Arım Balım Çiçeğim..
Fırtına inmeden önce dağ başından dere boyunca yürüyen çıplak ayaklarımın dibine, içimi ürpertir uzaklardan esen ılık rüzgar… ürperse de içim rüzgarın tenime dokunuşunda hep seni buldum nedense….. yağmurun tenimden soğuk bir dokunuşla akışı gibi. Şu sesini duyduğum derenin akan suyu o fırtınadan kopup gelir dağ başından, şu gönlümdeki sevdanın o kocaman yüreğinden gelişi gibi..
Ben arı olsaydım, bal toplayan işçi arı…. Doğruca sana, bal bulduğum, balını istediğim tek çiçeğe, gözümü diğer çiçeklere kör eder hiç solmayan, solmayacak, balı hiç bitmeyecek dediğim çiçeğime giderdim, balı azalsa da olmasa da beklerdim mis kokulu yaprağında çiçeğimi, seni…. Aç kalsam da, yenik de düşsem fırtınalara, üşüsem de beklerdim, belki ölürdüm ama sadece seni, çiçeğimi beklerdim…
Şu ayaklarımın bastığı yerlerde kaç çiçek boynunu bükecek, kaç tanesi tekrar başını güneşe kaldırabilecek yada kaç çiçek bir daha güneşi görmemek üzere topraktan kopup gidecek?.. çiçeğin hangi rengi arının balını verebilecek, hangi arı yaprağında bal için can verecek?... sen sevmeyeceksen, açmayacaksa çiçeğin, solacaksan, vermeyeceksen bir damla bal.. illa da.. Ben çiçeğe muhtaç arı misali sana muhtaç, sana;
Aşığım!!
2005/İZMİR


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla



