• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 4 1234 SonSon
34 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    PaSTaFaRYaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-01-2005
    Mesajlar
    4,323
    Karizma Gücü
    0

    Atatürk'ten Ermeni Sorunu

    Genel Durum ve Görünüş

    ...

    Ermeni Patriği Zaven Efendi de, Mavri Mira Hey’eti ile birlikte çalışıyor. Ermeni hazırlığı da tıpkı Rum hazırlığı gibi ilerliyor. (s. 2)

    ...

    Milli kuruluşlar siyasi amaç ve hedefleri

    ...

    Vilayet-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti’nin kuruluş amacı da (tüzüklerinin 2. maddesi), Doğu illerinde oturan bütün halkın dini ve siyasi haklarının serbestçe kullanılmasını sağlayacak meşru yollara başvurmak, bu illerdeki müslüman halkın tarihi ve milli haklarını gerektiğinde medeniyet dünyası karşısında savunmak, Doğu illerinde yapılan zulüm ve cinayetlerin sebepleri ile bunları işleyenler ve sebep olanlar hakkında tarafsız soruşturma yapılarak suçluların sür’atle cezalandırılmalarını istemek. Yerli halk ile azınlıklar arasındaki anlaşmazlığın giderilmesine ve eskiden olduğu gibi iyi ilişkilerin sağlamlaştırılmasına gayret etmek, savaş durumunun Doğu illerinde yarattığı yıkım ve yoksulluğa, hükümet nezdinde teşebbüslerde bulunarak elden geldiğince çare aramaktan ibaretti. (s. 3)

    İstanbul’daki yönetim merkezinden verilmiş olan bu direktife uygun olarak Erzurum şubesi, Doğu illerinde Türk’ün haklarını korumakla birlikte, Ermeni göçü sırasında görülen kötü davranışlarla halkın hiçbir ilgisi bulunmadığını, Ermeni mallarının Rus istilasına kadar korunduğunu, buna karşılık müslümanlara pek gaddarca davranıldığını; hatta verilen emre aykırı olarak, göçten alıkonan bazı Ermenilerin koruyucularına karşı yaptıkları kötülükleri, güvenilir belgelerle medeniyet dünyasına duyurmaya ve Doğu illerine dikilmiş olan hırs yüklü bakışları hükümsüz bırakacak çalışmalar yapmaya karar veriyor (s. 3)

    ...

    ... Vilayat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti’nin kuruluşuna yol açan asıl sebep ve düşünce, Doğu illerinin Ermenistan’a verilmesi ihtimali oluyor. Bu ihtimalin gerçekleşmesinin de Doğu illeri nüfusunda Ermenilerin çoğunlukta gösterilmesine ve tarihi haklar bakımından onlara öncelik tanınmasına çalışanların, ilmi ve tarihi belgelerle dünya kamuoyunu aldatmayı başarmalarına ve bir de müslüman halkın Ermenileri topluca öldüren barbarlar olduğu iftirasının bir gerçekmiş gibi kabulüne bağlı olduğu düşüncesi ağır basıyor. İşte bundan dolayıdır ki, dernek, aynı gerekçeye dayanarak ve aynı yollardan yürüyerek tarihi ve milli hakları savunmaya çalışıyor. (s. 4)

    ...

    Kışkırtmalar

    Efendiler, Amasya’da görüşmelere başladığımız 20 Ekim günü, alınan bilgilerin özeti şuydu: İstanbul’da, Hürriyet ve İtilaf Partisi, Askeri Nigahban Cemiyeti ve Muhipler Cemiyeti bir blok kurdular. Bu blokla, Ali Kemal ve Sait Molla gibi kimseler, azınlıkları sürekli olarak Kuva-yı Milliye aleyhine kışkırtmaya başladılar. Rum ve Ermeni patrikleri, Kuva-yı Milliye aleyhine İtilaf Devletleri temsilcilerine başvurdular. Ermeni Patriği Zaven Efendi, Neologos gazetesinde yayınladığı bir mektupla, son Milli Mücadele hareketinden dolayı Ermenilerin göç etmekte olduklarını ilan etti. (s. 178)

    ...

    Çürüksulu Mahmut Paşa’nın Demeci

    ...

    Ayan üyelerinden Çürüksulu Mahmut Paşa, “Bosphore” gazetesi yazarlarından birine, siyasi durumumuzla ilgili bir demeç vermişti. Mahmut Paşa’nın o tarihlerde, Barış Hazırlıkları Komisyonu üyesi olduğunu da hatırlarsınız. Paşa’nın 31 Ekim 1919 tarihli Tasvir-i Efkar gazetesinde yayınlanan demecini, 17 gün sonra Sivas’ta okudum. “Ermenilerin aşırı isteklerine hak vermemekle birlikte, sınırlarda bazı düzeltmelerin yapılmasına razı oluruz” ifadesi dikkatimi çekti. Doğu Anadolu’da Ermenistan lehine toprak tavizlerinde bulunulacağına söz verme anlamı taşıyan bu cümlenin, Barış Komisyonu üyesi olan bir devlet adamı tarafından söylenmiş olması, gerçekten üzerinde düşünülmeye ve hayretle karşılanmaya değerdi. Bu sebeple 17 Kasım 1919 tarihinde, Çürüksulu Mahmut Paşa Hazretleri’ne yazmayı yararlı saydığım bir telgrafta, demecindeki işaret ettiğim cümleden dolayı, “Doğu Anadolu halkının pek haklı olarak, son derece üzgün ve kırgın olduğunu belirttikten sonra, Erzurum ve Sivas Kongreleri’nin kararları gereğince, milletin Ermenistan’a bir karış toprak terketmeyeceğini ve hatta, eğer hükümet, böyle acı bir mecburiyete boyun eğerse, milletin kendi haklarını bizzat savunmaya kararlı olduğunu ve bunun bütün dünyaya ilan edilmiş bulunduğunu” yazdım ve bu milli azim ve kararın herkesten önce, Barış Hazırlıkları Komisyonu’nun sayın üyelerince bilinmesi ve ona göre hareket edilmesi gereğini arz ettim. (s. 211)

    ...

    Aldatıcı Söz Vermeler, Ağır İftiralar

    Efendiler, İstanbul’dan gönderilen 19 Şubat 1920 tarihli yazıda, “İngiliz Dışişleri Bakanlığı’ndan İstanbul’daki siyasi temsilciliğine gelen ve siyasi temsilcilik tarafından da resmen hükümete yapılan sözlü tebligatta, padişahlık başkentinin Osmanlı Devleti’nde bırakıldığı bildirilmiş; fakat bununla birlikte, Ermeni katliamının durdurulması ve Yunanlılarla bütün İtilaf Devletleri’nin kuvvetlerine karşı olan tutumumuzun değiştirilmesi istenmiş; aksi takdirde, barış şartlarının değiştirilmesinin muhtemel bulunduğu da ayrıca ifade edilmiştir” denilmekte ve bazı hususlar, özellikle “şikayete yol açacak en küçük olaylara bile meydan bırakılmaması” tavsiye edilmekteydi.

    Efendiler, bu sözlü vaadin arkasındaki anlam ve maksat ne olabilirdi? Yunanlıların, Fransızların ve daha başkalarının işgali altında bulunan vatan topraklarından başka, İstanbul’un da alınması kararlaştırılmıştı. Ancak, ileri sürülen şarta uyulursa, İstanbul’u almaktan vazgeçeriz mi, denilmek isteniyordu? Yoksa, Yunanlıların, Fransızların, İtalyanların işgalleri zaten geçicidir, İtilaf Devletleri, yalnız İstanbul’u alacaktı, fakat teklif ettikleri şarta uyarsak, onu da bırakacaklardır; anlamı mı çıkarılıyordu?

    Veyahut da Efendiler, İtilaf Devletleri Kuva-yı Milliye’nin işgal bölgelerinde, işgal kuvvetlerine karşı kurduğu cepheleri bozdurmaya ve açtığı savaşları, giriştiği hareketleri durdurmaya, İstanbul Hükümeti’nin gücünün yetmeyeceğini çok iyi anladıklarından, Yunanlılar da dahil olmak üzere, İtilaf Devletlerine karşı yapılan saldırının önlenememiş ve aslı olmayan Ermeni katliamına son verilmemiş olduğu bahanesiyle İstanbul’u da mı işgal etmek niyetindeydiler?

    Daha sonraki olaylar, bu son tahminin doğru olduğunu göstermiştir, sanırım. Ne var ki, İstanbul Hükümeti’nin İngiliz temsilciliğinin teklifinden böyle bir anlam çıkarmaya yanaşmamış, aksine ümide kapılmış olduğu görülüyordu.

