Islam
avşar 07 tarafından 09:08, 14-12-2007 tarihinde yazıldı.
avşar 07 tarafından 08-05-2008-13:59 tarihinde düzenlendi.
avşar 07 tarafından 08-05-2008-13:59 tarihinde düzenlendi.
“İSLAM’IN BEŞ ŞARTI” DİYE EMR-İ İLAHİ YOKTUR!
Böyle bir emri ilâhi var mı. Bulamadın.. Bulamazsın.. İnsaf et de, “ibadet ve taata teşvik ediyorum” nefsinin zevki ve zannı ile, HZ. ALLAH’ın ittika sahibi, müttaki, mü’min kullarına samimi inançlarından, ihsan eylediği mükâfat-ı ilâhiyeyi, seni dinleyen kulun aczini fırsat bilerek, imanın kemalatının ödülü olan, ehline malum ibadet ve taatın manevi kazancının hazzını ve değerini hiçe sayarak, gerçeklerden habersiz, rahmet-i ilâhiyyeden habersiz, HZ ALLAH’ın varlığından, varlığı ile zuhur eden güzelliklerden yeterli malumatı olmayan, yalnızca ALLAH’ın varlığını kabul etmiş, ilahi bildiriye göre kul ölçüsü “Müslüman” olduğu ind-i ilâhide kabul edilen kul!...
İman yönünde henüz yeterli bilgiye sahip olamayan beni Adem’in samimiyetle icra eylediği icraatının sonsuz rahmet deryasına girmesine vesile olduğu gibi müttaki kullarına emr-i ilâhidir de; namaz, ramazan orucu, hac etmek emr-i ilâhiye göre zekatı vermenin kulun kulluk borcu, tertib-i ilâhiye, içtihadi zamana uyumlu yaşayan ittika sahibi kulların iman, samimiyet ve ihlaslarının İslâm’ın şartı değil, HZ. ALLAH’ın kuluna ihsan eylediği mümin kuluna elzem rahmet meyveleridir!..
Nefsi ölçüler ile ölçülemeyen ma‘nâ, mütteki kullarına ihsan edilen emr-i ilâhileri ayrı ayrı her birisinin rahmet deryasından sadık kul nasibini almak için vesile giriş kapıları olarak ihsan edildiğini nereden bilecek!?..
Mana yoksunu bilge(!) kişinin teşvik zannı ile saptırdığı rahmet suyunu mecrasının varacağı yeri bilen var mı?
Yeryüzünde, Hazret-i ALLAH’a inanan kullarını ahir zaman ümmeti ve dolayısı ile Hazret-i Muhammed’e düşman eylemedik mi?
Gene “teşvik ediyorum” yersiz zevkin hazzı ile ahir zaman ümmeti ümmet-i Muhammedi diğer ümmetlere düşman eylemedik mi?!.
“İlim” diye verdiğin, -şartlara uymayanlara yukarıdada belirttiğim gibi “gavur, kafir, gayr-i müslim” diye diye geldik bugüne!.
Emr-i ilâhiye ve zamanın icap eden ahvaline uyum sağlayamayan, emr-i ilâhiye de ters düşen bu tabloyu gücün varsa hemen düzelt!. Zira huzur-u ilâhide HZ. ALLAH’a hesap veremiyeceğin gibi kullarındanda kaçacak yer bulamayacaksın!.
Bugün halâ bu asra uymayan ilminin üzerinde israr ediyor isen işin ALLAH’a kalmış!. Lutfen, merhamet et hemcinsine, dolayısı ile nefsine!. Şahit mi gerekli? Kafir icadı diye evine koymadığın televizyon ve gazete günlük yayınlara kafanın içini ve dışını iyi çevir de bak: Haklı olduğun melanette yok değil; kaçma, onsuz dünya bulamazsın, şeytanını Müslüman etmeye çalış!.
PEYGAMBERİMİZ EFENDİMİZE SORDULAR: “SENİN DE ŞEYTANIN VAR MI, YA RESULLULLAH? BUYURDULAR Kİ: BENİM DE ŞEYTANIM VAR, AMA BEN ŞEYTANIMI MÜSLÜMAN ETTİM.”
Şeytan Müslüman olamayacağına binaen sen bu rumuzu iyi anla da ihtiyarının dışında zuhur eden şerleri ihsan edilen ihtiyarınla hayra tebdil etmeye çalış!
Kurtuluş kaçmakta değil!
Kişinin zararına olan zuhuratı güzelleştirerek hayra vesile kıl!.
Teknolojisiz, fiziki zuhuratsız yeryüzü sakın düşünmeyesin. Tertib-i ilâhi olan düzene günah-ı kebaire dışında güzelliklere uyum sağlamaya çalış.
Aksine kalkışır isen şu koca dünyada barınacak yer de bulamazsın!.
Dünyada kulun yaşantısı ne hale geldi, şahide ve izaha gerek var mı?!.
Çarpık düşüncelerin ve geçersiz icraatında israr etme. Hemcinsine acımıyor isen nefsine insaf et!
HZ. KU’RAN-I AZİMÜ’Ş-ŞAN’ı lutfen anlayarak oku!.
“Kendisinde hiçbir şekilde şüphe olmayan o kitap müttakiler için bir hidayet kaynağı ve yol göstericidir.”
(Bakara Suresi, 2)
“Müttakiler ki, gayba inanırlar, namaz kılarlar kendilerine verdiğimiz mallardan muhtaçlara yardım ederler.”
(Bakara Suresi, 3)
“Yine onlar sana indirilenlere ve senden önce indirilen kitab ve peygamberlere ve ahiret gününe iman ederler.”
(Bakara Suresi, 4)
“Onlar Rabbilerinden bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa ermişler ancak onlardır.”
