ancak bununla mümkün olacaktır. Şu halde İslam dininin inançlarını derinlemesine bilmek ve müslümanın dini psikolojisini kavramakla işe başlamak gerekir.”
1710 yılında İngiliz sömürgeler bakanlığının emriyle Mısır, Irak, İran, Hicaz ve hilafet merkezi İstanbul’da casusluk faaliyetlerinde bulunmak ve batı çıkarları adına gizli bilgiler toplamak üzere görevlendirilmiş bir İngiliz ajan misyoneri olan Hampher; “İslam’ı Nasıl Yok Edelim, Bir İngiliz Ajanının Hatıraları” isimli kitabında İslamı nasıl yıkacaklarını, neler yaptıklarını, bu tarihte beş bin olan hıristiyan misyonerlerinin neler yaptığını, kendisinin Osmanlı devletini yıkmak, müslümanları dinden uzaklaştırmak, fitne ve fesat çıkarmak için nasıl çalışmalar yapıp, tohumlar ektiğini hatıratında yazmıştır.
Öyleki nifak hareketlerinin en azılısı olan Vehhabi zihniyeti kurucusu olan Muhammed bin Abdulvehhabı nasıl kandırıp yoldan çıkardıklarını, nasıl onu İslamı yıkmak, müslümanları parçalamak için kullandıklarını açıkça bir bir anlatmaktadır.
Vatikanın, dinlerarası diyaloğu gündeme getirmesinin üç sebebi vardır:
1- Katolik kilisesinin dışa açılmasını, yeni yapılanmalara ayak uydurmasını sağlamak.
2- Hıristiyan kiliseleri arasındaki husumeti gidermek ve yeni bir işbirliği içine girmek.
3- Haçlı seferlerinin ve misyoner faaliyetlerinin hafızalardan silinmeyen kötü izlerini yumuşatmak ve hıristiyanlığı dünya insanına daha sevimli göstermek. Yani diyalog yoluyla misyonerlik...
Binaenaleyh, hıristiyanların, haçlı seferleri ve misyonerlik faaliyetleri denemelerinden sonra, diyalog metodunu gündeme getirmeleri şüphelidir. Yine hıristiyanlık faaliyetlerine devam ettikleri malumdur.
II. Vatikan Konsili’nde ele alınan bazı konular bu şüpheleri haklı çıkarmaktadır.
Matta incilinde ifade edilen ve hıristiyan misyonerliğinin felsefesini oluşturan (28/18-20) “Bütün insanları hıristiyan yapıncaya kadar kilisenin görevinin devam edeceği” görüşü esas alınmıştır.
Misyoner Rahip Samuel Zwemer de:
“Müslümanları vaftiz etmek için boşuna çabalayıp durmayalım... Başka yollar deneyelim. İslam ülkelerinde girişeceğimiz faaliyetlerde onlara, hıristiyan adetlerini, hıristiyan bayramlarını, hırıstiyan kültürünü, hıristiyan ahlakını aşılayalım.” demiştir.
Osmanlı devletinin yıkılmasının sebeplerinden birini oluşturan misyoner çalışmalarının en bariz özelliğini, yine Hampher’den okuyoruz. “Orta halli aileler için yaptığımız okullarda çocuklar eğitmeliyiz. O bölgelerde çok sayıda kilise inşa etmeliyiz. İçki, *****, fuhuşu öyle yoğunlaştırmalıyız ki, genç nesil İslam’dan tamamen yüz çevirsin.”
Gördüğünüz gibi hıristiyanlığın kolayca anlatılabilmesi için önce müslüman gençleri İslam’dan soğutmak, fasit ve batıl fikirleri sokmak, haramları yaptırmakla işe başladılar.
“Müslümanların ırkçı, milliyetçi duyguları kamçılanacak, din alimleri ile halk arasındaki karşılıklı sevgi, saygı, dostane ilişkiler bozulacak (alimlere iftira etmek gibi) kafirlerle cihadın vacip olduğu inancı sarsıntıya uğratılacak.”
“Hazret-i Peygamber’in dinden maksadı sadece İslam dini değildir. Yahudi ve hıristiyan ve diğer dinlerin takipçileri de müslümandır. zihniyetini yerleştirmek...”
Yani küfrü hoş görmek ve göstermek. Küfre kucak açmak. Bu çalışmaların kaynağının nereden geldiğini görüyorsunuz değil mi? Müslümanları küfre teşvik etmek ne büyük nankörlüktür.
“Müslümanları ibadetlerinden alıkoymak, Allah-u Tealanın emir ve nehiyleri konusunda şüphe uyandırmak...”
“İslamı karıştırıcı bir din olarak tanıtmak.”
Şu an öyle yapmadılar mı? Terör dini, geri kalmışlığın kaynağı gibi gösterip İslamdan insanları soğutmak için bütün batılı devletler elbirlik etmiş çalışmıyorlar mı?
“Ailelere nüfuz ederek aile içi ilişkiler, sömürü kültürüne göre düzenlenecek.”
“Müslüman kadınların tesettürden vazgeçmesi için olağanüstü çaba sarfetmek.”
Ve daha nice fitne ve fesat yayıcı mevzular ajan misyonerler tarafından bu kitaptan okunup İslam ülkelerinde tatbik edilmiştir.
Binaenaleyh önce kültür tahribatı yapmışlar, İslam dini hakkında yanlış fikirler yaymışlar, İslamı şiddet dini göstermişler, geri kalmışlığı İslam’la irtibatlandırmışlar, İslam’ı ve Peygamber’ini küçük göstermek, ahlaken her yolu deneyerek çöktürmek istemişlerdir.
Bu hale gelen bir kimseyi daha sonra rahatça hıristiyanlaştırabileceklerinin planlarını kurmaktadırlar.
Direk hıristiyanlaştırmasalar bile kendi dinlerine kayıtsız, ilgisiz hale getirebilecek her yolu denemekteler.
Okulları, dil kurumlarını, yardımlaşma faaliyetlerini kullanıp gizli emellerine alet etmektedirler.
Misyonerler; televizyon, radyo kurup işleterek, yayınevleri kurarak, okullar ve dil kursları açarak, ilim adamlarını kullanarak, halkın felaket ve sıkıntılı anlarında yardım adı altında parayı ve makam-mevkiyi kullanarak, meslek örgütlenmeleriyle ve en mühimi de diyalog yoluyla çalışmaktadırlar.
Bütün bu amaçlarına yıllardır halkı dinden, imandan, vatandan soğutarak ulaştılar. Artık alenen hıristiyanlığı anlatıyorlar ve resmen hıristiyan yapma gayretindeler.
Bilhassa protestan hıristiyan misyonerlerinin çalışmaları ciddi tehlike arzetmektedir. Ortadoks ve katolik hıristiyan misyonerleri de hem halkımız hem vatanımız üzerinde sinsice çalışmaktadırlar. Gizli emellerini tatbik etmektedirler.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

Büyük Türk Tarihi 