    Efendiler, yapılmış olan teklifin ne derece yersiz olduğu hususunda bir fikir verebilmek için, biz de o günlerle ilgili bazı durumları hatırlayalım. Şüphe edilmemek gerekirdi ki, Ermeni katliamı konusundaki sözler, gerçeğe uygun değildi. Aksine, güney bölgelerinde, yabancı kuvvetler tarafından silahlandırılan Ermeniler, gördükleri koruyuculuktan cür’et alarak bulundukları yerlerdeki Müslümanlara saldırmakta idiler. İntikam düşüncesiyle her tarafta insafsız bir şekilde öldürme ve yok etme siyaseti gütmekte idiler. Maraş’taki feci olay bu yüzden çıkmıştı. Yabancı kuvvetleri ile birleşen Ermeniler, top ve makineli tüfeklerle Maraş gibi eski bir Müslüman şehrini yerle bir etmişlerdi. Binlerce çaresiz ve suçsuz ana ve çocukları işkenceyle öldürmüşlerdi. Tarihte bir benzeri görülmemiş olan bu vahşeti yapan Ermenilerdi. Müslümanlar yalnız namuslarını ve canlarını korumak için karşı koymuş ve kendilerini savunmuşlardı. Yirmi gün süren Maraş katliamında, Müslümanlarla birlikte şehirde kalan Amerikalıların, bu olay hakkında İstanbul’daki temsilcilerine çektikleri telgraf, bu faciayı yaratanları, yalanlanamayacak bir şekilde ortaya koymakta idi.

    Adana ili içindeki Müslümanlar, tepeden tırnağa kadar silahlandırılmış olan Ermenilerin süngülerinin baskısı altında her dakika öldürülmek tehlikesi ile karşı karşıya bulunuyorlardı. Canlarının ve bağımsızlarının korunmasından başka bir şey istemeyen Müslümanlara karşı uygulanan bu zulüm ve yok etmek politikası, medeni insanlığın dikkatini çekecek ve onları insafa getirecek nitelikte iken, aksinin yapıldığını iddia ederek ondan vazgeçilmesini isteme gibi bir teklif nasıl ciddi olarak kabul edilebilirdi? (s. 260,261)

    ...

    Doğu Cephemizde Ermenilerle Savaş Başlıyor

    ...

    Arzu buyurursanız o günlerin doğu sınırlarımızdaki ciddi işlerine geçelim:

    Yüksek hey’etinizce de bilinmektedir ki, Mondros Ateşkes Anlaşması’ndan beri Ermeniler, gerek Ermenistan içinde, gerek sınıra yakın yerlerde, Türkleri toplu olarak öldürmekten bir an geri durmuyorlardı. 1920 yılının Sonbaharında Ermenilerce yapılan zulümler dayanılmaz bir kerteye geldi ve Ermenistan seferine karar verildik. 9 Haziran 1920 tarihinde, Doğu bölgesinde geçici seferberlik ilan ettik. 15’nci Kolordu Komutanın Kazım Karabekir Paşa’yı Doğu Cephesi Komutanı yaptık. 1920 Haziranında, Ermeniler, Oltu’da kurulan, mahalli Türk yönetimine karşı hareketle, o bölgeyi ele geçirdiler. Dışişleri Bakanılığı’mız tarafından Ermenilere 7 Temmuz 1920’de bir ültimatom verildi. Ermeniler aynı şekilde hareketlerine devam ettiler. Sonunda, seferberlikten üç buçuk dört ay kadar sonra, Ermenilerin Kötek, Bardiz bölgelerinde toplanan kuvvetlerimize taarruzu ile savaşa başlandı.

    Ermeniler, 24 Eylül 1920 sabahı Bardiz cephesinden baskın şeklinde yaptıkları genel bir taarruz ile başarıya ulaştılar. ... Ermeniler geri püskürtülüp girdikleri bölgelerden atıldılar. Ordumuz 28 Eylül sabahı ileri harekete geçti. ...

    Ordu, 29 Eylülde Sarıkamış’a girdi, 30 Eylülde Göle işgal edildi. Fakat bazı sebepler ve düşüncelerle 28 Ekim 1920 tarihine kadar, bir ay, Sarıkamış-Laloğlu hattında kaldı.

    ...

    Efendiler, savaş alanında verilecek emri bekleyen Doğu Ordumuz, 2 Ekim 1920 günü Kars üzerine harekete başladı. Düşman, direnmeksizin Kars’ı terketti. Kars 30 Ekimde tarafımızdan işgal edildi. 7 Kasım tarihinde birliklerimiz, Arpaçay’ına kadar olan bölgeyi ve Gümrü’yü ele geçirdi.