(Bakara Suresi, 5)
İşte Hazret-i Kur’an’ın baş sahifesinde Cenab-ı Hakk’ın buyruğunun anlamını, belki bildiği halde, ben biliyorum taşkınlığının hazzı olsa gerek,teşvik kasdı ile, iman kalbine yerleşmemiş; yalnız, İslam’ı kabul etmiş kişiye “İslam’ın şartı” diye, ittika sahibi, müttaki kullarının emr-i ilahiye uygun ibadet ve taatlarını, henüz ALLAHın varlığını yeni kabul etmiş ademe, Hazret-i ALLAH’ın emrine sadakatle uymasını, imanın şartlarını, hele kelime-i şehadet ki imanın zirvesini nasıl yakıştırıp henüz iman kalbine yerleşmedi buyurulan beni ademi imanın zirvesi ile yükümlü kılıyorsun ?
İşte senin İslam’a uygun göremediğin Hazret-i ALLAHın Müslüman buyurduğu toplumların tepkisini milletce kaldıramaz hale geldik.. Lutfen bundan sonra dikkat edelim olmazmı?
“BEDEVİLER: İNANDIK, DEDİLER. DE Kİ: SİZ İMAN ETMEDİNİZ, AMMA İSLÂM OLDUK, DEYİN. HENÜZ İMAN KALPLERİNİZE YERLEŞMEDİ. EĞER ALLAH’A VE ELÇİSİNE İTAAT EDERSENİZ ALLAH İŞLERİNİZDEN HİÇBİR ŞEYİ EKSİLTMEZ. ÇÜNKÜ ALLAH ÇOK BAĞIŞLAYAN, ÇOK ESİRGEYENDİR”
(Hucurat Suresi, 14)
Hazret-i ALLAH’ın bildirdiği ahir zaman PEYGAMBERİ HZ. MUHAMMET MUSTAFA (S.T.A.V.) Efendimizin tebliğ eylediği gibi İslam’ı izah edelim lutfen!.. Sakın ha! Bu yazdığım gerçeklerden vatan kurtaran kahramanları tan ediyor zannetme. Maalesef, bu yönlü düşüncelere yersiz ilmin, çarpık tedrisatınla bu yönlü yanlışlığa sen çok müsaitsin!.. O acıyı, milletçe perişan olduğumuz günleri yaşamadın ise yaşıyanlara sor ve öğren. Gene tatmin olmadınsa o günleri anlayarak araştır ve oku. Varsa, elini vicdanına koy, insafla düşün!..
“SEHER ZEVKİN NE BİLSİN, PÜSTECANİ MÜSTERİ KALPLER,
FÜYÜZAT-I SABAHI HASTA-YI HİCRAN OLANDAN SOR!.”
Sabahın feyzini nereden bilecek güneşin doğuşunu dahi hayatında göremeyenler!?. Iztırapla gecesini geçiren sabahın fecri ile ferahlık bulan, hicran çeken hastadan sor sabahın feyzini!.
Hazret-i ALLAH bu vatanın kurtuluşunda emeği geçenlerden razı olsun!... Ahirete irtihal edenlerin makamlarını cennet eylesin amin!.. Hazret-i ALLAH’ın, vatanın kurtulması, hurafa ve bidatların Din-i İslam’a tasallutunun temizlenmesi, çok geri kalmış milletimizi muasır milletler seviyesine çıkarması için vazifelenmiş, gaye sahiblerini tanı. Her sahada ilerlemiş milletlere bugün “biz de varız” diyebiliyor isek o kahramanların eserleri olduğunu gör ve bil. Nankör olma!...
Her ne kılmışsa adâlettir, Cenâb-ı Kibriyâ;
Her kazâya, her belâya kıl rızâ, ALLAH kerîm.
Mustafa Kemal Atatürk’e “kafirdi” demekle gayretullaha dokunduğunun farkında mısın?! Değil isen bir gün gelir Rabbımın lutfu ile hayrını şerrini bilirsin, inşallah. Vatanın kahraman evladı. İlahi vazifeli. Büyük insan… ALLAH’ını bilen, gerçek müslümandı. Islaha vazifeli idi; şahidim.
Senin bu tavrını fazla garipsiyemiyorum. Çünkü sen dünyadaki bütün ALLAH’a inanan insanlara çarpık bilginle “gayr-i müslim, kafir, gavur” dedin. Hala diyorsun. Neye istinaden söylüyorsun? Ölçün ilahi değil… Bilgisiz nefsinin eseri!... Hucurat Suresi ondördüncü ayetindeki ALLAH bildirisine ters düşüyorsun. Bunları anlatmaya çalışacağım. Dinle!... Hazret-i Kur’an’a hayran, Peygamber Efendimizin tebliğ ettiği emr-i ilahilere hürmetkardı Mustafa Kemal Atatürk. Yeri geldikce muteber kaynaklardan aktarmaya çalışacağım..
Cümle kullarını rahmeti ile yaratan, rahmeti ile ihya olmanın sebeplerini na-mütenahi halkedip, kullarının imanlarının rahmeti ile bezediği, dışta görülen, samimi zuhuru ile başta benî Adem ve cümle yaratılanlara merhamet, kardeşlik, hoşgörü Hazret-i ALLAH’a yakınlığı mü’min kulunun dünya hayatında bariz görürsün.
Görülüyor ise, Yaratıcını düşünebiliyor ve hissedebiliyor isen, kanun-u ilahiyeye göre “müslümansın! Mü’min ve muttaki ve insan olmaya namzetsin”
“Lâ ilahe illallah” diyen kişi hiç bir şarta tabi olmadan emr-i ilahiyeye göre “müslümandır” kardeşindir!.
Hazret-i ALLAH’ın bildirisi, Peygamberimiz Efendimizin tebliği budur!... Lutfen, bu gerçeği öğren. Bilemiyorsan bir bilenden sor!...
