Ermeni tezini savunma ve milli haysiyet
İptal edilen Ermeni Konferansı'nın düzenleyicilerinden birisi (prof.muş) "Biz amacımıza ulaştık" demiş. Demek ki amaç konferans değil, psikolojik operasyonmuş. Biz de böyle söylüyorduk. Bu arada konferansın amacına karşı olanların büyük bir kısmı yanlış bir demokrasi algılaması ve kompleksi içinde, "herşeye rağmen yapılsaydı" görüşünü ileri sürüyorlar. Bir düğün salonunda yapılsaydı da görseydik. Ancak bir üniversitede asla. Ancak, bir düğün salonunda yapılsa dahi şu noktayı aklımızdan çıkarmamalıyız;
Demokrasi başkalarının görüşlerine ve eylemlerine saygı duymayı gerektirir muhakkak. Ancak tecavüze uğrayan bir insan saldırgana saygı duymaz ve pna gereken cevabı vermek durumunda bulunur. Ben kişisel olarak kendimi Türkiye'nin ve Türk milletinin milli varlık ve menfaatlerine karşı saldırgan ve işbirlikçi bir tavır içinde hiç kimsenin ve bu arada Ermenicilerin görüşlerine en ufak bir şekilde saygı duymak zorunda hissetmiyorum.
Nasıl İstiklal Savaşı sırasında düşman ile işbirliği yapan 150'liklere, temsil ettikleri görüşlere/eylemlere saygı duymuyor, onları milli bir tiksinti ile anıyor isem çağdaş Ermenicileri de aynı milli tiksinti ve aşağılama ile anıyorum. Çünkü biliyorum ki, bugün Boğaziçi Üniversitesi'nde bir araya gelmeyi hedefleyen zevat, modern Ali Kemal'lerdir. Hatta 150'likler işgal altında bir ülkenin insanları oldukları için mazur görülmeseler bile ihanetleri "kendi içinde anlaşılır". Oysa çağdaş 15^0'liklerlerin beyinleri, vicdanları ve cüzdanları işgal altında olduğu için onlar insani olarak daha aşağı bir seviyeyi temsil ediyorlar.
Benim milli olaylar karşısında duruş ile ilgili bir ölçütüm var. Bir insanı değerlerdirirken kendi kendime sorarım; "Bu adam 15 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal ile birlikte Bandırma vapurunda biner miydi? Binmez ise, a) bir süre olayların gelişmesini izler ona göre mi tavır alırdı? Ve b) İstanbul'daki işgal komutanlığına gidip hizmet mi sunardı ?" Bu soru, meseleleri anlamak için çok aydınlatıcı olabilir. Mesela kendi kendinize sorun; "Son kırk seneden bu yana Türkiye'yi yönetenlerin yüzde kaçı Atatürk ile birlikte Bandırma vapuruna binerdi yüzde kaçı durumu idare eder ne kadarı İngiliz işgal komutanlığına hizmet sunardı?"
Eğer Bandırma vapuruna bineceklerin oranı diğerlerinden fazla olsaydı, Türkiye bu durumda olur muydu? Ve Ermeni Kongresi düzenleyicilerinin nerede bulunacağı çok açık bir şekilde ortaya çıkmıyor mu? Peki bunların ileri sürdükleri görüşler, demokratik hukuk devleti içinde ne ölçüde bir hukuki korumaya sahiptir? Ermenici etki ajanlarının görüşleri ne ölçüde "bilimsel tartışma" konusu yapılıp, saygı ile dinlenmelidir?
Etki ajanlarının amacı Türkiye'de gündem yaratıp, bu gündem üzerinden kendilerine yer yapmak ve zihinlere sızmaktır. Böylece "normalleşmek", "muhattap haline gelmek" ve uzun vadede fikirlerini AB ve ABD baskısı ile Kıbrıs-Annan Planı sürecinde olduğu gibi kabul ettirmek istemektedirleri. Bu oyuna düşülmemelidir. Ermenicilerin gerçek niteliiği ortaya konulmalı ve onlara öyle davranılmalıdır. Bu davranış aşağılama, küçük görme, görmezlikten gelme, küçümseme, tiksinti ve gerekir ise en ağır şekilde milii zeminde hakaret etme olmalıdır. Esasen, Türk hukuk sistemi bu davranış bütününü emretmektedir.
Yargıtay, 4. Hukuk Dairesi, e.92-12361 ve 15373 nolu kararı ile bu konuda ortaya bir hukuk şaheserikoymuştur. Hüküm şöyle demektedir; "Anayasa'nın 176. maddesi uyarınca onun başlangıç kısmı da metne dahildir. Başlangıç bölümünün 7. fıkrası gereğince Türklüğün manevi değerine ve ulusal çıkarlarına aykırı hiçbir düşünce koruma göremez. Son fıkrayla değerler ve çıkarlar, Türk milleti tarafından, Türk evladının vatan ve millet sevgisine emanet olunmuştur."
Ümit ÖZDAĞ - Akşam Gazetesi - 1 Haziran 2005
- - - - - - - -
tepkinin dozu ve şekli tartışılabilir ama bence de konunun özeti budur. yazarın görüşlerine aynen katılıyorum.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla


That's all folks.. C'ya another time.. Who knows.