    Ermeniler, 6 Kasımda ateşkes ve barış için müracaat etmişlerdir. Biz de ateşkes anlaşmasının maddelerini, Dışişleri Bakanlığı vasıtasıyla, 8 Kasımda Ermeni ordusuna bildirdik. 26 Kasımda başlayan barış görüşmeleri 2 Ocak’ta son buldu ve 2/3 Ocak gecesi Gümrü Antlaşması imzalandı. (s. 331-333)

    Milli Hükümet’in Yaptığı İlk Antlaşma: Gümrü Antlaşması

    Efendiler, Gümrü Antlaşması, Milli Hükümet’in yaptığı ilk antlaşmadır. Bu antlaşma ile, düşmanlarımızın hayallerinde ta Harşit vadisine kadar uzanan Türk ülkelerini kendisine bağışlamış oldukları Ermenistan, Osmanlı Devleti’nin 1877 seferiyle kaybetmiş olduğu yerleri, bize, Milli Hükümet’e terkederek aradan çıkarılmıştır. Doğudaki durumlarda önemli değişikler olması yüzünden, bu antlaşma yerine, daha sonra yapılan 16 Mart 1921 tarihli Moskova ve 13 Ekim 1921 tarihli Kars Antlaşmaları geçerli olmuştur (s. 333).

    ...

    Türkiye’ye Yapılan Barış Teklifleri Arasında Karşılaştırma

    ...

    Kafkas sınırı:

    Sevres’de: Türk - Ermeni sınırının tayini Amerika Cumhurbaşkanı Wilson’a bırakılmıştır. Wilson, sınır olarak Karadeniz kıyısında Giresun’un doğusundan başlayan, Erzincan’ın batı ve güneyinden, Elmalı, Bitlis ve Van Gölü’nün güneyinden geçen ve birçok noktada Birinci Dünya Savaşı’ndaki Türk - Rus Cephesini izleyen bir hattı göstermiştir.

    Mart 1921 teklifinde: Milletler Cemiyeti bir Ermeni yurdu kurulması için doğu illerinden Ermenistan’a bırakılacak toprakların tespiti için bir komisyon kuracak, Türkiye bu komisyonun kararını kabul edecek.

    Lozan’da: Bu konu ortadan kaldırılmıştır. (s. 508, 509)


    Kaynak:Nutuk

  2. #2
    ANGEL dscvry2001 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-04-2005
    Mesajlar
    4,103
    Karizma Gücü
    8
    Seni can-ı gönülden tebrik ediyorum kardeşim.

    İsterdim ki Dp_serkan gelsin, bu yazıya yorum yapsın. Ama yapamaz. Neden? M.K.Atatürk'e laf atamaz da ondan. Bir diğer açtığı konuda Atatürk'e yalanlar mal etmişti. Bu yazanlara da yorum yapsa da eğlensek. Hem de Nutuk'tan alıntılara.

    Seni bir kez daha tebrik ediyorum Bektaşi80.
    ...


    That's all folks.. C'ya another time.. Who knows.


    :hz ...Sadece senin için... :hz


  3. #3
    oner adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-05-2004
    Mesajlar
    404
    Karizma Gücü
    0
    artık bazıları bunları okuyup susar diye tahmin ediyorum kulaktan dolma değilde nutuktan açıklama geldi... saygılarımı sunuyorum bektaşi
    Vatan Namus




    SADECE BEŞİKTAŞ

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    01-02-2005
    Mesajlar
    743
    Karizma Gücü
    0
    DPserkan karşılık verir ama bekleyin,bir köşe yazısını kopyalamakla meşguldur kendisi mutlaka
    "Varoluşumdaki tek olağanüstülük, dünyaya Türk olarak gelmemdir" Gazi Mustafa Kemal Atatürk

  5. #5
    PaSTaFaRYaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-01-2005
    Mesajlar
    4,323
    Karizma Gücü
    0
    Harbiye Nazırı Fevzi Paşa Hazretleri'ne

    22 Şubat 1920

    ... İngiliz siyasi temsilcisinin talep ettiği hususlar Ermeni kıtaliyle (kırımı, soykırımı) Yunanlılar da dahil olduğu halde İtilaf kuvvetlerine karşı tarafımızdan yapılan harekatın hemen tatilinden ibarettir. Hiçbir yerde Ermeni kıtali (kırımı) yapılmakta değildir. Maraş hadisesinden bahsedilmek murat ediliyorsa, orada Fransız askerleriyle beraber milletimize taarruz eden Ermeniler katledilmiş olmayıp, bilakis Fransız askeri kendilerini terk edip çekildikten sonra İslamlar tarafından himaye ve şefkate mazhar olmuşlardır....
    Urfa'da dahi Fransızların mevcut bütün Ermenileri tüfek ve mitralyözlerle teçhiz ederek İslamlara karşı vaziyet aldırmasından doğan hadisenin bertaraf edilmesi, bizim değil Fransızların elindedir.

    Hakikat olarak arz ederim ki; milletimiz sebepsiz hiçbir yerde hiçbir yabancı unsura mütecaviz değildir....

    Heyeti Temsiliye namına
    Mustafa Kemal

  6. #6
    ANGEL dscvry2001 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-04-2005
    Mesajlar
    4,103
    Karizma Gücü
    8
    Alıntı Bektaşi80 tarafından gönderildi.
    Harbiye Nazırı Fevzi Paşa Hazretleri'ne

    22 Şubat 1920

    ... İngiliz siyasi temsilcisinin talep ettiği hususlar Ermeni kıtaliyle (kırımı, soykırımı) Yunanlılar da dahil olduğu halde İtilaf kuvvetlerine karşı tarafımızdan yapılan harekatın hemen tatilinden ibarettir. Hiçbir yerde Ermeni kıtali (kırımı) yapılmakta değildir. Maraş hadisesinden bahsedilmek murat ediliyorsa, orada Fransız askerleriyle beraber milletimize taarruz eden Ermeniler katledilmiş olmayıp, bilakis Fransız askeri kendilerini terk edip çekildikten sonra İslamlar tarafından himaye ve şefkate mazhar olmuşlardır....
    Urfa'da dahi Fransızların mevcut bütün Ermenileri tüfek ve mitralyözlerle teçhiz ederek İslamlara karşı vaziyet aldırmasından doğan hadisenin bertaraf edilmesi, bizim değil Fransızların elindedir.

    Hakikat olarak arz ederim ki; milletimiz sebepsiz hiçbir yerde hiçbir yabancı unsura mütecaviz değildir....

    Heyeti Temsiliye namına
    Mustafa Kemal
    Bir de utanmadan "Atatürk katiller diye bağırdı" diye konu açıp Ata'mıza yalan sözler yakıştırıyorlar. Buyursunlar, Bektaşi80 kardeşimin mesajı suratlarına tokat gibi çarpıyor işte. Kanıt isteyenler üstteki yazıyı okusunlar.

    Bundan sonra Ata'mıza asılsız iddialar yakıştıracak arkadaşlara karşı çok ağır konuşacağım!

    Ellerine sağlık kardeşim!!!

    ;N :A ;N :A ;N :A ;N :A ;N :A ;N :A

    Ben de dün rastladığım ve çok beğendiğim bir yazı ile katkıda bulunayım:

    "Osmanlı Hükümeti'nin bütün iyi niyetine rağmen,ülkede Ermeni olaylarının giderek yoğunlaşması,savunmasız kalan Türk kadın ve çocuklarına Ermeni saldırılarının artması ve ordunun bir çok cephede savaş halinde bulunması nedeniyle mahalli isyanların topyekün bir ihanete dönüşmemesi için,cephe gerisinin emniyete alınması ihtiyacı doğmuştur. Bu maksatla,24 Nisan 1915'de Ermeni komiteleri kapatılmış ve yöneticilerinden 2345 kişi,"devlet aleyhine faaliyette bulunmak" suçundan tutuklanmıştır.Ermenilerin her yıl "sözde soykırım anma günü" olarak andıkları 24 Nisan,bu tarih olup tehcirle alakalı değildir."

    Komitelerin kapatılması,ele başlarının ve bazı teröristlerin tutuklanması,olayları yatıştıracağına daha da şiddetlendirmiştir.Osmanlı Hükümeti son insani çare olarak; savaş bölgelerindeki halk ile Osmanlı Devleti'ne karşı casusluk ve hıyanetleri görülenlerin,ayrı ayrı veya birlikte savaş alanlarından uzak yerlere "sevk ve iskanı" için 27 Mayıs 1915'de "tehcir kanunu"nu çıkarmıştır.Göçe tabi tutulanlar,imparatorluk sınırları içinde Ordu-Kastamonu,Ankara-Niğde,Malatya-Maraş,Diyarbakır-Urfa-Adana ve Suriye-Irak bölgelerine gönderilmiş olup,1916 Ekim sonuna kadar toplam 702.900 kişinin göç ettirildiği belgeleriyle sabittir.