1) İslâmiyet doktrindir. Cümle peygamber efendilerimiz İslâmiyet üzre geldiler din değil şeriat getirdiler lügat mânâsı bir olan, eşi, şerîki, nazîri olmayan ALLAH’ın irâdesine bağlanmaktır.
İslamiyetin kelime olarak ifâdesi “Lâ ilâhe illallah”tır. Yâni, “ALLAH’tan başka ilah yoktur, illâ, ALLAH vardır” Diyen kişi, beşerin başka ölçüsü yok ALLAH’a inanan kul müslümandır!.
Anlamını yaşıyorsa, ölçü ALLAH’a mahsus olup, mü’mindir. “Size din olarak İslâm’ı seçtim, dîninizi tamamladım” tebliği umûmîdir. Cümle peygamber efendilerimizin getirdiği şeriatlerinin anlamını kapsar; mana itibarı ile kelâm İslamiyet’tir!...
“Dini doğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin” diye, din olarak Nuh’a tavsiye ettiğimizi, sana vahyettiğimizi, İbrâhîm’e, Mûsâ’ya ve Îsâ’ya tavsiye ettiğimizi, sizin için hukuk düzeni yaptı. Fakat kendilerini çağırdığın bu nizam ALLAH’a ortak koşanlara ağır geldi. ALLAH dilediğini kendisine seçer ve kendisine yöneleni de doğru yola iletir.” (Şûrâ Suresi, 13)
Böyle bir emri ilâhi var mı. Bulamadın.. Bulamazsın.. İnsaf et de, “ibadet ve taata teşvik ediyorum” nefsinin zevki ve zannı ile, HZ. ALLAH’ın ittika sahibi, müttaki, mü’min kullarına samimi inançlarından, ihsan eylediği mükâfat-ı ilâhiyeyi, seni dinleyen kulun aczini fırsat bilerek, imanın kemalatının ödülü olan, ehline malum ibadet ve taatın manevi kazancının hazzını ve değerini hiçe sayarak, gerçeklerden habersiz, rahmet-i ilâhiyyeden habersiz, HZ ALLAH’ın varlığından, varlığı ile zuhur eden güzelliklerden yeterli malumatı olmayan, yalnızca ALLAH’ın varlığını kabul etmiş, ilahi bildiriye göre kul ölçüsü “Müslüman” olduğu ind-i ilâhide kabul edilen kul!...
İman yönünde henüz yeterli bilgiye sahip olamayan beni Adem’in samimiyetle icra eylediği icraatının sonsuz rahmet deryasına girmesine vesile olduğu gibi müttaki kullarına emr-i ilâhidir de; namaz, ramazan orucu, hac etmek emr-i ilâhiye göre zekatı vermenin kulun kulluk borcu, tertib-i ilâhiye, içtihadi zamana uyumlu yaşayan ittika sahibi kulların iman, samimiyet ve ihlaslarının İslâm’ın şartı değil, HZ. ALLAH’ın kuluna ihsan eylediği mümin kuluna elzem rahmet meyveleridir!..
Nefsi ölçüler ile ölçülemeyen ma‘nâ, mütteki kullarına ihsan edilen emr-i ilâhileri ayrı ayrı her birisinin rahmet deryasından sadık kul nasibini almak için vesile giriş kapıları olarak ihsan edildiğini nereden bilecek!?..
Mana yoksunu bilge(!) kişinin teşvik zannı ile saptırdığı rahmet suyunu mecrasının varacağı yeri bilen var mı?
Yeryüzünde, Hazret-i ALLAH’a inanan kullarını ahir zaman ümmeti ve dolayısı ile Hazret-i Muhammed’e düşman eylemedik mi?
Gene “teşvik ediyorum” yersiz zevkin hazzı ile ahir zaman ümmeti ümmet-i Muhammedi diğer ümmetlere düşman eylemedik mi?!.
“İlim” diye verdiğin, -şartlara uymayanlara yukarıdada belirttiğim gibi “gavur, kafir, gayr-i müslim” diye diye geldik bugüne!.
Emr-i ilâhiye ve zamanın icap eden ahvaline uyum sağlayamayan, emr-i ilâhiye de ters düşen bu tabloyu gücün varsa hemen düzelt!. Zira huzur-u ilâhide HZ. ALLAH’a hesap veremiyeceğin gibi kullarındanda kaçacak yer bulamayacaksın!.
Bugün halâ bu asra uymayan ilminin üzerinde israr ediyor isen işin ALLAH’a kalmış!. Lutfen, merhamet et hemcinsine, dolayısı ile nefsine!. Şahit mi gerekli? Kafir icadı diye evine koymadığın televizyon ve gazete günlük yayınlara kafanın içini ve dışını iyi çevir de bak: Haklı olduğun melanette yok değil; kaçma, onsuz dünya bulamazsın, şeytanını Müslüman etmeye çalış!.
PEYGAMBERİMİZ EFENDİMİZE SORDULAR: “SENİN DE ŞEYTANIN VAR MI, YA RESULLULLAH? BUYURDULAR Kİ: BENİM DE ŞEYTANIM VAR, AMA BEN ŞEYTANIMI MÜSLÜMAN ETTİM.”
Şeytan Müslüman olamayacağına binaen sen bu rumuzu iyi anla da ihtiyarının dışında zuhur eden şerleri ihsan edilen ihtiyarınla hayra tebdil etmeye çalış!
Kurtuluş kaçmakta değil!
Kişinin zararına olan zuhuratı güzelleştirerek hayra vesile kıl!.
Teknolojisiz, fiziki zuhuratsız yeryüzü sakın düşünmeyesin. Tertib-i ilâhi olan düzene günah-ı kebaire dışında güzelliklere uyum sağlamaya çalış.
Aksine kalkışır isen şu koca dünyada barınacak yer de bulamazsın!.
Dünyada kulun yaşantısı ne hale geldi, şahide ve izaha gerek var mı?!.
Çarpık düşüncelerin ve geçersiz icraatında israr etme. Hemcinsine acımıyor isen nefsine insaf et!
HZ. KU’RAN-I AZİMÜ’Ş-ŞAN’ı lutfen anlayarak oku!.
“Kendisinde hiçbir şekilde şüphe olmayan o kitap müttakiler için bir hidayet kaynağı ve yol göstericidir.”
(Bakara Suresi, 2)
“Müttakiler ki, gayba inanırlar, namaz kılarlar kendilerine verdiğimiz mallardan muhtaçlara yardım ederler.”
(Bakara Suresi, 3)
“Yine onlar sana indirilenlere ve senden önce indirilen kitab ve peygamberlere ve ahiret gününe iman ederler.”
(Bakara Suresi, 4)
“Onlar Rabbilerinden bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa ermişler ancak onlardır.”
(Bakara Suresi, 5)
İşte Hazret-i Kur’an’ın baş sahifesinde Cenab-ı Hakk’ın buyruğunun anlamını, belki bildiği halde, ben biliyorum taşkınlığının hazzı olsa gerek,teşvik kasdı ile, iman kalbine yerleşmemiş; yalnız, İslam’ı kabul etmiş kişiye “İslam’ın şartı” diye, ittika sahibi, müttaki kullarının emr-i ilahiye uygun ibadet ve taatlarını, henüz ALLAHın varlığını yeni kabul etmiş ademe, Hazret-i ALLAH’ın emrine sadakatle uymasını, imanın şartlarını, hele kelime-i şehadet ki imanın zirvesini nasıl yakıştırıp henüz iman kalbine yerleşmedi buyurulan beni ademi imanın zirvesi ile yükümlü kılıyorsun ?
İşte senin İslam’a uygun göremediğin Hazret-i ALLAHın Müslüman buyurduğu toplumların tepkisini milletce kaldıramaz hale geldik.. Lutfen bundan sonra dikkat edelim olmazmı?
“BEDEVİLER: İNANDIK, DEDİLER. DE Kİ: SİZ İMAN ETMEDİNİZ, AMMA İSLÂM OLDUK, DEYİN. HENÜZ İMAN KALPLERİNİZE YERLEŞMEDİ. EĞER ALLAH’A VE ELÇİSİNE İTAAT EDERSENİZ ALLAH İŞLERİNİZDEN HİÇBİR ŞEYİ EKSİLTMEZ. ÇÜNKÜ ALLAH ÇOK BAĞIŞLAYAN, ÇOK ESİRGEYENDİR”
(Hucurat Suresi, 14)
Hazret-i ALLAH’ın bildirdiği ahir zaman PEYGAMBERİ HZ. MUHAMMET MUSTAFA (S.T.A.V.) Efendimizin tebliğ eylediği gibi İslam’ı izah edelim lutfen!.. Sakın ha! Bu yazdığım gerçeklerden vatan kurtaran kahramanları tan ediyor zannetme. Maalesef, bu yönlü düşüncelere yersiz ilmin, çarpık tedrisatınla bu yönlü yanlışlığa sen çok müsaitsin!.. O acıyı, milletçe perişan olduğumuz günleri yaşamadın ise yaşıyanlara sor ve öğren. Gene tatmin olmadınsa o günleri anlayarak araştır ve oku. Varsa, elini vicdanına koy, insafla düşün!..
“SEHER ZEVKİN NE BİLSİN, PÜSTECANİ MÜSTERİ KALPLER,
FÜYÜZAT-I SABAHI HASTA-YI HİCRAN OLANDAN SOR!.”
Sabahın feyzini nereden bilecek güneşin doğuşunu dahi hayatında göremeyenler!?. Iztırapla gecesini geçiren sabahın fecri ile ferahlık bulan, hicran çeken hastadan sor sabahın feyzini!.
Hazret-i ALLAH bu vatanın kurtuluşunda emeği geçenlerden razı olsun!... Ahirete irtihal edenlerin makamlarını cennet eylesin amin!.. Hazret-i ALLAH’ın, vatanın kurtulması, hurafa ve bidatların Din-i İslam’a tasallutunun temizlenmesi, çok geri kalmış milletimizi muasır milletler seviyesine çıkarması için vazifelenmiş, gaye sahiblerini tanı. Her sahada ilerlemiş milletlere bugün “biz de varız” diyebiliyor isek o kahramanların eserleri olduğunu gör ve bil. Nankör olma!...
Her ne kılmışsa adâlettir, Cenâb-ı Kibriyâ;
Her kazâya, her belâya kıl rızâ, ALLAH kerîm.
Mustafa Kemal Atatürk’e “kafirdi” demekle gayretullaha dokunduğunun farkında mısın?! Değil isen bir gün gelir Rabbımın lutfu ile hayrını şerrini bilirsin, inşallah. Vatanın kahraman evladı. İlahi vazifeli. Büyük insan… ALLAH’ını bilen, gerçek müslümandı. Islaha vazifeli idi; şahidim.
Senin bu tavrını fazla garipsiyemiyorum. Çünkü sen dünyadaki bütün ALLAH’a inanan insanlara çarpık bilginle “gayr-i müslim, kafir, gavur” dedin. Hala diyorsun. Neye istinaden söylüyorsun? Ölçün ilahi değil… Bilgisiz nefsinin eseri!... Hucurat Suresi ondördüncü ayetindeki ALLAH bildirisine ters düşüyorsun. Bunları anlatmaya çalışacağım. Dinle!... Hazret-i Kur’an’a hayran, Peygamber Efendimizin tebliğ ettiği emr-i ilahilere hürmetkardı Mustafa Kemal Atatürk. Yeri geldikce muteber kaynaklardan aktarmaya çalışacağım..
Cümle kullarını rahmeti ile yaratan, rahmeti ile ihya olmanın sebeplerini na-mütenahi halkedip, kullarının imanlarının rahmeti ile bezediği, dışta görülen, samimi zuhuru ile başta benî Adem ve cümle yaratılanlara merhamet, kardeşlik, hoşgörü Hazret-i ALLAH’a yakınlığı mü’min kulunun dünya hayatında bariz görürsün.
Görülüyor ise, Yaratıcını düşünebiliyor ve hissedebiliyor isen, kanun-u ilahiyeye göre “müslümansın! Mü’min ve muttaki ve insan olmaya namzetsin”
“Lâ ilahe illallah” diyen kişi hiç bir şarta tabi olmadan emr-i ilahiyeye göre “müslümandır” kardeşindir!.
Hazret-i ALLAH’ın bildirisi, Peygamberimiz Efendimizin tebliği budur!... Lutfen, bu gerçeği öğren. Bilemiyorsan bir bilenden sor!...
1) İslâmiyet doktrindir. Cümle peygamber efendilerimiz İslâmiyet üzre geldiler din değil şeriat getirdiler lügat mânâsı bir olan, eşi, şerîki, nazîri olmayan ALLAH’ın irâdesine bağlanmaktır.
İslamiyetin kelime olarak ifâdesi “Lâ ilâhe illallah”tır. Yâni, “ALLAH’tan başka ilah yoktur, illâ, ALLAH vardır” Diyen kişi, beşerin başka ölçüsü yok ALLAH’a inanan kul müslümandır!.
Anlamını yaşıyorsa, ölçü ALLAH’a mahsus olup, mü’mindir. “Size din olarak İslâm’ı seçtim, dîninizi tamamladım” tebliği umûmîdir. Cümle peygamber efendilerimizin getirdiği şeriatlerinin anlamını kapsar; mana itibarı ile kelâm İslamiyet’tir!...
“Dini doğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin” diye, din olarak Nuh’a tavsiye ettiğimizi, sana vahyettiğimizi, İbrâhîm’e, Mûsâ’ya ve Îsâ’ya tavsiye ettiğimizi, sizin için hukuk düzeni yaptı. Fakat kendilerini çağırdığın bu nizam ALLAH’a ortak koşanlara ağır geldi. ALLAH dilediğini kendisine seçer ve kendisine yöneleni de doğru yola iletir.” (Şûrâ Suresi, 13)
Toplam Yorum 4
Yorumlar
| | 2) Sonra gelen semâvî din, evvel gelen dîni iptal etmez. Edemez de!. Semâvî din bir tânedir. Şeriatler kulların tekâmülüne Göre ihsan edilmiştir. Gerçek budur.! Hazret-i Allâh’ın Kur’ân-ı Azîmü’ş-şân’daki beyânı budur. Bunun dışındaki düşünceler îmanla bağdaşmadığı gibi, toplumlar arası düşmanlıktan başka bir şey getiremez; örneğin getirmedi de!.. Toplumlar arası dinde düşmanlık bu çarpık bilgiden gelmiştir.çarpık bilginin Hıristiyan âlemini engizisyona sürükleyen ve haçlı seferlerinin çıkmasına sebep olan, sonraki gelen ALLAH elçilerini kabul edememekten doğmuştur!. hakiykatlerin zahirde görüldüğü şer’î hükümler insanların kemâlâtına göre tanzim edilmiştir. Allâh’ın elçileri vâsıtasıyla tebliğ edile gelmiştir. Elçiliklerinde ayrılık yoktur. Kur’ân-ı azîmü’ş-şân’da: “Evvelki gelenleri tasdik, sonraki gelecekleri de müjdeleyici olarak gönderdik” buyurdu, Hazret-i ALLAH.!. Öyle ise toplumlar arası bu düşmanlık ve ayrılık niye? 3) Nur-u Muhammedi; Adem safiyullah’tan, kıyâmete kadar geçerli olan, Allâh’ın elçileri vasıtası ile cümle ALLAH kullarına bahşedilen rahmet-i ilâhînin ismidir. “Lev-lâke lev-lâk, le-mâ-halâktü’l-eflâk” (Sen olmasa idin, Habîbim, eflâkı yaratmazdım) hitâbı tek şahısa değil umumidir. Yaratılışın sırrı Nûr-u Muhammedî olup, peygamber efendilemizde zuhur ettiği gibi, vârislerinde, evliyâullah’da, velîlerde ve mü’minlerde zuhur eden rahmet-i ilâhînin özel ismidir. İsm-i mef’ul olup, övülmeye layık bir çok güzel hasletlere sahip olan ism-i hastır. “Nur-u Muhammedi” kıyâmete kadar da devam edecektir. Aksini düşünmek Allâh’ın adâletine ters düştüğü gibi, peygamber efendilerimizin ümmetleri arasında yakınlığa halel getirildiğini telafisi mümkün olmayan duşmanlığa dönüştüğünü emr-i ilâhiyeye uygun gözle bakar isek görmemiz mümkün:!.. Bu rahmet-i ilahinin ahir zaman nebisi Peygamberimiz Efendimizde zuhuru görüldüğü gibi, bilcümle peygamber efendilerimizde de zuhuru görülen rahmet-i ilâhiyenin mevcudiyeti de Nuru Muhammedi’dir!. Kıyamete kadar devam edecektir inşâ-ALLAH!... Hiç şüphe olunmaya. Rahmet-i ilahi mevzi değil, küllidir. Her kulunu ihata etmiştir. Adil-i mutlak yalnız Hazret-i ALLAH’dır... 4) “Lâ ilâhe illallah” (ALLAH’tan başka ilah yoktur, illâ, ALLAH vardır) diyen kişi hangi lisanen olursa olsun, aynı mânâyı söylüyorsa beşer olarak emri ilâhiye göre senin aciz ölçünle değil o kula “Müslümansın” demekle yükümlüsün başka ölçün yok, kardeşimizdir, “kanı, katli haramdır” buyurdu, Hazret-i Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz. Ve yine şöyle buyurdu: “Gaza meydanlarında ‘Lâ ilâhe illallah’ Deyinceye kadar mütecavizlerle Cihad etmek üzere emrolundum. Onlar bunu söyledikleri zaman kanlarını ve mallarını korumuş olurlar. Hesapları ise Allâh’a âittir.” Bu gerçekler böyle anlatılmadıkça, ALLAH’a inanan insanların, hemcinsine karşı husumetleri devam ettiği gibi, yanlış din bilgilerinin netiycesi düşmanlığa dönüşecektir. Şüphen olmasın.. Tarih boyu böyle olmadı mı? Hakiykate dönelim.. Esasları tahrif ederek bir yere varamayız.!. Îmânın altı şartı olan âmentü’nün de anlamı ile teleffuzu ilan edilmiştir. Cemaatler tarafından Hazret-i ALLAH’ın bildirisine uyulmasa da, gerçek budur; sebeb ne olur ise olsun. İslam’a girişle ilgisi olmayan beş şartın, anlamı yeteri kadar izah edilemedi ise zamana göre emr-i ilâhinin gerçeğini müdrik ve uygun düşünen toplumları Hazret-i ALLAH’ın emrine muhalefet ettiği gibi, inananlar arasında da ayrılığa sebeb olmakla yetinmediği gibi, Ehl-i kitap nefsinin, sesinin mahkumu olarak toplumlar ahir zaman ümmetini hatta ümmet-i Muhammed’in bilgisizce hakikat dışı horlanmasına, dışlanmasına sebeb olunmuştur! Nasıl mı? Hâlâ demiyor muyuz, “namaz kılmıyor ise, oruç tutmuyor, hacca gitmemiş ise, şahadet getirmiyor ise kafir, gavur, gayr-ı müslim!..” HZ. ALLAH’ın Kur’an-ı Azimü’ş-şan’daki bildirilerini dinle: “İSA ONLARDAKİ İNKARCILIĞI SEZİNCE: ALLAH YOLUNDA BANA YARDIMCI OLACAKLAR KİMLERDİR? DEDİ. HAVARİLER: BİZ ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARIYIZ. ALLAH’A İNANDIK. ŞAHİT OL Kİ BİZLER MÜSLÜMANLARIZ, CEVABINI VERDİLER!. (Al-i İmran Suresi, 52) “İBRAHİM NE YAHUDİ, NE DE HIRISTİYAN İDİ. FAKAT O ALLAH’I BİR TANIYAN, DOSDOĞRU BİR MÜSLÜMAN İDİ! MÜŞRİKLERDEN DE DEĞİLDİ.” (Al-i İmran Suresi, 67) İyi anla ki İslâmiyet hiç bir toplumun ve herhangi bir ümmetin tekelinde değildir umuma şamildir HZ ALLAHa inanan herkes müslümandır. Peygamber Efendimizin de bildirisi aynı değil mi: “ATAM İBRAHİM’İN DİNİ ÜZERE GELDİM” buyurmadı mı?... Ümmetler arasındaki ayrılık ve yakınlarımızda görülegelen din yaşantısında biri diğerine karşı ilim ve fikir zıddiyetleri bu aksaklıktan geliyor. Amma İslam olmak için gerekmiyen beş şart yerinde izah edilmediğinden dışta ve içte kullar arasında ister istemez düşmanlık ve husumete sebeb olunmuştur! Savm, salat, hac, zekat, kelime-i şahadet Hazret-i ALLAH’ın mü’min kullarına, müttaki ve derviş kullarına lutfeylediği emr-i ilahidir.Gerçek vazifeli mutasavvifin, bu yeri ters gösterilen rahmet-i ilâhiyelerin icraatını kabul etmiyor ise, o kişinin biatı alınamaz emr-i ilâhi bu veçhiledir. İmanlı kullarına bahşettiği en büyük rahmet-i ilahiyedir. İmanın küll olarak üzerinde ibadet ve taat emr-i ilahiye uygun, maddesinde ve ma‘nâsında, ömür boyu hayatında, illâ icraatında müşahede edilmesi mümkündür!... “EY PEYGAMBER! İNANMIŞ KADINLAR, ALLAH’A HİÇ BİR ŞEYİ ORTAK KOŞMAMAK, HIRSIZLIK YAPMAMAK, ZİNA ETMEMEK, ÇOCUKLARINI ÖLDÜRMEMEK, ELLERİ İLE AYAKLARI ARASINDA BİR İFTİRA UYDURUP GETİRMEMEK, İYİ İŞ İŞLEMEKTE SANA KARŞI GELMEMEK HUSUSUNDA SANA BİAT ETMEYE GELDİKLERİ ZAMAN, BİATLARINI KABUL ET VE ONLAR İÇİN ALLAH’TAN MAĞFİRET DİLE. ŞÜPHESİZ ALLAH ÇOK BAĞIŞLAYAN ÇOK ESİRGEYENDİR!..” (Mümtehine Suresi, 12) ALLAHU TEALA VE TEKADDES HAZRETLERİ kullarını affetmek için bahâneler halketmiştir. |