    1914 yılı resmi verilerine göre Osmanlı Devleti'nde 1.234.671 Ermeni nüfusu bulunmaktadır.

    Bu sayı Ermeni Patrikhanesi’ne göre 2.5 milyon,
    Lozan konferansı Ermeni heyetine göre 2.2 milyon,
    Fransız sari Kitabı’na göre 1.5 milyon,
    Britannica'ya göre 1.5 milyon,
    İngiliz yıllığına göre 1 milyon olarak belirtilmektedir.

    Buna göre en fazla 700.000 kişinin göçe tabi tutulduğu bir yer değiştirme olayında,Ermenilerin iddia ettiği gibi 2-3 milyon kişinin öldürülmesi mümkün değildir.Çünkü,zaten Osmanlı devleti içinde 1.230.000 civarında Ermeni bulunmaktadır.Bunun da ötesinde eğer Osmanlı devleti Ermeni tebaasından kurtulmak isteseydi,bunu asimilasyon yoluyla halledebilirdi.Oysa açıklandığı üzere Ermeniler,imparatorluk içerisinde Türklerden bile rahat bir yaşam sürdürmüşlerdir.0 halde sözde Ermeni soykırım iddiası tamamen uydurma olup,hiç bir belge ve kanıta dayanmayan,hukuki zeminden yoksun olan ve Türk düşmanlığı üzerine bina edilen,gerçek dışı,bir hayal ürünüdür.

    Asoghik ve Mateos'dan Voltaire,Lamartine,Claide Farrere,Pierre Loti,Nogueres,Ilone Caetani,Philip Mashall Brown,Michelet,Sir Charles Wilson,Politis,Arnold,Bronsart, Roux,Grousset,Edgar Granville, Garnier,Toynbee,Price,Bombaci'ya kadar uzanan ve bazılarına hiç de Türk dostu damgası vurulmayacak pek çok tarihçi ve yazar Türklerin bu konudaki hakkini teslim etmişlerdir.Nitekim ABD'li Ermeni profesör Hovannisian,1982 yılında Münih'te yapılmış olan "Dünya Ermenilerinin Problemleri Kongresi’nde bu gerçeği,"Ermeni soykırımı ispatlanamamıştır.Soykırım hukuken geçersizdir ve zaten zaman aşımına da uğramıştır" seklinde dile getirmiştir.

    Ayrıca,1998 Haziran ayı içerisinde İngiliz Hükümeti,lordlar kamarasında Ermeni soykırımına ilişkin sorulara maruz kalmış ve bunlara yazılı olarak,"Türk Hükümeti'nin Ermeni tebasını yok etmeye dair bir kararının mevcudiyetine ilişkin bir kanıt bulunamadığından,İngiliz Hükümeti,1915 olaylarını soykırım olarak tanımamıştır" yanıtını vermiştir.ABD'li Prof.Bernard Lewis ve Prof.Stanford Shaw da,sözde Ermeni soykırımının gerçek olmadığı konusundaki tezleri nedeniyle,Ermenilerin yoğun tepkisine maruz kalmıştır.Soykırım iddiasına Bernard Lewis,1993 yılında "Le Monde" gazetesinde yayımlanan makalesinde söyle değinmiştir: "Osmanlı Hükümeti'nin Ermeni ulusuna karşı kitlesel imhayı öngören bir planı olduğunu gösteren geçerli kanıt yoktur.Türklerin "tehcire" (Ermeni halkın savaş alanından alınarak başka yerlere gönderilmesi) başvurmalarının meşru nedenleri vardır.Çünkü Ermeniler,Osmanlı topraklarını işgal eden Rusya ile ittifak halinde Türklere karsı çarpışıyorlardı".Yine Dr.Karakin Pastirmaciyan'ın "Anadolu'yu şarki şimendifer meselesi" adli kitabında,Erzurum çevresinde yasayan 15.000 civarındaki Ermeninim kendi isteğiyle Türkiye'yi terk ettiği,Ermenilere Türkler tarafından baskı yapılmadığı ve soykırım gibi bir muamelenin olmadığı yer almaktadır.
    "

    Muhammet KEMALOĞLU (Araştırmacı, tarihçi) - http://www.azatyurt.com/manset2.htm
    ...