OğuZ_ tarafından 14:36, 14-12-2007 tarihinde yazıldı. avşar 07 tarafından 08-05-2008-14:01 tarihinde düzenlendi. |
| | GalibiBismillahirrahmanirrahim SANA DA, DAHA ÖNCEKİ KİTABI DOĞRULAMAK VE ONU KORUMAK ÜZERE KİTAB’I GÖNDERDİK. ARTIK ARALARINDA ALLAHIN İNDİRDİĞİ İLE HÜKMET; SANA GELEN GERÇEĞİ BIRAKIPTA ONLARIN ARZULARINA UYMA. HER BİRİNİZE BİR ŞERİAT VE BİR YOL VERDİK. ALLAH DİLESEYDİ SİZLERİ BİR TEK ÜMMET YAPARDI; FAKAT SİZE VERDİĞİNDE SİZİ DENEMEK İÇİN. ÖYLEYSE İYİ İŞLERDE BİRBİRİNİZLE YARIŞIN. HEPİNİZİN DÖNÜŞÜ ALLAHADIR. ARTIK SİZE, ÜZERİNDE AYRILIĞA DÜŞTÜĞÜNÜZ ŞEYLERİ O HABER VERECEKTİR. Maide 48 Hazreti İsa Aleyhissselamın vefatından 609 sene sonra, ahir zaman Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa Aleyhi ve Sellem efendimizin elçiliğinde ihsan edilen Hazreti Kur’an da, daha evvel Hz. Allah’ın ihsan eylediği cümle beşerin maddi ve manevi nizamının özünü sağlamaya Allah’ın bildirdiği esasta değişmeyen ve zamana göre ihsan edilen kitaplar ve sahifeler, cümlesi Hz. Allah’ın cemi kullarına hiç süphesiz lütfu ihsanıdır. Cümle Allah elçilerine ilahi kitapların ve suhufların hangisi ihsan edildiyse dünya yaşantıları ihsan edilen emri ilahiyenin tefsiridir. Allah’a iman eden her sınıftan kulların ekserisinin emri ilahiyenin özünü idrak edenlerin samimiyetlerine göre taltifi ilahiyeye nail olduklari her devirde görülebilir. İşte bu samimiyeti cümle Allah kullarına duyurmak kastı ile, Hz. Allah’ın bildirisini tekraren tek din vardir, İslamiyettir. Müslümanlarsa kardeştir. Cümle Allah elçilerinin dinleri İslamdir. Beşeri ölçü Allah’ın var olduğuna inanan müslümandır emri üzerine amel etmekte samimi olan mü’mindir, ittika sahibidir. Hangi peygamberin şeriati ile yükümlü işe peygamberin ismi ile anılır. Bu gerçeği kabul edenler, bu gün azınlıkta oldukları görülsede, asrı idrak edenlerin hakikat ışığı azda olsa görülmeye başladı. Görenlerin adedi günbe gün artıyor. Elhamdulillah. Allah gerçeğe zeval vermesin. Zalimlerin şerlerinden iman edenleri korusun. Amin Hacı Galip Hasan Kuşçuoğlu |
avşar 07 tarafından 13:32, 08-05-2008 tarihinde yazıldı. avşar 07 tarafından 08-05-2008-13:49 tarihinde düzenlendi. |
| | Tasavvuf Nedir ?TASAVVUF NEDİR? |
avşar 07 tarafından 13:47, 08-05-2008 tarihinde yazıldı. |
| | Tasavvuf Nedir ?TASAVVUF NEDİR ?DEVAMI Hazret-i Mevlana, Mesnevi Cilt I Beyit 2960 Ve Devamında Sure-i Fetih 10’uncu Ayetin Anlamını Peygamberimiz Efendimiz (S.T.A.V.) Hazret-i Ali (Kerremallahu Vechehu)’ya Ve Dolayısı İle Biz Aciz Ümmetlerine De İnsan Olmanın Sırrını Lutfedilen Rahmet-i İlahiyeyi Beyanları İle Ehl-i Zikrin, Ehl-i Aşkın Yollarında İhsan Edilmiş Rahmet Nurunu Açık Gösterdiler… Peygamber Efendimiz (S.A.V.) Hazreti Aliye (R.A) Buyurdular Ki: Ya Ali Allah Aslanısın, Kuvvetlisin, Korkmazsın, Yüreklisin , Fakat Arslanlığına Dayanma ,Güvenme Ümit Ağacının Gölgesine Sığın , Hiç Kimsenin Rivayetlerle, Masalllarla Yoldan Ayıramıyacağı, Akil Bir Mürşidin Gölgesine Gir… Yer Yüzünde Onun Gölgesi Kaf Dağı Gibidir. Ruhu Simurg Gibi Çok Yükseklerde Uçmakta, Yücelerde Dolaşmakta… Kıyamete Kadar Onu Övsem, Söylesem Tükenmez.. Bu Övüşe Bir Kesim, Bir Son Arama. Güneş İnsan Sureti İle Yüzünü Örtmüştür; İnsan Suretinde Gizlenmiştir. Artık Sen Anlayıver. Doğrusunu Allah Daha İyi Bilir. Ya Ali Sen Allah Yolundaki Bütün İbadetler İçinde Allahın Rahmetine Ulaşmış Kişinin Gölgesine Sığınmayı Seç . Herkes Bir Çeşit İbadete Sarıldı, Kendisi İçin Bir Türlü Kurtulma Çaresine Yapıştı. Sen Akil Bir Mürşidin Gölgesine Kaç Ki, Gizli Gizli Savaşan Düşmandan Kurtulasın. Bu Hal Senin İçin Bütün İbadetlerden Daha İyidir. Bu Suretle Yolda İlerlemiş Olanların Hepsini Geçer, Hepsinden İleri Olursun. Bir Pir Ele Geçirdinmi Hemen Teslim Ol, Musa Gibi Hızırın Hükmüne Girip Yürü Ey Münafıklık Nedir Bilmeyen!... Hızırın Yaptığı İşlere Sabret Ki, Hızır: “Haydi, Git. Ayrılık Geldi” Demesin!... Gemiyi Kırarsa Ses Çıkarma, Çocuğu Öldürürse Saçını Başını Yolma, Mademki Hak Onun Eline “Kendi Elimdir” Dedi; Yedullâhi Fevka Eydî'him Hükmünü Verdi.. (Fetih Suresi, 10) Şu Halde Allah’ın Eli Onu Öldürse De Yine Diriltir. Hatta Diriltmek Nedir Ki, Ona Ebedi Hayat Verir. Bu Yolu Nadir Olarak Yapayalnız Aşan Bile, Yine Pirlerin Himmeti İle Aşmış, Varacağı Yere Onların Sayesinde Ulaşmıştır. Pirin Eli Kısa Değildir Gaibdekilere De Erişir. Onun Eli Allah Kabzasından Başka Bir Şey Değildir Ki… Gaibde Bulunanlara Böyle Bir Hil’at Verilirse Huzurda Bulunanlar Şüphesiz Gaibdekilerden Daha İyidir. Gaibdekileri Bile Doyururlar Onlara Bile İhsan Ederlerse, Artık Konuğun Önüne Ne Nimetler Komazlar?”… Huzurunda Hizmet Kemeri Bağlanan Nerde; Kapı Dışında Bulunan Nerde?”… Mürşidini Seçip Ona Teslim Oldun Mu Nazik Ve Tahammülsüz Olma. Balçık Gibi Gevşek Ve Sölpük Bir Halde Bulunma. Her Zahmete, Her Meşakkete Kızar Kinlenirsen, Cilalanmadan Nasıl Ayna Olacaksın?...” İnsan Melek De Olsa İlahi Yardıma Uğramayınca Defteri Siyah Çıkar. Hakk’ın Yardımına, Hakk’ın Has Kulları Olan Kamil İnsanların Şefaatine Meleklerin De İhtiyaçları Vardır… Hazret-i Muhammet Mustafa (S.T.A.V.) Efendimiz Hazret-i Ali (R.A.) Şahsında İnsan Olmanın Tertib-i Tanzim-i İlahinin Metafizik Ve İlm-i Ledünni Yönü Olan Varisün-Nebi, Nedim-i İlahi, Allah’ın Vazifelendirdiği Mürşide Biatı Has Kullarının Kemalata Ermesi İçin Elzem Kılmış Hazret-İ Allah(C.C)… Hazret-i Muhammet Mustafa (S.T.A.V.) Efendimiz Bilahere, Hazret-i Ali (R.A.) Şah-I Velayet Rütbesi İle Henüz Taltif Olunmadan, Aliyyel-Murtaza (R.A.) “Allah’ın Arslanı” Ünvanı İle Taltif-i İlahiye Nail Olduğu Zaman Hazret-i Muhammet Mustafa (S.T.A.V.) Efendimiz Luzumuna Binaen Hazret-i Ali (R.A) Efendimizin Şahsında Ümmet-i Muhammed’e Ve Cümle Allah Kullarından İman Edenlere Nur-U İlahiden Zuhur Eden Nur-U Muhammediyi Bildirmeleri İle Hazret-İ Ali (Kerremallahu Vechehu) Efendimiz Velayet Makamının Şahı Kılınmış Şah-ı Velayet Rütbesine Ermiştir. Peygamberimiz Efendimiz De “İşte Bu Doğru Yol, Nur-U Muhammediyenin İlim Şehrine Giden İlahi Yoldur” Buyurdular… “Ene Medinetün Ali Bâbuhâ Hitabı İle Ehlî Tarik Yolu İzahını Bulmuştur… Rahmet-İ İlahiye Vesile Kılınan Yol Büyüklerimizin Manevi Şahsiyetleri Nur-U Muhammedinin İla-Yevmil-Kıyame Tecelli Ve Zuhur Merciidir. Şüphe Edilmeye. Bu Rahmet-İ İlahiyeden Gafil Olunmaya… Emr-İ İlahiler Yalnız Peygamber Efendimizin Şahsiyetlerinde Hitam Bulmazlar; Hitab-I İlahiler Cümle Kullarınadır Dervişin Bir Şeyhi Vardır. Manevi Doğuşa Vesile Olduğu İçin Anlam İtibari İle “Baba” Da Denir... Dikkat Edersen Maddede Olduğu Gibi Baba Bir Tanedir. Ma’na Da Böyledir. “Baba İki Olursa Evlat *** Olur” Dediler… Halik-I Zül-Celal Buyurdular Ki: “Siz Çocukları Babalarının İsmi İle Çağırın. Eğer Babalarını Bilmiyor İseniz, Onlar Sizin Din Kardeşlerinizdir.” Şeyhi Vefat Eden Bir Derviş, Şeyhinin Yerine Halik-I Zül-Celal Vazifeli Şeyh Efendi Vermemiş İse Ve Derviş İstihare Yoluyla Başka Dergaha Geldi İse Kabul Edilir. Eski Evradını Değil, Sonradan Aldığı Evrat Ve Ezkarını Yapar. Şeyhi Evvelki Şeyhidir; Amma Terbiye Ustadı Değişmiştir. Başkaca Değişen Bir Şey Yoktur. Derviş Sadakatlı Olmalıdır… Dervişin Bir Şeyhi Vardır” İki Şeyhi Olmaz. Mürşitlerin Biri Birine Teberrük Olarak İrfaniyyet Yolunda Yardımcı Olmaları Da Adap Ve Erkana Uygundur. Rahmet-İ İlahiyedir. İstifade Kapuları Açık Bırakılmıştır. Gene Makamın İşareti İle HudutludurHacı Galip Hasan Kuşçuoğlu |
avşar 07 tarafından 13:51, 08-05-2008 tarihinde yazıldı. |