    That's all folks.. C'ya another time.. Who knows.


    :hz ...Sadece senin için... :hz


  7. #7
    AlpeR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-07-2004
    Mesajlar
    8,269
    Karizma Gücü
    9
    tebrikler bektaşi, kaynak böyle olur...

    Beni övme sözlerini bırakınız. Gelecek için neler yapacağız, onları söyleyiniz !
    MUSTAFA KEMAL



  8. #8
    PaSTaFaRYaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-01-2005
    Mesajlar
    4,323
    Karizma Gücü
    0

    3 Temmuz 1920 Meclis Gizli Oturum Konuşması

    3 Temmuz 1920 Meclis Gizli Oturum Konuşması...
    Efendim, Sovyet Cumhuriyeti ile öteden beri takip ettiğimiz temasın neticesini arzedeceğim:...

    Malumaliniz Rusya Bolşevik II. Ordusu Bakü'ye gelmişti ve Azerbaycanlılar bunları iyi karşıladılar. Ermeni ve Gürcistan hududuna temas ettiler. Biz bir an evvel Bolşevik Ruslariyle teması çabuklaştırmak lüzumunu hissettik. Fakat ondan çok evvel, yani daha Erzurum'da bulunduğumuz sıralarda bu hususla iştigal edilmişti ve suret-i mahsusada bazı arkadaşlarımızı memuren göndermiştik. Fakat aylar geçti, gönderdiğimiz heyetten maddi bir cevap almaya imkan bulamadık.

    Binaenaleyh ikinci defa olmak üzere ve Bolşevik kuvvetleri Ermenilerle temas etmiş bir haldeyken Bolşevik Cumhuriyeti'nin bize yapacağı yardım ve diğer konulara dair olan vaziyetini anlamak lazım geliyordu. Yine bir heyet gönderdik. Gönderdiğimiz bu heyetin eline de benim imzam ile bir mektup verilmiştir. Bu mektup özet olarak şu noktaları ihtiva ediyordu:

    Bir defa, onların gayesini biz nasıl görüyoruz? Bunu anlattık. Emperyalist hükümetler aleyhine harekat ve onların tahakküm ve esareti altında bulunan insanların kurtarılması ve bu nokta-i nazardan Bolşevik Ruslariyle ortak harekatı kabul ederiz. Ve yine demiştik ki: Birleşebilmemiz için siz Gürcistan'ı kuvvetle uyararak tarafsız bırakırsınız ve bizim Ermenilere karşı hareket etmemiz lazım ise, sizin mesainize iştirak etmek ve Ermenilere karşı bu hareketi yapmak ve bundan sonra da yapacağınız bütün harekatta size yardım edeceğiz. Maksadımız, vatanımızda müstakil olarak yaşamaktır; her şeyden evvel gayemiz budur.
    ...
    ... Bizim kabul etmiş olduğumuz prensipler nazar-ı tetkikten geçirilecek olursa Rus Sovyet Cumhuriyeti bazı şeyleri tabii buluyor. Mesela, Ermenistan'daki insanların kendi mukadderatını kendi reyleriyle tayin ve tespit etmeleri. Erivan Cumhuriyeti'ni tesis ve teşkil eden Ermenilerin müstakil olmalarını ve bu hususta arzuları her ne ise zaten kabul etmişizdir....

    Suret-i umumiyede prensip şudur ki: Hudud-i milli olarak çizdiğimiz daire dahilinde yaşayan ve çeşitli İslam unsurlar yekdiğerine karşı ırki, muhiti, ahlaki bütün hukukuna riayetkar öz kardeşlerdir.
    ...
    ... Bolşeviklere Azerbaycan'da muhalifler vardı. Onlar bir karşıt hareket yaptılar. Azerbaycan'da bizim kendi arkadaşlarımız vardı. O arkadaşlarımıza İngilizler dediler ki:
    "Bolşeviklerle muharebe ediniz. Türkiye bizimle anlaştı."
    Orada bulunan arkadaşlarımız da ellerindeki kuvveti çarptırdılar ve tabii mağlup oldular. Mağlup olduktan sonra biz de işittik. Haber gönderdik, filan ettik.
    Halbuki Bolşeviklerle bu muharebe başlayınca ahali-i İslamiyenin katline başlanıldı. Ermeniler bundan istifade etti ve hudutlarda bulunan ahali-i İslamiye de bundan istifade etti ve Olti taraflarında taarruza geçtiler. Fakat birkaç günden beri bu yanlışlığın bir dereceye kadar düzeltildiğini görüyoruz.

    ...
    Aynı zamanda Ermeni Cumhuriyeti ile münasebat-ı siyasiyeye giriştik. Kendilerinin bu taarruzlarını protesto ettik ve biz, hakikati söyledik. Onlar kabul etmediler.
    ...
    Eskişehir'de imalathanede Ermeni olduğundan bahsedildi. Bunları mutlaka atmak taraftarıyız. Fakat, Rum, Ermenileri atmakla bütün makineler duruyor. Böyle bir zaruret yüzünden onları değiştirmek mümkün olamıyor.
    ... Biz, Ermenilerle ve Bolşeviklerle anlaşmadan, Ermenilerin tecavüzünden, Erzurum'u filanın istila etmesinden korkuyoruz. Şark hududumuz tamamen emniyet altında görüldükten sonra orda bulunan kuvvetin heyet-i umumiyesine inşallah ihtiyaç kalmaz. Fakat ihtiyaç kalırsa istenilen yere sevkolunur. Nitekim, bazı yerlerden Ermeniler tecavüz ettiler, müdafaa yapıldı ve atıldı. İhtimal, Şarkı kurtarmaya çalışırken Garpten de yeni bir darbeye uğrarız.

    Başta İngilizler olmak üzere sulh şartlarını bize tatbik etmek için Yunan ordusunu icra vasıtası olarak sevkediyorlar ve kullanıyorlar. Fakat, asıl taarruzu yapan İstanbul'daki Ferit Paşa ve hükümetidir.

  9. #9
    Hazar adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-06-2005
    Mesajlar
    18
    Karizma Gücü
    0
    Belge dediğiniz böyle olur. Hatırlattığınız için teşekkürler.
    "Ne mutlu Türk'üm diyene!!!"

    M.K.ATATÜRK

  10. #10
    PaSTaFaRYaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-01-2005
    Mesajlar
    4,323
    Karizma Gücü
    0

    01 Mart 1922 Meclis Üçüncü Yasama Yılını Açış Konuşması

    01 Mart 1922 Meclis Üçüncü Yasama Yılını Açış Konuşması

    ...
    Efendiler,
    Bu yıl dış ilişkilerimiz sonuçlarına göre, bizce hayırlı birçok güzel olayla doludur.
    ...

    Rus Şuralar Cumhuriyetiyle mevcut ilişkilerimiz ve iyi bağlarımız bu geçirdiğimiz yıl içinde, kusursuz bir şekilde gelişmeye devam etmiştir. (Alkışlar) 16 Martta Moskova'da bir dostluk anlaşması imzaladık. ...

    Türkiye-Rusya anlaşması, Rusya'nın müttefiki olan diğer devletlerle yaptığımız mutlu antlaşmaların birincisidir.

    Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan, Sovyet Cumhuriyetleriyle Moskova antlaşmasının esasları içinde, Kars'ta 13 Ekim tarihli antlaşmayı imzaladık.

    Bu antlaşma, Doğuda hukuki bir biçim alan fiili durumumuza Sevr Antlaşmasının uygulanamaz olduğunu gösteren bir olaydır. (Şiddetli alkışlar)

    Ermeni sorunu denilen ve Ermeni milletinin gerçek olmayan isteklerinden çok, dünya kapitalistlerinin ekonomik yararlarına göre çözülmek istenilen sorun, Kars antlaşması ile, en doğru şekilde çözüme ulaştırılmış oldu. (Alkışlar) Yüzyıllardan beri dostluk içinde yaşayan iki çalışkan halkın iyi ilişkileri memnuniyetle yeniden kuruldu.
    ...
    Kars Antlaşması hükümlerine göre, antlaşmayı yapan taraflar arasında ticari ve ekonomik ilişkilerin kurulması ve bir konsolosluk antlaşmasının imzalanması için, Tiflis'e bir kurul gönderdik. Bu kurul halen Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan cumhuriyetlerinin delegeleri ile görüşme yapmaktadır. Tarafların yararına uygun kararlar kabul edilerek, görüşmelerin yakında iyi bir şekilde sona ereceğini ümit etmekteyim.
    ...

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Ermeni sorunu (2): Belgeler
    2005 Konuları bölümünde KaOs__64 tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 28.04.05, 08:51
  2. Ermeni sorunu
    2005 Konuları bölümünde warning tarafından açılmış
    Yanıt: 10
    Son Mesaj: 19.04.05, 20:58

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •